SİLAH

SİLAH

SİLAH, savaşmak için kullanılabilen her türlü alet. Silahın geçmişi insanlık tarihi kadar eskidir. İlk silah, insanın kendisini hayvanlardan ve hemcinslerinden korumak ya da avlanmak için hayvanlara saldırmak istemesinden ortaya çıktı. Zamanla insan zekâsı geliştikçe ve yeni teknikler ortaya çıktıkça silahlarda da büyük değişiklikler oldu. Bu bakımdan taştan atom bombasına kadar, tarih boyunca kullanılan silahlar çok çeşitli oldu. Darbe silahları (gürz, topuz) ve kesici silahların (bıçak, hançer, kılıç) yanı sıra barutun kullanılmaya başlanmasıyla 15. ve 16. yüzyıllarda “ateşli silahlar” (top, tüfek, tabanca) ortaya çıktı. Bunlar 20. yüzyıla kadar çok büyük gelişme gösterdi. Tek tek mermi atan ateşli silahların yerini seri atışlı yarı otomatik ve otomatik silahlar (makineli tabanca, sten, makineli tüfek vb.) aldı. Günümüzde silahlar, yakın dövüş silahları, ateşli silahlar, kimyasal silahlar, biyolojik silahlar, nükleer silahlar, akustik ve kozmik silahlar gibi ana gruplara ayrılır. -* ATEŞLİ SİLAHLAR, BOMBA, FİŞEK, FÜZE, GERİ TEPMESİZ TOP, GÜDÜMLÜ MERMİ, KİMYASAL VE BİYOLOJİK SAVAŞ, MANCINIK, MAYIN, MERMİ, NÜKLEER SİLAHLAR, SİLAHLANMA, TABANCA, TANK, TOP, TORPİL, TÜFEK, UÇAKSAVAR

SİLAHLANMA, ulusların silah gücü bakımından birbirlerinden üstün olmak için giriştikleri çabaların tümü. İnsanlar tarih boyunca silahlanmışlar, toplumsal egemenlik mücadelesini silahlar aracılığıyla ve özel bir güç olarak örgütlenen ordu eliyle yürütmüşlerdir. Kapitalizmin gelişmesi ve ulusal devletlerin kurulmasıyla birlikte silah üretimi bir sanayi haline gelirken, silahlanma da devlet politikaları haline geldi. Bitim ve teknik, yayılmacı politikalarla karşılıklı etkileşim içinde yeni yeni silahların üretilmesini sağladı. I. Dünya Sa-vaşı’nda dünyanın paylaşılmasının ardından SSCB’nin kurulması, II. Dünya Savaşı ertesinde de başka sosyalist ülkelerin ortaya çıkması ve “soğuk savaşla tanımlanan bu
Makineli tüfek seri atışlı otomatik silahlardandır.
dönemde dünyanın Doğu ve Batı blokları biçiminde ikiye ayrılması, yeni bir silahlanma dönemi başlattı. Özellikle bu dönem için “silahlanma yarışı1′ ayırt edici terimi sık sık kullanılır. Nükleer silahlara sahip olma, konvansiyonel silahları yetkinleştirme ve önleyici sistemleri geliştirme, günümüzün başlıca silahlanma çabalarıdır. Bilimsel buluşların hızla teknolojiye de uygulanması, birçok silahın kısa sürede eskimesine yol açmakta, bu nedenle gerek araştırma gerekse yapım ve stoklama masrafları olağanüstü boyutlara ulaşmaktadır. Pek çok ülke, ulusal gelirinin önemli bir bölümünü silahlanmaya ayırmaktadır. Silah üretici ülkeler için, silahlanma, askeri bakımdan olduğu kadar, ekonominin ayakta kalması açısından da büyük önem taşımaktadır. Çeşitli ekonomik, siyasal ve toplumsal nedenlerle silahlanmaya karşıt yönde bir eğilim de vardır. Bu eğilim, “silahlardan arınma” anlamına gelen “silahsızlanma” terimiyle belirtilir. Bu konudaki belki de ilk çaba, Hıristiyan-lar arasındaki savaşlarda Tatar yayının kullanılmasını Papalığın yasaklamasıdır (1139). Çağımızda silahsızlanma çabasının ilk örneği, 40 ulusça onaylanan ve kimyasal ve biyolojik silahların kullanılmasını yasaklayan Cenevre Protokolü’dür (1925). Bakteriyolojik Silahların Yasaklanması ve İmhası Antlaşması da 1972’ de imzalanıp 1975’te yürürlüğe girdi. Silahsızlanma çabası, etkin sonuçlar doğurmadı. I. Dünya Sava-şı’ndan sonra Almanya’nın silahsızlanmasına, II. Dünya Savaşı sonrasında da Japon silah sanayiine konulan yasaklar amaca ulaşmadığı
gibi, genel silahsızlanma antlaşmalarının da fazla bir etkisi olmadı. La-hey barış konferansları (1899 ve 1907), Avrupa’daki silahlanma yarışını sınırlayamadı. Washington Kon-feransı’nda (1921-1922) ABD, İngiltere, Japonya, Fransa ve İtalya, 15 yıllık bir dönem için deniz kuvvetlerinde belirli sınırlamalara gidilmesi konusunda anlaştılar. 1963’te ABD, İngiltere ve SSCB, atmosferde, sualtında ve uzayda atom silahlarının denenmesini yasaklayan Nükleer Deneme Yasağı Antlaşması’nı imzaladılar. BM Silahsızlanma Komitesi’nin 1968’de kaleme aldığı Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması, zamanla, ABD, SSCB ve 100’e yakın ülkece onaylandı. ABD ve SSCB arasında 1969’da başlatılan Stratejik Silahların Sınırlandırılması Görüşmeleri (SALT), zaman zaman kesintiye uğrayarak ve fazla bir mesafe alınmadan bugüne dek süregeldi. 1972 Mayısı’nda Moskova’da, ABD ile SSCB arasında, karşılıklı ikişer antibalistik mermi üssüyle yetinilmesi ve uzun menzilli saldırı mermilerinin sayısının artı-rılmaması yolunda bir antlaşma imzalandı. 1975’te de var olan cephanelere yenilerinin eklenmemesi yolunda bir anlaşmaya varıldı. 1978’ de BM, olağanüstü genel kurul toplantısı yaparak 40 üyeli yeni bir silahsızlanma komitesi oluşturdu. Bu komite Ocak 1979’dan beri Cenevre’de toplanmaktadır. ABD ile SSCB arasında 1981’de Avrupa’ya yerleştirilecek füzeler konusunda başlayan görüşmeler, Sovyet heyetinin, ABD’nin B. Avrupa’ya Pershing ve Cruise füzeleri yerleştirmeye girişmesini protesto ederek çekilmesi üzerine Kasım 1983’te kesildi. Silahlanmanın endişe verici boyutlara ulaşması üzerine 12 Mart 1985’te ABD ve SSCB arasında silahsızlanma görüşmeleri yeniden başladı. 1987 rakamlarına göre konvansiyonel silah ticareti bütün dünyada, bir yıl öncesine göre % 9 artarak 35 milyar doları aştı. En çok silah satan beş ülke SSCB, ABD, Fransa, Büyük Britanya ve Almanya Federal Cumhuriyeti oldu. Bu ülkelerin sattığı silahların %80’ini gelişmekte olan

ülkeler alıyordu. 1987’de Washing-ton’da yapılan zirve toplantısında ABD ve SSCB orta menzilli füzelerin Avrupa’dan sökülmesini ve imha edilmesini kabul ettiler. Ancak bu girişimler de bir sonuç vermedi. İran-Irak Savaşı’nda kimyasal silah kullanılması, bu tür silahların kullanılmasını yasaklayan 1925 tarihli Cenevre protokolünün daha bağlayıcı bir duruma getirilmesi gereğini gündeme getirdi. Ocak 1989’da Paris’te, 149 ülkenin katıldığı konferansta en kısa zamanda bu tür silahların üretimi, geliştirilmesi ve depolanmasını kesinlikle yasaklayacak yeni bir protokolün hazırlanması kabul edildi.

SİLAHLARA VEDA (A Farewell to Arms), Ernest Hemingway’in romanı (1929). Roman, I. Dünya Sava-şı’na katılan Amerikalı subay Frederick Henry’nin yaşamından bir kesit sunar. Savaşa giden Henry, toplumsal düzenle, yazgısıyla ve kendi kişiliğiyle çatışmaya düşer. Sevgilisinin ölümüyle bu çatışmayı daha derinden yaşar. Bir yönüyle de Avrupa ve Amerika’nın 1918 sonrasındaki savaş kuşağının sorunlarını dile getiren “Silahlara Veda”, kısa sürede 93.000’in üzerinde sattı. Bu rakam, söz konusu kuşağın kendini F. Henry ile özdeşleştirdiğini ortaya koydu. Romanın temel fikri; kahramanlıktan, dürüstlükten ve bağlılıktan sapmayı ya da kuşkuya düşme-
yi haklı çıkaracak toplumsal koşulların eleştirisidir. Tüm bunlar, hak edilmemiş bir yenilgiyi hazırlamışlardır. Yazım tekniği, iki ayrı temanın birleştirilmesindeki ve geliştirilmesindeki destansı gücün varlığı ve doğal olayların betimlenmesindeki ustalıkla “Silahlara Veda”, modern edebiyatın klasiklerinden biridir.

SİLAHLI KUVVETLER, kara, deniz, hava ve jandarma kuvvetlerinden kurulu Türk Silahlı Kuvvetleri’ne verilen ad. Kuruluş ilkesine göre Silahlı Kuvvetler vatan ve milleti dış düşmanlara, Cumhuriyet’i ve Anaya-sa’yı iç tehlikelere karşı korumak, gözetmek ve kollamakla görevlidir. Barış zamanında Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Milli Savunma Bakanlığı’na, Jandarma Kuvvetleri de İçişleri Bakanlığı’na bağlıdır. Savaş halindeyse bütün Silahlı Kuvvetler Başkomutanlığa bağlanır. Eğitim, sevk ve idare bakımındansa bütün Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanlığı’na bağlıdır. “Kara Kuvvetleri”, Türk ordusunun en eski kuruluşudur. Zamanla değişen şartlar içinde, Kara Kuvvetleri’nin yapısında da önemli değişiklikler yapıldı. Cumhuriyet’in ilanından sonra 2’şer piyade tümenli 9 kolordu ve 3 bağımsız süvari tümeninden oluşan, 3 ordu müfettişliği şeklinde örgütlenen Kara Kuvvetleri’nin bu yapısı, günümüzdeki yapısının da temelini oluş-
turmaktadır. II. Dünya Savaşı’ndan sonra zırhlı mekanize birliklerin önemi görülünce, süvari sınıfı bütünüyle kaldırıldı (1959). Kara Kuvvetleri’nin unsurları, idari ve taktik birlikler olan ordulardır. Türk Kara Kuvvetleri’nde toplam dört ordu komutanlığı vardır. Kuruluş aşağıya doğru kolordu, tümen, tugay, alay, tabur, bölük (topçulukta batarya), takım ve manga biçimindedir. Kata Kuvvetleri, muharip sınıflar (piyade, topçu, tank, istihkâm ve muhabere) ve yardımcı sınıflardan (sıhhiye, ordonat, levazım, personel, hâkim, mühendis vb.) oluşur. Kara Kuvvetleri’nin en büyük ve yetkili amiri, orgeneral rütbesindeki Kara Kuvvetleri komutanıdır. Deniz Kuvvetleri’nin görevi, barışta Türk karasularını denetlemek, herhangi bir deniz saldırısına karşı koyabilecek şekilde hazır bulunmak, savaşta kara ve havâ kuvvetlerini denizden desteklemek, düşman deniz kuvvetlerini denizden tahrip etmek, zararsız hale ge-( tirmektir. Modern anlayışla kuruluşu 1909 yılına dek giden Deniz Kuvvetleri’nin kuruluşunda, donanma ve saha komutanlıkları olmak üzere üç stratejik komutanlık vardır. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na eğitim komutanlığı, üs komutanlıkları, fabrikalar müdürlükleri, ikmal merkezleri müdürlükleri, “Seyir, Hidrografi ve Oşinografi Dairesi” de bağlıdır. Deniz Kuvvetleri’nin en büyük ve yetkili amiri, oramiral rütbesindeki Deniz Kuvvetleri komutanıdır. Donanma ve saha komutanlıkları çeşitli filolardan oluşur. Filoları da 4 ya da 6 gemiden ibaret filotillalar meydana getirir. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hava gücünü oluşturan Hava Kuvvetleri nin kuruluşu, 1911 yılına rastlar. Hava Kuvvetleri’nin görevi, barışta Türk semalarını denetlemek, herhangi bir hava saldırısına derhal karşı koyabilecek biçimde hazır bulunmak, savaşta kara ve deniz kuvvetlerini havadan desteklemek, düşman hava kuvvetlerini tahrip etmek, zararsız hale getirmektir. Eskiden “hava müsteşarlığı” ve “hava müşa-virliği”yle temsil edilen hava kuruluşu, tabur, alay, tugay, ve tümen kuruluşuna geçerek 31 Ocak 1944’te Jan Hava Kuvvetleri Komutanlığı adını ne- aldı, 1947’de ordu seviyesine çıkarıl-üy- dı. Hava Kuvvetleri Teşkilatı bir ko-tle- mutanlık karargâhı, 1. ve 3. hava likî- kuvvet komutanlıkları, eğitim komu-uvi tanlığı ile destek birliklerinden mey-nu- dana gelir. En büyük ve yetkili ami-oğ- ri, orgeneral rütbesindeki Hava Kuv-ta- vetleri komutanıdır. Ulaştırma, jet ta- ve füze üslerini de bünyesinde top-;ara i layan Hava Kuvvetleri, II. Dünya Sa-ıde,’ ı vaşı sonrasında gelişmiştir. Jandar-ire) ma Kuvvetleri’nin görevi, jandarma or~ sorumluluk alanı içerisinde, genel <im, emniyet ve asayişi kurmak, sağla-v/et- mak ve korumak; kanun, tüzük ve or- yönetmeliklerindeki hükümlerin icra-îtie- sını sağlamak ve bunlara dayanan ’hin hükümet emirlerini yerine getirmek; d&c sınır, kıyı ve karasularının emniyet diri-‘ ve muhafazası ile gümrük bölgesin-lazîr de kaçakçılığı önlemek; seferde de lava bir kısım kuvvetleriyle yurt savunma-i sına katılmaktır. Teşkilatın en yük-¡nfe- ? sek makamı, başında orgeneral rüt-ge. ; besinde bir komutan bulunan Jan-füşü* darma Genel Komutanlığı’dır. Mülki rvet- i amirlere bağlı olarak görev yapan t ye alay, bölük ve karakol komutanlıkla- • e üç : nna bölünmüştür. Jandarma teşkila-,eniZ tı, 1930 yılında yürürlüğe giren 1706 , k0_ sayılı yasayla hukuki statüsünü ka-rrka_ ¡zanmıştır. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin !Zierj subay ve astsubay ihtiyacı, ilgili koli ve > mutanlıklara bağlı askeri liseler ve Qe_’ harp okullarından sağlanır. Ayrıca ,etki_ ikurmay subay ihtiyacını karşılayan )eniz ive doğrudan Genelkurmay Başkanca pğı’na bağlı bir de Harp Akademileri^. W Komutanlığı vardır. Türk Silahlı jag.İKuwetlerl’nin barıştaki mevcudu ge. i(l984’te) Kara Kuvvetleri 470.000, hava *)eni2; Kuwetleri 40 000 (70.000 ye-}tierf*lek), Hava Kuvvetleri 56.000 Ha: M®-000