ŞİZOFRENİ

ŞİZOFRENİ, Alm. Schizophrénie (f). Fr. Schizophrénie
(f). İng. Schizophrenia. Halk arasında “erken
bunama” olarak bilinen genç yaşta başlayan, insanlararası
ilişkilerden ve gerçeklerden uzaklaşma, kendine
has bir dünyada yaşama, düşünce, duygu ve davranış­
larda mühim bozuklukların meydana gelmesi ile karakterli
bir psikoz cinsi akıl hastalığı. Şizofreni uzun
yıllardan beri psikiyatri uzmanlarını uğraştıran, fakat
bugün bile tam manasıyla anlaşılamamış bir hastalıktır. Şizofreni her toplumda en çok görülen akıl hastalıklarından
bir tanesidir. Vakaların çoğunluğu 15-45 yaş­
lar arasındadır. Sebebi kesin olarak bilinmemektedir.
Bu konuda çok sayıda araştırmalar yapılmıştır. Çeşitli
görüşler arasında irsiyet, beden yapısı, beyindeki hücrelerde
biyokimyevî dengesizlikler, hormonal bozukluklar,
psikolojik-sosyal ve dış etkilerle ilgili olanları en
önemlileridir. kısa bir zaman içinde gelişebileceği gibi oldukça sinsi ve
yavaş olarak da gelişebilir. Sık rastlanan başlama sekli,
ilgi azalması, kendi bedeni ve düşUnceleri ile aşın ilgilenme,
zamanın akımına aldırmazlık gibi belirtilerin
başgöstermesidir. Çabuk gelişen şekillerinde bazen
düşüncede dağınıklık ve bulanıklıkla başlayabilir.
Şizofrenide görülen belirtiler şunlardır: İlgi azalması,
soğuk bir kişilik, bazen panik hâli, anlamsız
gülme ve ağlamalar, düşünce zincirinde bozukluklar
(anlamsız konuşma, laf salatası, gerçeğe uymayan
düşünceler yani hezeyanlar), idrâk bozuklukları (halü-
sinasyonlar), aynı anda iki zıt isteğe sahip olma, içe
kapanıklık söz konusudur. Hastanın şuuru açıktır,
zaman ve mekân mefhumlan umumiyetle korunmuş­
tur, hafıza bozukluğu pek görülmez.
Şizofreninin değişik tipleri vardır. Bunlar “basit”,
“katatonik”, “paranoid”, “ayrılaşmamış” olarak belirlenebilir.
Eskiden beri şizofreni kötü gidişli bir hastalık
olarak bilinmektedir. Zaman zaman iyileşme ve
düzelme dönemleri olabilmesine rağmen “bir şizofreni
hastası her zaman hastadır” denilir. Bazı hastalar uzur
yıllar boyunca tedaviler çerçevesinde sosyal hayatla
uyumlannı devam ettirebilirler. Hekimin ve özellikle de
psikiyatri uzmanlarının görevleri hastayı mümkün olan
en uzun zaman boyunca sosyal adaptasyon içinde tutmaya
çalışmaktır.
Şizofreninin birçok tipi olduğundan ve çok değişik
belirtiler gösterebildiğinden diğer aklî hastalıklardan
ayrılması güçlük arzedebilir.
Kolay ve belirli bir tedavi şekli yoktur. Her hastanın
ayrı bir şahsî özelliği olduğu unutulmamalıdır. Ani
ortaya çıkan vakaların hastane tedavisine alınması daha
faydalıdır. Oldukça ağır seyreden, saldırganlık nöbetleri
gösterebilen vakalann hastaneye yatınlması da uygundur.
Ani dönem yatıştıktan sonra da hastanın takibi ve
tedavinin devamı gereklidir. Hastanın tedavisi ile uğra­
şan hekim ve hasta âilesi, sabırlı, sebatlı ve ümitli olmalı­
dır. Hasta; hekim, hekim dolaştınlmamalıdır. Müzmin
hastalann belli, depo halindeki hastanelere yığılmaları
da mahzurlu bir iştir. Bunlar için kendi çevresinden
uzak olmayan, basit işlerden müteşekkil daha çok
bedenî faaliyetlere dönük işler bulunması çok
faydalıdır.
Şizofreni tedavisinde kullanılan ilâçların tesiri genellikle
onları yatıştırma, tedavi ve sosyal uyuma elverişli
hale getirme yönündedir, ilâçla tedavinin gelişmesi
elektroşok metodunun tedavide kullanılmasını azaltmış
fakat tamamıyle terkedilmemiştir. Özellikle katatonik
şizofreni vakalannda elektroşok tedavisi kısa zamanda
açılma yaptığı için tercih edilen bir yoldur. Birçok aile
ve hastalann elektroşok tedavisinden korkmalan yersizdir.
Bu metod hastaya biracı vermediği gibi uyandıktan
sonra da birşey hatırlamak mümkün değildir.
Şizofreni tedavisinde hastaya ve ailesine uygun bir
yaklaşım ve yeterli bir psikoterapi de birçok merhalenin
katedilmesinde faydalıdır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)