Sabrederek Güzelleşmek

Sabrederek Güzelleşmek

Bir zamanlar erdem ve ahlak güzelliğiyle
ünlü bir adam yaşardı. Bu adamın bakılamayacak
kadar çirkin ve asık yüzlü, kötü huylu bir
de kölesi vardı. Kölenin canavar gibi dişlerinden
adeta zehir akardı. Şehirde ondan daha çirkin
bir Allah’ın kulu yoktu. İş görürken yüzünü
asar, yemek pişirirken kaşlarmı çatar, sofraya
da efendisiyle birlikte otururdu. Birlikte yemek
yediği efendisi, “Gülüyorum, lütfen bir damla su
ver” dese umurunda olmaz, bir yudum su vermezdi.
Ne söze, ne azara alkış ederdi. Gece
gündüz gürültü patırtı eksik olmazdı evdeBir gün o fazilet sahibi adama, arkadaşlarından
biri şöyle dedi: “Bu çirkin surath kölenin
yeteneğine mi, güzelliğine mi, becerikliliğine mi
tutkunsun? Bu ciğeri beş para etmezin kahrını
neden çekiyorsun? Sat esirciye gitsin, sen de
kurtul. Parasız bile versen kâr etmiş olursun.”
Adam güldü bunun üzerine ve dedi ki: “İyi
kalpli dostum, gerçekten siiylediğin kadar var.
Fakat onun yüzünden ben güzelleşiyorum. Onun
münasebetsizliklerine dayandıkça olgunlaşıyorum.
Sabır gücü kazanıyorum. Sabır acı görünür,
fakat insanın kişiliğine yerleştikçe bal olur”

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)