ŞENKAYA

ŞENKAYA
| çıkabilin |bu şek! (ta idrafj lal du |gr. şekâ îrda ar içine: ı vücudıj ia idra( çıkan kav hastj ahi açi ncak ‘
Glikd
yağ
I açar < alır, kor ile ağ [fark kluk d4 [ (diyat astalıkl^ İmar I ı tedav kan kı bir ı ak ens
EKILBILIM
MORFOLOJİ
[ŞEMDİNLİ, Hakkâri iline bağlı ilçe bu ilçenin merkezi olan kasaba. [İçe toprakları İran ve Irak sınırında
* sarp ve dağlıktır. Önemli akar-Zap Suyu’na dökülen Şemdi-ı’dır. Hayvancılık önemli bir yer r, az miktarda tarım yapılır. Ka-adını Şemseddinli aşiretinden tır. Yüzölçümü 1.652 km.2, ii-nüfusu 30.219, merkez nüfusu t001 (1990).
IPANZE, primatlardan, insana ı çok benzeyen ve onun davranış-en iyi taklit edebilen maymun (Pan satyrus ya da Pan trog-tes). Afrika’nın tropikal bölgele-yaşar. Boyu 140 cm.’dir. Başı lakça, yüzü geniş, burnu kü-kulakları büyük, rengi karadır, ju yoktur. Ayakta pek dura-Yürürken ellerini de kullanır, rinin üzerine oturur. Ağaçlarda i halinde yaşar. İyi tırmanır. Hay-w en akıllısıdır. Bitkisel besin-beslenir. Böcek vb. yediği de Dişinin gebelik süresi 7,5 ay jır. 1-2 yavru doğurur; 2,5 yıl jnu sırtında taşır. Yavrular î yaşında ergenleşirler. Şempan-»iıayvanat bahçelerinde yetiştirile-Çoğunlukla 40 yıldan fazla ya-
»ETTİN, Muhammet Tebrizi Tebriz-1247 Konya), Mevlana’ »düşüncesinin ve yaşama biçimi-ı değişmesine neden olan muta-Şemsi Tebrizi olarak tanınır, astroloji, cebir, dinbilim, fel-vb bilimlerle ilgilendi. Teb-! Ahi tarikatından Ebubekri Seldin müridi oldu. Ancak daha ı bir şeyh bulmak için buradan Bağdat, Şam, Halep, Erzu-Erzincan, Tokat gibi kentleri Bağdat’ta Evhadüddin Kir-iie tasavvuf konusunda görüş-; ancak onun düşüncelerini tutunularak yanından ayrıldı. 1244’te
i ya geldi ve Mevlana ile tanış-Utenfana’nın, Tebrizi ile olan ya-si. çevrede tepkiyle karşılan-bunun üzerine Halep’e gitti Mevlana, oğlu Veled’i gön-onu geri getirtti (1246). An-ITebrizi’nin Mevlana’yı etkileme-
&
Şempanze
si üzerine, aralarında Mevlana’nın oğlu Alaeddin Çelebi’nin de bulunduğu 7 kişi Tebrizi’yi boğarak öldürdü. Tebrizi’nin felsefe, kelam, tefsir, tasavvuf konularını içeren, Farsça yazdığı “Makalat” (Makaleler; M. N. Genç Osman tarafından “Konuşmalar” adıyla Türkçe’ye çevrilmiştir) adlı yapıtı vardır.
ŞEMSETTİN SAMİ (1850 Yanya -1904 İstanbul), yazar. Ortaöğrenimini Yanya’da bir Rum lisesinde tamamladı (1868), Eski Yunanca, Fransızca, İtalyanca, Arapça ve Farsça öğrendi. Dahiliye Matbuat Kalemi’ne girdi (1871), Sirac ve ya-zıişlerini yönettiği Hadika gazetelerinde yazdı (1871-1873). Trablus’ta Vilayet gazetesini yönetti (1874-1875). İstanbul’da Sabah, Tercü-man-ı Şark (1876-1878), Aile, Hafta (1879-1880) gazete ve dergilerini çıkardı, Mabeyn’de kurulan Teftişi Askeri Komisyonu’nun kâtipliğini
(1882), başkâtipliğini (1893-1896) yaptı. Yaşamının sonuna kadar II. Abdülhamit tarafından Erenköy’deki köşkünde ikamete memur edildiği halde bu görevi biçimsel olarak sürdü. Dil ve deyiş bakımından kusurlu olmak ve büyük bir sanat de-
Şemsettin Sami
geri taşımamakla birlikte, tiplerin canlandırılması, kişilerin kendi ağızlarına göre konuşturulması yönünden oldukça başarılı sayılan Taaş-şuk-i Tal’at ve Fitnat” (1872) romanı ile bu türde ilk yapıtı yazan Şemsettin Sami, “Besa yahut Ahde Vefa” (1874) “Seyyid Yahya” (1875), “Gaye” (1876), adlı yapıtlarıyla oyun türünde de, döneminin beğeni ölçüleri altına düşmeyen örnekler verdi “Sefiller” (yarım) ve “Robinson” çevirilerini, cep kitapları biçiminde “Me-deniyyeti İslamiye”, “Esatir”, “Kadınlar”, “Gök”, “Yer”, “İnsan”, “Emsal”, “Letaif”, “Yine İnsan”, “Lisan”, “Usuli Tenkit” ve ‘Tertip” adlarında küçük bilgi kitapları çıkardı. Kişiliğinin en önemli yanı dil ve tarih alanındaki çalışmalarıdır. “Doğu Türkçesi ile Batı Türkçesi bir tek dildir; arada yalnız lehçe farkı vardır” görüşünden hareket ederek, yazı ve konuşma dilinin ayrı ayrı olmasını şiddetle eleştirmesi, dilimizin en eski yapıtları üzerindeki araştırmaları, Türkçe’ nin kendini bulma aşamalarında öncü çalışmalardır. Başlıca yapıtları: Kamus-i Fransevi” (Fransızca’dan Türkçe’ye Sözlük, 1882), “Kamus-i Fransevi” (Türkçe’den Fransızca’ya Sözlük, 1885), “Kamusü’l-A’lam” (Tarih ve Coğrafya Sözlüğü, 6 cilt 1889-1899), “Baki’nin Eş’arı Münte-habesi” (1900), “Kamus-i Türki” (2 cilt, 1899-1901).
ŞEN DUL, Franz Lehar’ın üç perdelik opereti. Librettosunu Victor Léon ve Leo Stein yazdı. İlk olarak 1905’te Viyana’da temsil edildi. Operette adı geçenler bir bankerin Paris’te lüks bir hayat süren karısıyla yoksul diplomat Kont Danilo’dur. Sonunda evlenmeyle bitecek bir dizi olay, canlı ve kıvrak bir ritmle sahnelenir. Lehar’a operet tarihindeki unutulmaz yerini sağlayan bu ünlü yapıt dünyanın hemen her sahnesinde yer almış, filmleri yapılmıştır.
ŞENKAYA, Erzurum iline bağlı ilçe ve bu ilçenin merkezi olan kasaba, ilçe toprakları, ilin Karadeniz Bölgesi içinde kalan kesiminde olup dağlıktır. Önemli akarsuyu Bardız Ça-yı’dır. Hayvancılık, Kömürlü bucağında madencilik (linyit) yapılır.
2011

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*