TUZ “İŞLEVİ”

TUZ “İŞLEVİ”

TUZ “İŞLEVİ”

Bazı tuzlar doğada çok bol bulunurlar: Bunlara ya katı halde, az ya da çok arı kalsiyum karbonat (mermerler, kalkerler, marnlar), kalsiyum fosfat (Kuzey Afrika’daki yataklar), çeşitli sülfürler (çinko, kurşun, cıva, gümüş, demir, vb. maden filizleri), Şili nitratları olarak ya da çözelti halinde, sodyum klorür, maden sularının alkali sülfatları ve karbonatları, vb. olarak raslanır.
HAZIRLANMALARI. İstenen tuz, doğal halde var olmadığında,çeşitli yöntemlerle hazırlanır:
– Bir asidin metal bir hidroksite etkisiyle (çoğunlukla sulu çözeltide):
Ha SO4 + Cu (OH)2 – Cu SO4 + 2 HaO Sülfürik Bakır Bakır Su asit hidroksit sülfat
– Bir asidin bir metal oksite etkisiyle: 2HN03+ CuO – Cu(N03)2 + H20 Nitrit Bakır Bakır Su asit monoksit nitrat
-Bir asit anhidritin ya da bir asit ok-sitin, bir baz oksite veya bir hidroksite etkisiyle:
C02 + CaO – CaC03
Karbon Kalsiyum Kalsiyum dioksit oksit karbonat
C02 + 2KOH -r- K2CO3 + HjO Karbon Potas Potasyum Su dioksit karbonat
-Bir asidin hidrojenden daha elektropozitif bir metale etkisiyle:
Zn + 2 HCI – ZnCI2 + H f Çinko Hidroklorik Çinko Hidrojen asit klorür
– Bir ametalin bir metale etkisiyle: 3Cla + 2F6 – 2 Fe CI3 Klor Demir Demir klorür
-Bir asit ya da bir tuzun,oluşabilecek maddelerden biri çözeltide çözünmediğinde ya da deney koşullarında uçtuğunda başka bir tuza karşılıklı etkisiyle:
H2S04 + BaCİ2 – BaSOi + 2 HCI Sülfürik Baryum Baryum Klorhidrik asit klorür sülfat asit 2 hci + caco3- cacı2+ h2o + cor Klor- Kal- Kal- Su Kar-hidrik siyum siyum bon
asit kar- klorür dioksit bonat
ÖZELLİKLERİ. Olağan sıcaklıkta tuzlar, genellikle iyi billurlaşan, çok az uçucu (dolayısıyla kokusuz) katilardır. Yapıları, iyonlardan oluşabilir (sodyum klorür gibi) ve denk düşen tuzlar serttirler ve yüksek bir kaynama sıcaklığına sahiptirler. Ergimiş olduklarında, oldukça iyi elektrik ileticisidir-ler; sulu çözeltide, güçlü elektrolittir-ler.Kimyasalbağlan kovalant olduğunda, billursu ya da moleküler ağ daha az kararlıdır. Billurlar daha az sert, daha fazla uçucudurlar ve daha alçak bir kaynama sıcaklıkları vardır. Bunlara, olağan sıcaklıkta, sıvı tuzlarda raslanır (kalay klorür ([SnCLJ; kurşun klorür [PbCLJ). Ergimiş ya da sıvı bütün billurlar çok iyi elektrik ileticisi-dirler; sulu çözeltide bunlar zayıf, hatta hidrolizlenebilir elektrolittirler. Tuzlar billursu ağlarında çoğunlukla su bulundururlar; ısıtıldıklarında su
TUZLARIN ÇÖZÜNÜRLÜĞÜ
Tuzlar, suda az ya da çok çözünebil lirler. Klorürler gümüş, balar I, cıvjl
I ve kurşun (kaynar suda çözünül] klorürleri dışında çözünebilme özelf ligine sahiptirler. Sülfatlar da bara yum, kalsiyum (biraz çöziinür) ve kul şun sülfatları dışında çözünürler. Nitl ratlar, tümüyle çözünebilirler. Bunll karşılık sülfürler ve karbonatlar sodî yum, potasyum ve amonyum karbol natlan dışında çözünemezler. Bunun! la birlikte, kalsiyum hidrojenokarbia nat ya da kalsiyum bikarbonat, suda] çözünebilir.
buharlaşır ve tuz çöker. Ayrıca, tuzî ların büyük bir bölümü, iyonlara bağ! lanan billurlaşma suyuna sahiptirler! Bu su buharlaştığında billurlar kırf lir.
BİYOKİMYA
Besinlerin özümlenmesi, tuzu (NaCİ verir. Bunun en önemli bölümü hüc] redışı ortamda yer ahr ve Cl’klorü| iyonları, kandaki anyonlara en yüK sek yüzdesini oluşturur. Na+ sodyum iyonları kemiksi maddede büyük oranda depolanırlar. Tuzun dışa atılmasI sidikle sağlanır. Tuz birikimi, böbreki üstü bezi kabuğu hormonları (özellik| le K+ potasyum iyonlarının atılması! m da yöneten aldosteron) aracılığı! la yönetilir. Paratormon, kalsiyum iyojj nunun (Ca2+) düzenlenmesinden sorumludur. Bütün tuzlar, sulu ortaml da iyonlar halinde ayrışırlar. Başlıca] anyonlar klorürler, fosfatlar, iyodür! ler, bromürlerdir; başhca katyonlara sa sodyum, potasyum, kalsiyum, raagj nezyum, demir, çinko, bakır, mangal nez, kobalt, vb. iyonlarıdır. Organif
■ISH&Sv .
tuz gölü
üketım
i
¡»M/e Batı ■elerinde tüketim • folumunun birer iı ııgesi durumıina Mm/f mmarkellerde her ■fil tüketim malı niılir.
asitlerin coğu anyonlar biçimindedirler (formiyatlar, asetatlar, oksalatlar, vb.). Mineral metabolizması, büyük bölümde boşaltımın düzenlenmesine bağlıdır. Belirli sayıdaki iyonlar; gereksinim durumunda kullanılabilen
birikimler oluştururlar (kemiklerdeki apatitte kalsiyum ve fosfatlar, kemiksi maddede sodyum, vb.). Tuzların hüc-redışı ortamlarda taşınması ve hücrelerden geçişi, yayılma, geçişme (oz-moz) ve etkin aktarımla gerçekleşir.
H+-Na+ değişimiyle, kan plazmasmıı pH’sı sürekli korunabilir;bu, kuşkusıu kandaki tampon sistemleriyle sağlanır. Tuzlar (Na+ ve K+ iyonları) uya-rilabilirlikte (sinir, kas) ve sinir akdarının geçişinde işe karışırlar. ■
îç Anadolu bölgesinde göl.
Doğu kıyıları yakınındaki Şereflikoçhisar’dan dolayı Koçhisar gölü diye de bilinen Tuz gölünün yüzölçümü 1 500 km2’dir ve Türkiye’nin Van gölünden sonra ikinci büyük gölüdür.
Ankara, Konya, Niğde illeri arasında sınır oluşturan Tuz gölü, doğal olarak oluşmuş tektonik.bir çukurlukta suların birikmesiyle meydânagelmiş tektonik göller grubuna girer. Denizden yüksekliği 905 m, kuzeyden güneye uzunluğu 80 km, genişliği 48 km’dir. Büyük bir kapalı havza oluşturan Tuz gölü, önemli akarsularla beslenmez. Güneyden Melendiz dağlarından doğan ve Aksaray’dan geçen Melendiz çayı, doğudan Beçeneközü deresi, ba-
tıdan însuyu göle dökülür. Göl aynı zamanda dipten tuzlu su kaynaklarıyla beslenir.
Tuz gölü karasal iklimin yer aldığı bir bölgededir; bu iklirmn etkisiyle yazlar çok sıcak geçer, buharlaşma oldukça fazladır. Beslenme kaynaklarının da bulunmaması nedeniyle yazın suyu çok azalır, hatta aşağı yukarı tamamıyla kurur; yerinde 30 sm kalınlığında bir tuz tabakası oluşur. Ancak sonbahar yağmurlarından sonra gölde su birikmeye başlar. Bu mevsimde gölün en derin yeri 2 m’dir. Öbür yerlerde derinlik ancak sm’yle ölçülür. Gölün en fazla suya sahip olduğu aylar mart ve nisan aylarıdır; eylül ve ekimde su düzeyi en alt sınıra iner. Gölde tuzlu-
luk oram son derece yüksektir (%o 329) ve bileşimi mutfak tuzu özelliğin dedir.
Çevredeki çeşitli tuzlalardan el de edilen tuz birçok ilin sofra tuzu ge reksinmesmi karşılar. En önemli tuz lalar Yavşan tuzlası ve Kaldırım tuz lasıdır.
Göl, yaban yaşamı kaynakla rı bakımından zengindir. Özelliklegü neyden karışan tatlı suların çevresin de, ilkbahar ve sonbaharda binlercı kuş topluluğu görülür (flaman kuşu yı da flamingo, yağmurcun, martı, ördel ve kaz türleri).
Ankara-Adana karayolu gölün doğı kıyılarını, Ankara-Konya yoluysa ba tı kıyılarını izler. ı
tüberküloz Bkz. verem
TÜBİTAK Bkz ^Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu
Üretilen ya da yapılan şeylerin kullanılması.
Tüketim, iktisadi yaşamda bir araç niteliği taşımayan tek edimdir; çünkü tüketim, iktisadi yaşamın ereğidir. Tasarruftan ve yatırımdan farklı olarak tüketim, maddesel bir gereksinimi karşılayabilmenin doyumundan başka bir kâr ya da sonuç doğurmaz. İktisadi genişlemenin son hedefi olmakla birlikte, geleceğe değil de şimdiye öncelik tanıdığı ölçüde bu genişlemenin engeli de olur.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*