spor

spor

SPOR
Türk spor tarihi şan ve şerefle doludur. Orta Asya’da yaşadıkları çağlarda bile sporu günlük, dinlendirici bir uğraş bilen Türkler, ana yurtlarından göç ettikten sonra da spordan vazgeçmediler.

Kırkpınar güreşlerinin, söylentiye göre 1361’de başlaması, güreşin çayırda da olsa belli kuralları olan bir müsabaka sporu olarak yüzyıllar önce doğduğuna bir kanıttır. Fatih Sultan Mehmed’in 1453’te İstanbul’u almasın-
dan sonra Meydan-ı Kemankeşani yani Okmeydanı kuruldu ve okçuluk yarışmaları başlatıldı. Daha sonra Tezki-re-i Rumat adıyla atıcılar yönetmenliği yayınlandı ve okçulukla ilgili her şey kayda alınmaya başlandı. Böylece Türk spor tarihiyle ilgili belgelerin de derlenmesine ön ayak olundu.

Okmeydam’nda ilk yay geren. Bahtiyar Pehlivan adında bir kemankeştir. Okmeydanı, Sultan Bayezid II zamanında tam bir okçuluk merkezi oldu. Tozkoparan lakabıyla ün yapan Mir-i Alem Ahmed Ağa, oku 1.281 gez (846 metre) uzağa atmış ve kimse onu geçememiştir.

İlk kürek yarışı ise Sultan Murad III zamanında, 1579’da yapıldı. Haliç’te tersane önünde başlayıp Sarayburnu’-nda biten bu yarışlar, saltanat kayık-lanyla gerçekleştirildi. Murad IV ise ok atan, sürekli ağırlık kaldıran ve gürz sallayan sporcu bir padişahtı.

OsmanlI Devleti’nin son dönemlerinde ise yağlı güreş çok sevilen bir spordu. Mahmud II zamanında padişahın gözüne giren ve aynı zamanda da iyi bir asker olan başpehlivan İbrahim Paşa, Sivas Valiliği’ne atandı.

‘ Türkiye’de modern sporlar, “Batı’* ya açılan pencere” olarak anılan Mekteb-i Sultani’deki (Galatasaray Lisesi) Fransızca öğretimle birlikte başladı. Okulun beden eğitimi öğretmeni M.Curel, Fransa’dan jimnastik aletleri getirtip, ders programına jimnastiği de koydurttu. 1870’de Galatasaray-

lI öğrenciler de Kâğıthane’de çeşitli spor dallannda yarışmalar yaptılar. Dereceye giren öğrencilere Fransa’dan getirtilen madalya ve diplomalar dağıtılması hem yarışmacıları hem de seyredenleri spora teşvik etti.

Bu arada, Kırkpınar’da Kel Aliço fırtına gibi esiyordu. 26 yıl başpehlivanlığı kimseye kaptırmayan ünlü pehlivan, 27. kez unvanını korumak için er meydanına çıktığında Deliormanlı Yusuf (Koca Yusuf) ile güreşmek zorunda kaldı. Bu genç pehlivanı bir türlü yenemeyen Kel Aliço “Böyle yiğit pehlivanlar yetiştiğini görmek, beni memnun etti” diyerek güreşe veda etti. 1890’da Katrancı Mehmed’e yenilen Kurtdereli Mehmed Pehlivan ise 1891’-de rakibini yenip adını bütün ülkeye duyurdu. İki pehlivan bir daha karşılaşmadılar.

1895’te Türk pehlivanlarını Avrupa’da görürüz. Koca Yusuf, Filiz Nu-rullah ve Kara Osman Paris’e gider. Güreşçiler Fransızlar’ın ünlü güreşçileri Dumont, Sabes, Cannon ve Paul Pons’u zorlamadan yenerler. Aynı yıl Küçük Mehmed ve Yaşar İsmail ve Te-kirdağlı Memiş adlı güreşçiler Londra’ya giderler ve rakiplerini yenerler. 1898’de ise koca Yusuf, Amerika yolcusudur. Amerikalı Roeber’i 15.000 seyirci önünde minderden aşağıya atıp bir anda ünlenir. 1898’de Amerika’dan dönerken bindiği transatlantiğe bir İrlanda gemisi çarpar. Gemi batar, Koca Yusuf, Atlantik Okyanusu’nun sularına gömülür. 1898’de Adalı Halil Amerika’ya gider. Kara Ahmed ise Fransa’da yaptığı güreşlerden sonra “Cihan Pehlivanı’] unvanını alır.

Futbol, ilk kez İzmir Bornova’da İngiliz aileler tarafından oynandı. 1894’te Moda’nın Baklatarlası ve Kadıköy’ün Kuşdili çayırlarında yine ingilizler futbol oynamaya başlayınca, dünyanın en sevilen sporu İstanbul’a da gelmiş oldu.

1896’da Yunanistan’da yapılan ilk olimpiyatlara katılan tek Türk ise pehlivan Koç Mehmed’di. 21 yaşında 1.80 metre boyundaki bu dev yapılı delikanlıdan Türk Milli Olimpiyat Komitesi nin katılım belgesi istendi. O yıllarda olimpiyat komitesi kurulmamıştı. Koç Mehmed bu durumda ödül alamayacağını öğrenince geri döndü.

ilk Türk dağcısı ise Fransa’da tıp öğrenimi yapan ve 26 Temmuz 1902’de dört Fransız arkadaşı ile birlikte Mont Blanc’a çıkan Ali Vehbi Bey’dir.

1903’te Beşiktaş, Serencebey’de saray nazırı Osman Paşa’nın oğullan Hüseyin ve Şamil Bereket ile Ahmed Fetgeri, kardeşi Mehmed Ali Fetgeri, Nazım Nazif ve Tayyareci Fethi beyler Beşiktaş Bereket Jimnastik Kulü-bü’nü kurdular. Türkiye’nin ilk Türk spor kulübünün adı önce OsmanI ı Beşiktaş Terbiye-i Bedeniye Cemiyeti İken sonradan Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü olarak değiştirildi, 1903’te İstanbul Futbol Ligi başladı.

1905’te Galatasaray, 1907’de de Fenerbahçe kulüpleri kuruldu, 1908’de Meşrutiyet’le birlikte Osmanlı Milli Olimpiyat Cemiyeti açıldı. İlk başkanı Ahmed Ihsan Tokgöz’dür. Türkiye, 1909’da Uluslararası Olimpiyat Komi-tesi’ne kabul edildi.

İlk atletlerimiz, 1913’te tanınmaya başlayan Silifkeli Şükrü, Nureddin Ot-mar ve Selahattin Beliren’dir. İlk yelken yarışları yine 1913’te Ingilizler tarafından Moda ve Büyükada önlerinde yapıldı. 1918’de İstanbul futbol ligi. Birinci Dünya Savaşı nedeniyle oynanamadı. İlk boks karşılaşmaları 1920’de İstanbul’da yapıldı, ilk Türk boksörje-ri Fenerbahçeli Yavuz ismet Uluğ, İngiliz Kemal adıyla tanınan Esat Tomruk ve Altınordulu Fahri Ayad idi.

Yurt dışına transfer olan ilk Türk,
FEOERASYONLARİN LİSANSLI SPORCU SAYILARI 1991 Spor Dalı Kız Erkek
Atıcılık 375 5.939
Atletizm 3.025 72.158
Basketbol 4.155 115.952
Binicilik 152 531
Bisiklet — 1.455
Boks — 8.421
Jlmnas 871 3.244
Dağcılık 131 975
Eskrim 1.313 1.208
Futbol — 360.032
Halter — 2.075
Hentbol 3.223 71.202
Güreş — 29.534
Yağlı Güreş — 2.248
Judo 717 12.599
Karete 468 10.179
Kayak 312 1.768
Kürek 126 1.089
Masa Tenisi 1.404 34.162
Okçuluk 508 2.158
Sualtı 43 1.185
Taek-wondo 1.068 25.954
Tenis 436 5.802
Voleybol 3.436 132.546
Yelken 106 1.393
Yüzme 1.956 18.642
TOPLAİVI 2.2.825 922.448
GENEL
TOPLAİM 945.273

GalatasaraylI Bekir’dir. Bekir, Alman Karisruhe Phönix takımında oynadı, ilk milli maçımızı 26 Ekim 1923’te Romanya ile yaptık ve 2-2 berabere kaldık. Toplu halde ilk kez 1924 Paris Olimpi-yatlan’na katıldık, hiçbir başarı kazanamadık. 1928 Amsterdam Olimpiyat-lan’na katılan kafilemizin yüzünü 72 ki-

lo güreşçimiz Tayyar Yalaz, Yunanlı rakibini yenerek güldürdü. Altıncı olan Tayyar Yalaz, 75 kiloda Nuri Boytorun, ağır sıklette Çoban Mehmed, halterde Cemal Erçmen adlannı. Olimpiyat Şeref Kütüğü’ne yazdırdılar,

ERKEK TAKİİMİNDA BAYAN VOLEYBOLCU

Türk spor tarihinde en önemli olaylardan biri de 1929’da yaşandı. Voleybolda bayan takımı yoktu. Fenerbahçe erkek takımında oynayan Sa-biha Rıfat Güreyman büyük başarı gösterdi. Sarı-iacivertli takım o yıl İstanbul şampiyonu oldu.

1930’da yapılan ilk Balkan Oyunla-rı’nda Sedat Erkoğlu-Vahram Şlrinyan, teniste çift erkeklerde şampiyon, 100 metrede Semih Türkdoğan ikinci oldu.

1933’te ilk kez düzenlenen Basketbol Ligi’nde ise Galatasaray şampiyon oldu. Atina’da 1933’te yapılan Balkan Oyunları’nda atletizmde 2 altın, 3 gümüş ve 2 bronz madalya kazandık.

1936 Berlin Olimpiyatları’nda grekoromende 61 kilo güreşçimiz Yaşar Erkan, olimpiyat şampiyonu olarak milli marşımızı çaldırdı. Serbestte Mersinli Ahmet Kireççi üçüncü oldu. 1936’da binicimiz Cevat Kula, Vlyana’-dakl yanşlarda gümüş madalya kazandı. 1939 yılında Atina’da yapılan Balkan Oyunlarj’nda Muzaffer Baloğlu, atletizmde 100 ve 200 metrelerde şampiyonluklar kazanırken, 1.500 metrede Rıza Maksut isman gümüş, 200 ve 400 metrede Ali Ferit Gören iki bronz, sırıkla atlamada Muhittin Akın bir bronz madalya kazandı. 1939’daki Avrupa Güreş Şampiyonası’nda 66 kiloda Yaşar Doğu, gümüş madalyayı alırken, 87 kiloda Mustafa Çakmak üçüncü oldu. 1940’ta Onbirinci Balkan Oyunlan’nda atletizmde takım halinde şampiyon olduk. 1942/43 sezonunda Beşiktaş üst üste beşinci kez İstanbul Futbol Ligi şampiyonu oldu. 1944’teki ilk Başbakanlık Kupası’nı da Fenerbahçe’yi 4-1 yenen Beşiktaş kazandı. 1946’da güreşte Avrupa şampiyonu olduk.

1948 Londra Olimpiyatları’nda dünyanın en seçkin atletleriyle yanşan
Ruhi Sarıalp, üç adım atlamada 15.02 metre ile 3. olarak, olimpiyatlarda atletizm dalında ilk kez bayrağımızı direğe çektirdi.

Yine aynı olimpiyatlarda serbestte 4 altın, 2 gümüş, grekoromende 2 altın, 2 gümüş ve 1 bronz madalya kazandık. Altın madalya alan güreşçilerimiz şunlardı: Nasuh Akar, Gazanfer Bilge, Yaşar Doğu, Celal Atik, Mersinli Ahmet, Mehmet Oktav.

Milli futbol takımımız. Dünya Ku-pası’na ilk kez 1949’da katıldı. Fakat ödenek bulunamadığından finallere katılamadı.

1951’de Fenerbahçeli Lefter, İtalyan Fiorentina kulübüne transfer oldu. 1951’de Helsinki’de yapılan DünyaGü-reş Şampiyonası’nda takım halinde şampiyon olduk. 1946 ve 1949 Avrupa, 1948 Olimpiyat şampiyonluklarından sonra, 1951’de serbest güreşte yine takım halinde dünya şampiyonu olduk.

17 Haziran 1951’de Berlin Olimpiyat Stadı’nda futbolda da büyük bir ba-şarı kazandık. Milli Takımımız, Almanya’yı kendi sahasında 2-1 yenerken, kalecimiz Turgay Şeren, “Berlin Panteri” unvanını aldı. Yine aynı yıl, yani 1951’-de Mısır’ın İskenderiye kentinde yapılan ilk Akdeniz Oyunları’nda 10 altın,

3 gümüş, 7 bronz madalya kazanıp dördüncü olduk. 1952’de İstanbul’da ilk profesyonel lig oynandı ve Beşiktaş
BRANŞLARINA GÖRE
HAKEM LİSTESİ
SPOR DALI HAKEM SAYISI
Atıcılık 320
Atletizm 7.829
Basketbol 2.336
Binicilik 146
Bisiklet 892
Boks 528
Jimnastik 196
Dağcılık
Eskrim 125
Futbol 19.521
Güreş 1.240
Halter 739
Judo 444
Kayak 314
Kürek 188
M.Tenisi 3.756
Okçuluk 143
Tenis 16
Voleybol 1.521
Yelken 894
Yüzme 2.265
GENEL TOPLAM 43.413

Türk güreş tarihine isimlerini altın harflerle yazdıran iki ünlü şampiyonumuz Yaşar Doğu (sağda) ve Hamit Kaplan (Soida)
40/SAYFA

194S Londra Olimpiyatlan’ıtda üç adım atlamada bronz madalya kazanan ünlü atlat Ruhi Sarıalp
Helsinki’de Dünya, Londra’da Olimpiyat 1946’da da Avrupa Şampiyonluğu’nu kazanan Celal Atik
Futbolumuzun “ordlnaryüs”ü, Fenerbahçe’nin ve Türk futbolunun unutulmaz İsmi Lefter
mmm

mm
Türk futbolunun ünlü isimlerinden “sinyör” Can Bartu, Lazio’da oynadığı yıllarda bu ekibin formasıyla
1962’de okçulukta Avrupa Gençler Şampiyonu olan Yücel Cavkaytar’ı genç yaşta yitirdik.
piyonumuz
hiç yenilmeden şampiyonluğu kazandı. Voleybolda ise ilk milli maçımızı 1953’te Yugoslavya ile oynadık ve 3-0 yenildik. Türkiye, Dünya Kupası finallerine katılma hakkını 1954’te bir kez daha elde etti. Finallerde Almanya’ya 4-1 yenilip. Güney Kore’yi 7-0 yenince çeyrek finale yükselecek takımın belirlenmesi için Almanya ile bir kez daha karşılaştık. 7-2 yenilerek Dünya Kupası finallerine veda ettik. 10 Ağustos 1954’te Murat Güler, Manş Denizi’nI geçen ilk Türk oldu. 1955’te Ordu Milli Futbol Takımımız, dünya şampiyonluğunu kazandı. Türk futbol tarihinin unutulmaz zaferlerinden birini de İnönü Stadı’nda elde ettik. Tek seçici Eş-fak Aykaç’ın yönetimindeki Milli Futbol Takımımız, Macaristan’ı 3-1 yendi. 1956’da Stockholm’de düzenlenen ilk ve son Atlı Olimpiyatı’nda Türk süvarilerinden Yüzbaşı Nail Gönenli, son engellerden birinde atının ayağı takılınca düştü ve ayağı kırıldı, ama yarışı tamamladı ve başta Ingiltere kraliçesi Elizabeth II olmak üzere herkesin takdirini kazandı.

13 Haziran 1956’da Fenerbahçe, Zenith takımını 2-1 yenerek bir Rus takımını, kendi sahasında yenen ilk Türk takımı oldu. 1957’de Ordu Milli Takımımız, Adana’da Amerika’yı 19-0 yenerek, bir rekor kırdı. 1957’de Kasımpaşa-Feriköy maçında inanılmaz bir olay yaşandı: Kasımpaşa kalecisi Hazım Ca-nıtez’in ayağıyla yaptığı degaj sonucu top Feriköy kalesine girc^ve gol oldu.

1957’de serbest güreşte yine dünya şampiyonu olduk. Mehmet Kartal, Hüseyin Akbaş, Mustafa Dağıstanlı ve Hamit Kaplan, altın madalya kazandı.

1958’de Romanya ile oynadığımız milli maçta kalecimiz Turgay Şeren sakatlanınca fiie bekçiliğini Can Bartu üstlendi. Romanya ataklannı önleyen Bartu, B.Ahmet’in kendi kalesine attığı gole mani olamadı, maçı 3-0 kaybettik.

1959’da kurulan ilk Milli Lig’de şampiyonluğu Fenerbahçe kazandı. 26 Mart 1960’ta Türkiye’de resmen Spor-Toto oynanmaya başladı. 1960 Roma Olimpiyatlan’nda güreşçilerimiz Müzahir Sille, Mithat Bayrak, Tevflk Kış, Ahmet Bilek, Mustafa Dağıstanlı, Haşan Güngör ve İsmet Atlı, altın madalya kazandı. Aynı yıldaki Balkan Oyunlan’nda altın madalya, atletizmde 800 metrede Gül Çıray’dan geldi. 1961’de Ordu Milli Takımı bir defa daha dünya şampiyonu oldu. 1961’de GalatasaraylI .Metin Oktay Palermo’ya, Fenerbahçeli
Can Bartu Fiorentina’ya transfer oldu. 1962’de İnönü Stadı’nda ilk gece maçı oynandı. Gül .Çıray Balkan kros şampiyonu. Muharrem Dalkılıç Balkan şampiyonu oldu. Yine aynı yıl okçumuz Yücel Cavkaytar gençlerde Avrupa şampiyonluğunu kazandı. 1963’te oynanan ilk Türkiye Kupası’nı Galatasaray kazandı. 1963/64 sezonunda ilk kez oynanan Türkiye Ligi’nde Fenerbahçe şampiyon oldu. 1964’te milli kaleci Özcan Arkoç, Avusturya’nın Aust-ria takımına transfer oldu. Tokyo ollm-plyatlannda tek alın madalyayı güreşte Kâzım Ayvaz kazandı. 1965/66 sezonunda ilk kez oynanan Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı Galatasaray kazandı. 1966’da futbolda Moskova’da bl r zafer kazandık ve Rusya’yı kendi sahasında

2-0 yendik. 1966 yılında Yugoslavya’da yapılan 25. Balkan Oyunlan’nda maratonda İsmail Akçay birinci, Hüseyin Aktaş ikinci oldu. 1967’de Kayseri-spor-Slvasspor maçı sırasındaki olaylarda yaklaşık 40 seyirci öldü. 1967’de RCD Kupası’nı İran’ı 1-0, Pakistan’ı 7-4 yenen Milli Takımımız kazandı. Aynı yıl, Fuar Şehirleri Kupası’nda (şimdiki adı UEFA Kupası), Atletico Madrid’i

3-0 yenen Göztepe çeyrek finale kadar çıktı. 1967’de Ahmet Ayık, Dünya Şam-piyonası’nda altın madalya kazanan tek güreşçimiz oldu. 1968’de Balkan Kupası’nı Fenerbahçe kazandı. 1968’-de basketbolda Balkan üçüncüsü olduk. 1968 Meksika Olimpiyatlan’nda .Ahmet Ayık ve Mahmut Atalay altın madalya kazandı.

1969’da Seyfi Tatar ve Celal Sandal, Balkan boks şampiyonu oldular.

1969’da Göztepe, Avrupa Fuar Şehirleri Kupası’nda ikinci kez çeyrek finale yükseldi. 1970 Balkan Maratonu’-nu Hüseyin Aktaş kazandı. 1971’de Akdeniz Oyunları, İzmir’de yapıldı; 18 altın, 12 gümüş ve 15 bronz madalya kazandık. 1972’de Cemal Kamacı, Avrupa Profesyonel Boks Şampiyonu oldu. Yine aynı yıl boksta Arif Doğru, Mehmet Kumova, Habip Yalçın, Eraslan Doruk, Celal Sandal, sıkletlerinde Balkan şampiyonluğunu kazandılar.

1972’de 1.500 metrede Mehmet Tümkan, Balkan ve Türkiye rekoru kırdı. 1972 Münih Olimpiyatlan’nda Vehbi Akdağ gümüş madalya getirdi. 1973’te Balkan Bisiklet Şampiyona-sı’nda Erol Küçükbakırcı birinci oldu. 1974’te vücut geliştirmede Ahmet Enünlü dünya şampiyonluğunu kazandı. Aynı yıl Ersin Aydın, Anamur’dan
Girne’ye yüzdü. 1976’da Basketbol Genç Milli Takımı, Balkan Şaplyonu oldu. 1976’da milli judocularımızdan ve milli takım antrenörü Namık Ekin, 37 saat 3 dakika 30 saniye su altında kalarak dünya rekoru kırdı. 1979’da Erdal Acet, Manş’ı geçti. Yine aynı yıl Ve-

li Ballı, Pakistan’da yapılan maratonda birinci oldu. 1976’da Galatasaray’ın milli kalecisi Yasin Özdenak, ünlü Amerikan takımı Cosmos’a transfer oldu. 1977’de yıldız basketbol takımımız Avrupa Şampiyonluğu’nu kazandı. 1978’de Ekrem Ozdamar 2.20 metre ile yüksek atlamada Balkan rekoru kırarak şampiyon oldu. Aynı yıl Balkan Maraton Şampiyonası’nda Mehmet Yur-dadön birinciliği kazandı. 1978’de op-timistçi Halim Kalkış, 1980’de de atıcılarımız Balkan Şampiyonu oldu. 1985’te binicilerimiz Balkan şampiyonluğunu kazandı. 1985’te Eyüp Can boksta dünya üçüncüsü oldu. 1986’da Mehmet Terzi maratonda, Necdet Ayaz 10.000 metrede Balkan şampiyonu oldular.

17 Mayıs 1987’de yapılan Münih Maratonu’nu Mehmet Terzi kazandı. 1987’de Ordu Milli Voleybol Takımı dünya şampiyonu oldu.

1988 Seul Olimpiyatlan’nda haltercimiz Naim Süleymanoğlu Dünya ve Olimpiyat rekorlan kırarak tüm dünyanın dikkatini çekti. 1988’de tekvando-cularımız Avrupa şampiyonu oldular. 1989’da Eyüp Can, Iskoçyalı Pat Clin-ton’ı yenip Avrupa şampiyonu oldu. 1989’da G.Saray, Avrupa Kupa Galipleri Kupası’nda yarı finale yükseldi. 1989’da Eczacıbaşı kız voleybol takımı 17’nci kez Türkiye şampiyonluğunu kazandı. 1989’da karatede Haldun Alagaş 70 kiloda dünya şampiyonu oldu.

1990’da güreşçilerimiz yıldızlarda Dünya şampiyonu oldu. 1990’da Üsküdar Kız Lisesi, Dünya Liselerarası Voleybol Şampiyonluğu’nu kazandı.

1991’de güreş genç takımımız, Avrupa şampiyonu oldu,

Amerika’da yaşayan yüzücü Uğur Taner, Avrupa Gençler Yüzme Şampi-yonası’nda beş madalya kazandı. Yüzücü Derya Büyükuncu, Avrupa rekoru kırdı.

1991 sonlarında 57 kilo güreşçimiz Remzi Musaoğlu, şampiyon olan rakibi Orkmanov’da doping çıkınca, Avrupa şampiyonu ilan edildi. Polonya’da yapılan Dünya Okçuluk Şampiyonası’-nda grand-fita’da Zehra Öktem dünya
amada 15.02 »iyatlarda at-yrağımızı di-

ırda serbest-oromende 2 madalya kain güreşçile-ar. Gazanfer ^lik, Mersinli

î. Dünya Ku-latıidı. Fakat Jan finallere

! Lefter, ital-ransferoidu. m Dünya Gü-Kım halinde 1949 Avrupa, oluklarından reşte yine ta-yonu olduk, eriin Olimpi-bOyük birba-ımız. Alman-ıfenerken, kaillin Panteri” iyani 1951’-»ntinde yapında 10 altın, ; kazanıp dör-‘anbul’da ilk ve Beşiktaş
ÖRE

Amatör ve profesyonel olarak Türk boksunun adını son yıllarda yeniden duyuran Eyüp Can
1974’te yapılan Dünya Vücut Geliştirme Şamplyonası’nda orta boyda şampiyon, Ahmet Enünlü
Avrupa profesyonel boks şampiyonumuz Cemal Kamacı bu unvanım kazandıktan sonra sevinç İçinde
Maksika Olimpiyatlan’nın altın madalyalı ünlü ismi, Avrupa Şampiyonu güreşçimiz Ahmet Ayık
Meksika Olimpiyatları’nda maratonda dördüncü olan, Balkan Maratonu birincisi İsmail Akçay
üçüncüsü oldu. Yüzücü Uğur Taner 200 m serbest ve kelebek ile, 100 m kelebekte Avrupa gençler rekoru kırdı.

TÜRKİYE’DE 945.273 LİSANSLI SPORCU VAR

Türkiye’de 1991’de 945.273 lisanslı sporcu vardı. Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, 1991’de yetişen 1.110 antrenörle birlikte, bütün Türkiye’de 22.730 antrenör olduğunu açıkladı. 1983’te 1.900 olan antrenör sayısı 1984’te 2.700’e, 1985’te 5.494’e, 1986’da 8.112’ye, 1987’de 11.118’e, 1988’de 14.176’ya, l989’da 18.942’ye, 1990’da da 21.620’ye ulaşmıştı.
Dünya ve Olimpiyat Şampiyonu Naim Süleymanoğlu
1’NCİ LİG ŞAMPİYONLARI

1950: F.Batıçe 1974-75: F.Bahçe

1959-60: Beşiktaş 1975-76: Trabzon

1960-61: F.Bahçe 1976-77: Trabzor»

1961-62: G.Saray 1977-78: F.Bahçe

1962-63: G.Saray 1978-79: Trabzon

1963-64: F.Bahçe 1979-80: Trabzon

1964-65: F.Bahçe 1980-81: Trabzon

1965-66: Beşiktaş 1981-82: Beşiktaş

1966-67: Beşiktaş 1982-83: F.Bahçe

1967-68: F.Bahçe 1983-84; Trabzon

1968-69; G.Saray 1984-85: F.Bahçe

1969-70: F.Bahçe 1985-86: Beşiktaş

1970-71: G.Saray 1986-87: G.Saray

1971-72: G.Saray 1987-88: G.Saray

1972-73: G.Saray 1988-89: F.Bahçe

1973-74: F.Bahçe 1989-90: Beşiktaş
Sporcu sayısı ise 1984’te 392.260 iken, 1985’te 451.278’e, 1986’da 666.526’ya, 1987’de 738.568’e, 1988’de 820.324’e, 1989’da 870.977’e, 1990’da 934.659’a yükseldi. Kulüp sayısı İse 1984’te 2.794 iken 1985’te 3.322’ye, 1986’da 3.509’a, 1987’de 3.835’e, 1988’de 3.985’e, 1989’da 4,371’e, 1990’da da 4.385’e ulaştı. Hakemlere gelince, bütün branşlarda hakemlik yapanların sayısı 1983’te toplam

11.400 iken yıldan yıla artarak 1990’da 43.413’e, 1991’de de 45.533’e yükseldi. Hakem kursları da devam etmektedir.

Branşlara göre sporcu, hakem ve antrenör sayısı ise şöyledir:

Sporcular Atıcılık: 375 bayan 5.939 erkek. Atletizm 3.025 bayan, 72.158 erkek, Basketbol: 4,155 bayan, 115.952 erkek, Binicilik: 152 bayan, 531 erkek, Bisiklet: 1,455 erkek, Boks: 8,421 erkek, Jimnastik: 871 bayan, 3.244 erkek. Dağcılık: 131 bayan, 975 erkek, Eskrim: 313 bayan, 1.208 erkek. Futbol: 360.032 erkek. Halter; 2.075 erkek, Hentbol; 3.223 bayan, 71,202 erkek. Güreş: 29.534 erkek, Yağlı güreş: 29.534 erkek. Judo; 717 bayan, 12.599 erkek, Karate: 468 bayan, 10.179 erkek, Kayak: 312 bayan, 1.768 erkek. Kürek: 126 bayan, 1.089 erkek. Masa tenisi: 1.044 bayan, 34.162 erkek, Okçuluk: 508 bayan, 2.158 erkek. Sualtı sporları: 43 bayan, 1.185 erkek, Tekvando: 1.068 bayan, 25.954 erkek, Tenis: 436 bayan, 5.202 erkek. Yelken: 106 bayan, 1.393 erkek. Yüzme: 1.956 bayan, 18.642 erkek.

Toplam: 22.825 bayan, 922.448 erkek.

İkisinin toplamı: 945.273.

Hakemler; Atıcılık: 320, Atletizm: 7.829, Basketbol: 2.336, Binicilik: 146, Bisiklet; 892, Boks; 528, Jimnastik: 196, Eskrim: 125, Futbol: 19.521, Güreş; 1.240, Halter: 739, Judo: 444, Kayak; 314, Kürek; 188, Masa tenisi: 3,756, Okçuluk; 143, Tenis; 16, Voleybol; 1,521, Yelken; 894, Yüzme 2,265. Toplam: 43.413

Antrenörler: Atıcılık; 75, Atletizm; 163, Binicilik: 208, Basketbol; 4.857, Bisiklet: 39, Boks: 769, Jimnastik; 115, Futbol (amatör); 379, Eskrim; 98, Güreş: 2337, Halter: 393, Hentbol: 2.869, Judo: 39, Kayak; 43, Kürek; 174, Karate: 185, Tenis; 87, Masa tenisi; 36, Yüzme; 2.120, Voleybol: 6.020, Yelken; 457, Okçuluk: 185, Te’Kvando: 68. Toplam; 22.730.
Türjf futbolunun unutulmaz futbolcusu, taçsız kral Metin Oktay

13 Eylül 1991’de trafik kazasında öldü.
1. TÜRKİYE LİGİ GOL KRALLIĞI

1959 M. Oktay (G.Saray) 11 gol

1959-60; M.Oktay (G.Saray) 33 gol

1960-61: M.Oktay (G.Saray) 36 gol

1961-62: F,Elma(Ank,D.S,) 21 gol

1962-63; M,Oktay (G.Saray) 38 gol

1963-64: G.Önüt (Beşiktaş) 19 gol

1964-65: M ,Oktay (G ,Saray) 17 gol

1965-66; E,Adatepe (A,Gücü) 20 gol

1966-67; E.Adatepe (A,Gücü) 18 gol

1967-68; F,2emzem (Gz.Tepe)19 gol

1968-69; M.Oktay (G.Saray) 17 gol

1969-70: F.Heper (Eskiş.) 13 gol

1970-71; Ogün (F.Bahçe) 16 gol

1971-72: F.Heper (Eskiş.) 20 gol

1972-73; O.Arpacıoğ. (F.Bahçe)16 gol

1973-74; C.Turan (F.Bahçe) 14 gol

1974-75; Ömer Kaner (Eskiş.)14 gol

1975-76: C.Turan (F.Bahçe) ve A.Osman Renkliboy (A.Gücü) 17 gol

1976-77; N,Perekli (Trabzon) 18 gol

1977-78; C,Turan (F.Bahçe) 17 gol

1978-79: Özer Umdu (Adn.D.S.)15 gol

1979-80; M.Denizll (Altay),

Bahtiyar Yorulmaz(Bursaspor)12 gol

1980-81: B.Öztürk (Ad.D.S.) 15 gol

1981-82; S.Yula (F.BâTıçe) 16 gol

1982-83; S.Yula (F.Bahçe) 19 gol

1983-84; T.Hosiç (G.Saray) 16 gol

1984-85; A.Yiğit (Sakarya) 20 gol

1985-86: T.Çolak (Samsun) 33 gol

1986-87; T.Çolak (Samsun) 35 gol

1987-88; T.Çolak (G.Saray) 39 gol

1988-89: A.Kocaman (F.Bahçe)24 gol

1989-90: F.Uçar (Beşiktaş) 28 gol

1990-91; T.Çolak (G.Saray) 31 gol

9-21 Haziran 1941’de Ankara’da toplanan Birinci Coğrafya Kongresi, uzun süren çalışmaları sdnunda Türkiye’yi yedi coğrafi bölgeye ayırmıştır. Türkiye’nin uzun kenarlarından biri üzerine oturan bir dikdörtgen biçiminde oluşu, üç yandan denizle çevrilmiş bulunması, uzun kenarları boyunca kıyıya paralel dağ sıralarının bulunuşu, bu dağların yüksek, ama az engebeli olan orta kesimini deniz etkisinden ayırması, bu yüzden kıyı şeridiyle iç kesimler arasında iklim, doğal bitki örtüsü, tarım türlerinin dağılışı ve böyle biryapılışın ulaşım sistemlerine ve konut tiplerine etkisi vb. etmenler, adı geçen kongrenin çalışmalarında göz önünde tutulmuş ve,Türkiye’de dört kenar bölgeyle üç iç bölgenin ayırt edilmesi mümkün olmuştur.

Yedi bölgeden ilk dördüne komşu olduğu denizin adı verildi (Karadeniz Bölgesi, Marmara Bölgesi, Ege Bölgesi, Akdeniz Bölgesi). Öbür üçü de Anadolu bütünü içindeki yerlerine göre adlandırıldı (İç Anadolu, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu bölgeleri). Kenar bölgelerin alanı belirlenirken, bunları kenar dağlarının birbirine paralel sıra-lanndan denize en yakın olanının doruk çizgisiyle sınirtandırmak yen ne, bu sıraların en içeride olanını da kenar bölgeye dahil etmek uygun görülmüştür. Çünkü coğrafi bölge sınırı çizilirken, genellikle doruk çizgisi esas alınmamakta, dağ kütlesi ya da sırası, bütürr olarak bir bölgede bırakılıp sınır çizgisi, yamaçların biri önünden, daha doğrusu bu yamaç boyunca uzanan yoğun yerleşme şeridinin hemen üstünden geçirilmekte, böylece dağ kütlesiyle, yoğun yerleşme şeridinin iki farklı bölgede kalması sağlanmaktadır. (Örnek: Sultan Dağı’nın doğu yamacından geçen sınır. Sultan Dağlan’nı Akdeniz
Bölgesi’nde, eteğindeki yerleşme şeridi ve önündeki düzlükleri iç Anadolu’da bırakmaktadır). Aynı şekilde bir ova içinde akan ırmağın yatağı, genellikle, coğrafi bölge sının olarak alınmamakta, bu sınır, her yanı aynı coğrafi karakterde olan ovanın tamamını bir bölgeye bırakacak biçimde ovanın kenarına itilmektedir (Örnek: Adapaza-n Ovası). Bunp karşılık, geniş platolar içine gömülmüş dar bir vadi (Bilecik yakınında Karasu Vadisi gibi), bölge sınırı olarak alınabilmektedir.

Türkiye’nin coğrafi bölgelerinin bir özelliği de, sınırlarının II sınırlarına tam olarak uymamasıdır. 74 ilimizden birçoğu tam olarak bir bölge içinde ka-lırken’(Kırşehir, Bingöl, Mardin, Antalya, Aydın, İstanbul, Trabzon vb.) bazı-lannın toprakları iki bölgeye (Erzurum, Diyarbakır, Çorum, Balıkesir, Denizli, Çankırı vb.) hatta bazılarınınki de üç bölgeye dağılmaktadır (Sivas, Afyon, Kahramanmaraş vb.)

Coğrafi bölge sınırları konusunda hatırlatılması gereken bir nokta da, bölge sınırlarının, siyasi-idari sınırlardan farklı özellikte olduğudur. Bilindiği gibi, siyasi-idari sınırlar, zamanla değişebilmekle birlikte, belli bir zaman için yer üzerinde kesin birçizgi halin-
de belirtilebilir. Oyle ki bu çizginin bir yanından öbür yanına geçilince bir devletten ötekine ya da bir ilden komşu bir ile geçilmiş olduğu anlaşılır. Oysa, coğrafi bölgelerin sınırlan, zamanla değişmez, ama bu çizgileri ince ve kesin bir çizgi olarak düşünmek, bu çizgi aşılınca, coğrafi koşulların birdenbire değişeceğini sanmak doğru olmaz. Öyleyse bu sınırlar, yeryüzü üzerindeki kesin çizgiler değil, niteliklerin yavaş yavaş değiştiği geçit alanlarıdır. Birinci Coğrafya Kongresi, Türkiye’yi yedi bölgeye ayırdıktan sonra, çalışmalarını sürdürerek bunları, bölümlere de ayırmıştır. Sayıları 21’i bulan bu bölümler şunlardır:

Karadeniz Bölgesi’nde, Doğu Karadeniz, Orta Karadeniz ve Batı Karadeniz bölümleri; Marmara Bölgesi’nde Istranca, Ergene, Çatalca-Kocaeli ve Güney Marmara bölümleri; Ege Bölgesi’nde Ege ve İçbatı Anadolu bölümleri; Akdeniz Bölgesi’nde Antalya ve Adana bölümleri; İç Anadolu’da Yukarı Kızılırmak, Orta Kızılırmak, Konya ve Yukarı Sakarya bölümleri; Doğu Anadolu Bölgesi’nde Erzurum-Kars, Yukarı Fırat, Yukarı Murat-Van ve Hakkari bölümleri; Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Dicle ve Orta Fırat bölümleri.
Kentsel Kırsal
Yüzölçümü Nüfus Kent Nüfus Nülus
Bölge Adı (Km) Nüfusu Yoğunluğu Sayısı Oranı (%) Oranı (%)
Karadeniz Bölgesi 141.000 8,374,000 59 86 54 46
Marmara Bölgesi 67.000 12,890,000 192 74 80 20
Ege Bölgesi 79,000 7,471,000 95 69 54 46
Akdeniz Bölgesi 178,000 , 7,552,000 64 68 51 49
İç Anadolu Bölgesi 151,000 9,320,000 62 62 62 38
Doğu Anadolu Bölgesi 163,000 5,887,000 36 55 36 64
G.D.Anadolu Bölgesi 57.000 4,910,000 1 86 36 52 , 48

Türkiye, dört kenar bölge üç de iç bölge olmak üzere yedi coğrafi bölgeye ayrılmıştır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.