SEYİD ONBAŞI MERMİYİ NASIL KALDIRDIĞINI ANLATIYOR

SEYİD ONBAŞI MERMİYİ NASIL KALDIRDIĞINI ANLATIYOR

1 936 tarihinde Gıyas Tekin, Seyid Onbaşı hakkında Cumhuriyet Gazetesi’nde bir yazı yayınlar. Bu yazı dolayısıyla Koca Seyid’le görüşür ve bir mülakat yapar. İşte, o görüşmede Koca Seyid’in Çanakkale’de yaşadığı tarihî an:

“Şubat ayının son günlerinde düşman gemileri boğazı zorlamış ve boylarının ölçüsünü almışlardı. 5 Mart günü idi. Ben Kilidülbahir Mecidiyesi’ndeki uzun 24’lüklerin üçüncü topunda idim. Ortalık yeni ağarıyordu. Tarassutlar boğazın ağzında düşman gemilerinin bugün fazlalaşmakta olduğunu kumandana bildiriyordu. Tam saat sekizde boğaz tarafından bir gümbürtü koptu. Amma bu evvelkilere hiç benzemiyordu. Düşman bu sefer diğerkilerden çok şiddetli ateş açmıştı. Düşman bir aralık bizim tabyayı buldurur gibi oldu. Once birkaç gülle tepemizden aşarak denize düştü.

Sonra önümüzden deniz sularını minare gibi havaya kaldırdı.

Bir aralık toz duman içinde kaldık. Ortalık azıcık yatışınca ne oldu ki diye bir bakındım.

38’lik bir düşman mermisi bizi biraz körlemiş. Büyük bir çukur açarak sağa sola zarar yapmıştı.

Topun mataforası kırılmış, ihtiyat mermi yolunu bozmuştu. Asıl yol sağlamdı. Yalnız toprak altında kalmıştı. Topumuza çok şükür bir zarar olmamıştı. Hemen yolu temizledik. Toprak altında kalan çavuşumuzu kurtardık, amma ondan ümit kalmamıştı. Sadece soluyordu o kadar. Onu hemen geriye gönderdik. Bu sırada kumandan bir kırılan matafora koluna, bir boğaza bakıyordu.

Ben de baktım boğaza doğru. Ne göreyim, düşman gemileri ağır ağır içeri doğru girmiyor mu? Hemen geriye fırlayarak araba üzerinde duran koca merminin başında boyunlarını bükmüş bakınmakta olan arkadaşları aradım. Bir kere mermiyi kucaklayacak oldum, yağlı olduğundan elimden kaydı. Elimi biraz topraklayarak bir dizimi yere koydum ve mermiyi sırtladım. Kendimi topun ağzında buldum. Merdivenleri ilk defa nasıl çıktığımı hatırlamıyorum. Gene aşağı atlayarak ikinci, üçüncü ve dördüncü mermileri sıra ile taşımaya başladım. Kısa bir zaman sustuktan sonra aslan topumuz yine gürlemeye başlamıştı. Dördüncü mermiyi attıktan biraz sonra idi Goncasuyu tarassut mevkii, iki mermimizin isabetini bildirmişti. Bu haberi de duyduktan sonra bana gülleler ufak bir saman çuvalı gibi hafif geliyordu.

Bir aralık kumandan, artık yeter yoruldun Seyid, gel bak düşman kaçıyor diye beni tarassut yerine çağırdı. Şunu da çıkarayım beyim de gelirim dedim. Ve son gülleyi de çıkardım. Sonra kumandanın yanma vardım. Sanki denizin üzeri yanıyordu. Sağda solda iki gemi, kara dumanlar, kızıl alevler  içinde yana yana batıyordu. Bu sıra biridaha tutuştu. Arkadakiler dönmeye bile vakit bulamadan geri giderek boğazdan çıktılar. Benim görebildiğim bu kadardı. Sonradan öğrendik ki düşmanın beş gemisi batmış. Bize düşman gemileri o gün 723 mermi sallamıştı. Ote yanını siz düşünün. Amma o gün akşamüstü denizden epey de balık toplamıştık.”

1936 tarihli bu yazıda Seyid,

Alman generalinin kendisine bir madalya yolladığını ve göğsüne bir madalya taktıklarını söylemektedir. Herkes tarafından bilinen resmini de hadiseden bir hafta sonra bir zabitin gelerek çektiğini belirtmektedir.

Gıyas Tekin’in 23 Ağustos 1936 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde “Bir Aslan Türkün Hatırası” başlığıyla yayınlanan yazısı

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)