Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

WORDSWORTH

(VVİlliam), İngiliz şair (Cockermouth, Cumbrıa 1770 – Rydal Mo- unt, Cumbria, 1850). Bir hukukçunun oğluydu, 7 yaşında annesini, 12 yaşında babasını kaybetti. “ Korku ve güzelliğin meyvesi” olarak nitelediği çocutfuğunda, hiçbir şeyin gerçek olmadığı duygusu içini kemirdiğinden vargücüyle doğaya bağlandı. Cambridge’de Rousseau’yu ve akılcı radikalizmi (Godwin) tanıdı, Devrim döneminde Fransa’ya geçti, evlilikdışı bir çocuğu oldu, giyotinden zor kurtuldu. Trajedisi The Borderers’de (1796) Terör’ün “yanılgılarının” siyasal ve insansal açıdan doğurduğu yıkımları dile getirdi: “Bakın insan insanı ne hale getirdi.” An Evening Walk (1793) ve Descriptive Sketches (1793) adlı yapıtlarında, pitoresk yaklaşımdan insancıl gerçekçiliğe geçişin belirtileri görülür. Lyriçal’ Ballads (1798), Michael (1800), The idiot Boy, The Leech-Gatherer ve Ode on intimations of immortality’de (1807), Wordsworth, yakın arkadaşı Cole- ridge’in ve dur durak bilmeyen kız kardeşi Dorothy’nin yardımlarıyla, yoksulların yüce gönüllülüğünü ve sebatını sergileyen anekdotlarla süslediği dokunaklı bir halkçılığa yöneldi. Ancak yaralar kapanmamıştı: “İnsanoğlunun mutluluğundan umudumu kesince, kendi mutluluğumu sağlamaya karar verdim.” Derin düşüncelere dalarak aradığı yanıtları gene kendi buldu. (Tintern Abbey) çocuk, insanoğlunun babasıdır, doğal hazların saflığı bizi bunalımdan ve kaygıdan kurtarır; bellek onarıcıdır, insandan insana bağ kuran şiir, yitirilmiş düşlerin boşluğunu dolduran ruh dinginliğini kazandırır VVordsvvorth’un, giderek muhafazakârlığa dönüşen milliyetçiliği (Ode to Duty, 1807; Poems Dedica- ted to National independance and Liberty, 1802-1816; Peter Bell, 1819; Sonnets, 1838), onun ahlakçı kietizmini katı bulan ikinci kuşak romantikleri tarafından hainlikle suçlanmasına yol açtı. 1798’den başlayarak manzum bir tinsel özyaşamöyküsü (The Recluse) üstünde çalışıyordu. Yapıtın, şairin yaşamında yayımlanan bölümünün (The Excursion, 1814) yetersiz bulunmasına rağmen, ölümünden üç ay sonra yayımlanan The Prelüde (1805-1850), Proust’ un esinleneceği gerçek bir başyapıt niteliğindedir. Bu içgörü dehasının (dingin bir tutkuyla beslenen imgeleme yetisi, yaşanmış coşkuların sarsıntılarını huzur içinde özümler) ortaya koyduğu gerçeklik kaygısı, öznelliğin tarihinde bir aşamadır

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.