Sıcaklık Dağılımı

Sıcaklık Dağılımı

Sıcaklık Dağılımı

Atmosferde görülen yatay doğ-rultulu büyük hava akıntılarının tümüne «genel dolaşım» denir. Gerçekte atmosferin yüksek tabakalarının hareketi hakkındaki bilgimiz sınırlıdır. Hava durumları üzerinde çok önemli rol oynamaları mümkün olan bu hareketleri bilmeyişimiz yüzünden. dolaşım hakkında yapılan
Güm$ ışmmı
52
açıklamalar bir varsayımdan ileri (itmemektedir.
Atmosferin hacim olarak %80’ni oluşturan alt tabakada sıcaklık, alttan gelen ısıya bağlı olarak yükseldikçe düşer (4). Kutup bölgelerinde 8 km, ekvator bölgelerinde ise 16-19 km kalınlığında olan bu atmosfer tabakası, troposfer, hava koşulları olarak bilinen hemen he-■en bütün olayların kaynağıdır. Tiropopoz, troposferle stratosfer aramdan sınırdır.
Stratosferin alçak kesimlerinde m değişmez. Ancak bu tabakada tanrvetli hava dolaşımı ve doğru imde estiği zaman havacılar ta-nCmdan kullanılan yüksek hızlı riigarlar görülür. Stratosferin 25 ta»’den yüksekteki üst kesiminde ■raklık yükseklikle doğru orantılı •inak artıp, stratopozda maksimu-■t varır. Stratopozun üstünde yaralan mezosferde, yükseklikle bir-sıcaklık da azalır ve 85 km’de mumuma varır. Mezopoz denen ı düzeyin üzerinde termosfer uza-r. Termosferin sıcaklığı, 400 km’ termopoza kadar yükselir.
Bunun ötesinde (egzosferde),
basınç vakuma, yani güneşin dış atmosferine eşit bir değere düşer.
Troposferde değişik bir ısı dengesi görülür. Tropik kuşakta, gelen ısı gideni geçer; kutup bölgelerinde ise bunun tersi görülür. Ekvatordan kutup bölgelerine uzanan bu ısı değişimi, aynı yönde bir basınç değişimine yol açar. Ancak sıcak hava hareketi, kutupları ısıtıp, tropik bölgeleri soğutarak aşırı sıcaklık farklarının oluşmasını önler.
Atmosferin Nemi
Su, atmosferde, genellikle buhar halinde bulunur. Su, yeryüzünden buharlaşma sonucu atmosfere girdiğinden, yükseldikçe nemlilik düşer. Alt atmosferin en kuru kısımları, yan-tropik çöllerin üzerinde; en nemlileri ise ekvator ve muson bölgeleri, özellikle okyanus yüzeyleri üstündedir. Su atmosferle yeryüzü arasında sürekli yer değiştirir. Herhangi bir zamanda atmosferdeki nemlilik oranı dünyadaki toplam suyun %1’inden azdır. Ama gene de canlılara yeterli olacak miktarda yağış sağlar.
ayrıca bak:
54 Rüzgar ve hava sistemleri 56 Hava koşulları 58 Hava tahmini 132 Hava kirlenmesi
Oksijen
4,6 milyar yıl öne«
hidrojen, metan ve amonyaktan oluşan atmosferde, o zamandan bu yana önemli değişiklikler oldu. Hidrojenin çoğu uzayda kayboldu ve bu-
harla başka gazlar oluştu. Böylece başlıca azot, su, sülfür-dioksit ve karbondioksitten oluşan bir otmosfer meydana geldi. 3.5 milyar yıl önce ortaya çıkan
1.000 Milyon yıl önce
yosunun, foto sentez yoluyla oksijen çıkarması, ozonun oluşmasına yoiaçtı. Böylece morötesi ışınlara karşı canlıları koruyan bir «kalkan» meydana geldi.
Ibm kolayca sıkışman. yerçekimi ■feri kolayca et-■. Bu. atmosferin ı troposferi sı ve tro-16×10 km3′
hacim tutması ile sonuçlanır. Stratosfer (% 19). ionosfer İH ve doha yukarlar-doki atmosfer tabakalarında hava yoğunluğu (%1) giderek azalır.
kübik km
3) Atmosfer ve dünya
üzerindeki hava sıcaklıkları, ışınım girdi-çıktı dengesiyle sağlanır. Dünyaya varan ortalama yıllık güneş ışınımı kiloangley {her sm2 tarafından soğurulan kalori) olarak ölçülür. Bu ölçüm, çöl bölgelerinde en yüksek sonucu verir [A]. Yeryüzünden [Bl yansıyan ortalama yıllık uzun dalga ışınımları ile yapılan kıyaslamada, her enlemde fazla ışınım görülür. Ancak bu atmos* ferde soğurulup. uzayda kaybolduğundan ge nel bir denge sağlanır. Ekvator ve kutup enlemlerinde görülen aşırı dengesizlik, atmosfer ve okyanusların ısı iletimiyle biraz olsun hafifletilir fCJ.
Bu dengeleyici iletim, en çok siklon ve antisiklonların oluştuğu orta enlemlerde ve 40° enleminde yeralır.
rgnküre
4) Atmosfer sıcaklığı, I
trapopoz düzeyine kadar yükseklik ve enlem artışıyla orantılı olarak azılır. Trapopo-zon yüksekliği kutuplarda 9 km tropik bölgede ise 18 km’yi bulur.
5) Troposferin üst
katlarında nem oranı düşer. Sıcok hava, soğuk havadan daha cok nem tutabildiğinden, daha ılık olan orta enlem atmosferi, kutup bölgelerinin üzerindeki soğuk havadan daha fazla nem tutar.
km 35 I – ‘ MB$3I ¡t-.
30 1 ■” ……“ îsr’
• BMH _….
20- ” jfllflpBl M i / mgemm ‘ -EB55BBB –
‘•’•Vv V • -T1 1
l O V, ‘ ■
ofSİMpP® EaHfSğ£ffi n. < r ■ ……■; 7« ‘•s
mb
-c15
100
500
•0001 001 -01 -1
Su buharı korışmo oram (gm/kg) yüzdesi
Rüzgar havanın yer değiştirmesidir. Hem dikey hem de yatay hava akımları, hava koşullarının ve iklimlerin belirlenmesinde büyük öneme sahiptir. Yatay hava akımlarının doğmasına neden olan ana etkenler- basınç değişimleri, Corio-lıs etkisi ve sürtünmedir.
Basınç değişimleri, atmosferin güneş tarafından eşit olmayan bir biçimde ısıtılmasından doğar (ı). Sıcak ekvator havası, soğuk ve yoğun kutup havasına göre daha hatiftir, dolayısıyla basıncı da düşüktür. Meydana gelen hava akımlarının (yüksek basınç alanlarından, alçak basınç alanlarına doğru) gücü, basınç değişimleri ile orantılıdır. Yüksek basınç alanları ile alçak basınç alanları arasındaki fark, basınç değişimi olarak bilinir.
Dünyanın dönüşünden ileri gelen Coriolis etkisi, rüzgarların Kuzey Yarıküre’de sağa (3), Güney Yarıküre de ise sola doğru sapmalarına neden olur. Bunun sonucunda rüzgarlar, basıncın en yüksek olduğu noktadan, en düşük olduğu noktaya doğru düz bir biçimde esmezler. Bir alçak basınç alanına yaklaşan rüzgarlar, doğrudan alanın içine esmek yerine, çevresine oğru saparlar. Bu ise, rüzgarların merkez çevresinde dönerek estiği.
yüksek yada alçak basınçlı hava sistemlerinin meydana gelmesine yolaçar. Yatay hava akımları, sik-lonik (alçak basınç) ve anti-sıklo-nık (yüksek basınç) sistemleri çevresinde önem kazanır. Yatay ve di key akımlar birleşerek yaygın rüzgar akım sistemlerinden birini oluştururlar.
… Ekvator boyunca, güneş ısısının yükselen havayı ısıttığı, .durgun
n» adı verilen bir bölge bulunmaktadır. Bu sıcak hava, ekvator’ dan kuzeye ve güneye doğru yayılır. Sonunda 30° kuzey ve 30° güney enlemleri dolayında yarı tropikal yüksek basınç kuşaklarını oluşturarak çöker; bu kuşaklardan tekrar ekvatora alize rüzgarları, orta enlemlere ise batı rüzgarları eser.
Siklon ve Anti-Siklonlar
Kuzey kutbu boyunca sıcak, batı rüzgarları, kutupların doğu rüzgarları ile buluşur. Kutup bölgesi boyunca, bazıları hızla büyüyen dalgalar veya kabartılar oluşur (4) Sıcak hava, ardından da soğuk hava, kabartının içine doğru akar.
Sıcak hava • cephesi boyunca, hafif ve sıcak hava, soğuk havanın üzerine doğru yükselir. Bunun ardındaki soğuk hava, soğuk cephe boyunca sıcak havanın altında ken-
dine basınçla yer açar. Soğuk cephe yavaş yavaş sıcak cepheyi sıkıştırır ve sıcak hava, soğuk havanın üzerine itilerek orada kapalı bir alan oluşturur. Kuzey Yarıküre siklonlarında hava saat ibresine ters yönde. Güney Yarıkürede ise saat ibresi yönünde döner. Sıcak cephe boyunca geniş bir bulut kuşağı oluşur ve bu kuşak, yağmur ve gokgurültülü fırtına getirir. Soğuk cephedeki bulut kuşağı çok daha dardır Bulutlu yada yağmurlu hava belirli bir zaman süresince, sıcak ve soğuk havanın buluştuğu bölgede kalır. 6
Havanın, anti-siklonlardaki dönme yönü, siklonlarınkinin aksine Kuzey Yarıküre’de saat ibresi yönünde, Güney Yarıküre’de saat ibresine ters yöndedir. Yan-tropikal sıcak bölgelerde, çöken hava nede-nıyle birçok anti-siklon oluşur. Kı-Şin, havanın soğuması sonucu, kıtasal iç bölgelerin ılıman bölge ’boylamlarında da anti-siklonlar görü-
Muson Rüzgarlarının Meydana Gelişi
Muson rüzgarları (2) mevsimlere göre yön değiştiren rüzgarlardır. En yaygın muson rüzgarları, kış mevsiminin kuzey rüzgarlarının
2) Temmuz ve Ocak
aylarında dünya rüzgarları, belirli biçimlere sahip sistemler oluştururlar. Bu biçimlerin alçak düzeylerde bulunanları, içine havanın estiği alçak basınç merkezleri ile. havanın içerden dışarıya estiği yüksek
basınç merkezleri, tarafından etkilenir. Eğer dünya dönme-seydi, rüzgarlar yüksek basınç merkezlerinden alçak basınç merkezlerine dosdoğru eseceklerdi. Ancak Coriolis etkisi, rüzgarların Kuzey Yarıküre’ de sağa.
Günev Yarıküre’de de sola sapmalarına neden olur.
Ne var Ki, doğuda musonlar (rüzgar akımlarının yön de-ğiştirmesi) değişimlere yolaçar. Musonlar, denizle kara arasındaki sıcaklık farkı sonucu
ortaya çıkar.
Yazın karalar daha çabuk ısınır ve Kuzeybatı Hindistan üzerinde bir alçak basınç alanı oluşur. Nemli güneydoğu ali zeleri, bu alçak bası alanına çekilerek şic detli yağmurlara neden olur.
3
sıcak hava secin hava soğuk hava
1) Dünyanın atmosferi
dev bir ısı makinasını andırır. Kutuplar ve Ekvator arasındaki ısı farkı, atmosferdeki hem yatay, hem dikey akımları ortaya çıkaran ısı enerjisini doğurur. Genel olarak, Ekvator’dakf sıcak
AAAA sıcak bölge soğuk bölge hava yükselir ve yükseklerden kutuplara doğru hareket eder; Bu sırada kutupların soğuk havası alçaktan, Ekvator’a doğru, sıcak havadan boşa-lon yeri doldurmak üzere akar. Başlıca rüzgar akım sistem-
H=yuksek bosınç L=alcak basınç lerındeki yollar yada yönler, dünyanın dönüşü (Coriolis etkisini doğurur), alçak ve yüksek basınç sistemlerinin bulundukları alanlar ve karayla denizlerin dağılımları nedeniyle karmaşık bir görünüme sahiptir.
^ Alçak basınç alanları ^ Yüksijk „asine alanlar
3) Yanda görülen
hava haritası, İzlanda’nın güneyinde bir alçak basınç alanını güney Portekiz ve İspanya da ise bir yüksek basınç alanını göstermektedir; izobarlar, eşit atmosfer basıncındaki noktaları birleştiren eğrilerdir. Rüzgar akımları saptırıldıkları için, Kuzey Yarıkürede alçak basınç alanları çevresinde saat ibresine ters yönde, yük-sek-basınç alanları çevresinde ise saat ibresi yönünde eserler.
yerini, yazın güney rüzgarlarının aldığı Hint musonlarıdır. Yaz rüzgarları, şiddetli yağmur fırtınalarına yolaçan yoğun su buharı taşırlar.
Rüzgarın yön değiştirdiği bir başka bölgesel rüzgar türü de, kara ve deniz meltemleridir. Deniz meltemleri, sıcak günlerde, deniz yada göl kıyılarında, çabuk ısınan kara ve geç ısınan su arasında bir basınç farklılaşması meydana geldiğinde ortaya çıkar. Bunun sonucu rüzgarlar karaya doğru eser. Geceleri ise, kara, sudan daha çabuk soğur ve tersine dönen basınç farklılaşması, rüzgarın yönünü de tersine çevirir.
Fırtına, Kasırga ve Hortum
En bilinen fırtına türü gökgü-rültülü, yağmur fırtınalarıdır (6). Ilıman ve tropikal bölgelerde günde yaklaşık 45000 yağmur fırtınası meydana gelir. Bunların ortaya çıkması iç}n, yükselen güçlü hava akımı olması gerekir. Isının serbest kalışı sonucu ortaya çıkan enerji, havanın yukarı doğru akmasını ve fırtınanın oluşumunu şiddetlendirir. Yoğunlaşma, kümülonimbüs bulutlarının zaman zaman, 4570 metre kadar yükselmelerine neden olur. Bu buhıtlar beraberlerinde yağmur, dolu ve bazen de gökgürültüsü ve şimşek getirirler.
Tayfun yada tropikal siklon adı da verilen kasırgalar (5), sıcak okyanusların üzerinde meydana gelir. Kasırgalar saatte 240-320 km hıza erişen sarmal biçimli rüzgarların estiği fırtınalardır. Kasırganın merkezinde yada gözünde, hava sıcak ve durgundur. Gözün çapı 6,5-48 km arasındadır. Kasırganın çapı ise, 480 km’ye ulaşabilir. Gözdeki sıcak hava, dış yüzeyde alçak hava basıncı oluşumuna katkıda bulunur. Sıcak nemli hava gözün çevresinde sarmal bir çizgi çizerek yükselir. Nemin yoğunlaşması kümülonimbüs bulutlarının oluşmasına neden olur. Ayrıca, ısının serbest kalmasına yolaçarak, yükselmesini artırır.
Kasırgalar, yol açtıkları dalgalarla ve şiddetli yağmurların neden olduğu sel baskınlarıyla, özellikle kıyı şeritlerinde tahrib edici olur.
Hortumlar çok şiddetli dönen rüzgarlardır. Ancak kasırgalardan çok daha dar bir alanda etkili olurlar. Kümülonimbüs bulutları aşağı doğru büyümeye başladığında, ortaya hortumlar çıkar. Huni biçiminde genişleyerek yere ulaşan bulutun genişliği 50-500 metre arasındadır. Hortum yerde 32-65 km hızla dolaşır ve 32 km kadar gittikten sonra söner. Ancak bazı hortumlar 480 km uzaklığa kadar £İa ulaşır.
ayrıca bak:
52 Atmosfer 56 Hava koşullan 58 Hava tahmini 60 iklimler
Her yıl, Amerika
Birleşik Devletİeri’nin özellikle Batı’sında yüzlerce hortum gö-
rülür. Bunlar saatlerce sürer, 480 km’lik bir alanda dolaşır ve büyük hasara
yolaçor. Merkezde rüzgarın hızı saatte 644 km/h’a kadar çıkar.
*3$
;
Cepheler, soğuk havo kütlelerinin sıcak hova kütleleriyle karşılaştığı ılıman bölge boylamlarında oluşurlar
Hava kütlesi kabartı çevresinde sormol biçimde dönerek, soğuk ve sıcok cephelerin oluşmasına yolaçor
Sıcak hava soğuk cephe -üzerine yükselir, soğuk hova ise sıcok havanın oltıno koyar
Sonuçta soğuk hava alanları birleşir ve sıcak havanın Yükselmesine ve kapalı bir alan oluşturmasına neden olur
4) Cephe değişik ısı
w nemlilikteki hava i arosında bu-
lunan dar bir değişken hava kuşağıdır, iki hava kütlesi birbirle-
rini sıkıştırır ve soğuk, sıcak, yada kapalı bölgeler oluşur.
5) Kasırgalar, sıcak
havanın aşağıya doğru emildiği bir sakin merkez (göz) çevresinde. çok büyük boyutlarda. dairesel bulut hareketleridir. Kasırgaların çapı 400 km’ ye ulaşabilir ve 15-20 km kalınlığındaki troposfer tabakasını kaplar. Özellikle kümülonimbüs türü bulutlar gözün çevresinde, en genişi gözün çemberini oluşturacak biçimde, içiçe bantlar oluşturur.
ti) Resimde soğuk cephe boyunca oluşmuş bir fırtına bulutu yada kümülonimbüs görülmektedir. ikj yükseklik noktası arasında, hareketli hava kütleleri bulunduğu zoman bu bulutlar meydana gelir. Hava, sürükle -yici bir akım aracılığıyla yukarıya doğru hareket eder ve soğuma yoğunlaşmaya yol-açar. Düz, örs biçimindeki bulutun tepesi, dengenin yeniden sağlandığı bölgeyi göste-terir. Kümülonimbüs bulutları, cephelerde yada aşırı ısınmış bölgelerde oluşur.
«Hava koşullan» dendiğinde aklımıza yağmur, güneş ışığı, sıcak, soğuk, bulutlar ve rüzgar gelir. Bu listeye nem ve görüş uzaklığı da eklenebilir. Gerçekten de bu liste, meteorolog için hava koşullarını oluşturan altı ana öğeyi tanımlar. Ancak meteoroloğun dilinde bunlar, hava ısısı, barometre basıncı, rüzgar hızı, nem, bulutlar ve yağıştır.
Bulutların Oluşması
Bulutlar, milyonlarca su damlacığından yada buz kristallerinden oluşur. Bu damlacıklar atmosferden düşmeyecek kadar hafiftir. Isı, yoğunlaşma (çiğ) noktası denilen kritik bir düzeye düştüğünde, içinde su buharı bulunan havadan bulut tanecikleri oluşur. Bu sıvı damlacıklar, sonradan donarak buz kristalleri haline gelebilir. Ancak su damlacıklarının yada buz parçacıklarının oluşması iki koşula bağlıdır. Önce, nemli hava, basıncı düşerek ve ısısını kendini çevreleyen atmosfere bırakarak yükselmelidir, ikinci olarak da, soğuyan su buharının yoğunlaşarak, üzerlerinde sıvı damlacıkları yada buz kristallerini oluşturabileceği toz taneciklerinin varolması gerekir. Bu küçük parçacıklara, «yoğunlaşma çekirdeği» yada «buz çekirdeği» adı verilir.
Bulut oluşması, her zaman yağışa yolaçmaz. Sadece yoğunlaşma, yere kadar düşecek damlacıkları yada kristalleri meydana getirmeye yetmez. Damlacıklar, yükselen havanın gücünü yenebilecek büyüklükte olsalar bile, yere varmadan buharlaşırlar. Öteki iki mekanizma, yani Bergeron yada buz kristali süreci ve birleşme süreci, yağışa yolaçacak taneciklerin oluşmasını sağlar. Hem buz kristallerine hem de aşırı soğutulmuş su (0°C’tan daha düşük ısıda su) damlacıklarına sahip bulutlarda, damlacıklar buharlaşır ve bu buhar, buz kristalleri üzerinde yoğunlaşır. Böylece kristaller, buluttan düşecek iriliğe erişene kadar büyür. Kristaller düşerken (sık sık olduğu gibi) erirlerse, yerde yağmur yağışı görülür. Bulutta buz kristallerinin bulunmadığı durumlarda, yağış damlaları, değişik boyutlardaki damlacıkların bulutun içinden düşerken, başka damlacıklarla birleşmesi ve büyümesi sonucu oluşur. Bir damla ne kadar büyürse, küçükleri toplama, dolayısıyla yere ulaşma şansı da o .kadar artar.
İki ana bulut tipi, (tabakalar, yada kümeler halinde) havanın iki ayrı biçimde yükselmesinden doğar. Eğer, hava çok geniş alanlarda, sa-
niyede birkaç santimetre gibi bir hızla yavaşça yükselirse, tabaka yada strata bulutları oluşur. Bu durum, genellikle alçak basınç alanlarında ve bunların sıcak cephelerinde ortaya çıkar. Hava, yere yakın bulunan ve birkaç yüz metrelik bir alanda etkili olan, taşıyıcı akımların egemen olduğu bölgelerde, hızla (saniyede birkaç metre) yükselir, bu akımlar yükseldikçe daha geniş bir alana yayılır. Ancak, yolaçtıkları küme bulutlarının birkaç kilometreden daha geniş bir alan kapladıkları enderdir. Eğer atmosfer hareket halindeyse, o zaman bu bulutlar çok büyük kümülonim-büs bulutlan oluşturabilirler.
Bir bulutu tanımlamanın yada saptamanın (1) en kolay yolu, onun biçimini ve yerden yüksekliğini incelemektir. Londra’lı kimyager Luke Howard, ilk bulut sınıflandırmasını bu yaklaşımla meydana çıkarmıştır (1883). Sözkonusu yöntem Dünya Meteroloji Organizasyonu tarafından kullanılan, Uluslararası Sınıfl andırma’nm (yüksekliklerine göre 3 ana gruba ayrılan on bulut tipinin sınıflandırılması) özünü oluşturmaktadır. 8-10 km. yükseklikteki en yüksek bulutlar buzdan oluşur ve sirrüs, sirrostratus ve sirro-kümülüs olarak adlandırılır; 3-8 km
1) Değişik bulut türlerinin en iyi gözlemlenebileceği yer, orta enlemlerde sık karşılaşılan alçak basınç cepheleridir. Ana türlerin çoğu bu siklonlarda ortaya çıkmaktadır. Burada, batıdan (soldan) doğuya (sağa) doğru kayan bir.
Kuzey Yarıküre alçak basınç alanı, bir şema biçiminde güney yönünden gösterilmektedir. Resimde sıcak [1] ve soğuk [2] cepheler açıkça görülmektedir. 1/100 ile 1/350 arasında bir eğime sahip olan sıcak cephe üzerinde hava,
kütle hafinde ve ağır ağır atmosferin derinliklerine doğru yükselmektedir. Sonuçta, kütle bulutlarının hemen tümünü, yani sirrüs [3], altokümülüs [4] ve nimbostratus 15] türleri oluşmaktadır. Bu bulut türlerinin ve özellikle rtim-
bostratus’ların oluş-‘ turduğu yağış alanı, genel olarak sıcak cephenin hemen altında, ona kabaca paralel olan bir çizgide oluşur [6], Karışık hava akıntıları, bazı bulutların yükselmelerine ve şiddetli yağışa yol açmanın
yanısıra, genellikle daha hafif ve yaygın olan klasik sıcak cephe yağışlarına da neden olur. Tabaka türü bulutlar sıcak cepheyi kaplarken, soğuk cephede önemli bir değişiklik ortaya çıkar. Burada, cephe arkasında, rüzgar dönüşleri (rüzga-
rın daha fazla saat ibresi yönüne saparak esmesi) ve kümülüs bulutları [7] görülür. Cephede ise, atmosfer daha da hareketlidir ve kümülüs bulutları büyüyerek kümü-lonimbüs bulutlarını [8] oluşturur. Çeşitli sirrüs bulutlarından
meydana gelen örtü, bütün alçak basınç alanına yayılabilir ve genellikle, nümbüs’ lere özgü örs biçimini alır. Bu bulut deği -şimleri, beraberlerinde basınç, rüzgar ısısı ve nem değişimleri de getirirler.
56
yükseklikteki orta bulutlar su ve bozdan oluşur ve altokümülüs ve al-tostratus olarak adlandırılır; 3 km’ den daha alçak bulutlar sudan oluşur ve stratus, stratokümülüs ve nimbostratus olarak adlandırılır. Geriye kalan iki tür, kümülüs ve kümülonimbüs’tür. Ancak, bu on ana türden başka, çok sayıda ara tür vardır. Ancak bulutlar, genellikle kitapta tanımlandığı gibi tek başlarına görülmezler. Çoğunlukla değişik türden bulutlar biraraya gelerek melez biçimler ortaya’ çıkarırlar.
Güneş, Rüzgar ve Nem
Uzun süren güneşli hava, genel olarak yüksek basınç alanlarında havanın çökmesi sonucu oluşan, açık bir gökyüzüyle tanımlanır. En nzun güneşli dönemler, güneşin hiç batmadığı kutup yazında görülür. Ancak güneş ışığının en yoğun ve Bmın en yüksek olduğu bölgeler, 30° Kuzey ve Güney enlemlerinde bulunan büyük çöllerdir. Buralarda günün en yüksek sıcaklığı 35°C’ ın üzerine çıkabilir ve geceleri sıfırın altına düşer.
Alçak düzeylerdeki rüzgarların hızı ve yönü, hava ve yer arasında-
ki sürtünme ile o bölgenin doğal haritası (topografyası) tarafından etkilenir. Sürtünme, yere yakın rüzgarların hızını düşürür. Bu yüzden engebeli kara yüzeyiyle karşılaştırıldığında, su yüzeyinde rüzgarlar daha yüksek hızlara ulaşır.
Havanın nemini tanımlamakta kullanılan değişik yollar vardır, ancak bunlar arasında en yaygın olanı, görece (relatif) nem tanımıdır Görece nem, havanın belirli bir hacimde sahip olduğu su buharı miktarının, aynı ısıda ve aynı hacimdeki doymuş havanın sahip olduğu nem miktarına oranıdır. Orta enlemlerde, günlük nem oranları yüzde 60-80 arasında bulunursa da, bu derece farkı bazen yüzde 8 ile 100 arasında da oynayabilir.
Modern Tehlike; Sis
Görüş alanı, iletişim bilincine varmış günümüz dünyasında büyük bir önem kazanmış bulunmaktadır. Yer düzeyindeki bulutsu hava olarak niteleyebileceğimiz- sis (3), uçaklar, gemiler, motorlu taşıtlar ve benzerleri için tehlikeli olduğu gibi, sokaktaki adamı da etkilemektedir. Hava kirliliğine yolaçan artıklarla kirlendiğinde sis, öldürücü bir etkiye sahip olabilmektedir.
ayrıca bak:
54 Rüzgar ve hava
sistemleri
52 Atmosfer
58 Hava tahmini
60 İklimler
Bir kasırganın yapısını yer düzeyinde far-
kedebilmek oldukça güçtür. Ama bu hava
hareketinin biçimi, uzaydan açıkça görülür.
2 o e o o o o o
o o o
0 e o^jr o o O « «a» o o o o <£p> o
o o o o o & o o o o
9 Damlacıkların [1] eli birleşmeleri , hava akımla-n üstünde sürüklen-
büyüklükte damlalar [2] meydana gelir.
Buz kristalleri önce altıgen şekiller [3] sürdüremeyecek alır, daha sonra bir- meydana gelir.
leşerek kar tanecikleri oluşturur. Su, bir buz çekirdeği [4] çevresinde dönerse, dolu
3) Soğuk kara ve
denizlerin üzerinden esen sıcak ve nemli hava, sise yolaçar. Sıcak enlem dairelerinde ısı, yukardaki havayı ısıtmak üzere yükselir (yukarıyı gösteren mavi oklar). Hava soğuk kısımlardan geçerken ısı kaybeder (mavi ve yukarıyı gösteren kırmızı oklar).
4) Işınım sisi olarak
bilinen sis türü, uzun dalga boylu ışınım kaybı(uzun kahverengi oklar) sonucu soğuyan karalarla temas eden hava ısısının, yoğunlaşma noktasına düşmesi sırasında oluşur. Yer soğurken üzerinde bulunan hava, toprağa ısı verir (kısa kahverengi oklar).
Çok sıcak Rüzgar gerekir Gölgede rohat serinlik Güneş gerekir Cok serin
S} Canpbell-Stokes
t aracı, güneşin ı süresini kay-t kullanılır. i ışınları bir n küre aracılığıyla ıt olarak hazırlan-I kortlar üzerine r ve gü-
neş ışığı kartı yakarak iz bırakır. Gerecin. güneşin bakış doğrultusuna göre belirlenen bir acıyla, öğlen vakti güneşine göre ayarlanması gerekir.
6) İnsanlar, ısı ve
neme ancak belirli sınırlar içinde dayanabilirler. Bu sınırlar içinde bile, insanların rahatça yaşayıp çalışabilmeleri, güneş ve rüzgar gibi öteki bazı öğelere bağlıdır.
7) Amerika Birleşik
Devletlerinin Batt’sın-da meydana gelen bir toz fırtınasının yaklaşmasını gösteren bu fotoğrafta, rüzgarın aşındırma ve taşıma gücü açıkça görülmektedir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*