PEYGAMBERİMİZİN KÖPEKLER HARKINDAKİ EMRİ VE MEDİNELİLERÎN KÖTÜ BİR İTİYACINI YASAKLAMASI

Abdullâh b. Ömer der ki : «Resûlullâh Aleyhisselâm, köpeklerin öldürülmesini emr ettiği zaman, Medine ve çevresine gönderildik.

Yanımıza çağırdığımız köpekleri öldürmeğe başladık.

Hattâ Bâdiye’den gelen bir kadının köpeğini de — öldürelim diye — peşine düştük.» (1).

Peygamberimiz, köpeklerin öldürülmesini emr ederken, bundan av, daavr ve zirâat köpeğini istisnâ etmişti (2).

Câbir b. Abdullâh da, der ki : «Resûlullâh, Medine köpeklerinin öldürülmesini emiredince, Abdullâh b. Ümmü Mektûm, Resûlullâh’a gitti : (Yâ Resûlallâh! Evim uzak, gözüm de, kapalı. Bir köpeğim var…) dedi

Resûlallâh, bir kaç günlüğüne müsâade, sonra, onun köpeğinin de öldürülmesini emiretti (3).

«Daha sonra, Peygamber Aleyhisselâm, köpekleri öldürmekten bizi nehy etti…» (4).

Peygamberimiz, bir Hadîslerinde : «Davar, zirâat ve av köpeği hâriç, evinde köpek bulunduranların her gün amelinden bir kırat eksilir!» buyurmuşlardır (5).

İki kırat eksileceği rivâyeti de, vardır (6).

Ebû Vâkıdiilleysî der ki : «Resûlullâh, Medine’ye geldiği zaman, halk, develerin hörgüçlerini ve koyunlann kuyruklarım kesip yerlerdi.

Resûlullâh : (Hayvanlar, canlı iken âzalarından bir parçası kesilmez! dedi

Medinelilerin, bu çirkin ihtiyâcını yasakladı. (7)

Bilâl ile birlikte kalk da, gördüğünü ona öğret. Ezân okusun.

Çünki, onun sesi, seninkinden daha yüksek, daha gür!) buyurdu. (11) Bilâl ile kalktık. Ben, ona öğretmeye, o da, okumağa başladı (12).

Evinde bulunduğu sırada Ömer b. Hattab, bunu işitir işitmez, ridâsı-m sürüyerek dışarıçıktı ve : (Yâ Resûlallâh! Seni, hak dinle gönderen Allâh’a yemin ederim ki, onun gördüğü şeyin tıpkısını ben de, görmüştüm!» dedi.

Resûlullâh da : (Allâh’a hamd olsun!) buyurdu.» (13)

Hz. Ömer, bunu, 20 gün önce rü’yâda gördüğünü ve fakat, açıklama- ‘ dığmı söyleyince, Peygamberimiz : «Bunu, bana haber vermene mâni ne idi?) diye sordu.

O da, utandığını söyledi (14).

Ezan Hakkında Peygamberimize Vahiy Gelmesi :

Rivâyete göre: Peygamberimize Ezân hakkında daha önce vahiy gelmiş bulunuyordu.

Hz. Ömer, Peygamberimize : «Halkı, Namaza çağırmak için, ne diye bir adam göndermiyorsun?» deyince, Peygamberimiz : «Kalk yâ Bilâl! Namaz için seslen!» buyurdu. (6)

Zeyd b. Sâbit’in annesi Nevâr bint-i Mâlik, der ki : «Mescidin çevresinde benim evimden daha yükseği yoktu.

Resûlullâh, Mescidini yapıncaya kadar Bilâl, evimin üzerine çıkıp Ezân okurdu.

Mescid yapıldıktan sonra da, onun üzerine çıkıp Ezân okumağa başlamıştı ki, o zaman, Mescidden daha yüksek yapılmış bir şey bulunmamakta idi.» (7).

Yine onun şöyle dediği de rivâyet edilir: «…Büâl, seher vakti gelir, evin üzerine oturur, fecrin doğmasına bakardı.

Fecir tulü edince (Allâhım! Ben, Sana hamd eder, Kureyş müşriklerinin Senin dînine karşı ayaklanmalarından dolayı yardımım düerim!) der, sonra, Ezan okurdu.

Vallahi ben, onun bu sözleri bir gece büe terk ettiğini bilmiyorum.» (Ebû Dâvud – Sünen, c. 1, s. 123).

Namaz vakitleri girince, (Esselâtü Câmiâtün) diye seslenilirdi.

Buna, Ezânın kabûliinden sonra da, Namaz vakitlerinin dışında de-vâm edüdi (8).

Abdullah b. Zeyd’le Hz. Ömer’in Rü’yâlan :

Ensâr’dan Abdullâh b. Zeyd, bir sabah, Peygamberimize geldi.

«Yâ ResûlaUâh! Bu gece, ben, uyurken, üzerinde iki parçadan yeşü elbisesi bulunan, elinde bir Çan taşıyan bir adam yanıma uğrayıp beni dolaştırdı.

Ona : «Ey Allâh’ın kulu! Bu çam satar mısın?) dedim.

(Ne yapacaksın onu?) dedi.

(Onunla, Namaza dâvet edeceğiz!) dedim.

(Ben, sana ondan daha hayırlı olan bir şeyi göstereyim mi?) dedi. (Olur! Nedir o?) dedim.

(Eşhedü Enne Muhammeder Resûlullâh!) derken, kısarsam!

Sabah Ezanında da:

(Essalâtü hayrün minennevm!) dersin!» demiş (20), aynı zamanda, kendisine 4 defa (Allâhü Ekber,

İki defa (Eşhedü en lâilaheillallâh

İki defa (Eşhedü enne Muhammeder Resûlullâh),

‘ İki defa (Hayye âlessalâh),

İki defa (Hayye alelfelâh),

İki defa (Kad kametissalâh),

İki defa (Allâhü Ekber),

Bir defa da (Lâ üâhe ülâllâh!) dersin» diyerek kamet getirmeyi de, öğretmiştir (21).

Ezân’a Ait Bâzı Dini Hükümler :

Ezân, Müslümanlığın alâmetlerinden olduğu iğin, Peygamberimiz, Ezân sesi işitüen memleket üzerine yürümez (22), gönderdiği askerî birliklere de : «Bir Mescid gördüğünüz veyâ Müezzinin Ezânını işittiğiniz zaman, oradan kimseyi öldürmeyiniz!» buyururdu. (23)

Ezân, Abdestli olarak okunur.

Ezânı, Abdestsiz olarak okumak, mekruhtur (24).

Ezân, işidenler tarafından tekrarlanır.

Hz. Ömer’in Peygamberimizden rivâyetine göre : «Müezzin, (Allâhü Ekber! Allâhü Ekber!) dediği zaman,

(Aüâhü Ekber! Allâhü Ekber!) diyen,

Müezzin, (Eşhedü en lâ llâhe lllâUâh!), dediği zaman,

(Eşhedü en lâ llâhe lüâüâh!) diyen,

Müezzin, (Eşhedü enne Muhammeder Resûlullâh!) dediği zaman, (Eşhedü enne Muhammeder Resûluüâh!) diyen,

Müezzin (Hayye alessalâh!) dediği zaman,

ÎLâ Havle ve lâ kuvvete ülâ biüâh!) diyen,

Müezzin, (Hayye alelfelâh!) dediği zaman,

(Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh!) diyen,

Müezzin, (Allâhü Ekber! Allâhü Ekber!) dediği zaman,

Bunun için, Peygamberimiz, Hz. Ömer’e : (Bu hususta vahy, senden önce davrandı yâ. Ömer!» buyurdu. (15)

Ezân’ın meşrûiyeti : «Ey îmân edenleri Cuma günü, Namaz için nida edildiğiniz r-aman, hemeiı, Allah’ı zikretmeye gidiniz, alış verişi bırakınız.

Bu, bilirseniz, sizin İçin, daha hayırlıdır. (Cuma: 9)» âyetiyle de, te’* yid edilmiştir.

Abdullâh b. Zeyd’in Şi’ri :

Abdullâh b. Zeyd’in, Ezan hak kındaki mazhariyeti dolayısiyle söylediği beyitlerde şöyle dediği rivâyet edilir :

«Çok çok hamdederim, Celâl ve ikrâm sâhibi olan Allah’a Ezandan dolayı.

Getirdi onu bana, Allâh’danbir müjdeci Ne muazzez, ne. muhterem bir müjdeciydi o.

Ard arda geldi Uç gece,

Geldikçe de, artırdı nazarımdaki vakar ve hürmetini» (16).

Büâl-i Habeşî, bir gün, sabah namazı vaktini hüdirmek üzere, gelmiş. Peygamberimizin uyuduğunu görünce,

(Essalâtü hayriin minennevm! Essalâtü hayrün minennevm!) demiş, Peygamberimiz de, bunu, her sabah Namazı Ezânmda okumasını (17), Ezan okunurken, sesi, yükseltmeğe yanyacağı için, iki parmağı üe kulaklarım kapamasını da, BilâH Habeşî’ye emretmiştir (18).

Rivâyete göre: Bilâl-i Habeşî, Ezanı okuduğu zaman, Peygamberimizin kapısında durup

(Hayye alessalâh, Hayye alelfelâh!

Essalâtü Yâ Resûlallâh!) der, Peygamberimizin çıktığım görünce de, Kamete başlardı.

Bilâl-i Habeşî bulunmadığı zaman, Ezanı Amr (Abdullâh) b. Ümmü Mektûm okurdu (19).

Peygamberimizin Ebû Mahzûre’ye Ezan ve Kameti Öğretmesi :

Peygamberimiz, Ebû Mahzûre’ye ezam öğrettiği zaman :

(Allâhü Ekber! Allâhü Ekber!

Eşhedü en lâ ilâhe illâllâh!) derken, sesini yükseltirsin!

20) Ebû Dâvud – Sünen, c. 1, s. 117, Nesaî – Sünen, c. 2, s. 4-8.

121) Ahmed b. Hanbel – Müsned, c. 3, s. 408409, Ibrui Mâoe • Sönen, c. 1, s. 235, Ebû Dâvud • Sünen, c. 1, s. 118.

(22) Buhârî – Sahih, c. 1,8.151.

(23) Ebû Dâvud • Sünen, c. 2, s. 40.

(24) Tirmizî – Sünen, ç. 1, s. 389.

(25) Buhârt – Sahih, c. 1, s. 152, Ebû Dâvud – Sünen, c. 1, s. 124, Müslim – Sahih, c. 2, s. 4.

(15) Ibn-İ lahak, İbn-i Hiçam – Sîre, c. 1-2, a. 509, Bel&zOr! – Ensab, c. 1, 8. 273.
• (16) lbn-1 Mâca • Sünen, c. 1, s. 233.

(17). Ibrvi M8oe – Sünen, c. 1,8.237.

(18), İbn-i Mflce -SOnen, e. 1,8.238.

(19) ‘IbnJ Sa’d – Tabakat, c. 3, s. 234.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*