Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

Selçuklu Tıp Merkezleri ve Tıp Eğitimi

 

Selçuklu Tıp Merkezleri ve Tıp Eğitimi

aaaa

Ortaçağ İslam dünyasında önemli merkezlerde hem tıp ilminin gelişmesi için hem de halk sağlığı için önemli tıp merkezleri açılmıştır. Bunlar arasında özellikle Selçuklu döneminde kurulan darüşşifaların ayrı bir önemi vardır. Hükümdarların ve devlet adamlarının teşvik ve desteğiyle kurulan hastaneler ve âlimler sayesinde Ortaçağ İslam dünyasında tıp oldukça ilerlemiş ve Avrupa’yı etkilemiştir.

İslam dünyasında ve özellikle Selçuklularda tıp merkezleri ve bu kurumlarda verilen sağlık eğitiminin temellerinin nasıl atıldığı, dünya tıp tarihi konjonktüründe ayrı bir öneme sahiptir. Özellikle şu nokta gözden kaçmamalıdır ki; tıp alanında birçok toplum, birbirinin bilgisi üzerine eklemeler yaparak ilerlemeye çalışmıştır. İslam toplumlarmda da ilme verilen ehemmiyet sayesindedir ki tıp ilmi çok ilerlemiş, bu sahada büyük isimler yetişmiştir. Öyle ki; akıl hastalarının Avrupa’da “içine şeytan kaçmış” denilerek diri diri yakıldığı zamanlarda İslâm coğrafyasında akıl hastaları için hususi hastaneler yapılıyordu

Farsça hasta manasına gelen “bimar” kelimesinden gelen “bimaristan” daha çok hastane anlamında kullanılmıştır. Bimaristan, maristan, marastan gibi kelimelerin yanı sıra Orta Asya’da “Darüknerza” kelimesi tercih edilirken, Selçuklular ise “bimarhane” ve “darüşşifa, şifahane, tımarhane” gibi isimler de kullanmışlardır.

   İslam dünyasının ilk bimaristanı, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) Hendek Gazvesi’nde yaralananlar için seyyar savaş hastanesi olarak kullanılan çadırlardır.

   İslam dünyasında ilk defa akıl ve beden hastalıklarının tedavisine özel hastaneler ise Emevi halifesi Velid b. Abdülmelik tarafından 707 yılında yaptırılmıştır.

   Özellikle 10. yüzyılın başında Bağdat’ta çok sayıda hastanenin bulunduğu görülmektedir. Ayrıea yine Irak’ta Vasıt, Suriye’de Rakka ve Antakya, Anadolu’da Mey farikin (Silvan), Harran ve Nusaybin ile İran coğrafyasında Rey, Şirazve İsfahan gibi şehirlerde de önemli hastaneler bulunmaktaydı . Mısır’da ise Ahmed b. Tolun tarafından 60 bin dinar masrafla bir hastane yaptırılmıştı. Burada akıl hastaları için de bir bölüm bulunmaktaydı.

   İslam dünyasında 10. yüzyılda kurulan en ünlü hastane, Bağdat’ın batısında Dicle Nehri’nin kenarındaki Büveyhi Emiri Adudüddevle’nin 981 yılında yaptırdığı Bimaristan-ı Adudi’dir. Burası, Dicle Nehri’nden özel bir sistemle suyunu alan konforlu bir klinik idi. Aralarında ortopedist, dâhiliyeci ve göz hekimi de bulunmak üzere yirmi dört hekim çalışmaktaydı. Bimaristan’ı Adudi, Büyük Selçuklular zamanında Tuğrul Bey’in veziri Amidülmülk el-Kündürî tarafından bir tıp fakültesi mantığında yeniden düzenlenerek hekim sayısı yirmi sekize çıkarılmıştı (1057). Ayrıca dünyanın ilk tıp doktora tezinin 1178 yılında burada yapıldığı bilinmektedir. Bu eser Süleymaniye Kütüphanesi’ndedir.

bbbb

   Tıp tarihi, farklı milletlerin katkılarıyla asırdan aşıra gelişmiştir. Bu gelişimde Selçuklu tıp merkezleri ve bu kurumlarda verilen sağlık eğitiminin katkısı oldukça büyüktür…

 

   Selçuklularda ilk bimaristan ise Nişabur’da Vezir Nizâmülmülk tarafından yaptırılmış, Bağdat’ta Alparslan’ın oğlu Melik Tutuş adına Bimaristanü’t Tutuşî isimli bir hastane kurulmuştur.

   Sadece akıl hastalarını tedavi eden Bağdat’taki Deyrihizkıl Tekkesi, cüzzamlıların tecrit edilerek tedavi gördüğü ve Miskinler Tekkesi denilen müesseseler vardı. Özellikle bazı hastanelerde hastalar su sesi ve müzikle tedavi ediliyordu.

   Türkiye Selçukluları devrinin önemli şehirlerinden biri olan Kayseri’de akıl hastalarının tedavi edildiği Gevher Nesibe Şifahanesi’nde hasta odaları, hava koridorları vasıtasıyla birbirine bağlanmıştı. Dünyanın ilk hoparlör sistemi olarak kabul edeceğimiz bu hava koridorları sayesinde hastalar, hem müzik hem de telkinle tedavi ediliyordu.

   Bimaristanların bir çeşidi olan seyyar bimaristanlar da genellikle karargâh yerlerinde kurulurdu. Sultan Melikşah’ın alet edevatı yüz deve ile taşman bir seyyar bimaristanı vardı. Anadolu’nun birçok yerinde görebileceğimiz kervansaraylar yanında, hastalanan yolcular için birer bimaristan mevcuttu. Saray mensupları için saray dâhilinde veya yakınlarında bimaristanlar kurulmuştu.

   Tıpta İslam dünyasında görülen gelişmeler bir süre sonra Avrupa’yı etkilemişti. Nitekim J. B. Ullersperger Ispanya’da Psikiyatri Tarihi adlı eserinin birçok kısmında İspanya psikiyatrisinin ancak İslam tıbbı sayesinde gelişmiş olduğunu belirtmektedir.

Selçuklu Darüşşifaları’nda Tıp Eğitimi

cccc

   Selçuklu hastanelerinde tıp eğitimi darüşşifa ve tıp medreselerinde yapılırdı. Bu eğitim teorik ve pratiğe dayalıydı. İbn Ebû Usaybia, Büyük Selçukluların Halep atabeyi Nureddin Mahmud Zengî tarafından kurulan bimaristanda Ebü’l-Hakem’in asistanlarıyla birlikte hastaları nasıl muayene ettiğini, onlara gerekli perhiz ve ilaçları tavsiye ettikten sonra öğrencilerine çeşitli hastalık vakalarını, Galenos, Hipokrat, Razî, İbn-i Sina gibi eski üstatların eserlerine ve kendi görüşlerine göre değerlendirerek nasıl açıkladığını ve günde üç saat pratiğe dayalı teorik dersleri nasıl verdiğini ayrıntılı bir şekilde anlatır.

   Devrin en önemli tıp eğitiminin verildiği bir diğer yer olan Bimaristan-ı Adudi’de yetişen Sabur b.

   Sehl’in yazdığı Kitabü’l-Akrâbâzin el-Kebîr Selçuklular döneminde ilaçların hazırlanması için ana kaynak olarak kullanılmıştır.

   Bir Selçuklu devri hekimi hastalarına bakmakta tecrübeli olmalı, deva terkiplerini bilmeli, fakir ile zengin arasında fark gözetmemeli, tıp talebelerinin problemlerini halledebilmeliydi. Eğitim veren kişiler her gün sabah ve akşam hastaları ziyaret eder, gerekli ilaçlar ve yiyecekler tanzim edilirdi. Bu tetkiklere danişmend ve asistanlar da iştirak ederdi.

   Selçuklu hastanelerinde İbn-i Sina, Razi, Galenos ve Hipokrat’m eserlerinin yanı sıra İsmail el-Cürcanî’nin Zahîre-i Harizmşahî adlı eserinin ders kitabı olarak okutulduğu bilinmektedir. Yine Nizami-i Aruzî’nin Çehar Makale’si ve 1082’de yazılan Kabusname adlı Farsça eserde tıp öğrencilerine hangi sınıfta, hangi eserlerin okutulduğuna dair ayrıntılı bilgilere rastlanmaktadır. Devrin yetiştirmiş olduğu en önemli hekimler arasında İbn-i Sina, Ebu Bekir Razî, Ebü’l- Kasım Zahravi ve İbn-i Rüşd dikkat çekmektedir.

   Sonuç olarak, Ortaçağ İslam dünyasında önemli merkezlerde hem tıp ilminin gelişmesi için hem de halk sağlığı için önemli tıp merkezleri açılmıştır. Bunlar arasında özellikle Selçuklu döneminde kurulan darüşşifalarm ayrı bir önemi vardır. Hükümdarların ve devlet adamlarının teşvik ve desteğiyle meydana gelen bu kurumlar ve âlimler sayesinde Ortaçağ İslam dünyasında tıp oldukça ilerlemiş ve Avrupa’yı etkilemiştir.

Ortaçağ’da Tıp Kadroları ve Tabirleri

dddd

    Selçuklu dönemindeki sağlık kurumlarının aynı şekilde Osmanlı devrinde de devam ettiğinden analiz ve sentezinin birlikte yapılması gereklidir. Osmanlı döneminde bu teşekküllerin genişleyip büyümesiyle tıp kadroları ve tabirlerine eklemeler yapılmıştır. Ortaçağ’da tıp kadroları ve tabirlerini şu şekilde sıralamak mümkündür.

Nuktaci : Tıp eğitimini denetleyen kişidir.

Tıbbiye : Tıp medresesi ve şifaiyyeden oluşmaktadır. Bugünkü tıp fakültelerine denktir.

Şifaiyye: Bimaristan, darüşşifa, darüssıhha isimleri ile anılan bugünkü uygulamalı tıp fakültesi hastane- sidir.

Talib : Tıp medreselerinde okuyan talebelere verilen isimdir.

Ser-etlbba: Hastanenin başhekimi ve hastaneden sorumlu kişidir.

Aşşab: Darüşşifalarda ilaç hazırlayan kişilerdir. Selçuklular ilaçları karanlık odalarda hazırlardı. Bu­nun sebebi ilaçların bozulabileceğini düşünmeleridir.

Muid: Danişmendlerin en çalışkanları arasından seçilen hocaya bir nevi yardımcılık yapıp dersi tekrar eden kişilerdir.

Danişmend: Doktora talebesine verilen isimdir. Mülazım؛ Danişmendlerden imtihanda başarılı olanlara verilen isimdir.

Tımarcı : Darüşşifalarda hekimin denetiminde hastaların bakım ve pansumanlarını yapan erkek ve kadın hastabakıcılardır.

Güllabî  :Akıl hastanelerinde hizmet eden hastabakıcılardır.

Hemşireler: Selçuklu darüşşifalarmda kadın ve erkek ayrı olmak üzere görev yapan kişilerdir.

Gassal: Ölüyü yıkayan ve dini merasimi yerine getiren kişidir.

Hanende ve Sazendeler: Akıl hastalarını müzikle tedavide yararlanılan görevlilerdir.

Hademe: Hastaneyi temizleyen, ağır hastaların bakımlarını üstlenen görevlilerdir

Ortaçağ İslam Dünyasında önemli Tıp Merkezleri

eeee

   Kahire Tolunoğlu Hastanesi: Tolunogullarının kurucusu Ahmed b. Tolun tarafından 874 yılında Mısır’da kurulmuştur. Bağdat Adudi Hastanesi: Büveyhî Emiri Adudüddevle tarafından 981 yılında Bağdat’ta kurulmuştur. Selçuklular devrinde de onarılarak hizmete devam etmiştir.

   Şam Nureddin Zengî Hastanesi: Atabek Nureddin Mahmud Zengî tarafından 1154 yılında kurulan bu şifahanede zengin-fakir ayrımı yapılmadan tıp eğitimi verilirdi.

   Musul Erbil Gökbörü Medresesi: 1156 yılında Erbil Atabeyi Muzaffereddin Ebu Said tarafından yaptırılmıştır.

   Kudüs Sahaddin Eyyubî Hastanesi: 1187 yılında Sultan Selahaddin Eyyubî tarafından kurulan bu hastane 19. yüzyıla kadar hizmet vermiştir.

   Mardin Darüşşifasi: 1122 yılında Artuklu hükümdarı Necmeddin Gazi tarafından yaptırılmıştır.

   Kayseri Gevher Nesibe Tıp Medresesi: Türkiye Selçuk- lu l^kümdarı 1. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından 126ه yılında kardeşi Gevher Nesibe Hatun adına yaptırılmıştır. Esaslı bir tıp eğitiminin verildiği önemli bir Selçuklu darüşşifasıdır.

   Sivas Keykavus Darüşşifasi: 1217 yılında Sultan 1. izzeddin Keykavus tarafından yaptırılmıştır.

   Konya Darüşşifalari: Küçük ve Büyük Darüşşifa olmak üzere ikiye ayrılır. Küçük Darüşşifa Sultan 11. Kılıçarslan tarafından. Büyük Darüşşifa ise 1221 yılında Sultan 1. Alaeddin Keykubad tarafından yaptırılmıştır.

   Divriği Darüşşifasi: 1228 yılında Fahreddin Behramşah’ın kızı Turan Melik Hatun adına yaptırılmıştır.

   Çankırı Atabey Ferruh Şifahanesi: 1235 yılında Sultan 1. Alaeddin Keykubad dönemi atabeylerinden Cemaleddin Ferruh tarafından yaptırılmıştır.

   Kastamonu Pervaneoğlu Ali Darüşşifası: 1270 yılında Selçuklu kumandanlarından Süleyman Fervane’nin oğlu Ali tarafından yaptırılmıştır.

   Tokat Pervane Bey Darüşşifasi: 1277 yılında Selçuklu kumandanlarından Süleyman Pervane tarafından yaptırılan bu darüşşifa yedi yüzyıla yakın hizmet vermiştir.

   Amasya Anber b• Abdullah Darüşşifası: 1308 yılında İlhanlı Sultanı Olcaytu’nun hanımı ilduş Hatun adına yaptırılmıştır.

   Aksaray Darüşşifası: 1337 yılında yaptırılan fakat kimin yaptırdığı bilinmeyen hastane daha çok tımarhane olarak kullanılmıştır.

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.