Reagan Dönemi.

Reagan başkanlık görevine iyi koşullarda başladı. Serbest bırakılan İran’daki rehineler Reagan’ın and içerek göreve başladığı gün ülkeye döndü­ ler. Bu iyimserlik havasından yararlanmak isteyen Reagan, vergilerde önemli ölçüde indirim sağlayan ve özel girişimleri yeniden düzenlemeyi öneren bir tasarıyı Kongre’ye sundu. Tasarı görüşülürken (Mart 1981), dü­ zenlenen bir suikasti iyimser bir havada atlatması, Kongre’yi vergi tasarısını onaylama konusunda ikna edici oldu. “Reagan Devrimi”, Federal Rezerv Sistemi’nin sıkı para siyasetiyle birleşince, 1970’lerin ekonomik durgunluğunun sona ereceğini sananlar büyük bir düş kı­ rıklığına uğradılar. Yüksek faiz oranlarının, enflasyonun 1980’deki % 12’nin üstünden 1982’de % 7’nin altına düşmesine yardımcı olmasına karşın, işsizlik oranı % 7’den % 11’e çıktı (1940’tan beri en yüksek oran) ve yıllık federal bütçe açığı 117 milyar dolara tırmandı. ABD, 1930’lardan beri en kötü gerileme döneminin deneyimini yaşadı. Ancak, 1983’ten başlayarak ekonomi birden yeniden canlandı. 1986’nın sonunda 11 milyon yeni iş yaratılmış, tüketici fiyat indeksi 1979’daki % 13’1’den % 4,1’e düşmüştü. Reagan’ın ekonomiyi iyileştirici ilacının Ortabatinın gerileyen sanayi bölgelerine çok az yararı dokundu. 1980’lerin ilk yarısında yoksullar arasına % 40 bir artış­ la, 8,4 milyon kişi katıldı. Yaklaşık 33 milyon ABD’linin . -her yedi kişiden biri- yoksulluk çizgisinin altında yaşaYoungstown’daki (Ohio) bu kapatılmış çelik fabrikası, duman saçan sanayilerin çöküşünü örneklemektedir. ABD, teknoloji gelişmelerine bağlı “ilerlemiş sanayi” ekonomisine bir dönüşüm gerçekleştirmiştir. 396 ABD (TARİH) Başkan Ronaid Reagan, Aralık 1987’de Beyaz Saray’da Sovyet lideri Mihail Gorbaçov’u karşılarken. İki önder orta menzilli füzeler başta, her sınıf nükleer silahları dışlayan tarihsel bir silahları denetleme önlemi imzaladılar. dığı bildirildi. Ama orta sınıflar refah içinde, düşük enflasyonun mutluluğunu yaşıyor ve başkanın ekonomi programını candan destekliyorlardı. Bu arada, Reagan, ateşli komünizm karşıtı konuşmalarını, genelde temkinli dış siyaset etkinlikleriyle dengeliyordu. SSCB’yi “şeytanlıklar imparatorluğu” diye adlandırmasına karşın, Afganistan’ın işgalinden sonra Başkan Carter tarafından Sovyetler’e karşı uygulamaya konan tahıl satışları ambargosuna son verdi. ABD tarihinin en büyük barış zamanı askeri gücünü kurmakla övünürken, Carter tarafından görüşmesi yapılmış SALT II silahları denetim antlaşmasının hâlâ onaylanmamış olduğunu görerek ele aldı. Barış gücü olarak Lübnan’a ABD birlikleri gönderdi; ama Ekim 1983’te bombalı bir saldı­ rıda 241 deniz piyadesi öldükten sonra geri çekti. Yalnızca Orta Amerika’ya ve Antil adalarına tutumunda, hareketleri konuşmasına uyum sağladı. Salvador’da bir Komünist ayaklanmasını bastırmak için “askerî danışmanları” görevlendirdi ve Salvador hükümetine para yardımında bulundu. Nikaragua’nın komünist yanlısı Sendinista hükümetini devirmeye karar vermesi sonucu, “kontralar” adı verilen hükümet karşıtı asilere el altından yardım etti. 1983’te Antil adalarından Grenada’da, Küba yanlısı bir rejimi devirmek için askerî kuvvet kullandı. 1984’te, Reagan ve başkan yardımcısı adayı George Bush, Demokrat rakipleri Walter Wondale ile Geraldine Ferraro’yu kolayca altettiler; ama Demokratlar Kongre’de çoğunluğu sağladıklarından, başkan bu ikinci döneminde daha az iç girişimde bulunabildi. 1986’da Yüksek Mahkeme, otomatik kesintilerin anayasaya aykırı olduğunu açıkladı. Ticaret siyasetini denetleme konusunda çıkan anlaşmazlıklar da, dışalımların dışsatımlar üstündeki dengesizliğini büsbütün bozdu. Ancak, vergi indirimi ve savunma harcamaları ekonomiyi canlı tuttu. Reagan’ın başkanlık döneminin sonunda Cumhuriyetçi Parti, yönetimi sırasında 16,5 milyon yeni iş olana­ ğı yaratılmasına yardımcı olmak, işsizlik oranını 17 yılın en alt düzeyine indirmek, çift rakamlı enflasyon hızını % 4’e indirmek ve GSMH’yi üçte bir kadar artırmış olmakla övünebilirdi. Öte yandan, Demokratlar, Reagan’ın programlarını refahı yoksulu harcama pahasına yarattığı için eleştirebilirlerdi. Reagan ABD’nin parasal geleceğini ipotek altına almıştı. Kamu borçları 1980’deki % 8,9’dan 1989’da % 14,8’e yükselmişti. Üstelik, sü­ rekli ticaret ve bütçe açıkları ABD’yi 1914’ten bu yana ilk kez borçlu bir ülke durumuna dönüştürmüştü. Görevde kaldığı sekiz yıl içinde Başkan Reagan,Yüksek Mahkeme’ye üç muhafazakar atamış ve muhafazakâr William Rehnquist’i başyargıçlığa getirmişti. Kısacası, 700federal yargıçlığın yarısından çoğunu muhafazakâr adaylarla doldurmuştu. Reagan’ın ikinci görev döneminde İran-Kontralar Olayı en büyük skandallardan biri oldu. Bu olayda ulusal güvenlik danışmanı John M. Poindexter, deniz piyade yarbay Oliver North ve öbür üst düzey yetkililer, İran’a gizlice sattıkları silahlardan elde ettikleri kazancın bir bölümünü Nikaragua’daki asi kontralara aktarmak gibi sinsi bir plana bulaştılar. Bu olayın Kongre tarafından soruşturulması (1987), Poindexter ile North’un suçlu bulunmasına yolaçarken, yönetimin görünümü de fena halde zedelendi. Ronald Reagan’ın ikinci döneminde, dışişlerindeki gelişmeler, gelmiş geçmiş başkanların bu en komünist karşıtı olanının, Sovyetler Birliği ile yeni bir uyumlu bir ilişki içine girmesine ve nükleer silahlanmayı kısıtlayan ilk süper güçler antlaşmasını imzalamasına yolaçtı. Batı ile gerginliği yumuşatmaya karar veren Sovyet lideri Mihail Gorbaçov, 1985 ve 1986’da Reagan’la buluş­ tu; 1987’de Orta Menzilli Nükleer Silahlar Antlaşmasını imzaladılar. 1988’de zaferiyle övünen Reagan, dördüncü bir zirve ve daha başka silah indirimleri gö­ rüşmeleri için Moskova’ya gitt

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)