ŞEFAAT

ŞEFAAT, Alm. Fürsprache, Fürbitte (f) Fr. Intercession
(f). İng. Intercession. Af için vesile olmak,
yalvarmak. Ahirette, günahı olan mü’minlerin
günahlarının affedilmesi, günahı olmayanların da
daha büyük derecelere erişmeleri için Peygamberlerle,
salih kulların Allahü teâlâ’ya yalvarmalarıdır.
Kıyamet günü önce Peygamberler, sonra salih kullar
yani Evliya, Allahü teâlânm izni ile, günahı çok olan
m ü’minlere şefaat edecektir. Peygamberimiz
buyurdu ki: ” Üm m etim den büyük günahları
olanlara şefaat edeceğim ”.
Şefaat haktır. Tövbesiz ölen mü’minlerin küçük
ve büyük günahlarının affedilmesi için, Peygamberler,
Veliler, Sâlihler ve Melekler ve Allahü teâlânın
izin verdiği kimseler, şefaat edecek ve kabul edilecekdir.
Mahşerde, şefaat beş türlüdür:
Birincisi, kıyamet günü, mahşer yerinde kalabalıktan,
çok uzun beklemekten usanan günahkârlar,
feryat ederek, hesabın bir an önce yapılmasını isteyeceklerdir.
Bunun için şefaat olunacakdır.
İkincisi, süalin ve hesabın kolay ve çabuk olması
için, şefaat edilecektir.
Üçüncüsü, günahı olan mü’minlerin, Sırattan
Cehenneme düşmemeleri, Cehennem azabından
korunmaları için şefaat olunacaktır.
Dördüncüsü, günahı çok olan mü’minleri Cehennemden
çıkarmak için şefaat olunacakdır.
Beşincisi, Cennetde sayısız nimetler olacak ve
sonsuz kalınacak ise de, sekiz derecesi vardır. Herkesin
derecesi, makamı, îmânının ve amellerinin miktarınca
olacaktır. Cennetdekilerin derecelerinin
yükselmeleri için de şefaat olunacaktır.
Kur’ân-ı kerîmde birçok âyet-i kerîmeler, şefaat
etmek için, mü’minlere yardım etmek için izin verileceğini,
kâfirlere ise şefaat edilmeyeceğini bildirmektedir.
Şefaati bildiren âyet-i kerimelerde buyuruldu ki:
“(O gün) şefaat hakkına, ancak tevh id ve
am eli aalihle A llah tarafından akid almış
olanlar m alik olacaklardır” (Meryem sûresi, 87)
O gün kimsenin şefaati fayda vermez.
M eğer ki, Allahü te&lûnın kendisine şefaat
etm eye izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu
bir kim se olsun!” (Tâ-hâ sûresi, 109).
“A llahü teâlâ, onların yaptık la rın ı ve
yapacaklarını bilir. Onlar, ancak Allahü teû-
lûnın rızasına erm iş (veya onlar için şefaat etmelerine
razı olduğu) kim selerden başkasına şefaat
edemezler. Allahü teâlânın haşyet, azamet ve
ukubetinden ko rk a rla r” (Enbiya sûresi, 28).
“Â h irette peygam berler, m elekler ve mü’
m inler, dostlarına şefaat ederlerken, m üşrikler
derler ki: Bugün, bizim ne bir şefaatçim iz
ve ne de candan bir dostumuz var!” (Şuârâ
sûresi, 100-101).
“K u reyş kafirleri, putların kendilerine
şefaat edeceklerini söylüyor. Onlara söyle ki:
Allahü teâlânın izni olmadan hiçbir kim se
şefaat edem ez” (Zümer sûresi, 44).
“Şefaat etm esine izin verilenler, kâfirlere
şefaat ederlerse, şefaatları onlara fayda
verm ez” (Müddessir sûresi, 48). “Allahü teûlû, şefa a t edene v e şefaat olunana
izin verm edikçe, O’nun yanında hiçbir
şefaatin faydası olm az” (Sebe’ sûresi, 23).
Kıyâmet günü, iyilerin günahlı olan müslümanlara
şefaat edeceklerini bildiren hadis-i şerifler pek
çoktur. Resûlullah (s.a.v.) efendimizin çeşit çeşit
şefaat edeceğini bildiren nice hadîs-i şerifler vardır.
Peygamberimiz (s.a.v.) buyurdular ki:
“K ıy â m e t günü, en önce ben şe fa a t
edeceğim ”.
“K ıyâ m et günü, m ezardan önce çıkan ben
olacağım ve en önce şefaat eden ben olacağım ”.
“Şefaatım a inanm ayan, Ona kavuşam az”.
“ Ümmetimden Ehl-i beytimi sevenlere
şefaat edeceğim ”.
“Esbabım a dil uzatanlardan başka, herk
e se şefa a t edebilirim ”.
“Sünnetim i elinden kaçıran k im seye şefaatim
haram oldu”. Burada sünnet, İslâmiyet demektir.
Yani doğuşta malik olduğu imanını bırakana,
müslüman olmayana şefaat etmem buyuruldu.
“Kabrimi ziyaret eden kimseye, şefaat etmek
bana vacip oldu”. Ve “K abrimi ziyaret edenin
şefaatçisiyim”Hardal tanesi kadar, (yani zerre kadar veya
çok az) îmânı olan kimseye şefaat ederim ”

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)