Sabrın Ve Gayretin En Güzel Eseri Katı’ Sanatı

Sabrın Ve Gayretin En Güzel Eseri Katı’ Sanatı

kati-sanati

Osmanlı Devleti nde katı’ sanatı kısa sürede rağbet görmüş ve 16. yüzyıldan itibaren sarayda mukatta’ eserler veren sanatkârlar yetişmeye başlamıştır.

Günümüzde kitap süsleme sanatlarından belki de en az bilineni katı’dır. Arapça kesme anlamına gelen katı’, kâğıt veya deri üzerine çizilmiş yazı, motif veya şeklin oyulup çıkarılarak bir başka kâğıt yahut deriye yapıştırılmasıyla gerçekleştirilen sanatın adıdır. Bu sanatı icra edenlere kâtı’ veya kattâ’, eserlerine ise mukatta’ ismi verilir.

Deriden Kâğıda

Katı’ sanatının kökenini deri oymacılığında aramak gerekir. Filigre adı verilen deri oymacılığı, 9. ve 10.yüzyıllara kadar dayanmakta olup, İslâm sanatındaki ilk örnekleri 14. yüzyılda Memluk Türkleri tarafından verilmiştir. Timurlu ve Türkmen saray atölyelerinde en güzel örnekleri yapılan deri oymacılığı, sonraki yüzyıllarda Osmanlı saraylarında da sürdürülmüştür. Oymacılığın kâğıt ve yazı sanatıyla birlikte kullanılmasıysa 15. yüzyıla tesadüf eder. İlk örnekleri Herat’ta görülen katı1 sanatının bilinen en eski ustası Abdullah Kâtı’dır. İslâm sanatlarını en güzel şekilde icra ve sanatkârları himaye eden Os- manlı Devleti’nde katı’ sanatı kısa sürede rağbet görmüş ve 16. yüzyıldan itibaren sarayda mukatta’ eserler veren sanatkârlar yetişmeye başlamıştır.

Katı’ sanatıyla çeşitli tablolar ve albümler yapılmıştır. Yazı çekmecelerinin iç ve dış kapaklan, cam altına yerleştirilmiş katı’ tablolarla süslenmiştir. Tablolarda genellikle İstanbul manzaraları konu edilmiştir.

1

Her Anında Sabır

Katı’ sanatında kullanılan aletler, nevgeren isimli eğri ve ağzı çok keskin olan bir bıçak, yine çok keskin kalemtraşlar ve makaslardır Kâğıtlarsa ge- nellikle ebru kâğıdı veya renkli kâğıtlardır. Ana hatlarıyla bir katı’ çalışması şu şekilde yapılmaktadır:

Oyulacak olan kâğıtlar nişastadan yapılmış bir muhallebiyle birbirine yapıştınlıp murakka’ tahtası üzerine gerilir. İyice knrutnlan kâğıtların üzerine çizilen desen dikkatlice oyulur. Oyıılaıı şekiller soğuk suya atılır. Böylece yapışkanlığım kaybedip birbirinden ayrılan kâğıtlar kurumaya bırakılır. Diğer bir usul, simetrik olarak oyulacak kâğıtlara uygulanmaktadır. Bu kâğıtlar murakka’ tahtasına yapıştırılmadan ikiye katlanarak, tek tarafına çizilen motif, ince ve sivri uçlu bir makasla dikkatlice oyulur. Böylece desen, kâğıdın iki tarafında da aynı şekilde çıkar. Katı’ motifleri özel hasırlanan bir muhallebiyle yapıştırılır. Bu muhallebi, yapıştırılacak olan yüzeye ince bir tabaka halinde yayılır. Oyulmuş parçalar, işaretlenen yerlere, muhallebi kurumadan tek tek yerleştirilir. Bu da en az oyma işlemi kadar sabır gerektirmektedir.

Kâğıttan Bahçeler Katı’ tekniğiyle yapılan buketler, ağaçlar ve çeşitli bitki motifleri hem kitapları hem de albümleri süslemektedir. Bu tarzın en seçkin örneklerinden biri, Kanunî Sultan Süleyman Han zamanında yaşamış Efşancı Mehmed’in hazırladığı murakka’ albümdür . Çerçevesinde ilkbahar şiirleri bulunan albümün her sayfası âdeta kâğıttan birer bahçe gibidir ve şiirle bir bütünlük meydana getirmiştir. Katı’ sanatı aym zamanda hat eserlerine de uygulanmaktaydı. Yazılar, katı’ tekniğiyle oyulur, bu teknikle kitaplar, kıt’alar hazırlanırdı. Kânlar sanatlarında o derece ustalaşmışlardı İd Bursalı Fahri isimli meşhur sanatkârın hazırladığı oyma bir Mushafin kaü’ tekniğiyle yapıldığı, ancak bir harfi düştüğünde anlaşılmışö. Katı’ sanatıyla tablolar da yapılmıştır. Bunun en güzel örnekleri Topkapı Sarayı’nda bulunan yazı çekmecelerinde görülür. Çekmecelerin iç ve dış kapakları, cam altına yerleştirilmiş katı’ tablolarla süslenmiştir. Tablolarda İstanbul manzaraları konu edilmiştir. Katı’ tekniği ciltçilikte özel bir yere sahiptir. Zor ve zahmetli olan deri oyma tekniği, bilhassa cildin iç kısmına uygulanmaktaydı.

Kanunî Sultan Süleyman Han devrinde, Efşancı Mehmed tarafından hazırlanan murakka albüm. Çerçevesinde ilkbahar şiirleri bulunan albümün her sayfası âdeta kâğıttan birer bahçe gibidir ve şiirle bir bütünlük meydana getirmiştir.

Kanunî Sultan Süleyman Han devrinde, Efşancı Mehmed tarafından hazırlanan murakka albüm. Çerçevesinde ilkbahar şiirleri bulunan albümün her sayfası âdeta kâğıttan birer bahçe gibidir ve şiirle bir bütünlük meydana getirmiştir.

Avrupalıları Hayran Bırakan Katı’1

Bilhassa Osmanlı topraklarına gelen Batılı seyyahların beraberlerinde götürdükleri eserler vasıtasıyla Avrupa’ya ulaşan katı’ sanatı, orada çok ilgi görmüş ve bir süre sonra Avrupalılar da gölge (silho- utte) adını verdikleri kendi tarzlarını geliştirmişlerdir. 16. yüzyılın ikinci yarısında İstanbul ve Bursa’yı ziyaret eden Lubenau, gördüğü bir katı’ sanatkârını ve eserlerini takdir ve hayranlıkla anlatmaktadır: “Şehirde, ona ne getirirseniz getirin, bütün bitki, ot ve çiçekleri, menekşe, gül ve lâleleri, yarı büyümüş yaprak, sap ve kökleriyle birlikte, renkli kâğıttan kesebilen bir Türk var. Bunu o kadar iyi yapıyor ki hiçbir insan bu kesilmiş kâğıtları, bahçe veya tarlalarda yetişmiş ve kurutulmuş gerçek otlardan ayırt edemezdi. Ondan iki dukaya böyle bitkiler aldım. Daha önce hiç kesmediği bitkiler götürdüm. Ancak bunları o kadar çabuk yapıverdi ki, hayret ettik…”

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)