Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

Şuur Nedir

Şuur Nedir?

şuur

şuur

Şuur, Arapça bir kelime olup görünen ve bilinen manasınadır. Şair; “şuur sahibi’ demektir. Bundan dolayı şiire “ince duygu ve ilim” adı verilir.
Şuur, bir işin arka planını okumak, -deyim yerindeyse- kapalı kapıların arkasında cereyan eden bazı şeylerin farkına varmaktır, onları sezmektir.
İlim ise, kapının açılmasından sonra açıkça görülen manzara karşısında oluşan bilgidir. Bu hikmet içindir ki, Allah (c.c ): “Biz ona şiir öğretmedik ve bu ona yakışmaz da.” (Yasin Suresi; 36/69) diye buyurmuştur. Çünkü şuurla ilintili olan şiirde konular ancak kapalı kapıların arkasından kavranmaya çalışılır. Bu ise, peygamberlik makamına yakışmayan cılız bir bilgidir. Oysa Hz. Peygambere (s.a.v.) öğretilenler, net, açık ve semavî kapıların ardına kadar açık olduğu bir zeminde gerçekleşmiştir.

‘O /Ona öğretilenler, ancak bir zikir ve hak ile batılı birbirinden ayıran, her şeyi açıklayan açık bir Kur’andır.” mealindeki ayetin son cümlesi bu gerçeğe/kesin ilme işaret etmektedir. Kuran-ı Kerimde şuur kelimesi kullanılmamıştır. Bunun yerine bu kökten gelen fiiller kullanılmıştır.
“Onlara/münafıklara ‘Yeryüzünde fesat çıkarmayın.’ dendiği zaman; ‘Biz ancak ıslah edici kimseleriz.’ derler. İyi bilinsin ki; onlar fesatçıların ta kendileridir; fakat bunun şuurunda / bilincinde / farkında değillerdir.” (Bakara Suresi; 2/12-13)

Yani bunlar, yaptıklarının sonucunu kestiremiyorlar. Heva ve heveslerine uygun gelen şeyleri olumlu şeyler olarak görüyorlar. İşin nereye varacağını ince elekten geçirerek tartan bir bilince sahip değiller. Bu ince tartıları olmadığı için bakırı altın, kömürü elmas sanıyorlar. Şuur; Bir şeyin farkında olma, maksadını anlama, bilinçli hareket etme hâlidir.

Örnek Konularda Şuur

İlim Öğrenme Şuuru

İbn i Hacer el Askalani (r.aleyh) için anlatılan bir kıssa vardır, öğrenme güçlüğü çektiği için ilim öğrenemeyeceğini düşünerek medreseden firar eder. Evine giderken yolda hava şartlan sebebiyle sığındığı mağarada tavandan akan su damlasının yerdeki taşı deldiğini görür. İşte bu olayı tefekkür ederek, tekrar etmenin oluşturacağı gücün taşı deleceğini dolayısıyla sabırla öğrenmeye devam ederse ilim öğrenebileceğini keşfeder. Bu değerlendirme ilim öğrenme şuuru elde etmektir.

İlim öğrenmenin; sabır, tekrar, uzun bir zaman, iyi bir hoca, istekli ve edepli bir öğrenci ile

gerçekleştiğini bilmek şuur kısmıdır. Bunun farkında olan öğrenci bu şartlara katlanmayı kabul edip bu yola girerse başarılı olur.

Tavaf Şuuru

Hacc ibadeti sembollerle dolu müthiş bir eğitimdir. Her adımında bir eğitim ve sonucunda hayat boyu kullanabileceğimiz dersler mevcuttur. Hacer-ül Esved’e elleyerek ya da istilam ederek tavafa başlanır, her şavtta (dönüşte) ve sonunda bu tekrar edilir.

Bu yapılan ibadeti bir bina etrafında yedi defa dönmek ve başlangıç olarak seçilen siyah taşa işaret etmek olarak anlaşılırsa bu konuda bilgiye sahibiz ama şuurunda değiliz manasına gelir.

Oysa Arapların âdetinde birbirinin sağ avuç içleri ile musafaha ederek el sıkışanlar birbirlerine şöyle bir söz vermiş kabul edilirler. Sen benim korumam altındasın sana dokunan ya da düşmanlık eden karşısında beni bulur, seni ben koruyacağım demektir.

Hadis i Şerifte Efendimiz (s.a.v.) “Hacer ül Esved Allah’ın (c.c.) Sağ elidir.” (Kenzu’l-Um-mal) buyurmaktadır. Bunu bilen Araplar Hacer -ül Esved’ e (Siyah Taş’a) ellemeyi Allah (c.c.) ile sözleşmek, Onunla ahitleşmek ve Onun himayesine girmek olarak algılarlardı.

Bu bilgi ve hâli ile Tavaf yaparken Hacer-ül Esved’i İsti’lam eden kişi, şuurlu bir istilam yapmış olur. Ve kendine şöyle bir ders çıkarır “Ben Rabbimle sözleştim ve sözümde durduğum müddetçe Rabbimin himayesi altındayım” der. İşte bu Tavaf şuurudur.

Tabii tavaf esnasında Hacer ül Esved’i istilam etmenin dışında Beyti Tavaf, başkalarını rahatsız etmeme, Rabbena Atina Duası okumak gibi birçok davranış hakkında şuur elde edebileceğimiz konulardır.
Oruç Şuuru

Oruç İbadeti ile ilgili birçok konu ve her konu hakkında dersler vardır. Hadis-i Şerifte Efendimiz (s.a.v.) “Oruçlu iken biri size sataşırsa onunla kavga etmeyin ve ona BEN ORUÇLUYUM deyin” (Buhari) buyurur. Bu hikmet dolu nasihati anladığımızda yapmamız gereken şey nedir acaba? Oruçlu iken kavga sebebi olabilecek konularla karşılaşırsanız ve hayati bir konu değil ise oruçlu olduğunuzu aklınıza getirin ve ben kendime hâkim olmalıyım diye düşünerek ve karşı-mızdakine de BEN ORUÇLUYUM diyerek niyetini belli etmek ve oradan uzaklaşmak bir eğitimdir.

Oruç şuuru eğitimi ve bu eğitim sayesinde nefsine hâkim olma ilmini öğreniyorsunuz.

Hiç düşündünüz mü, şuurlu bir hayat sürersek nasıl bir toplum oluruz!

Okul Derslerini Öğrenme Şuuru

Okulda dersleri veren öğretmene göre bazen

o süreçleri zevkli bir zaman dilimi bazen işkence ve stres anları olarak hatırlarım. Hâlbuki ileriki yaşamımızda okulda öğrendiğimiz her konunun hayatta çok faydalanacağımız önemli konular olduğunu fark ederiz. Hatta her bir dersle alakalı kurslara ücret ödeyerek gittiğimiz olmuştur. (Dil Kursu, Edebiyat Kursu, Spor Kursu, Meslek Kursu, … )

Öğretmenler derse ilk girdiklerinde öğreneceğimiz derslerin hayatta nasıl faydaları olduğunu doyurucu örneklerle anlatsalar ve biz buna inansak elbette bu dersleri imtihanı geçmek için değil ihtiyacımız olduğu için öğrenirdik.

Dilini kullanamayan kişi ömür boyu derdini anlatmakta, iletişim kurmakta, başkasına faydalı olmakta başarılı olamaz. Aksine kullandığı dili çok iyi kullanan kişi çözüm bulan, iletişim kuran, başkalarına faydalı ve fikir üreten biri hem maddi Kuşlar yuva yapsın diye evlerin, camilerin mimarisine “Kuş Evleri” ekleyen bir milletten, kuşlar pislemesin diye AVM pencerelerinin önüne çivili tuzaklar yerleştiren bir topluma!…

hem manevi olarak kazançlı ve özgüven sahibi biri olacaktır. Bu yüzden kullandığımız dili tanımayı, yazmayı, eserlerden faydalanmayı neden öğrenmeyelim. İşte öğretmenlerin dersin neden öğrenilmesi gerektiğini dersi öğrenme şuurunu vermediğinden büyük kayıplar yaşanmaktadır. Ve Kültürel bir misal vererek konuyu tamamlayalım.

Bir Nisan Şakası

1 Nisan geldiğinde akla gelen ilk konu birine şaka yapmak ve sonunda bir nisan demektir. Çok önemli bir konu gibi gözükmese de bu karakterimizi şekillendiren batı kültüründen gelen bir adettir.

15. yüzyılın sonlarında Haçlı ordusu komutanı İspanyadaki Endülüslü Müslümanların kalesinin önüne 31 Mart gecesi bir elinde Kur’an bir elinde de İncil ile giderek: “Şu iki kitaba yemin ederim ki, teslim olursanız size bir şey yapmayacağız” söylemesi üzerine 1 Nisan sabahı teslim olan bütün Müslümanları Şehit etmişlerdir. Bu yüzden bu günü Hristiyanlar hile günü olarak kutlarlar.

1 Nisanda şaka yapmanın bize ne hatırlatması gerektiğinin şuurunu size bırakıyorum! Hayatta her konu hakkında bilmemiz gereken, işin iç yüzü, aslı yani şuuru vardır.

Şuur Nasıl Elde Edilir?

Her konunun özü yani şuuru nasıl elde edilir sorusu önemli bir sorudur. Bu konuyu kendimce tespitlerimle cevaplamaya çalışacağım. Bir konunun şuuru, o konuyu birçok yönü ile bilen kişilerce tespit edilebilir.

• İslami konular için en önemli ölçü tabii ki İslami Nasstardır (Kur’an ve Sünnet). Kur’an Allah’ın (c.c.) bize sunduğu büyük akıldır. Efendimiz’in (s.a.v.) vahiyle beslenen aklı olan Sünnet-i Se-niyye elbette hikmet okyanuslarıdır.
• Sahabenin yaşantısı, sohbetleri övülen ve razı olunan öğrenciler olması sebebiyle şuur alınacak kaynaklardır.

• Bu konularda yazılan eserlerden faydalanılabilir. Mekasıdu’ş Şeria; dinin güttüğü, gözettiği gayeler maksatlar demektir. Bu ilmi anlatan kitaplardan faydalanabiliriz. Bunlardan en meşhuru tabiri caizse Şah Veliyyullah Dehlevi’nin tüm hadisleri hazmedip yazdığı bir şuur kitabı olan Hüccetullahullahi’l Baliğa dır.

• Diğer ilimlerde konusu hakkında uzman kişilerin tespitleridir.

• Bizim için öğrenilecek konulara neden ve niçin sorusunun sorulmasıdır. Yani Okumak konusunda şuur sahibi olmak için neden okumalıyım, niçin okumalıyım sorularının cevabı iyi anlaşılınca Okuma Şuuru oluşur.

Anlatacağın Konunun Önce Şuurunu Öğret Sonra İlmini

Eğitim yaparken eğitimciler anlatacakları konuyu veya öğretecekleri davranışı önce kendileri bilmeli, yaşamalı ve en önemlisi konunun Şuur yönünü bilmelidir. Bundan sonra Önce şuurunu genişçe anlatıp öğretmeli sonra konunun ilmi yönünü öğretmeye başlamalıdır.

Namaz kılınmasının şuurunu veren bir eğitimci daha sonra namaz kılmanın şekli, ilmihal bilgisi ve daha birçok yönünü anlatmasa da öğrenci o konulan merak edip öğrenmeye çalışacaktır. Hatta başkaları bunu engellemeye kalksa bile onlarla mücadele edip namaz kılmaya devam edecektir. Bunlada yetinmeyip başka hangi yönleri var diye düşündükçe öğrenecek ve kendini yenileyerek namazı hakkıyla eda etme yolculuğuna çıkacaktır.

Haydi sıra hepimizde! |

*Sosyolog

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.