Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

WİLDE

(Oscar Fİngal O’Flahertİe VVİLLS), İrlandalI yazar (Dublin 1854 – Paris 1900). Ünlü oftalmolog sir VVİlliam VVİlde’ın ve ona olağanüstü efsanelerin tadını aşılayan kadın şair “Speranza” nın oğlu. Trinity College’da, sonra Oxford’da, erkekliğe ve erkeksiliğe estetik bağlamda duyduğu horgörüyü açığa vurdu ve snob- luğun inceliklerini kavramaya özel bir özen gösterdi: dandiyi, hem göze batmamak isteyen, hem herkesin dikkatini çekmekten hoşlanan bir tip olarak tanımladı, ilk piyesi Vera 1882’de Nevv York’ta sahneye konuldu. Paris’te, Verlaine’e ve simgecilere büyük yakınlık duydu. Keats’in ve Pater’in bu izleyicisi, yüksek sosyete çevrelerinde yaşadığı dönemde bile Huys- mans’dan esinlendi. 1884’te evlendiği Constance Lloyd’dan doğan iki çocuğu için Mutlu Prens ve başka masallar (The Happy Prince and Other Tales) [1891], Lord Arthur Savil’in suçu ve başka öyküler (Lord Arthur Savil’s erime and Other Stories) [1891] ve Narlar evi’ni (A House of Pomegranates) [1892] yazdı. Denemelerden (ıIntentions, 1891) sonra, erkek erkeğe yakın bir ilişkiyi işleyen tek romanı Dorian* Gray’in portresi’nde (The Picture of Dorian Gray) [1891], maskeler kuramını yeniden ele aldı: doğruyu yalnızca maskeler söyler, doğa ise sanata öykünür. Ancak hazcılığın laneti su yüzüne çıkar: sonsuz gençliğe sahip görünen Dorian Gray, imgesinin vampirleştirdiği yaşlı adamın kurbanı olacaktır. The Duchess of Pedua’ dan (1891) ve toplumculuğun bireycilik doğrultusunda yeniden yönlendirilmesini savunan The Soul of Man under Socia- lism’den sonra Oscar Wilde, yıkımına yol açacak olan, çok genç yaştaki lord Alfred Douglas’la karşılaştı. Akıcı komedileri (Lady Windermere’nin yelpazesi [Lady VVİndermere’s Fan], 1892; Ehemmiyetsiz bir kadın [A VVoman of no importance], 1893; Ciddi olmanın önemi üzerine [The importance of Being Earnest], 1895) ile Sheridan, Gilbert ve Sullivan gibi üniü sosyete mizahçılarının arasına girmişti. Bununla birlikte, Londra’da yasaklanan, ancak Paris’te oynanan (1893) ve A. Beards- ley’in kışkırtıcı resimlemeleriyle yayımlanan (1894) Sarah Bernhardt’a ithaf edilmiş Salome’, VVİlde’ın derin gizemciliğini ortaya koyar: aşk, ölümden güçlüdür, ama yolu ölümden geçer; gaddarlık, ruhu selamete çıkaran bir araçtan başka bir şey değildir. Dostunun babasının şiddetli suçlamalarına uğrayan VVİlde, ona açtığı hakaret davasını (1895) kaybetti, iki yıl küre mahkûm oldu, cezasının bir bölümünü Reading hapishanesinde geçirdi (Reading’ zindanı baladı [Ballad of Reading gaol], 1898). Toplum tarafından aforoz edilmişti. Özgürlüğüne kavuştuktan hemen sonra Fransa’ya gitti ve Söbastien Melmoth adı altında, dostlarının yardımıyla yaşamını sürdürdü, sonra katolikliği benimsedi. Salome’nin Max Reinhardt tarafından sahneye konması (Berlin), sonra R. Strauss’un uyarlamasıyla, umarsız saflığı artık kabul edilen VVİlde, Gide’e şöyle demişti: ”Yapıtıma yalnızca yeteneğimi koydum. Benim deham yaşamımdadır”. Hapisteyken Alfred Douglas’a yazdığı ve din değiştirdiğini bildiren mektubun bir bölümü 1905’te De profundis başlığı altında yayımlandı.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.