TARIM

TARIM, ürün almak için toprağı sürüp ekme işi. İlk zamanlarda insanlar toprakta kendiliğinden yetişen bitkileri toplayarak yiyeceklerini sağlıyorlardı. Zamanla yerleşik duruma
geçen insan toplulukları topraktan daha çok yararlanmak için toprağı ekip biçmeye başladılar. Yüzyıllar boyunca insanoğlunun en büyük çabası topraktan daha çok, daha kaliteli ve daha sık ürün alınması oldu. Bütün bu çabaların birleşmesi, ortak deneyimlerin yayılması tarımı ortaya çıkardı. Zamanla tarımla ilgili teknikler gelişti; sulama sistemleri, verimli tohum yetiştirilmesi ve gübreleme ayrı ayrı kolların, tarıma bağlı dev endüstrilerin doğmasına yol açtı. Tarımın gelişmesi toplum yaşamını da büyük ölçüde etkiledi. Yalnızca kendisine yetecek kadar ürün yetiştiren çiftçilerin yerini, yeni tarım teknikleriyle, gereksindiğinden çok fazla ürün yetiştiren çiftçiler aldı. BÖylece çiftçi toplumları zenginleşti. Tarımın yapıldığı ortam olan toprak, fizik ve kimya bakımından çok karmaşık bir ortamdır. Toprağın bileşimi (kum, kil, kireç, humus), iklimin etkisi (su, hava, sıcaklık, nem), kimyasal ve hayvansal gübrelerin varlığı, mayalanma gibi biyolojik etkenler tarım tekniğini oldukça karmaşık bir hale sokar. Yüzyıllara dayanan deneyimler belirli yerlerde ve iklimlerde hangi bitkilerin ne oranda verimli olabileceğini ortaya koyarsa da, yukarıda sayılan bütün etkenlerin bilimsel yönden incelenmesi gerek ürün kalitesi ve verimin artırılmasında, gerekse tarıma elverişli olmayan toprakların ıslah edilerek elverişli duruma getirilmesinde önemli rol oynar. Günümüzde, dünyanın pek çok yerinde tarım hâlâ ilkel yöntemlerle yapılmaktadır: Asya’nın, Afrika’nın pek çok bölgesinde pirinç, pamuk, buğday, mısır, arpa ilkel yöntemlerle yetiştirilmekte, bu yüzden o bölgelerde sık sık kıtlık ve açlık görülmektedir. Kuzey Amerika ile Avrupa’da tarım en yeni teknikler, suni gübrelerle desteklenerek yapıldığından birim alandan alınan verim çok yüksek olmaktadır. Tarımda en önemli adımlar, insan ya da hayvan gücüyle yapılan ekme, biçme, sürme gibi tarımsal işlerin, sanayi devriminden sonra, hızla makineleşerek biçerdöver makineleri, traktör-pulluk gibi motorlu araçlarla yapılmaya başlanması ile
2041
TARIM
toprağın verimini önemli ölçüde artı- Nafıa Nezareti’ne devredildi. 1894’ reç içinde gerçekleştirdikleri sonu-
¡ran suni gübrenin kullanılmasıdır, te Orman, Maadin ve Ziraat Nezare- ciuna varıldı. Geçmişte efsaneler yâ
|Tarımda sağlanan diğer önemli bir ti adıyla yeni bir bakanlık kuruldu, da hükümdarların kahramanlık öy-
¡aşama da, eskiden beri büyük bir 191’1’de Ticaret ve Zirâat Nezareti küleriyle sınırlandırılan tarih, yüzyılı-
i sorun olan sulama işinin barajlar, daha önceki bakanlığın tarımla ilgili mızda, hem tarih anlayışı, hem tari-
jartezyen kuyuları vb. ile yapılmaya görevlerini devraldı. TBMM bu gö- hi araştırmak ve değerlendirmek ko-
| başlanmasıdır. Her türlü tarım ürü- revleri İktisat Vekâleti’ne verdi nusundaki teknik ve yöntemlerin ge-
inünü incelemek ve toprak verimini (1920). 1924’te Ziraarve Ticaret ve- lişmesi, hem de diğer bilim dallarıy-
jartırmak için tarım enstitüleri kurul- kâletleri ayrıldı. 1928’de iki bakanlık la gerçekleştirilen işbirliği sonucun-
j muş, değişik iklim koşullarına daya- tekrar birleştirilerek İktisat Vekâleti da bilimsel bir niteliğe kavuştu.
TARIM ORMAN VE KÖYİŞLERİ den ayrılır. Önceleri tarih,; doğaüstü İLKÇAĞ,_ ORTAÇAĞ, YAKINÇAĞ,
BAKANLIĞI, 1931’de kurulan dev- güçlerin ya da olağanüstü kişilerin YENİÇAĞ
let örgütü. Amacı devletin tarım, or- rastlantısal olarak yönettikleri ve bi- ‘j-^RİH DÜŞÜRMEK, Arap alfabe-
mancılık ve hayvancılık politikasını çimlendirdikleri bir olaylar dizisi ola- sindeki harflere verilmiş sayı değer-
saptamak, uygulamak, bu işlerin ge- rak idealist açıdan yorumlanıyordu. ¡eri teme) a|,narak ebced hesabıyla
rektirdiği düzenleme, ıslah ve örgüt- Toplum tarihinin, maddi üretim faali- ¿¡f olayın yılını gösterecek yolda bir
lendirme çalışmalarını yürütmek, yeti içindeki insanların ürünü oldu- ¿(jmie, bir dize ya da bir beyit söyle7
toprak ve su kaynaklarının uygun bi- ğu görüşü, 19. yüzyılda ortaya kon- ^e. İlk örnekleri İran edebiyatında
çimde kullanılmasını sağlamak, ta- du ve tarih bir bilim olarak tanımlan- görülmüş, OsmanlIlara buradah
rım ve hayvancılığı geliştirmek, or- dı. Tarihin, doğal ve yasal bir karak- geçmiştir. Önceleri bu sözcük, bir
iman varlığını korumak, geliştirmek terde olduğu; tarihteki çatışmaların tamlama ya da mensur bir söz biçi1
ve ürünlerini değerlendirmek vb.dir. kaynağında üretim güçleriyle üre- rhînde tarih düşürülmüş, bu tarihle*
; Osmanlı İmparatorluğu zamanında tim ilişkileri arasındaki çelişkinin yat- rîn manzumenin son dizesinde söy:
1839’a kadar Maliye Nezareti’nde tığı gösterildi. Böylelikle, tarihin in- lenmesiyle gelişmiş, özellikle 17.
| Meclisi Ziraat örgütünce yapılan gö- sanlar tarafından yapılmakla birlik- yüzyıldan başlayarak çeşitli biçimle-
rev daha sonra 1844’te kurulan Zira- te, bunu keyfi bir olgu olarak değil, ri olan bir sanat özelliği kazanmış-
at Nezareti’ne verildi. 1849’daysa hazır olarak buldukları nesnel bir sü-tır.
Uzunluğu yaklaşık 2.000 km. Tarım Irmağı’nın kumlar arasından geçer- ^
ken yatağının az çok değişiklik göstermesi ve değişik kanallardan akması tipik özelliğidir. Irmağın %70 dolayında su hacmini sağlayan Ak-
başlangıcı olarak kabul edilen Önas-
ya v ıya^-ioıı in ı uuıuııu^u ycmıa^m
TARİH, ulusların ya da toplumların olarak I.Ö. 2500 dolaylarına rastlar, birbiriyle olan ilişkilerini, savaşlarını, ilkçağ’dan sonra gelen Ortaçağ, kurdukları uygarlıkları, iç sorunları- 395 ya da 476’dan 1453 ya da nı, yer, zaman göstererek incele- î492’ye kadar sürer. Onu izleyen yen bilim. En genel anlamıyla tarih, Yeniçağ, Ortaçağ’ın bitiminden doğal ve toplumsal gelişim sürecini î789’a kadar sürer. En son dönem tanımlar. Toplumsal tarih, insanların ölan Yakınçağ ise 1789’da başla-eseri olmasından ötürü doğa tarihin- yan ve sürmekte olan dönemdir. -*
ya çiviyazısının bulunuşu yaklaşık
su, yıl boyunca kesintisiz akan tek n|
ve en önemli koludur. Hızlı buharlaşmaya ek olarak sulama için de kullanılan ırmak suları büyük ölçüde azalır.