TALHA BİN UBEYDULLAH (R.A.)

TALHA BİN UBEYDULLAH (R.A.), Eshâb-ı
kiramın büyüklerinden. İlk müslüman olanlardan ve
cennetle müjdelenen on sahabiden biridir. Adı Talha
bin Ubeydullah’dır. Künyesi Ebû Muhammed’dir.
Uhud Savaşında gösterdiği kahramanlık sebebiyle
“ Hayyir” (hayırkâr) ve Tebuk Savaşında bütün servetini
ordunun teçhizine vermesi sebebiyle de “ Feyyaz”
(bolluk ve bereket sahibi) isimleri O’na Peygamberimiz
(s.a.v.) tarafından verilmiştir. Soyu Peygamberimizin
(s.a.v.) soyu ile birleşir.
Hazret-i Talha (r.a.) Hz. Osman’dan sonra imân
etti. Müslüman olması şöyle oldu. Ticaret maksadıyla
Busra’ya gitmişti. Busra panayırında bir hıristiyan
rahibi pazarda bulunan insanların arasına girip, bu
pazar halkı içinde Mekkeli bir kimse var mı? diye bağı­
rarak sordu. Hz. Talha yanma koşup, “ Evet var, ben
Mekkeliyim” dedi. Rahib “ Ahmed zuhur etti mi?” diye
sordu. Hz. Talha (r.a.) “Ahmed kimdir” dedi. Rahib;
“Abdullah bin Abdulmuttalibin oğludur. O, Peygamberlerin
sonuncusudur. Mekke O’nun Peygamberliğini
bildireceği yerdir. Sonra oradan hicret edecektir” dedi.
Bu sözler Hazret-i Talha’nın kalbine mızrak gibi
işledi. Oradan ayrılıp Mekke’ye geldi ve hemen sordu:
“Ben yokken buralarda bir şeyler oldu mu?”
“Evet oldu, Abdullah’ın oğlu Muhammed, nebilik
iddiasıyla meydana çıktı. Ebû Bekir de O’na uydu” ,
dediler. Hazret-i Talha duyduğu haberin sevinciyle
doğru Hazret-i Ebû Bekir’in huzuruna varıp dedi ki:
“Yâ Ebâ Bekir! Duyduklarım doğru mu?”
“Evet. Yâ Talha! Duydukların doğrudur!..”
“O ’nun hakkında ne düşünüyorsun, ne biliyorsun?”
“O, Allah’ın Resûlüdür ve bizi hak dinine davet
edicidir.”
“Yani atalarımızın dinini bırakacak mıyız?”
“Evet!”
“Nasıl olur?”
“O, Allah’ın son Resûlüdür ve âlemlere rahmet olarak
gönderilmiştir. Bizi, bir olan Allah’ın dinine davet
ediyor…”
“Öyle ise beni O’na götür!…” deyince Hazret-i Ebû
Bekir, H azret-i T alha’yı Resûlullahın huzuruna
götürdü. Hazret-i Talha, Resûlullahın huzurunda:
“Şehadet ederim ki, Allah’dan başka ilâh yok ve
yine şehadet ederim ki, M uhammed O’nun kulu ve
Resûlüdür!…” diyerek imân etti.
Kureyş müşrikleri ilk müslüman olanlara ağır i şkenceler
yapıyorlardı. Hazret-i Talha’ya da çok işkence
ettiler. Ö’nu iple bağlayıp, eski dinine döndürmek için
ezâ ve cefâ yaptılar. Fakat onlara: “Beni öldürürseniz de
dinimden dönmem!” dedi.
Daha sonra Cennetle müjdelenen on sahabîden
birisi olduğu müjdelendi.
Hz. Talha (r.a.) Medine’ye hicret edildiği sırada
Şam’da bulunuyordu. Orada ticaret yapıp, dönerken
yolda Peygamberimizin (s.a.v.) ve Eshâb-ı kiramın
Medine’ye hicret ettiğini haber aldı. Ticaret kervanında
bulunan mallarından ve kârıhdan vazgeçip, Medine’de
kaldı. Daha sonra ailesini de getirtti.
Bedir Savaşı sırasında müşriklerin kervanını takip
etmek üzere Şam tarafına gitmişti. Peygamberimiz
(s.a.v.) tarafından verilen bu vazifeyi yapmak üzere
gittiğinde, .Bedir savaşı yapıldı. Bu sebeple Bedir Sava­
şında bulunamadı. Uhut Savaşma katıldı. Bu savaşta
göstermiş olduğu akıllara hayret veren kahramanlığı
bizzat Peygamberimiz (s.a.v.) tarafından takdir edildi.
Bütün Eshâb-ı kiram onun kahramanlığına, cesurlu­
ğuna ve fedakârlığına hayran kalmıştır. Çünkü savâşın
en nazik bir anında Eshâb-ı kiram, müşriklerin azgın
saldırıları karşısında Peygamber Efendimizin (s.a.v.) etrafını halka gibi sararak yapılan hücumlara karşı koymuşlardı.
Bu savunmada en büyük gayreti ve cesareti
gösteren eshabdan biri de Hz. Talha (r.a.) idi. Vücudunu
Resûlullaha (s.a.v.) yapılan hücumlara karşı tutarak
darbeleri göğüsledi. Bir kılıç darbesini de kolu ile
karşılayıp, kolundan ağır şekilde yaralanmıştı. Savaş
sırasında Peygamberimiz (s.a.v) bir kayanın üzerine çıkmak
istediğinde Hz. Talha, Resûlullahı (s.a.v.) sırtına
alarak kayanın üzerine çıkarmak seâdetine kavuştu.
O’nun kahramanlığı büyük takdir topladı. Hz. Ebû
Bekir, “ Talha bin Ubeydullah bir Uhud kahramanıdır”
buyurdu. Hz. Ömer, O’nun için “Uhud gününün en
büyük kahram anıdır” buyurmuştur.
Hz. Talha, Uhud Savaşından Mekke’nin fethine
kadar olan bütün savaşlara katıldı. Hudeybiye’de Bîat-ı
Rıdvanda da bulundu. Mekke fethinden sonra Huneyn
Gazvesinde bulunup, düşmanın şiddetli saldırısı karşı­
sında çok kahramanlıklar gösterdi. Tebuk Gazvesine
de katılıp, bu savaşta bütün malını, ordunun hazırlanmasında
harcadı. Veda Haccında Peygamberimizle birlikte
bulunup, Veda Hutbesini dinledi. Resûlullahın
(s.a.v.) vefatında çok üzülüp, gözyaşı dökmüştür. Hz.
Ebû Bekir halife seçilince derhal biat etmiş ve emrinden
ayrılmamıştır. Hz. Ebû Bekir vefatı yaklaşınca yerine
kimin halife olacağı hususunda Hz. Talha ile işti^re
etmiştir.
Hz. Ömer’in halifeliği sırasında Hz. Talha, Şûra
Heyetine dahil olup, çok hizmetlerde bulundu. Hz.
Ömer kendinden sonra halife seçilecek olan kimseyi
tesbit etmek üzere altı kişilik bir şûranın (heyet) toplanmasını
emretmişti. Bu altı kişiden biri de Hz. Talha idi.
Hz. Osman’nm halifeliği sırasında âsilere karşı şiddetli
mukabelede bulunarak Hz. Osman’a yardımcı oldu.
Hz. Osman şehid edilince çok üzüldü. Hz. Talha Sıffin
Savaşında ok ile şehid oldu. Hz. Ali buna çok üzüldü.
Ağlayarak yüzündeki toprağı sildi ve cenaze namazını
kendi kıldırdı.
Hz. Talha önceleri ticaretle uğraşırdı. Medine’ye
hicretten sonra da ziraatle meşgûl oldu. Bu sebeble
kazancı ve serveti çok idi. Servetini tamamen İslâm
uğrunda harcadı. Zil-karede Gazvesinde bir kuyu satın
alarak İslâm Ordusuna vakfetmişti. O zaman kuyu
satın almak zor ve büyük bir mesele idi. Zûl-Usre G azasında
bütün orduyu tek başına doyurdu. Bütün fakirlerin
yardımına koşmuştur. Öksüzleri korur, darlık içinde
olanlara yardım ederdi. O’nun servetinden faydalanmayan
kalmamıştır. Medine’ye gelen her misafiri evinde
ağırlar, ikramda bulunurdu. Bütün Eshâb-ı kirama
karşı müşfik ve muhabbetli idi. Herkes onu sever onun
muhabbetinden zevk alırdı. Kiminle konuşsa tebessüm
ederek konuşur ve öylece ayrılırdı.
Eshâb-ı kiramda Zübeyr (r.a.) bildiriyor ki, Uhud
Savaşında Resûlullahın üzerinde iki zırh vardı. Orada
bulunan büyük bir kayanın üzerine çıkmak istedi. Bu
sırada Hz. Talha yaralı olduğu halde, Resûlullah’ı
(s.a.v.) sırtına alıp, kayaya kaldırdı. O sırada
Resûlullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu duydum.
“Talha, Allahü teâlâya ve Peygam berine sevgisinden
yaptığı bu işle, kendine Cenneti vacib
k ıldı” buyurdu. Bir hadîs-i şerîfde: “ Yeryüzünde
yürüyen şehid görm ekle sevinm ek istiyen
Talha bin Ubeydullaha baksın” buyuruldu. Sa’d
bin Ebî Vakkas (r.a.) bildirir. Resûlullah Uhud günü:
“ Yâ Rabbi, bunun (Talhanın) oklarım kuvvetli
.ve isabetli eyle” diye duâ etti.
Hz. Ali’nin (r.a.) bildirdiği bir hadîs-i şerifte
“Talha ile Zübeyr Cennette benim komşulan
m d ır” buyuruldu.
Kur’ân-ı kerîmdeki “Bunlar öyle kişilerdir ki,
Allaha karşı neteahhild etm işlerse o rai muhakkak
yerin e getirm işlerdir.” meâlindeki âyet-i
kerime nazil olunca Peygamberimiz (s.a.v.) Hz. Talha’
ya “Sen de her teahhüdünü yerine getiren,
Allaha karşı her nezrini ifa edenlerdensin”
buyurmuştur.
Hz. Talha bin Ubeydullah’ın Peygamberimizden
rivayet ettiği hadîs-i şeriflerden biri şöyledir:
Necid ahalisinden saçı darmadağın (fakir) bir adam
Resûlullahın (s.a.v.) huzuruna geldi. Biz onun sesini
duyuyorduk fakat ne dediğini anlayamıyorduk. Resû­
lullaha (s.a.v.) yaklaştı; İslâmdan sormaya başladı.
Resûlullah (s.a.v.) (Bu suâline karşı) “Bir gün ve bir
gece içinde (günde) beş vakit namaz kılm ak”
buyurdu. O kimse: “ Üzerimde bundan başka (namaz)
var mı? dedi. Resûlullah (s.a.v.) “H ayır ancak nafile
olarak kılarsan o başka” buyurdu. Ondan sonra
Resûlullah (s.a.v.) “Bir de Ramazan orucunu
tutm ak” buyurdu. O şahıs, “ Bundan başka üzerimde
oruç var mı?” dedi. Resûlullah (s.a.v.) “H ayır nafile
olarak tutarsan o başka” buyurdu. Resûlullah
(s.a.v.) zekâtı da ona söyledi. O; “ Bundan başka
mükellefiyyet var mı?” dedi. Resûlullah (s.a.v) “H ayır
nafile olarak verirsen o başka!” buyurdu. O kimse
dönüp giderken, “Allah’a yemin olsun ki bunu arttırmayacak
ve eksiltmeyeceğim”, dedi. Resûlullah (sa.v.)
“Eğer sözünde sadık çıkarsa kurtuldu” buyurdu.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)