s harfi

s harfi

Türk alfabesinin yirmi ikinci harfi. ?ilim bakımından ıslıklı, sert, sızı-süreksiz diş ünsüzü. Matematik-ının, kimyada kükürtün, fizikte ı (dönü) kuvantum sayısının sim-ölçülerde saatin simgesi.

Alman Nasyonal Sosyalist İşçi iisi’nin (Naziler) Kahverengi nlekliler olarak da tanınan vuru-milis gücü. Almanca “hücum kı-ı” anlamına gelen Sturm Abtei-sözcüklerinin baş harfleri te-‘ alınarak, kısaca SA adıyla anılır-1921’de Adolf Hitler tarafından ‘askerlerden oluşturulan SA, ön-:.ri Nazi toplantılarını koruyan bir müfrezeydi. Daha sonra işlevlerine, muhalefetin toplantı-ı dağıtmak da eklendi. Tek tip armaları oian ,disiplinli ve silahlı birlikleri, Hitler 1933’te iktidara Jiği zaman, 700.000 kişilik özel ordu haline gelmişti. Münih Bira-e Darbesi’ne katılan ve seçimler ında seçmenlere baskı yapan Weimar Cumhuriyeti’nin son yıl-aki toplumsal çalkantıların da mlusuydu. 1931 yılında SA’nın ına getirilen Ernst Röhm’ün as-‘ve politik açıdan büyük hedefle-vardı: Rohm, düzenli orduyu da je eritecek bir SA milis ordusu, ayısıyla bir “SA Devleti” kurmak ordu. Alman toplumundaki gele-sel güçlerle ittifak halinde olan er ise, düzenli orduyu koruyor, “i Partisi’nin sağ kanadından ge-baskılara boyun eğiyordu. 1934 da Hitler, Rohm ve SA yöneticinin katledilmesini emretti. “Die ht der langen Säbel” (Uzun Bı-lar Gecesi) denilen 30 Haziran gecesi, Rohm ve yüzlerce SA ı öldürüldü. Bu tarihten sonra da ığını sürdüren SA etkinliğini yitir-
di ve yerini Himmler’in oluşturduğu SS’lere bıraktı.

SAARLAND (Fr.: Sarre), Federal Almanya’nın batısında, Fransa sınırında eyalet. Yüzölçümü 2,573 km.2, nüfusu 1.051.000; merkezi Saarb-rücken’dir. Demir, çelik, kimyasal maddeler, cam, madenkömürü sanayilerine sahiptir. 1919 Versailles Antlaşması’na göre bölgenin kömürü Fransa’ya verilmek üzere, yönetimi Milletler Cemiyeti’ne bırakılmıştı. Saarland 1935 halkoylamasıyla Almanya’ya döndü. II. Dünya Savaşı’ndan sonra bir süre Fransa işgalinde kaldı ve 1957’de tekrar Almanya’ya verildi.

SAAT, bir günün yirmi dörtte birine eşit zaman birimi ve bunu göstermeye yarayan aygıt. Çok eskiden zaman, ancak gökcisimlerinin konumlarından anlaşılırdı. Bunun doğal sonucu olarak güneş saati doğdu. Güneş saati, Güneş’in günboyu hareketi sırasında düşey bir çubuğun gölgesinin de hareket etmesine dayanır. Geliştirilen öteki ilkel saatler de zamanı belli bir fiziksel ya da kimyasal olayın süresiyle ölçmeye dayanmaktaydı. Bir depodaki suyun bir delikten boşalmasına dayanan su saati, işaretli mumların, düğümlenmiş iplerin ve yağın derecelenmiş kaplardaki yanış süreleri ya da ortada bir lüleyle birleştirilmiş iki hazne arasından ince kumun akış süresine dayanan kum saati bunlara örnektir. Mekanik saatlerin geçmişinin Çin’e dayandığı sanılmaktadır. Batı’da kullanılmaları 13. yüzyıla rastlar. Bu saatlere gerekli gücü ipten asılı bir ağırlık sağlamaktaydı. Daha sonra bunun yerine yay kullanılmaya başlandı. Her iki durumda da enerjinin yavaş yavaş tüketilme-
si, iyi bir maşa düzeneğiyle sağlanmaktaydı. Huygens 1657’de sarkaç ilkesini saate uyguladı. Daha sonra zemberek ve çark sistemi geliştirilerek (1675) saatlerin boyutu küçültüldü ve sonuçta cep ve kol saati doğdu. Mekanizmanın hassas noktalarında aşınmayı önleyen “taş”lı yataklar 18. yüzyılda geliştirildi. Kronometrenin yapılışı da bu yüzyıla rastlar. Günümüzde senkron bir motorla çalışan elektrikli saatlerde kullanılır. Elektronik (yani kristalli) saatler ise hızla yaygınlaşmaktadır. Sarkaçlı saatler zamanı günde ancak 0,01 saniyelik bir duyarlıkla ölçebilmektedir. İçinde bir kuvars kristalinin

100.000 hertzlik bir frekansla titreştiği kristalli bir saatin duyarlığı ise

0,001 saniyedir. Daha duyarlı zaman ölçümü atom saatleriyle gerçekleştirilir. Bu tür saatlerde molekül ya da atom ölçeğindeki bir olayın periyodikliğinden yararlanılır. Ör-
‘* -.v
‘■i*
■<

-~4-
Saat
1825

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)