ŞOK

ŞOK, Alm. Schock (m). Fr. Choc (m). İng. Snock.
Çeşitli sebeplerle husûle gelen ve hayatî organlann normal
kanlanmamasına sebep olan kalb debisi düşüklüğü
ile karakterize bir akut (had) dolaşım yetmezliği. Şoku,
sebeplerine göre şu şekilde sınıflandırmak mümkündür:
Elektrik çarpmasından meydana gelen şoklarda yapılacak ilk yardım
sunni teneffüsdür. Fakat daha önce elektrik akımını kesmeyi
unutmamalıdır.
Kardiyojenik şok (myokard enfarktüsüne bağlı şok,
akciğer damarlannın ani tıkanıklığı v.s.), septik şok
(enfeksiyonlara bağlıdır), oligemik şok (kân kaybı, sıvı
ve elektrolit kaybına bağlı şok), anaflaktik şok (ani
allerjik durumlar), nörojenik-psikojenik şok (ani
üzüntü, korku, ani sevinç v.b.), endokrin hastalıklara
(hormonal bozukluklar) bağlı şok, cenahî şok, irreversibl
şok (iyileşemeyecek ve ölümle sonlanacak olan
şok).
Şokun genel olarak üç devresi vardır. Örnek olarak
kan kaybına bağlı şoku ele alalım: İlk devre, erken devre
ismini alır. Hafif kanamalarda teşekkül eden şokun
erken devresinde kalb debisi ve tansiyon bir miktar
azalır. Bu devrede vücudun bazı savunma mekanizmaları
şokun zararlı tesirlerini gidermede tesirli olurlar.
Kalbin kasılma gücü ve dakikadaki atım sayısı artar.
Çevre damar direnci artar ve böylece kalbden pompalanan
kan, daha ziyade hayatî organlara yöneltilmiş olur.
Ayrıca bazı hormonal mekanizmalar da harekete geçerek
vücutta su ve tuz tutulmasını sağlamak suretiyle
tansiyonun düzeltilmesinde, şokun bu erken devresinde
etkili olurlar.
Şokun ikinci devresi ilerlemiş devredir. Bu devrede
vücudun savunma mekanizmaları, organlann normal
olarak kanlanmasının temininde yetersiz kalırlar. Böylece
bu organlarla ilgili çeşitli yetersizlik belirtileri ortaya çıkar. Meselâ, böbreğe gelen kan akımının ileri
derecede azalması, idrar miktarının da azalmasına ve
böylece böbrek yetmezliğine yol açar.
Şokun son devresi, irrevsibl (geriye dönüşü olmayan)
şok devresidir ki, bu devrede organlardaki bozukluklar
had safhaya ulaşır. Bütün tedaviler yetersiz kalır
ve ölüm husûle gelir.
Şokun Kliniği: Nabız sayısı, şokun mevcudiyeti ve
ağırlığı hakkında bilgi veren güvenilir bir kaynaktır.
Nabız ne kadar süratli ve hafif ise, şok o kadar ağır
kabul edilir. Bazan nabızda düzensizlik de görülebilir.
Şokta tansiyon, yani kan basıncı düşer ve bu düşme
oranında şokun derinliği de artar. Genellikle tansiyon
80 mm. civa basıncının altına düşerse, şok meydana gelir.
Solunum sayısı artar ve solunum sathî bir hale gelir.
Şokta genellikle, vücut ısısı düşer. Sadece bakteriel
şokta ısı yükselir.
Hastanın genel görünümü şokun anlaşılmasında
büyük önem taşır. Hastanın rengi soluktur, tırnaklar
morumtraktır. Cilt nemli ve soğuktur. Başlangıçta
korku içinde ve telâşlı görünen hasta, zaman geçtikçe
durgunlaşır ve nihayet dolaşım yetmezliği neticesi
komaya girer. Hasta müthiş bir bitkinlik ve hâlsizlik
içerisindedir.
Şoktaki hastada, şoka sebep olan hastalıkla ilgili
klinik bulgular da sözkonusudur. Meselâ yemek borusu
varisi kanamasına bağlı olarak şoka giren bir hastada
sirozla ilgili belirtiler bulunur.
Şoktaki hastada, laboratuvar bulgularında çeşitli
değişiklikler olur. Meselâ, kanın PH değeri asit tarafa
kayar, hematokrit değeri düşer, idrar miktarı azalır,
merkezî toplardamar basıncı azalır, dolaşım zamanı
uzar.
Tedavi: Şok tedavisinde temel prensip, şoka sebep
olan amili bulup, ortadan kaldırmaktır. Meselâ kan
kaybının durdurulması, enfeksiyonun tedavi edilmesi,
şiddetli ağrının giderilmesi, allerjik hadiselerin ortadan
kaldırılması, hormonal bozuklukların düzeltilmesi gibi.
Sebebi ne olursa olsun her şok vak’asında alınması
gerekli bazı tedbirler vardır: Hastaya idrar sondası takı­
larak, idrar miktan kontrol edilir. Damara girilerek,
hasta damardan beslenir, gerekli ilâçlar (ağrı kesici,
antibiyotik, tansiyon yükseltici, kortikosteroidler v.b.)
bu yolla verilir. Gerekiyorsa hastaya oksijen verilir,
mide sondası takılır, kan kaybı varsa taze kan nakli
yapılır, hastanın vücut ısısı yükseltilir ve hasta sıkı bir
takibe alınır.
Özellikle çeşitli kazalarda ve yaralanmalarda şoku
önlemek, tedavisinden daha önemlidir. Yaralanan bir
şahısla karşılaşıldığında ilk yardım olarak, varsa kanaması
en basit metodlarla durdurulur, solunum ve kalb
masajı yapılır, şahıs asla ayağs kaldırılmaz, ayakları,
vücut seviyesinin üstünde tutulur, üzeri battaniyelerle
örtülür, varsa ağrı kesici verilir ve en seri vasıtalarla
hastaneye gönderilir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)