Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

YUMURTA.

YUMURTA.

 

Bütün hayvanlann yaşamı bir yumurtayla başlar. Bu yumurta bazı hayvanlarda dişinin vücudunda gelişir ve yavru doğarak dünyaya gelir. İnsanın da bir üyesi olduğu memeli hayvanların hemen hepsi ve bazı yılanlar bu biçimde çoğalırlar. Yumurtlayarak üreyen hayvanlarda ise yumurta daha gelişmeye başlamadan koruyucu bir kabukla örtülerek vücuttan dışan atılır ve içindeki yavru gelişmesini tamamlayınca yumurtanın kabuğunu çatlatarak dışarı çıkar. Kuşlar, sürüngenler, bahklar ve böcekler yumurtlayan hayvanlardır.
İster dişinin vücudunda, isterse dış ortamda gelişsin, bütün yumurtalarda zigot denen döllenmiş bir yumurta hücresi bulunur. Bu döllenmiş yumurta, dişinin yumurtalıklarınca üretilen yumurta hücresinin erkekten gelen spermayla birleşmesinden oluşur ve hızla bölünerek yeni yavrunun ilk taslağı olan embriyona dönüşür.
Eğer döllenmiş yumurta dişinin vücudunda gelişirse, embriyon besinini doğrudan annenin kan dolaşımından alır ve bu iç ortamda korunup ısınır. Oysa yumurtlayan hayvanlarda döllenir döllenmez vücuttan dışarı atılan yumurta hücresinin beslenmesi, dış etkenlerden korunması ve sıcak tutulması için bazı önlemler gereklidir. Bu nedenle, döllenmiş yumurtanın zengin bir besin deposu ve koruyucu bir kabuğu vardır. Embriyon, yumurtadan çıkacağı ana kadar “yumurta sarısı” denen bu besin deposundan beslenir ve kabuğun içindeki korunaklı ortamda gelişmesini tamamlar. Ayrıca bazı hayvanlarda dişi, bazı-lannda dişi ile erkek sırayla yumurtanın

üstünde kuluçkaya yatarak yavrunun gerekli sıcaklıkta tutulmasını sağlarlar.
Kuş Yumurtası
Kuşların yumurtasında en içte bir yumurta sarısı, bunun çevresinde de sıvı bir protein kütlesi bulunur. Büyük ölçüde albümin grubu proteinleri içeren bu kütle, embriyonun yedek besin ve su deposudur. Pelteyi andıran bu renksiz ve saydam sıvı piştiği zaman katılaşıp beyazlaştığı için yumurta akı diye bilinir. Yumurta sarısını iki yandan yumurta akına bağlayan ve uçlan kabuğa yapışık olan iki güçlü bağ (içgöbek bağı ya da kalaza) yumurta sarısını havada asılı tutup destekleyerek embriyonun gelişeceği bölümün örselenmesini engeller. Yumurta sarısının içinde embriyonun ilk taslağını barındıran bu gelişme odağına “tohum” denir. Bir tavuk yumurtasında, koyuca sarı renkli küçük bir benek biçimindeki bu tohum çıplak gözle bile görülebilir.
İçteki bütün bu yumuşak bölümleri saran yumurta kabuğu temel olarak kalsiyum karbonattan oluşur. İçi iki kat zarla döşeli, dış yüzeyi düzgün, pürüzsüz ve gözeneklidir. Embriyon bu gözeneklerden giren havayla solunum yapar. Yumurta hücresi dişinin yumurtalık denen organında üretilir ve yumurta kanalından geçerken bir spermayla birleşerek döllenir. Döllenmiş yumurta yavaş yavaş dönerek bu kanaldan aşağıya inerken çevresi yumurta akı ve kabukla sarıhr. Kanalın dibine ulaştığında kalın bir kalsiyum karbonat katmanı biriktiği için kabuk artık iyice beyazlaş-mıştır. Böylece bildiğimiz kuş ya da tavuk yumurtası halinde vücuttan dışarı atılır.
yumurta ak<
yumurta akı
Bir tavuk yumurtasının bölümleri.
Yumurta kabuğu, üzerinde kuluçkaya yatan dişi kuşun ağırlığını taşıyacak kadar sağlamdır. İçte de, peltemsi yumurta akı ve yumurta sarısını kuşatan ince zardan bir kese embriyon tohumunu dış etkenlerden korur. Embriyon büyüyüp geliştikçe yumurta akı giderek azalır ve sonunda tümüyle yok olur.
Yumurta kabuğunun iç yüzeyini döşeyen iki kat zar, yumurtanın şişkin ve yuvarlak ucunda birbirinden ayrılarak içi havayla dolu minik bir cep oluşturur. Civciv, yumurtadan dışarı çıkmadan önce ilk soluğunu bu hava boşluğunda ahr.
Ötücükuşlann yavrusu yumurtadan çıktığında kendine bakamayacak kadar âz gelişmiştir. Tüysüz ve gözleri kapah olan bu yavrular uzun bir süre bakım gerektirir. Oysa öbür kuşların, örneğin ördek yavrularının hem tüyleri vardır, hem de gözleri açıktır. Çünkü ötücükuşlann yumurtası yavruyu uzun süre beslemeye yetecek kadar besin içermezken, ördek yumurtasında civcivlerin çok daha gelişmiş bir evrede yumurtadan çıkmasını sağlayacak kadar bol besin bulunur. İri kuşların yumurtaları kuşkusuz küçük kuşlarmkin-den daha büyüktür; ama yavrunun besin gereksinimi de yumurtanıp büyük ya da küçük olmasını etkiler. Kolibrinin iri bir bezelye tanesi boyutlarındaki yumurtası en küçük, devekuşunun 17-20 cm uzunluğunda ve 1,5-2 kg ağırlığındaki yumurtası ise en büyük kuş yumurtasıdır.
Kuşların çoğu yumurtalarmm üstünde kuluçkaya yatarlar; ama yavruyu sıcak tutmak için başka yöntemler de vardır. Örneğin Avustralya’da yaşayan iriayaklar yumurtalarını çürüyen bitki yığınlarının ya da sıcak kumların içine gömerler. Özellikle bu kuşların bir türü, yavruları için hazırladığı ilginç yuvasıyla tanınır. Çünkü erkek kuşun kurumuş yapraklardan hazırladığı ve üstünü kumla örttüğü “kuluçka tepeciği”nin yüksekliği 1 metreyi, çapı da bazen 5 metreyi bulur. Dişinin bu yığının içine yumurtladığı yumurtalardan çıkan yavrular hemen uçabilecek kadar gelişmiştir.
Sürüngenlerin ve Memelilerin Yumurtası
Sürüngenlerin bol besin içeren yumurtaları türden türe değişir. Çoğunun kabuğu sığır

İLGİNÇ BİÇİMLİ YUMURTA ÖRNEKLERİ
PAMUKKURDU
(GÜVE)
MAVİ
KELEBEK
ISPANYA KRALİÇESİ (KELEBEK)
BAKIR-
KELEBEĞİ
BAGA
KELEBEĞİ
KRAL
KELEBEĞİ
ANOFEL
(SİVRİSİNEK)
TULKANAT
ETSİNEĞİ
fil
BALDIRSOKAN ; BAŞ BİTİ
LAHANA.
KELEBEĞİ
YAPRAKKESEN ,
ARI SALYANGOZU
DEĞNEKÇEKİRGESİ
KARASİNEK
DEVESİNEĞİ
DENİZ SALYANGOZ!
AVCISINEK
ÇEKİRGE KURBAĞA
PURPURA (DENİZ KABUKLUSU)

TİMSAH
MÜREKKEPBALIĞI
PORT JACKSON KÖPEKBALIĞI
EMU
YUMUŞAKÇALAR 203
derisi gibi esnek ve dayanıklı, bazılarınınki çok sert ve katı, bazılannınki de oldukça yumuşaktır. Örneğin yerde kazdıkları oyuklara yumurtlayan keler ve kertenkelelerin yumurtaları genellikle yumuşak kabuklu olur. Kab-lumbâğaların yumurtası ise sert kabukludur ve sıcak kalması için kuma gömülür. Yilanla-nn çoğu yumurtalarını çürümekte olan bitki kalıntılarının içine gömerler. Yalnız bazı iri türler yumurtaların üstüne çöreklenerek kuşlar gibi kuluçkaya yatmayı yeğler. ’ > Bütün memeliler sınıfı içinde yalnızca orni-torenk ve ekidne öbür memeliler gibi doğurarak değil yumurtlayarak ürer. Tekdelikliler denen bu grubun yumurtaları beyaz ve derim-si bir kabukla örtülüdür. Dişi ornitorenk yerdeki bir oyuğa yumurtlar ve yavrulan sıcak tutmak için yumurtalann üzerinde kuluçkaya yatar. Ekidne ise yümurtalannı kangurular gibi karnındaki bir kesenin içinde taşır.
Milyonlarca Yumurta
Balıklann, böceklerin, salyangoz ve karides gibi öbür küçük hayvanların yumurtaları da kendileri gibi küçüktür. Üstelik bu hayvanlar kuşlar, sürüngenler ve yumurtlayan memelilerle karşılaştırılamayacak kadar çok sayıda yumurta dökerler. Örneğin morinanın bir yılda döktüğü yumurta sayısı yaklaşık 6 milyonu, kalkanbalığınınki 9 milyonu, gehn-
cikbalığımnki ise 28 milyonu bulur. Balıklar yumurtalannı genellikle doğrudan doğruya denize döktükleri için, başka hayvanlara yem olan bu milyonlarca yumurtadan pek azı yaşama şansı bulur. Kurbağalar ile öbür amfibyumlann yumurtalan kaygan ve peltemsi bir kıhfla sanlıdır. Balıklar gibi amfibyumlar da yumurtalarını genellikle suya dökerler ve suyun üstünde yüzen yumurtalan güneş ışığıyla ısınmaları için kendi haline bırakırlar. Oysa ebe kurbağalann erkeği, hayvanlar dünyasında pek rastlanmayan bir davranışla yumurtalann bakımını üstlenir ve dişinin bıraktığı yumurta şeritlerini arka bacaklanna dolayarak yavrular çıkıncaya kadar böyle dolaşır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.