XVII. YÜZYIL

Bu dönemin yazarları, «Almanca komşu ülkelerin dilinden üstün bir dil değilse bile en azından onlar kadar yetkin bir dildir» düşüncesini takıntı haline dönüştürdüler. Bu yüzden, arı bir dil ve doğru dil kuralları oluşturmak için Akademiler (Sprachgesellschaften) kuruldu. Edebiyatta yeniklasik akımın kurallarını ilk defa Martin Opitz belirledi (1624). Tiyatro alanında, tarajediyle komedi çok ciddi biçimde birbirinden ayrıldı. Andreas Gryphius ve Daniel Caspar Von Lohenstein trajedilerinde Se- (Altta) Johann VVolfgang von Goethe, Alman Edebiyatı’ndaki önde gelen isimlerden biri olarakXIX. yy’m sonundaki romantizm akımını ve XIX. yy’ın başında gelişen klassizmi etkilemiştir. Edebiyat kadar, fen, müzik, sanat ve felsefe alanlarında da çalışmalar yapa,) Goethe, son “evrensel kişilik” olarak tanımlanmaktadır. (Üstte) Friedrich Schiller, hem oyun yazarı, hem şair, hem filozoftur ve Goethe ile birlikte Alman edebiyatına yön veren yazarların başında gelir. Schiller erken dönem tarihsel trajedilerinden Haydutlar’c/a (Die Räuber, 1781) siyasal özgürlük kavramını, son dönemde yazdığı tarihseİ\oyunu Wilhelm Teli ‘deyse (1804) ahlâk özgürlüğü sorununu incelemiştir. ALMAN EDEBİYATI 267 Rilke, Neue Gedischte (Yeni Şiirler, 1907-08) gibi simgesel çalışmalarında, konunun ruhunu ortaya çıkarmak için hünerle işlenmiş bir dil kullanmıştır. neca’yı örneksediler. Şiirde, soneler ve oniki heceli dizeler tercih edildi. Cesur imgeler, müzik efektleri ve akıllıca sözcük bileşimleriyle Almanca zenginleştirildi. XVII.yy’da yetişen sayısız şairin en önemlileri Paul Fleming (1609-40), Gryphius ve Christian Hoffman von Hofmanns – Woldau’dur (1617-79). Bu dönemde çok sayıda roman yazılmışsa da bunların hepsi de unutulmuştur; sadece Hans Grimmelshausen’in mizah ve renkli bir gerçekçilikle dolu yapıtları tazeliğini bir ölçü­ de korumaktadır. Yakob B ö h m e ‘y se , XVII. |yy’ın mistik yazarlarını etkilemiştir. XVIII. ve XIX. YÜZYILLAR XVIII. yy’ın ilk yarısında, tiyatro alanında, şiir teorisi ile katı Fransız klasizmi, dinsel epik şiirin oluşumu konusunda birbirlerine ters düştüler. Yaratıcı üretim aşamasındaysa, her iki anlayış da yetersiz kaldı. Trajedi kavramına yeni bir bakış açısı getiren Gotthold Lessing düşü­ len anlaşmazlığın anlamsızlığını eleştirdi, saray trajedisinin yerine burjuva dramını geçirdi ve yaratıcılığı nedeniyle William Shakespeare’e benzetildi. Lessing’in Minna von Barnhelm’\ (1767), Alman komedisinin hâlâ aşı­ lamayan örneklerinden biridir; Nathan den Weise (Akıllı Nathan, 1779) adlı yapıttaysa Lessing herkesi dinsel hoşgörüye çağırır; Lessing eleştiri yazılarında duru ve güçlü bir düzyazı üslubu oluşturmuştur. Christoph Martin Wieland, dile ziaırafet ve oynaklık kattı ve yapıtlarını ince bir alayla renklendirdi. Oberon (1780) Wieland’in en tanınmış epik manzumesi, Agathon’sa (1776) kendi yaşamından kesitler verdiği coş­ kulu bir öykü derlemesidir. Friedrich Gottlieb Klopstock Odes’ de (Odlar, 1771) dinamik anlatımlı yeni bir şiir dili yarattı. Dinsel coşkusu ve yurtsever yaklaşımlarıyla yeni yeni ortaya çıkan Sutrm undDrangakımı kuşa­ ğını etkiledi.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)