TANRI

TANRI, Alm. Golt (m), Gottheit (1). Fr. Dieu (m),
divinité (f). İng. God, divinity. İlâh, ma’but, tapınılan
şeylerden her biri. Hakikî doğru ve tek ilâh olan Allahü
teâlâdan başka mabutlara verilen isim. İnsanların kendi
elleriyle yapıp tapındıkları heykellere, putlara, tab’ıatta
bulunup sevgi veya korkudan dolayı tapınılan güneşe,
ay ve yıldızlara tanrı ismi verilmiştir. G ök tanrısı, yer
tanrısı,… gibi.
Tarihin her devrinde, insanların kendi başlarına ve
önlerinde Allahü teâlânın gönderdiği bir rehber, bir
peygamber olmadan gittiklerinde, hep yanlış yollara
saptıkları görülmektedir. İnsan kendisini yaratan
büyük kudret sahibini, aklı sayesinde düşündü. Fakat
Ona giden yolu bulamadı. Bunu evvelâ etrafında aradı.
Kendisine en büyük faydası olan güneşi, yaratıcı sandı
ve ona tapm aya başladı. Sonra büyük tabiat güçlerini,
fırtınayı, ateşi, kabaran denizi, yanardağjan ve benzerlerini
gördükçe, bunları yaratacınm yardımcıları sandı.
Herbiri için bir suret, simge yapmaya kalktı. Bundan da
putlar doğdu (Bkz. Put), ilâh, tanrı diyerek tapındıkları
bu putların gazabından korktu ve onlara kurbanlar
kesti. H atta insanları bile bu putlara kurban etti. Her
yeni olayla, o olayı simgeleyen putların miktarı da arttı.
İslâmiyet başladığı zaman Kâ’be’de 360 put vardı.
İnsanların tanrı diyerek tapındıkları putlar, her devirde
ve her millette başka başka olmuştur.
İslâmiyetten evvel Türkler, tapındıkları şeylere tanrı
ismini vermişlerdir. Nuh aleyhisselâmın oğlu Yafes’in
evladından olan Türk, babasının vefatından sonra onun
yerine geçti. Bunun evladı çoğalarak, bunlara Türk
denildi. Bu Türkler, ecdadı gibi dinlerine bağlı, imânlı,
sabırlı, çalışkan insanlardı. Bunlar zamanla çoğalarak
Asya’ya yayıldı. Başlarına geçen bazı zâlim hükümdarlar,
semavî (İlâhî) dini bozarak, Onları puta
taptırm aya başladılar. İslâmiyet ile şereflenmeden önce,
Asurîler Türkistan’a girerek asil bir millet olan Türkleri,
güneşe, yıldızlara tapınmaya alıştırmalardı. Tan yeri ağarınca, güneşe tapımrlardt. Bu sebepten güneşin ismi,
“tanyeri” ve nihayet “tanrı” oldu.
Allahü teâlâ K ur’ân-ı kerîmde buyuruyor ki:
“Benim ismim Allah’dır. Beni Allah diye çağırı­
nız. AUah diye ibadet ediniz. Allah diye yalvarınız.”
O’nun, bundan başka isimleri de vardır.
Bunlardan doksandokuzunu (99) K ur’ân-ı kerimde
insanlara bildirmiştir. Tanrı ismi bunların içinde yoktur.
Allahü teâlânın doksa ndokuz ismine Esmâ-i
Hüsnâ denir. (Bkz. Esmâ-i Hüsnâ). Allahü teâlânın
isimleri, dinin bildirmesine bağlıdır. Dinin bildirdiği
isimler fle çağrılır ve onlar ile anılır. Bunlardan başka
isimler ile çağırmaya ve anmağa dinimizde izin verilmemiştir.
En’am sûresinin 102. âyet-i kerimesinde,
“Ondan başka ilâh (tanrı) yoktur. H er şeyin
hâlıkı, yaratıcısı, ancak O’dur” buyuruluyor.
Yalnız şu kadar var ki, tanrı ismi ibadetlerin dışında
ma’but manasına kullanılmaktadır. Meselâ eski Mısırlı­
ların, Romalıların tanrıları demek, tanrımıza hamd
olsun demek, dinde yasak edilmemiştir. Çünkü burada,
Rabbimize, yaratanımıza hamd olsun demektir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)