Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

Vakte Paha Biçecek Yiğit Yoktur Bu Cihanda…

Vakte Paha Biçecek Yiğit Yoktur Bu Cihanda…

Bu küre-i arzda hayatını idame ettiren her fani için şu üç şey çok değerlidir efendiler. Bunların en evveli ve en mühimi sıhhattir. Zira “olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi”. İkincisi gençliktir. Sonuncusu ise vakittir efendiler, vakit.Değil bir seneyi, bir günü, ancak bir ânı dahi geri getirecek güç yahut maharet değil âdem evladına, hiçbir mahlûkata nasip olmamıştır.

Bu üç şey heba edildiğinde telafisi ne mümkündür!

Vakit, bilhassa ehLi İslâm için çok elzem bir ölçüdür. Zira kelime-i şahadeti zikrederek, Allah’ın varlığına ve Resule Ekrem Efendimiz’in (s.a.v.) Allah’ın kulu ve resulü olduğuna şahadet eden her kişinin yerine getirmesi lâzım ibadetlerin muhakkak muayyen bir vakti bulunur. Misal; her namazın bir vakti vardır, meselâ sabah namazı ancak güneş doğmadan kılınmalıdır. Oruç Ramazan ayı içerisinde imsak ile güneşin battığı vakitler arasında tutulmalı ve sadaka-i fıtır bayram sabahına kadar verilmelidir. Bu sebepledir ki Müslüman ahali için zamanın tespiti ve takibi çok mühimdir.

Başta ehl-i İslâm olmak üzere cümle âdemoğlu vaktin tayiniyle meşgul olmuştu. Devrin şartlarına göre birçok edevat icat edildi.

Amma efendiler, bunların en bilineni güneşin gölgesinden istifade ederek vakti tayin edendir ki, benim de kendileri arasına dâhil olmakla gururlandığım bu nevi âletlere güneş saati denmektedir.

Şimdi efendiler, esas mevzuumuza yani bendenize gelecek olursak; İstanbul’da Beşiktaş’ta kâin Deniz Müzesi demekle meşhur müzenin iç avlusunda Rabbimin bana bahşettiği hayatı yaşamaktayım. Tevellüdüm 1783, bânim ise Tersaneli Amire Mühendishanesi muallimlerinden Seyyid Osman Efendi’dir; Cenab- Rabbü’l-âlemin ondan razı ve

âhir mekânı Kevser pınarının kıyısında bir cennet köşkü olsun. Buraya göç ettirilmezden evvelki ilk yerim, Kaptandı Derya Cezayirli Gazi Haşan Paşa’nın inşa ettirdiği, Kalyoncular Kışlası demekle meşhur mahallin tam ortasındaki caminin bir köşesiydi.

Merhum ve mağfurun leh Gazi Cezayirli Haşan Paşa Hazretleri bu kışlayı kalyoncu tayfası barınsınlar, kışlanın tam ortasındaki camH şerifi ise ibadetlerini rahatça ifa eylesinler diye kendi servetinden, hayır olarak inşa ettirmişti. Allah ondan razı olsun. Ben eski mahallimde nice cengâver deniz erbabına vakit göstermiş ve dahi nicelerini âhirete kaza namazı borcuyla gitmekten kurtarmıştım.2

Sizlerden tek arzum, olur da bir gün imkân bulursanız, bendenizi vatandı aslime götürün. Zira o benim için yapacağınız en büyük iyilik olacaktır. Tamam, burada da yerim iyidir, sağlığım sıhhatim yerindedir, lâkin efendiler; bir karış vatan toprağı, cihandan değerlidir. II

1

Kalyoncular yahut Cezayirli Gazi Haşan Paşa Kışlasıkışlayı gösteren eski bir fotoğraf  1930’lu yıllarda, henüz Kalyoncular ve Kışlasında iken çekilmiş bir fotoğrafı (Encümen Arşivi! memnun 0lsun, kabri cennet ▼ Deniz Müzesindeki son mekânım, gösteren, birkaç

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.