RADYOKRONOLOJI

RADYOKRONOLOJI

RADYOKRONOLOJI

Zamanı yıllarla değerlendirme olaı ğı veren bu çeşitli yöntemler, çok ] sindir, ama jeoloji zamanlarının y nızca çok küçük bir bölümünü içer ler. Yalnızca, radyoaktif öğelerin ps çalanmasına dayanan radyokrono ji, tabakabilimsel ölçeği içeren ve ölçeği aşan eksiksiz bir kronoloji olı turmak için olanaklar sağlar. Rad’ aktif öğeler oynaktırlar, kendilikler den parçalanarak daha hafif ve 1 rarlı cisimler verirler. Parçalan) hızları değişkendir (birkaç saniyed milyonlarca yıla kadar). Her öğeı niteleyici devri (periyodu), ağırlığıı yansını yitirmesi için gerekli zam* dır. Sözgelimi, bir gram uranyı 238’e sahip olduğumuzu düşüneli
3986
Bunun yarım grama inmesi için 4 500 milyon yıl geçmesi gerekir, öbür yarıysa, kurşun 206’ya dönüşür. Böylece, bir kayaçtaki uranyum yoğunlaşmasının devrini bilirsek ve bir tayfçeker-le kurşun 206 miktarım ölçersek kayacın yaşım hesaplayabiliriz.
Bu yöntem, kullanılacak ilk yöntem oldu; ne yazık ki uranyum çok ender bulunur ve elde edilen sonuçlar gerçek bir jeoloji saati sağlamaya yetmeyecek kadar dağınıktır. Başka yöntemlerdeyse rubidyum/stronsiyum, toryum/kurşun, renyum/osmiyum, potasyum/argon kullanılır. Potasyum/argon yöntemi en ilgi çekici olanıdır; çünkü potasyum yerkabuğunun önemli bir elementidir ve devri 1 Î00 milyon yıldır.
Mikalar, feldispatlar, killer, glokoni gibi bazı minerallerin içerdiği potasyum
Yazının bulunmasından önce yaşamış insanlarla ilgili olayların tümünü inceleyen bilim dalı (Prehistorya da denir).
İnsan, geçmişiyle her zaman ilgilenmiştir Kökenlerini ve yeryüzündeki varlığını açıklama gereksinimi her büyük uygarlığın mitolojisinde görülür. İsa’nın doğumundan binlerce yıl önce oluşturulmuş bu efsanevi anlatılar, insanın evrimini tanımla-yamaz, ama daha önceki yaşam biçimlerini ve son buzullaşma döneminden sonra oluşan önemli jeoloji olaylarım açıklar. Yalnızca Latin yazarı Lucretius (I.Ö. 98-1.Ö. 55) Evrenin Yapısı (De natura rerum) adlı yapıtında, insanın madeni tanımadan önce taştan yararlandığım yazdı. Bu düşünce, gerçeği kusursuz biçimde özetlemektedir: Taştan yapılmış nesneler Tarihöncesi insanına, geçirdiği evrime, Eskiçağ uygarlıklarından çok önceki “taş devri”nin yaşam biçimlerine tanıklık eder.
Ortaçağ’ın sonunda, İspanyol E. Vil-lena, söz konusu devre değinmiştir (1423). Ne var ki Tarihöncesi araç gereçlerinin doğru olarak yorumlanmaları için XVI. yy. (Mercati) ile XVII. yy’ı (Dugdale, Cocherel) beklemek gerekir.
XVHI. yy’ın başında, Jussieu, araştırmacıların bulduğu etnografya silahlarıyla Tarihöncesi’ne ait nesneler arasında bir karşılaştırma yaptı. Bununla birlikte, Tarihöncesi henüz bir bilim olarak ortaya çıkmamıştı ama keşiflerin sayısı giderek artıyordu. Fransa, İngiltere, Belçika’da Jouan-net, Buckland, Schermling XVIII. yy’ın sonunda ve XIX. yy’m başında
oram çok yüksektir ve tarihlendirme-de öncelikli biçimde kullanılırlar. İster kor kayaçlardan, ister tortul ka-yaçlardan yola çıkılarak tarihlendiril-sinler, ortaya çıkan yaşlar her döneme ilişkindir (-150 000 yılma kadar). Radyoaktif izotop karbon 14’ün devri çok kısadır (5 600 yıl). Bü nedenle ya-kin dönemlere ait olayları tarihlendir-me olanağı verir (-30 000 yılma kadar) ve hayvan, bitki, pişmiş toprak, cam kalıntılarına dayamlarak yapılan ta-rihlendirmeler çok kesindir: + 50yıl (yani elli yıl eksiği ya da fazlasıyla). Bu ölçmeler arkeolojik gereçlerin incelenmesiyle ve varvlar yöntemiyle doğrulanır. Tarihöncesi ve Protohis-torya için çok yararlıdır. Bununla birlikte, gelecekteki uygulamaları, karbonun etkinliğinde önemli değişikliklere yol açan atmosferdeki nükleer dene-
kazılar yaptılar. Jeoloji ve paleontolojinin gelişmesi, birçok insan kemiğinin ortaya çıkarılması, Darvvin’in Türlerin Kökeninin (On the Origin of Species by Means of Natural Selec-tion, 1859) yayımlanması artık, düşüncelerde yenilenmelere neden oldu.
1837’den, özellikle de 1844’ten başlayarak Boucher de Perthes, Somme vadisinde (Fransa) temel gözlemlere başladı. Abbeville’de filin büyük azıdişlerinden yapılma, her iki tarafı yontulmuş silahlar buldu.
Bununla birlikte, Tarihöncesi arkeolojisi, yalnızca bir tek bilim dalındaki çalışmalardan değil, ama özellikle jeoloji ve paleontoloji gibi bazı yeni bilim dallarının elde ettikleri bilgilerin birbirine uyması sonucunda doğdu. Tarihöncesi uzmanları başlangıçta büyük ölçüde, en geniş maden yataklarından yararlandılar. Ğdou-ard Lartet ve arkadaşı İngiliz Cristy, Fransa’nın güneybatısında Dordog-ne’da (maden yataklarının zenginliğiyle ünlü bölge), özellikle de Eyzi-es’de Tarihöncesi sitleriyle ilgili ilk büyük keşiflerini gerçekleştirdiler. Lartet’nin ilk tarih belirleme çalışmasını (1858) daha eksiksiz ve daha iyi hazırlanmış başka sınıflamalar izledi: Mortillet (1869), Boule (1888), Pi-ette (1889), Commont, rahip Breuil (1912-1913), Peyrony’nin (1933) sınıflandırmaları, 1934’te özellikle kaya resimlerini inceleyen rahip Breuil (1877-1961), bu sanatın büyük bölümlerinin genel bir sınıflandırmasını önerdi. Günümüzde bazen elde edilen oldukça kesin bilgiler konuya açıklık kazandırmaktadır. Öte yan-
meler nedeniyle tehlikeye girmişti] Başlıca çağlar, birkaç açıklama g rektiren bir tabloda özetlenir. Kaya larm yaşi, son soğuma (gazlarım s< kez yitirme) yaşlandır; bu yaşm i oluştukları yaşla aynı olması gere mez (sözgelimi, Alpler’in Üçüncü Z man’dan kalma granitleri, gerçek “gençleşmiş” Karbon devri graniti ri olabilirler). Ölçmeler, oldukç önemli bir hata payıyla (% 10) yal lir. Ayrıca Dördüncü Zaman, özel b sorun ortaya çıkarır: Dördüncü Z man’da, -30 000 yılıyla (karbon 14’i maksimum tarihi) -15 000 yılı (pota yum/argon’un minimum tarihi) arası da çok belirsiz bir dönem yer alır; t belirsizlik, insan evriminin incelenm si açısından çok engelleyici bir d rumdur.
dan, çalışmalar giderek sayılan arta uzmanlaşmış bilim adamlannda oluşmuş ekipler tarafından yürütü mektedir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*