ZÂİDE BİN KUDÂME

Kufe’de yetişen
Ehl-i sünnet âlimlerinden. Adı, Zâide bin
Kudâme bin Mes’ûd es-Sakafî’dir. Künyesi
Ebu’s-Salt el-Kufî’dir. îmâm-ı Nesâî, O’nun
60 veya 61 (m. 6831 senesinde, rumlarla harbederken
vefât ettiğini bildirmektedir. 76
(m. 695; senesinde Haccac zamanında
Haricilerden Şübeyb tarafından şehid edildiği
de rivâyet edilmiştir. Tâbiînin büyüklerindendir.
îslâmiyete bozuk itikadlann sokulmaya
çalışıldığı bir devirde yetişen Zâide bin
Kudâme büyük bir hâdis âlimi idi. Rivâyetleri
sika (güvenilir, sağlamı olup Ehl-i sünnet
ehlinin önde gelenlerindendi. Ancak
sika olan râvilerden hadîs-i şerif rivâyet
ettiğini birçok hadîs âlimi haber vermektedir.
O, Ebû İshak, Abdülmelik bin Umeyr,
Süleyman-ı Teymî, Ismâîl bin Ebî Hâlid,
Ziyâd bin Alâka, Semmâk bin Harb ve
daha pekçok âlimden ilim alıp hadîs-i şerif
rivâyet etmiştir. Kendisinden de, Süfyan
bin Uyeyne, Abdurrahman bin Mehdî,
Muaviye bin Amr, Abdullah bin Mübârek,
Ebû Naîm, Ebû Usâme ve daha pekçok âlim
hadîs-i şerif rivâyet etmişlerdir.
O’nun hadîs-i şerif rivâyetindeki sikakğı,
sağlamlığı, büyük bir hadîs âlimi olan
Şu’be bin Haccâc derecesinde idi. (Bkz. Şu’
be bin Haccâcı İbn-i Sa’d, Onun hakkında:
“O, sika ve emin bir râvi olup, bid’atlerden
uzak ve sünnete sımsıkı bağlı idi” diyor.
İmâm-ı Iclî ve îmâm-ı Nesâî de, sika râvilerden
olduğunu zikretmektedirler. Ahmed
bin Yunus diyor ki: “Birgün Züheyr bin
Muaviyenin Zâide’ye geldiğini ve onunla
kendisinden hadîs-i şerif rivâyet ettiği bir
kişi hakkında konuştuğunu gördüm. Onun
Ehl-i Sünnetten olduğunu söyledi ve onun
bir bid’âtini bilrîriyorum dedi”, tbn-i Hıbbân
da, “Kitabüs-sikât”ında “O, kuvvetli
hadîs hafizlanndandı. Hadîs-i şerif rivâyetinde râvi’nin üç kere dinlemiş olmasını
şart koşardı.”
Ebû Naîm de: “O, imtihan etmedikçe
kimseyle konuşmazdı. Bir keresinde kendisine
Vekî geldiği halde onunla konuşup,
hadîs-i şerif rivâyetinde bulunmadı” diyor.
Imâm-ı Darekutni de: “O, rivâyetleri sağ­
lam olanlardan olup büyük hadîs
imâmlanndandı” dedi.
Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden biri
şöyledir:
Esved bin Hilâl’den, O da Muaz bin
Cebel’den işitti. Muâz bin Cebel (r.aı şöyle
buyurdu: “Beni Resûlullah (s.a.vı efendimiz
çağırdı. Hemen kendilerinin yamna
gittim. “Allahil teâlû’nın insanlar üzerindeki
hakkı nedir bilir misin?”
buyurdular. Ben de “Allah ve Resûlü
bilir”dedim. Buyurdular ki “Allah’a ibâ­
det etm eleri ve O’na hiçbir şey ortak
koşmamalarıdır.” Tekrâr “ Yâ Muâz!
Bunu yaptıktan takdirde kulların
Allahil teâlâ üzerindeki hakkı nedir,
bilir misin?” Ben tekrar “Allah ve Resûlü
bilir” dedim. Bunun üzerine “Onlara
azâb etm em ektir” buyurdular.
1) Tehzibü’t-tehzib cild-3, sh. 306
2) Tezkiretü’l-huffâz cild-1, sh. 215
3) el-A’lâm cild-3, sh. 40

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*