SECDENİN FAZİLETİ VE SECDEDEKİ TEŞBİHİN FAYDALARI HAKKINDA VÂRİD OLAN SAHİH HADÎSLER

Secde, lûgatta tevâzu ile eğilmektir. Şeriatte ise, ibâdet kasdiyle alnı yere koymaktır. Aynı husus, Ebû Suûd Efendi’- nin tefsirinde Bakara sûresinin baş kısımlarında ifade edilmiştir. Bu secdenin şartlan, tahrîm müstesnâ, namazın şartlarının kendisidir. Rüknü, alnı veya onun yerine geçebileni (rükû’, imâ’ gibi) yere koymaktır. Nitekim hasta olan baş işâretiyle, hayvan üzerinde namaz kılan da kezâ baş işâretiyle secdesini yapar. Ancak hayvan üstünde seferi olan kimse hakkındadır bu cevâz.. Yere yapılması vâcib olan secdeyi hayvan üzerinde yapmak câiz olmaz. Ama hayvan üzerinde yapılması vâcib olan secdeyi yere yapmak câiz olur.278 Rükû veya secdede secde âyetini okuyacak olursa, tilâvet secdesi gerekmez. Bahr-i Râik sâhibi diyor ki: Bu bana vâcibdir; ama yapılan rükû ve secde ile edâ edilmiş oluyor. Fetevâ-i Hindiye’de de aynı husus belirtilmiştir. Konuyla ilgili hadîsler: «Yedi kemik üzerine secde etmekle em rolündük: Alın, (böyle derken eliyle burnunun üzerine işâret etti), iki el, iki diz, ayaklarının kenarlan.. Elbisemizi ve saçımızı da (namazda) toplamayız.» Yâni bununla da emrolunduk.277 Ma’da îbni Ebî Talha diyor ki: Resûlüllah (S.A.V.) Efendimiz’in azâdlı kölesi Sevbân Hazretleri’ne rastladım; ona dedim ki: — Bana öyle bir amelden haber ver ki onu işlediğimde Allah beni o amel sebebiyle cennete soksun? Sevbân Hazretleri sustu, cevap vermedi. Sonra aynı soruyu ikinci ve üçüncü defa sordum. Yine susup cevap vermediy- se de ısrar edeceğimi anlayınca dedi ki: — Allah’a çokça secde et!. Çünkü Allah’a bir secde edecek olursan, mutlaka O senin bir dereceni yükseltir ve bir günahını da bağışlar. Ma’dan Hazretleri devamla diyor ki: Sevbân’dan (R.A.) ayrıldım. Bu defa Ebû Derdâ Hazretleri’yle karşılaştım. Aynı soruyu ondan da sordum. Sevbân Hazretleri’nin dediğini aynen o da söyledi. (Allah hepsinden razı olsun!) Âişe (R. Anhâ) Vâlidemiz anlatıyor: Bir gece Resûlüllah (S.A.V.) Efendimiz’i yatağında bulamadım; aradım, el yordamıyla etrafı taradım. Derken elim O’nun ayaklarının alt kısmına dokunuverdi. Dikkat ettim, secdede bulunuyorlardı. Ayaklarının ikisi de dikili vaziyette kıbleye dönük idi. Secdesinde şöyle diyordu: «Allah’ım! Gazabından hoşnudluğuna sığınırım. Azabından afvına iltica ederim. Senden yine sana sığınırım. Sana gerektiği ölçü ve sayıda senâ (övgü) da bulunamıyorum. Sen kendini övdüğün gibisin.»*78 Ebû Hüreyre’nin (R.A.) yapmış olduğu rivâyette ise şöyle buyuruluyor: «Âdemoğlu secdeyi okuyup secdeye vardığında şeytan ondan uzaklaşıp ağlar ve der ki: (Bana yazıklar olsun ki âdemoğlu secde ile emrolundu; secde etti, ona cennet verildi; ben secde ile emrolundum; yapmadım, cehennem yerim oldu.»279 «Haberiniz olsun ki, rükû’ ve secdelerde Kur’ân okumaktan men’olundum. Rükû’a gelince, onda Rabbinize ta’zimde bulunun. Secdeye gelince, onda duâ etmeye gayret edin ki secdeden kalktığınızda duânız kabul olunmuş bulunsun.»280 «Kul namaza kalkınca, hayır ve iyilik başına saçılır. Rü- kû’a gidinceye kadar devam eder. Rükû’a vannca İlâhî rahmet onun üzerinden yükselip durur. Bu hal secdeye varıncaya kadar devam eder. Secde eden kimse ise ancak Allah’ın rahmet kademi üzerine secde etmiş olur. Artık bu durumda istesin ve Rabbine rağbet eylesin!.»281 «Cenâb-ı Hak cehennem ehlinden kime merhamet etmeyi murad ederse, meleklerine emreder de Allah’a ibâdet edenleri çıkarırlar. Cehennemden çıkan bu kimseler almlanndaki secde izleriyle tanınırlar. Cenâb-ı Hak secde izlerinin bulunduğu kısmı cehennem ateşine haram kıldığı için ateş o kısımları yiyemez. Böylece o kimseler ateşten çıkarılırlar. Âdemoğlunun her tarafını cehennem ateşi yer, ancak secde izlerinin bulunduğu yeri değil..»282 Özetlediğimiz bu hadîsten de anlaşılıyor ki, amellerin en üstünü namazdır; çünkü namazda secde vardır. Nitekim Resûlüllah (S.A.V.) Efendimiz buyurdular ki: «Kulun Rabbine en yakın olduğu hal, secdede bulunduğu zamandır.» Diğer bir rivâyette ise: «Kulun Rabbine en yakın bulunduğu zaman secde ettiği zamandır.» Bu rivâyetten, secdenin diğer ibâdetler üzerinde bir üstünlüğü olduğunu anlıyoruz. Tilâvet secdesi hakkında istidlâl edilen hadîslerden, rü- kûun secde yerine geçmiyeceği sonucu çıkarılmıştır. İmam Mâlik, İmam Şâfiî, İmam Ahmed bin Hanbel aynı görüştedirler. İmam Ebû Hanîfe ise, rükûun secde yerine geçeceğini söylemiştir. Bunda istihsan yapmıştır. Kur’ân-ı Kerîm’de de şöyle buyuruluyor: «Dâvud, kendisini denediğimizi sanmıştı da Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapanmış, tevbe etmiş, Allah’a yönelmişti.»Bütün bu görüşlerle beraber tilâvet secdesinin secdede edâ edilmesi efdâldir. Aynî şerhinde de bu husus belirtilmiştir. Resûlüllah (S.A.V.) Efendimiz secde halini överken buyurdular ki: «Kulun Allah katındaki en sevimli hali, secdede görüldüğü ve yüzünü toprağa buladığı haldir.»284 «Kul, secdesinden daha üstün bir şeyle Allah’a yaklaşamaz (veya yaklaşamadı).»285 Îbni Mübârek bu hadîsi Dübre bin Habib’den rivâyet etmiştir. Ayakta durduktan sonra secdeye varmanın sır ve hikmeti şu olsa gerek: Böyle yapmakta fazla ölçüde tevazu’ ve küçülme vardır. Secde yapılırken meydana gelen derunî zevkten daha belirgin ne olabilir? Akıl bu zevki idrâkten âcizdir. İşte bu mânaya işâretle Kur’ân’da buyuruluyor ki: «Secdeye var, (Rabbine) yaklaş!»*8® Resûlüllah (S.A.V.) Efendimiz de bu hususa işâretle buyuruyor ki: «Secde eden, Allah’ın kademi üzerine secde eder.» Açıklama : Allah’tan başkasına secde etmek câiz değildir. Nitekim İmam Ahmed bin Hanbel ve Tirmizî’nin yapmış oldukları rivâyette Resûlüllah (S.A.V.) Efendimiz buyurdular ki: «Eğer bir kimsenin başka bir kimseye secde etmesini emretmiş olsaydım, herhalde kadının kocasına secde etmesini emrederdim.»

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)