ŞUBAT DEVRİMİ RUS

ŞUBAT DEVRİMİ RUS D_
ŞUHUT, Afyonkarahisar iline çe ve bu ilçenin merkezi olaı* ba. İlçe toprakları Göktepe (2.250 m.) ile, kuzeyindeki Ovası’nı kaplar. Önemli Kalı Çayı’dır. Tahıl, şeke haşhaş ekimi ve hayvancıl ,rovıç keçisi) yapılır. Kasaba, il m 33 km. uzaklıktadır. Y” anlattı, üjdu id Lenı’n ve i965’te No- 1 -182 km.2, ilçe nüfusu 48.2 bel Edebiyat ödüllerim alan Şolo- kez nüfusu 12.982 (1990). hov’un öteki yapıtları şunlardır: “D-vurkhmuznaya” (İki Kocalı Kadın,
1925), “Lazorevaya Steppe” (Mavi Bozkır, 1926), “Podnjataja Celina I”
(Uyandırılmış Toprak I, 1932), “Oni Srazalis Za Rodinu” (Vatan İçin Dö-ğüştüler, 1956), “Sud’ba Celoveka”
ŞUMNU, Bulgaristan’da ke tim bölgesi merkezi. Do kenarındaki havzalar ve te gesindedir. 18. yüzyılda O rın üs ve kışlağı durum 1809 ve 1829’da Rus sa‘
(İnsanın Kaderi, 1957), “Podnjataja Îrî k°’,clu- !877‘1878 Celina II” (Uyandırılmış Toprak I. fj1uslann f”? ‘• 1 1960), “Put-dorozhen’ka” (Yol, öy- î”*1»?.™51 *> B
kü, 1973), “Aloyshkino serdtse (Al- PrenHg, sm.rları ıçrnde kald,
yoşa’nın Yüreği, roman, 1976).
yıldan kalma cami; çeşitli (kimya, tarım), fabrikalar ( ŞOSTAKOVİÇ, Dimitri Dimitriye- konserve, otomobil), dam viç (1906 Petersburg-1975 Mosko- ri vardır. Eski adı Kolarovg va), Sovyet bestecisi. Petersburg su 249.000.
Konservatuvarı’nda eğitim gördü. ……………,……
Aleksandr Glazunov ve Maximillian ŞUPPILULIUMA (hükümd Steinberg’den ders aldı. Mezuniyet aş,t °terak •■O- 137Ş-1 çalışması oían “Birinci Senfonfsi J ^ ^ HattLişHış (1924-1925) ile 18 yaşında üne ka- daJah,tın gerçek adayı T … ————————vuştu. 1917 Rus Devriml’nln coşku-;
şok tedavisi, hastanın beynine suyla besteciliğe başlayan Dımıtrı t , Kıbrıs’a sürdü-
Şostakoviç, Sovyetler Birliği’nin top- taraftarlarını Kıbrıs a surdu,
lumsal ve tarihsel bakımdan önemli sal w
olaylarını müziğinde yansıtmaya ça- °nce Anadolu dakı krallıkl
lıştı “Beşinci Senfonisini 1937’de a^alar y.aParak f”adolu besteledi aynı yıl Leningrad Konser- kurda Eskı başkent Hattu vatuvarı’nda profesör oldu. 1941’de den inşa ettırdı Mrtannı I ortaya koyduğu “Yedinci Senfoni” elinde bulunan Suriye uze ile ünü daha da arttı. On üç senfonisi yanında konçerto, oda müziği, ^ , , „ . . , , sahne müziği ve piyano parçaları “>P°n devlet halını aldı davardır. ilişkiye geçti. Mısır Hitit
dost olmak için dul kalan ŞÖNT, paralel bağlanmış iki elek- kraliçesini Şuppiluliuma’n Xrik devresinden birinin ötekine gö- nnd*an biriyle evlendirmek te konumu. Gene\Vık\e ö\çü a\et\er\n- ca\< Hitit prensi \/o\cia ö\dür öe a\ete para\e\ bağlanan bir direnç nun üzetvne ŞuppAuYıuma
ŞOLOHOV, Mihail Aleksandroviç
(1905 Krujilin/Rostov-1984 Veşens-kaya/Ukrayna), Sovyet romancısı. Genç yaşta yazar olarak adını duyurdu. İlk kitabı “Donskie Rasskazi” (Don Hikâyeleri) 1923’te yayımlandı. A 925’te yazmaya başladığı “Tişij Don” (Ve Durgun Akardı Don) adU de\/ romanını A940’ta bitirdi. Tolstoy un bu romanında Kazakların \
dü. Bir yıl içinde Lübnan’ı di. Mitanni Krallığı Hititlere
Dünva Savası N/ı\\arw\sr\çsaN/a§N/’Wa- \ç\n bu terim kullanılır. Örneğin bir mak \Q\n Kuzev SuriVe’d rındaki vasamını yazdı. Tolstoy ve ampermetrenin ana devresine para- kraiiıkları e\e geçirerek Bunin gibi Rus yazarlarının yarattığı lel bağlanan genellikle kuçuk bir dı- oğullarını “kuçuk kral olara aeleneğin izleyicisi olarak, çalışan renç, ölçü devresinden ana akımın tirdi, insanları duygulu ve yumuşak bir küçük bir Mumcun¡9^ ŞÜPHECİLİK – KUŞKUC dille, resmi görüşe ödün vermeden sağlayarak aletin duyarlığını artır .
2022
Türk alfabesinin yirmi dördüncü’ Sesbilim bakımından katı, pat-, tmu. titreşimsiz, sert, süreksiz diş üzü. Kimyada tritum elementi-fizikte periyodun, kelvin cinsin-iade edilen termodinamik sı-, (küçük t ile), 1.000 kg,a t kütle birimi tonun, indükleme ÖJ-birimi teslanın, ayrıca zamanın. Müzikte tuttinin kısaltılmışı,-î hesabında (te) 400, (tı) 9 sa-ı karşılığıdır.
JK-İ TAL’AT VE FİTNAT,:
Sami’nin romanı (1872).! de yetim olarak büyümüş* i ve Fitnat’ ın masum aşklarının yapıt, Türk edebiyatında, Immanın ilk örneğidir. Üvey ba-‘
: zengin biriyle (Ali Bey) ev-ı Fitnat kendini öldürür. Ka-Mğnda onu görmeye geleh ta. sevgilisinin ölüsüyle karşı-ı düşüp ölecektir. Ali Bey ise »boynuna muska diye anne-MUMmtş mektubu okur ve öz tenlendirildiğini öğrenip çıldı-
cepte taşınabilen, tek, m. hafif, geri tepmeli Tabanca, esas olarak, doğrultu veren bir “narrv ateşleyen bir “horoz”: t mermiye düşüren bir “ter;;
İlk kez 16. yüzyıl or-;
, özellikle süvarilerce kullar ağzından doldurulup, , yaptıklarından bu taban-.ktAantşlı değildi. 19. yüz-, doğru birden çok, tarda atan tabancalar ya-
• sabancayı ilk tasarlayan, i Golftu. ’Toplu taban-,, ___ Colt’un tabancası,
«enTti alabilecek altı ta-.e delikler namluyla
aynı hizaya gelebilecek biçimde ortacındaki bir eksen çevresinde dönen silindirik bir parçayla (top) donatılmıştır. Tfetiğe basıldığında horoz arkaya doğru kalkarken, top da 60Oi dönerek içinde mermi bulunan deliğiî.namlu gerisine getirir. Mermi namluca ayra hizaya geldiğinde horoz^ düşerek mermiyi ateşler. Bu tabancada, tetiğin altı kez çekilmesiy-le üst üste altı atış yaptıktan sonra, tekrar kullanılmak üzere, boş kovanların deliklerden çıkarılıp yeniden merrpiyle .doldurulması gerekir. Zamanla yeni mekanizmaların ilavesiyle tabancalar yarı otomatik ve otomatik hale getirildi. Bu tip tabanca-jardatnermiter bir “şarjör” içinde bulunur!. Şarjör .genellikle tabancanın elle kavranan “kabza” kısmına yerleştirilir. Şarjör içindeki yay, üzerine üst üste dizilmiş mermileri yukarı iter. Şarjörüni ağzı, mermilerin düşey doğrultüdad^ de, yatay doğrultuda Jika’bilâcekleri biçimde daraltılmıştır.’ Merminin namluya sürülmesi için görekli yatay kuvvet, bu tip tabancalarda, her atış sonrasında barut gazlarının geri tepmesiyle çalışan5 bir’mekanizmanın önce boş kovanı dışarı atıp sonra şarjörün en üştüHdeki; hiörmiyi çekmesiyle sağladır. Moderh tabancalarda genellikle namlü çapı 6.35 ya da 7.65 veya 9 mm. olur. I. Dünya Savaşı’nda 20-30 meymi atabilen otomatik tabancalar yaptldı, Bu niteliklerinden ötürü.büyük bir kullanım alanı bulan, niakjnşli ■ tabancalar, zamanla namlularının uzatılması, tiaha güçlü mermiler kullanılması gibi değişikliklere ^ğrşdılar.,Bugün kullanılmakta olan makineli tabancaların çapı 8-11 mm., ağalığı ortalama 3,5 kg.-dır. Şarjlör|erjyşş tipine göre 40-100 mermi almaktadır. Ayrıca orduda
kullanılan aydınlatma ve işaret t; bancaları da vardır. Bunlar gecele aydınlatma ve birlikler arasında hc berleşmeyi sağlamaya yarayan p rinçten yapılmış yivsiz tabancalar dır.
TABLET, eskiçağlarda ve Orta çağ’da üzerine kazı kalemiyle yaz yazılan pişmiş çamurdan levha. Yapılan kazılar sonucu Sümerler, Asur-lular ve Bablllilere ait oldukları anlaşılan ve İ.Ö. 4. bin ile milat arasında çiviyazısıyla yazılmış oldukları tahmin edilen birçok tablet bulunmuştur. En küçüklerinin boyutları 2-3 cm., en büyüklerininse 30 cm. olan bu tabletler edebiyat, din, destan, tarih, hukuk, matematik, astronomi metinleri, muskalar ve mektupları içermektedir. Fırınlanmış kil ya da çamurun dışında değerli madenlerden ve fildişinden tabletlere de rast-! lanmıştır. Bu tür tabletlerin önemli olaylarda ve devletlerarası yazışmalarda kullanıldığı sanılmaktadır. Romalıların ise yazılarını balmumu sıvanmış sert tahta üzerine yazdıkları bilinmektedir. Daha sonra 15. yüzyıl başlarında kâğıdın kullanımına başlanılmasıyla tabletler önemini yitirmiştir.
TABU, bir kimseyi ya da bir şeyi kutsal sayan, ona dokunulmasını, onun kullanılmasını yasak eden dinsel inanış. Tabu, Polinezya dilinde “kutsal” anlamındadır. Polinezyalıla-ra özgü olmakla birlikte, bu deyim, dinsel yasak inancını dile getirerek genel bir karakter kazanmıştır. Bu inanış, bütün animist topluluklarda ortaktır; hatta günümüz toplumlarH nın bazılarında da izlerine rastlanıp Dinsel yasaklar, kutsal olana saygı, ve kutsal olandan korku temeline dayanır ve bazı görüşlere göre din