Saadet Asrında Tasavvuf

Saadet Asrında Tasavvuf

Mürşid, mürid, tasavvuf gibi kelimeler,
Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem)
ve ashâb-ı kirâm zamanında yoktu. Fakat
bunlarla antatılan her şey vardı. O devirde
iman, ilim, ihlâs, ibadet, amel, takva, edep,
hizmet, mücâhede gibi dinin bütün emirlerinin
üzerinde aynı derecede duruluyor ve
gereği yapılıyordu. Her şeyden önce kalbe
önem veriliyordu.
Ancak saadet asrından sonra aynı hassasiyet
gösteritemedi. Belirli vazifeler yerine
getirildi, fakat birçok ilâhl emir ya ihmal
ırLdLtztkedildi. Namaz, oruç, zekât, hacve kurban gibi zâhirdeki ibadetlere sahip
çıkıldı, fakat kalbe ait ilimler, edepler, hal
ve ahlâklar ihmal edildi. Yakin, ihts, huşö,
huzur, zikir, murakabe gibi kalbe ait ibadet
ve ahlâkların üzerinde aynı derecede durulmadı.
İşte gerçek sOfIler, kâmil mürşidler, ümmetin
içine düştüğü bu boşluğu doldurmaya
çalıştılar. Müslümanların zâhiri gibi bâtınını
da güzelleştirmek ve islâm’ı ihlâsla, bütünüyle
yaşatmak için gayret ettiler. Öncelikle
kalbe yöneldiler, nefsin terbiyesiyle meşgul
oldular. Böylece saadet asrındaki güzel
kullugun yolunu açtılar

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)