ŞAŞILIK

ŞAŞILIK, gözlerden birinin ya da ikisinin içe ya da dışa kaymasıyla ortaya çıkan göz bozukluğu. Şaşılık göz kaslarının uyumlu bir şekilde çalışmamasından doğar. Gözler belirli bir cisme bakarken göz kaslarında paralellik oluşmaz, gözlerden biri içe ya da dışa doğru kayma gösterir. Şaşılığın iki temel nedeni, gör-
me bozuklukları ile beyindeki imgelerin çakışmasını sağlayan merkezin gelişmemesidir. Büyük çoğunlukla şaşılık 2-4 yaş arasında başlar. Ayrıca, sinirlilik, zayıflık, soydan gelen frengi de hastalığa yol açabilir. Travma sonucu oluşan felçli şaşılık kendi kendine ya da ilaçla geçebilir. Bunun dışında, sağlam gözün örtülerek hasta gözün sürekli hareket ettirilmesi şeklinde yaptırılan alıştırmalarla tedavi yapılmaktadır. Bu tedavinin sonuç vermediği durumlarda göz kasına ameliyat yapılır.
ŞATHİYYE, bir duyguyu ya da düşünceyi iğneleyici, alaycı bir biçimde dile getiren şiir. Şatıh kavramına giren sözler ya da şiirler genellikle iki kümede toplanmıştır: a) Bilinçsiz olarak, ruhsal bir bunalım sırasında ya da kişinin kendinden geçmesi durumunda söylenen sözler. Bu sözlerin bilinçaltı duyguları ve istekleri dile getirdiği kabul edilir. En bilinen örneği Hallacı Mansur’un “E-ne’l-hak” sözüdür. Böylesi şatıhların tevili güçtür, b) Mutasavvıf şairlerce söylenmiş ya da yazılmış, tasavvufi inançların dile getirildiği, anlaşılması yorumlanmasına bağlı şiirler. Anlamca saçma görünen, gerçeküstü imgelerle kurulmuş bu şiirlerde, genellikle Sünniliğe aykırı inançlar üstü kapalı, anlaşılmaz biçimde dile getirilmişlerdir. “Şathiyyat-ı sufiya-ne” denilen böylesi şiirler ancak şerh edilirlerse anlaşılabilirler. Yunus Emre’nin, “Çıktım erik dalına anda yedim üzümü” dizesiyle başlayan şiiri buna örnektir. Kaygusuz Abdal da bu tür şathiyyenin en iyi örneklerini vermiştir. Özellikle Alevi-Bektaşi ozanlarınca söylenen şat-hiyyeler, zamanla daha genel bir nitelik kazanmışlar; ciddi bir düşünce ya da duyguyu alaylı, iğneleyici bir dille işleyen şiirlerin tümüne şathiy-ye denilmiştir.
ŞATIROĞLU, Âşık Veysel -*