YILANLAR (Ophidia)

Uzun vücutlu, bacaksız, bazıları zehirli dişlere sahip sürüngenlerin genel adı. Sıcak bölgelerde yaşayan soğukkanlı (değişken ısılı) hayvanlardır. Dış kulak deliği ve zarı yoktur. Dillerinin ucu çatallı olup, alt çenedeki bir yarıktan uzatılıp çekilbilmektedir. Alt ve üst göz kapaklan birleşerek saat camı gibi şeffaf saydam bir lens meydana getirirlerVücutlanndaki suyu buharlaşma ile kaybetmemek için üstlerinin boynuzsu tabakası kalınlaşarak pullan meydana getirmiştir. Vücutlannı örten pullann şekli ve rengi sınıflandırmada önemli rol oynar. Salgı bezleri olmadığından derileri daima kurudur. Büyümeye manî olduğu için zaman zaman deri değiştirirler. Dişler besini tutmaya yarar ve geriye doğru yatıkçadır.

Zehirli yılanlarda ön çenede uzun oluklu zehir dişleri de vardır. Bunlarda tükrük bezleri, zehir bezine dönüşmüştür. Yürekleri üç gözlüdür. Yarım bir zar ile kısmen, aynl- mış olan kanncıkta karışık kan bulunur. Vücutlarında da kanşık k^n dolaşır. Güneşin altında yatarak vücutla- nnı sıcak kayalara temas ettirerek, vücut ısılarını yükseltirler. Sonbaharda, kuytu yerlere çekilerek kışı hareketsiz ve uyuşuk olarak geçirirler. İlkbaharda, kış uykusundan uyanınca tekrar ortaklıkta görünmeye başlarlar.

Canlı hayvan avlayarak beslenirler. Böcek, kannca yiyenleri olmakla beraber, fare gibi kemirgenlerin baş düşmanıdırlar. Boa ve piton gibi büyükleri avla- nnı sıkarak öldürdükten sonra yutarlar. Bütün yılanlar, avlannı parçalamadan bütün olarak yutarlar. Çeneleri 180°’ye kadar açıldığından iri avlannı yutmakta zorluk çekmezler. Küçük bir bahçe yılanı, iri bir kurbağayı rahatça yutabilir. Dünyada üç bin kadar yılan türü vardır. Bunların çok azı zehirlidir. Ziraat için zararlı, fare, tavşan gibi kemirgenleri yiyerek yok ettiklerinden bir bakıma faydalı da sayılırlar. Kuş ve kertenkele de yerler. Zehirlilerinden de panzehir yapılarak faydalanılmaktadır.Yılanlar, genellikle üç metre öteyi göremezler. Koku almada burun deliklerini değil dillerini kullanırlar. Uzun ve çatallı dillerinin her iki ucu havadan, yerden gelen kimyasal kokulan alır. İçeri çekildiğinde dil ucundaki kokular damaktaki jakobson organında duyu haline dönüştürülür. Engerek yılanlan zehirledikleri avının izini diliyle takip ederler ve ölüsünü yutarlar. Yılanların burun delikleri, ağız kapalıyken alt çenedeki hava borusunun üzerine geldiğinden ağızlarım açmadan solunum yaparlar. , Avlannı yutarken ağız açık olduğundan burun deliklerinin hava borusuyla ilgisi kesilir. Böyle zamanlarda, vücutlannda bulunan hava torbalarındaki yedek havadan faydalanırlar. Çoğu yılanlann sadece sağ akciğerleri gelişmiştir. Diğeri adeta kaybolmuştur. Boa ve Piton yılanlannda sol akciğerler küçüktür.

İri avlann yutulması uzun sürdüğü zaman ağız tabanında bulunan soluk borusunun girişi ağızdan dışan çıkarılabilir. Bu özellik büyük hayvanlan yemek için bir adaptasyondur, yılana ağız dolu olduğunda dahi nefes alma imkam sağlamaktadır. Dış kulaklan olmadığından, uzun zaman yılanlar sağır zannedildi. Çeneleri ile kulaklan arasında kemik bağlantılan olduğundan, üzerinde bulunduğu toprağın yansıttığı sarsıntıları kolayca işitirler. Çenesini yere koyan çıngıraklı bir yılan çok uzaktan gelen bir atın ayak seslerini kolayca duyabilir. Yılanlann bulunabildiği arazilerden geçen bir insan gürültülü ayak darbeleriyle yürüdüğünde hiçbir yılana rastlamaz. Bazı yılanlann göz ve burunlan arasında ince zarlı iki çukur bulunur. Bunlar, sıcak kanlı hayvanlann vücutlanndan yayılan ısı dalgalannı (infra- red) tespit ederler.

Bunlann sayesinde avlannı karanlıkta bile bularak takip ederler. Boğa yılanlanmnçoğunda dudaklarım çevreleyen pullarda ısı his organları vardır. Bunların sayesinde karanlıkta gözle görünmeyecek şekilde gizlenen sıcak kanlı hayvanları bularak avlar. Bu tabii infrared dedektörleri (Kızılötesi ışınlan seçebilen araç) yalnız boa, çıngıraklı ve çukur engerek yılanlannda bulunur. Türkiye’de kum boa yılanı ve birçok engerek çeşitleri vardır. Yüanlar seyrek yerler, yiyecek hazır olsa bile bu düzenlerini bozmazlar. Büyük bir piton yılanı senede 7-8 defa yemek yerken, daha küçük yılanlar haftada veya on günde bir yerler. Yılın 290 gününü aç geçirebilirler. Zaman zaman dillerini suya değdirerek veya başlarını suya dokundurarak su da içerler. Aç olduklan zaman besin bulmak için uzun mesafeler katetmekten çekinmezler. Bunun dışında zamanlannın çoğunu uyuşuk halde geçirirler. Sadece vücutlannı gerekli ısı seviyesine getirmek için hareket ederler. Anakonda, boa ve piton gibi büyük yılanlar avlarını önce vücutlanyla sarar ve sıkarlar. Nefes darlığından ölen hayvanlan sonra yutarlar. Bu sıkıştırma esnasında avın kemiklerinin kınldığı az görülmüştür. Yılan zehiri av etini eritmeye yarayan kuvvetli bir sindirim sıvısıdır. Zehirsiz yılanlarda bile zehirli olan kuvvetli bir sindirim sıvısı vardır. Ağızlanna parmak sokulduğunda veya dişlendiğinde tükürüklerindenyanma ve şişme yapar. Dişleri sökülen zehirli yılanlarda dişler tekrar sürer. Yılanlann renkleri ve boylan çeşitlidir. Zehirli yılanların başlan üçgen ve kuyruklan küt olduğu söylenirse de bunlar kesin belirtiler olamaz.

Her yılan zehirli kabul edilerek sakınmak gerekir. Yılanlar yumurtlayarak ürerler. Yumurtalardan ergine benzer yavrular çıkar. Bunlar hemen başlarının çevresine bakarlar. Boa, anakanda ve engereklerin çoğu yavrula- nm doğurur. San engerek yumurtlar. Pitonlann bazıla- nmn dişisi, yumurtalann üzerine kıvrılarak kulçkaya yatar. Yumurtalar 2-3 ay içinde açılır. En küçük yılanlar 5-10 cm. uzunlukta olan kör yılanlardır. Kannca ve yumurta ile beslenirler. Toprağı kazarak hızla içine girerler. Çift süren çiftçiler ona rastlayınca, yılan değil, solucan zannederler. Türkiye’de de bol bulunurlar. En büyük yılanlar arasında 5,4 metre uzunlukta olan kobra, 10 metre boyunda piton ve 11,2 metreye varabilen anakonda yılanıdır. Yılanlarda kaburgalann uçlan serbesttir. Uçlanndaki kaslar, kann pullanna bağlıdır. Kaslar yardımıyla pullan dikleşltirip yatırmak suretiyle yol alırlar. Pullar, çengel gibi toprağı kavrayarak vücudu ileri çekerler. Buna dayalı çeşitli sürünme metodları vardır. Su yılanlan vücutlannı “s” şeklinde dalgalandırarak yüzerler.Yılanlar çok hızlı hareket eder gözükürler. Fakat bu yılanın meydana getirdiği görünüşte olan bir aldatmadır. Aslında diğer hayvanlarla karşılaştırılacak olursa yılanlar çok yavaş hareket ederler. Hızlaıı saatte 3,2-6,4 km’dir. Hız bakımından rekor Afrika mam basındadır. Bu da saatte 11,2 km. hız yapabilmekt edir. Yılanlann çoğu türleri 10-20 sene, daha büyük türler 30 sene civannda yaşarlar. En büyük düşmanlan kedigiller, yırtıcı kuşlar ve mongo denen bir memelidir.
Sadece yılanla beslenen yılanlar da vardır. Kobra ailesinin üyeleri iyi yılan yiyiciler olup, “kral kobrası” çok nadir başka bir şey yer. Vücut renkleri bulunduklan ortama adapte olacak şekildedir. Çöl yılanı, açık kum renginde, orman yılanlan yeşil yaprak rengindedir. Gece aktif olan yılanlar, gündüzleri İcaya altlan, oyuklarda ve bu gibi yerlerde gizlenirler. Siyah bir yılan zıplayan bir kurbağayı kovalayabilir, fakat kurbağa zıplamayıp olduğu yerde kalınca onu göremez. Her ne kadar bu kurbağa bir insamn gözüne kolayca görülebilirse de yılan onun orada olduğunu ancak diğer bir his orgamyla anlayabilir. Su yılanlannın çoğu sadece soğuk kanlı hayvanlarla beslenirler, zehirsiz yılanlardır. Görünüşleri engerek yılanlanna benzer. Bazen uzmanlar bile su yılanlannı zehirli engerek yılanlanndan çok zor ayırt ederler. Su yılanlannda zehir dişleri yoktur ve kuyruklan yavaş yavaş daralır. Engereklerin ise uzun zehir dişleri vardır ve kuyrukta daralma daha sert bir haldedir. Su yılanlanna sazlıklar arasında, su kenarla- nnda bol rastlanır. Türkiye’de de çoktur. Genellikle yeşilimtrak sarı renklidirler. Su kenariannda güneşteyatmayı severler. Buralarda kurbağa ve fare avlarlar. Tehlike anında hızla suya dalarak kaybolurlar. Suyun altında ustalıkla balık avlayanları vardır. Dere ve nehirlerde yavaş hareket eden balıklan avladıklarından, ortada hep aktif ve sağlıklı balıklar kalır. Bu da balıkçılık için önemlidir. Ok yılanı, yol ve çit kenarlannda, yıkık yerlerde banmr. Siyahımtırak bir rengi vardır. Kertenkele ve fare avlayarak beslenir. Hızlı ve vahşidir. Çöreklenerekavlarının üzerine atılarak gövdesiyle yıkar ve yutar. Boyu 1-1,5 metre kadardır. En zehirli yılanları yer ve zarar görmez. İnsan ve hayvanlardan da korkmaz. Çoğunlukla sıçrayarak atlan dudaklanndan ısırır. Yakalandıklannda çoğnulukla ısınrlar. Bunun zehirsiz olduğunu bilmeyenler çok korkarlar. Isırığı hemen yıkamalıdır. Büyük bir tehlike olmamakla beraber ışınlan yerde yanma ve şişme olur.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)