“Soğuk Savaş” yılları. A

Aradaki uçurum giderek genişledi. İki taraf da birbirini kötüleyerek suçladı. SSCB’nin yayılmacı bir siyaset güttüğüne tanık olan ABD, yalnızca Sovyet işgalindeki ülkeler değil, “Türkiye, Yunanistan üstündeki emelleri” ve Batı Avrupa’yı ortasından bölmek için indirilmiş “demir perde” konusunda Churchill uyarıda bulundu. Soğuk Savaş başlamıştı. Mart 1947’de, “her ikisi de Sovyet tehdidi altında olan Türkiye ve Yunanistan’ı güven çemberi içine almak” için Kongre’den fon ayrılmasını isteyen Truman, daha sonra Truman Doktrini’ni açıkladı: Silahlı azınlıkların ya da dış baskıların boyun eğdirme girişimlerine karşı direnen özgür insanları desteklemek ABD’nin siyaseti olmalıdır. Nisan 1948’de, Kongre’nin onayladığı Marshall Planı, “komünizm baskısı altında olan Avrupa ülkelerine” 12 milyar dolar gönderilmesini sağladı. Truman yönetimi Demokrat geleneğine uygun olarak, çokyönlü birdiplomasi izlemeye başladı. Birleşmiş Milletler güçlü biçimde desteklendi. Bu arada, dünya gümrük tarifelerini indirme yolunda önemli adımlar atıldı. Bu uygulamalar 1947’de “Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Üstüne Genel Anlaşma”yla uluslararası alanda resmileştirildi. Marshall Planı, Avrupa’da Avrupa genelinde örgütler kurulmasını gerektirmekteydi. Bu da sonuçta Ortak Pazar’a yolaçtı. SSCB’ye karşı Amerika’nın temel siyaseti, komünizmin dışa yayılmasını engelleyici çepeçevre güçlü bir çember kurmaktı. Dünyadaki düzensizlik için SSCB’yi suçlayan öfkeli Amerikalılar, dünya barışını bir ABD sorumluluğu olarak görmeye başladılar. Ayrıca, bir zorbalık türü olan faşizmi yendikten sonra, şimdi de aynı özellikli Stalinci komünizme karşı direnmek zorunda kalmışlardı. Bu yüzden ulusal siyaseti eleştirenler şiddetle kınanıyordu. Bir dizi Doğu-Batı bunalımı, özellikle Berlin Ablukası (1948-1949), Kuzey Atlantik Paktı Örgütü’nün (NATO) kurulmasına yolaçtı (Nisan 1949). NATO ittifakı ABD’yi askerî açıdan, Türkiye ve Yunanistan dahil Batı Avrupa’ya bağlıyordu: NATO’nun bir üyesine saldırmak, tüm üyelerine saldırılmış gibi karşılık görecekti. Avrupa eski refah düzeyine kavuştukça, Doğu-Batı savaşımının odak noktası Asya’ya kaydı. Burada İngiliz, Fransız ve ABD (TARİH) 391 Hollanda imparatorlukları çökerken, Çin’deki Komü­ nist devrimi zaferini noktalamak üzereydi (Ekim 1949). Haziran 195G’de Kuzey Kore ordusu Güney Kore’yi istila etti. O zamanlar Sovyetler’in boykot etmekte oldukları Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulu, BM üyelerini bu saldırıyı hep birlikte püskürtmeye çağırdı. Kısa bir süre sonra, General Douglas MacArthur komutasında, Türkiye’nin de katıldığı çok uluslu bir kuvvet Kore Sava- şı’nda Kuzey Kore kuvvetleriyle savaşmaya koyuldu. BM ordusu Mançurya sınırına doğru hızla ilerlerken, Çin kuvvetleri onlara direnmek için güney doğrultusunda sel gibi akınca, uzun ve kanlı bir tahterevalli oyunu başladı. Ateşkes ancakTemmuz 1953’te imzalanabildi.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)