VEYSEL KARANI

VEYSEL KARANI (K.S.)Veysel Karani (k.s.) nâmından da anlaşılacağı veçhile, Yemen’in Karan köyünde doğmuştur. Bu mübârek zât, Zamân-ı Saâdet’te bulunmuş ise de madde gözü ile Cenâb-ı Peygamber Efendimizi (s.a.v.) görememiştir. Medine-i Münevvere’ye geldiğinde, Halife Hz. Ömer (r.a.) ile görüşmüştür. Sıffıyn muharebesinde Hz. Ali (r.a.) tarafında bulunmuş, Hicrî 37 yılında şehit olmuş­tur.Tabiîn’den sayılan bu zâtın gözleri irice olup, saçı kızıla çalardı, iki omuzunun arası mesafeli, orta boylu, buğday renkli, teni çok beyazdı. Daima çenesi göğsüne yapışık durur, gözlerini secde yerinden ayırmazdı. Sağ elini, sol elinin üzerine koyardı. Pek yeni elbise giymez, abasına bürünürdü. Zikir hâlinden, bir an uzak olmazdı.Veysel Karanî hz., Cenâb-ı Peygamber Efendimizin (s.a.v.) aşkı ile yanıp kavrulmakta idi. Fakat yaşlı ve âmâ bir annesi vardı; onu yalnız bırakıp ayrılamıyordu. Günleri, içten içe ol Resûl-ü Kibriyâ’nın ateşi ile geçiyor; o aşk ile yanıp tutuşuyor, deli divâne oluyordu. Nihayet bir gün, bu ateşin galebesi ile, annesinden müsaade aldı.Fakat, annesi:- Peki, git! Evdeyse ziyaret et; değilse hiç bekleme, dön gel. Sanaihtiyacım var. Sensiz yapamam! dedi.Veysel Karanî bir bayram havası içinde, Medine-i Münevvere’nin yolunu tuttu ve güller şehrine vâsıl oldu. Hâne-i Saâdet’i sorup öğrendikten sonra oraya yöneldi ve mübârek kapıyı çaldı. Kapıyı Hz. Fâtımâ Vâlide’miz açtı. Veysel Karanî hz., “Resûlullah’ ı görmek ve Hâk-i Pây’ ine yüz sürmek için Yemen’den geldiğini” söyledi. Hz. Fâtıma ise, “Resûlullah’ın (s.a.v.) gazâda olduğunu ve görebilmesi için beklemesi gerektiğini” söyledi. Bunun üzerine Veysel Karanî hz.:- Annemden iznim bu kadar! Selâmımı söyleyin; ellerinden öperim;Şefâatini niyâz ederim! diyerek, tekrar köyünün yolunu tuttu.266VEYSEL KARANI (K.S.)Bir müddet sonra, Hâne-i Saâdet’e teşrif eden Resûl-ü Ekrem (s.a.v.) evde, Veysel’in nurunu görüp kızına:Ya Fâtımâ, bize kim geldi? diye sordu. Hz. Fâtımâ:Sevgili babacığım! Yemen’den, Veysel isminde birisi geldi; sizi sordu. Gazâda olduğunuzu, beklemesini söyledim. “Annemden izin bu kadar! Selâm söyleyin, ellerinden öperim. Şefaatini niyaz ederim!” dedi ve gitti, diye cevap verdi. Cenâb-ı Peygamber Efendimiz (s.a.v.) mahzun oldu ve Hz. Fâtımâ’ya:Sen o kimseyi gördün mü? dedi.Evet, kapıyı araladım baktım ve gördüm.
Öyleyse, gözlerime bak! dedi ve mescid-i saâdete giderek, yüce eshâbına:”Gelin, benim gözlerime balan! Bugün, bu gözler Veysel Karani’yi gören gözleri gördü”’ diyerek, bu zât-ı muhterem’in nasıl bir makamda bulunduğunu ve ne büyük bir muhabbet-i Resul ile ziynetlendiğini duyurdu.Yine bir gün Cenâb-ı Peygamber (s.a.v.) Veysel Karanî hz. için:”Yemen tarafından, bir Allah âşıkının kokusu geliyor” buyurup, şunu da ilâve etmişlerdir:’ ‘Kıyâmet gününde, yetmiş bin melâike hâlkolunacak Karanî, onlar arasında cennete girecek Fakat hiç kimse onu bilemeyecek O gün: ‘ ‘Yarabbi! Veysel’i isterim ” niyazıma Vâcib Teâlâ ‘ ‘Dünyada görmedin. Burada da gizli duruyor” hitabı ile Cilve-i Rabbani ‘de bulunacaktır.”Bu büyük zât, Arabistan’da o zamanlar sürüleri en çok olan Rabiâ ve Mudaî kabilelerinin koyunlarının tüyleri adedince, günahkâr mü’minlere şefâat edecektir.Cenâb-ı Peygamber (s.a.v.) âhirete teşrif edecekleri zaman, mübârek hırkasını(*) Veysel’e götürmelerini vasiyet ettiler. Hz. Ömer ve Hz. Ali’yi bu iş ile görevlendirdiler ve o zâtın şeklini tarif ettiler:- “Gövdesi kıllıdır. Sağ elinin ayasında, para büyüklüğünce bir beyazben vardır. Benden selâm edin! Hırkamı giyip, ümmetime duâ etsin” buyur­dular.Bu vasiyet üzerine, Hz. Ömer ve Hz. Ali Karan’a gittiler. Hz. Ömer halkı toplayarak, bir hutbe irâd etti ve sonra sordu:- Ey Necid Kavmi! Karan köyünden, buraya gelmeyen kimse kaldı mı?Bir yaşlı kişi:(*) Bu hırka şimdi İstanbul’da Hırka-i Şerif camisindedir.- Bir deli divâne, fakir deve güdücüsü vardır. Amr deresinin civârındabulunur. Halka karışmaz, virâneler içinde yaşar. Herkes gülerken o ağlar, herkesağlarken o güler, dedi.Hz. Ömer (r.a.) ile Hz. Ali (r.a.) tarif edilen yere gittiler. Baktılar ki; yaşlı bir kişi namaz kılmakta, develerini de bir melâike gütmekte! Namazını bitirince selâmlaştılar. Hz. Ömer adını sordu:Abdullah, Allah’ın kuluyum, dedi. Hz. Ömer:Hepimiz Allah’ın kuluyuz. Adın nedir?Veysel, dedi ve sağ elinin içini gösterdi. Hz. Ömer (r.a.):- Ya Üveys! Yüce Peygamberimiz Muhammed Mustafa’nın (s.a.v.) sanaselâmı var! Mübârek hırkasını sana gönderdi ve ümmetine duâ etmeni istedi.Veysel Karanî:- Duâ etmeye sen lâyıksın, Ya Ömer! dedi.Hz. Ömer:- Ben de duâ ediyorum ama, Resûlullah’ın (s.a.v.) size vasiyeti var,buyurdu.Veysel Karanî hz. hırkayı alıp, öptü ve:- Siz burada durun, dedi ve oradan uzaklaştı.Secdeye kapanıp ağlamaya başladı ve:- “Yarabbi! Resulü Ekrem Efendimiz (s.a.v.) Ömer ile Ali’yi, ben zayıfkuluna hırkasını vermekle görevlendirmiş. Ümmet-i Muhammed’in hepsinibağışlamadıkça, ben bu hırkayı giymem”, dedi.Hitâb-ı İzzet geldi:- “Şu kadarını bağışladım.”Bu sırada Hz. Ömer ile Hz. Ali merak ederek, Veysel Karanî’yi aramaya başladılar. Onu duâ ederken buldular.- Niçin geldiniz? Rabbime yalvarıyordum; sabretmediniz! İnşaallahRabb’im, iki kabilenin koyun sürülerinin tüyü adedince, Ümmet-i Muhammedibağışlayacaktır, dedi ve hırkayı giydi.Uhud harbinde Peygamber-i Hüdâ Efendimizin (s.a.v.) bir dişi kırıldı­ğında, ağzındaki bütün dişlerini söken Veysel Karanî, Hz. Ömer ve Hz. Ali’nin ayrılmak istediklerini hissedince, kendileri için duâ etti. Kıyamet gününün yakın olduğunu bildirdi. Kendisine verilen bir miktar akçeyi almayıp:- Deve gütmekten aldığım yetişiyor, dedi.Veysel Karanî hz. bir seferinde, üç gün ağzına bir şey koymamıştı, açtı. Yol üzerinde bir altın gördü. “Biri düşürmüştür” diyerek almadı. Yoluna taze268VEYSEL KARANI (K.S.)otlar düşürüldüğü halde, “Koyunların hakkıdır” deyip, yemedi. Bir koyun ağzında ot getirdi. “Gıdasıdır” diye el sürmedi. Koyun dile geldi ve:- “Rabb’im Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerinin emri ile getirdim” dedi vekayboldu.Bu mübârek zâtın eşi de kendisine denk, kemâl mertebesinde idi. Kuru ekmek yer, sıcak su içer, kırda efendisinin hâli ne ise, onu tatbik ederdi.Veysel Karanı hz. nasihat isteyen birisine şöyle buyurdu:- “Allah’ın Kitabına sarıl; Peygamberin âdetini benimse; sâlih müslü-manlar gibi yap, daima ölümü düşün; göz açıp kapama zamanı kadar bile,ölümü düşünmekten kalma; bütün ümmete iyilik et; sakın cemâatten ayrılma!Sonra farkında olmadan, dinden çıkarsın ve ateşe girersin.”Duâ isteyen birisine, şu duâyı yaptı:- Sağ kaldıkça Allah, seni her kötülükten korusun! Dünyanın azına razıolma duygusu versin! Sana, verdiği nimetlere şükretme hâlini ihsân eylesin!Birisi onunla arkadaş olmak istedi. Şu karşılığı aldı:- Kardeşim! Bu günden sonra artık seni görmeyeceğim. Şöhreti sevmem;yalnız kalmayı daha fazla severim. Bu dünyada insanlarla beraber kaldıkça,gamım artıyor. Şimdi ayrılacağız; kimseye beni sorma ve arama. Seni unutama­yacağım kardeşim; sen beni görmesen, ben de seni görmesem dahi bu iş böyleolacak.Hirem Bin Hıyan, kendisinden bir nasihat istedi. Ona şu nasihati yaptı:Uyuduğun zaman ölümü, yastık yap! Kalkınca da onu, göz önünde bil! Aynı zât:Nereye yerleşeyim? dediğinde, Veysel Karanî:Şam’a, cevabını verdiler. Soruyu soran:Acaba Şam’da, geçim nasıldır? deyince, Veysel:- Rızıklarından şüphe eden kalblere yazıklar olsun! Bunlara nasihat faydaetmez, cevabını verdi.Ömründe geceleri uyuduğu görülmemişti. Bir gece, “Bu gece secde gecesidir” der, o gece sabaha kadar başını secdeden kaldırmazdı. Diğer gece, “Bu gece kıyâm gecesidir” der ve ayakta sabahlardı. Başka bir gece de, ” BuHZ. MUHAMMED (S.A.S.)’IN VARİSLERİ269gece rükû gecesidir” der ve sabaha kadar rükû hâlinde bulunurdu. Sordular:- Ey Veysel, böyle uzun geceleri bir tek hâl üzere geçirmeye nasıl takatgetiriyorsun?Şöyle cevap verdi:- Biz henüz “Subhâne rabbiye’1-a’lâ” demeden sabah oluyor. Halbukiüç kere tesbih getirmek sünnettir. Bunun için böyle hareket ediyorum; istiyo­rum ki semâdakiler gibi ibâdet edeyim.(*)Veysel Karanî hz.’nin hikmetli sözleriBir kimsenin gıyâbında duâ etmek, ziyâret esnasında duâ etmekten daha iyidir. Yüz yüze gelince yapılan duâda, pek samimimiyet olmaz; belki de riyâ karışır.Ey insan! Bu fâni hayatta Allah korkusunu kalbinden çıkarma! Kurtuluş çaresi, O’na itâattedir.Yüksekliği aradım, tevâzuda buldum; başkanlık aradım, halka nasihatta buldum; Neseb aradım, takvâda buldum; şeref aradım, kanâatte buldum; rahatlık aradım, zühdde buldum; zenginlik aradım, tevekkülde buldum.Namazda hûşû şudur ki; namazda iken yanına ok saplansa, farkına varmamaktır.Allah’a yer ve gök ehli kadar ibâdet etsen, eğer O’nun hakkında yakînin yoksa, bunu senden kabul etmez.Yakîn sahibi olmak şöyledir: Senin için ihtiyâr ettiği şeye gönülden razı olmak, kendini tamamiyle O’na ibâdet etmeye vermek ve diğer bir şeyle meşgul olmamak!Kim Allah’ı tanır (ve ârif-i billâh olur) ise hiçbir şey ona gizli kalmaz. Yani Allah, ancak Allah ile tanınabilir. Allah’ı bilen, O’nun ilim sıfatına mazhâr olduğundan, her şeyi bilir.Selâmet yalnızlıktadır. Yalnızlık, O’ndan başkasının hatır ve hayâlde yer tutmamasıdır. Tâ ki selâmet hâsıl olsun. Yalnızlık, hâlvet sadece surette(*) “Üveysiler” denilen bir zümre vardır. Bunların mürşide ihtiyacı yoktur. Zira başka bir vasıtaya hâcet kalmadan, nübüvvet bunları bizzat kendi kucağında terbiye etmiştir; tıpkı Veysel’i terbiye ettiği gibi. Gerçi o, zâhiren Peygamberimizi (s.a.v.) görmemişti. Ama O’nun tarafından terbiye ve irşâd edilmişti; nübüvvetten terbiye görmüş ve hakikatla hemdem olmuştu. Bu makam o kadar ulu ve yücedir ki, kolay kolay kimseyi oraya ulaştırmazlar. ‘ ‘Bu Allah’ın dilediğine bahşettiği bir lûtuftur” (Mâide 5:54)270VEYSEL KARANI (K.S.)olursa, sıhhatli olmaz. Çünkü, hadîs-i şerifte şöyle buyurulmuştur: “Şeytan yalnız olanladır ve iki kişiden biraz daha uzaktadır”Kalbine dikkat etmelisin! Yani sana tavsiyem, daima kalbini Huzûr-u Hak’da bulundurmandır. Tâ ki O’na, O’ndan başkası yol bulmasın.Mü’minlerin ruhları, yekdiğerine âşinâdır.Muhaddîs, müftü ve vaiz olmak istemem. Zira benim işim nefsimledir, bundan vazgeçemem.Günahın küçüklüğüne bakma, kendisine karşı günah işlediğin Zât’ın büyüklüğüne bak. Eğer günahı küçük görürsen, Allah’ı küçük görmüş olursun.Rahmetullahi aleyh rahmeten vâsia.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*