Palmerston, Henry John Temple, 3. Vikont

Palmerston, Henry John Temple, 3.
Vikont, lakabı p a m (d. 20 Ekim 1784,
Broadlands, Hampshire – ö. 18 Ekim 1865,
Brocket Hall, Hertfordshire, İngiltere), İngiliz
Liberal devlet adamı. Dışişleri bakanı
(1830-34,1835-41,1846-51) ve başbakan olarak
(1855-58, 1859-65) görev yapmış, İngiliz
milliyetçiliğinin simgesi durumuna gelmiştir.
Lord Palmerston, y. 1860
Hulton Picture Library
İrlanda kökenli ünlü Temple ailesinden
geliyordu. Harrow Okulu’nda ve Edinburg
Universitesi’nde öğrenim gördü. Nisan
1802’de babasının unvanını ve mülklerini
devraldı. Ertesi yıl Cambridge Üniversitesine
bağlı St. John’s College’a girdi.
1811’den başlayarak 20 yıl boyunca parlamentoda
Cambridge Üniversitesi’ni temsil
etti. 1807’de Wight Adasındaki Newport
bölgesinden Tory’lerin temsilcisi olarak
Parlamento’ya girdi. 1809’da Başbakan
Spencer Perceval’ın hükümetinde savaş bakanı
oldu ve bu görevi Canning, Goderich
(sonradan Ripon 1. kontu) ve Wellington
başkanlığındaki hükümetlerde de sürdürdü.
Başlangıçta Pitt yanlısı olarak tanınan ve
tutucu Tory’leri destekleyen Palmerston,
sonradan partinin liberal kanadında yer
aldı. 1820’lerin sonlarında Whig’lere yakınlık
duymaya başladı ve 1 Haziran 1829’da
mecliste Wellington’u, İngiltere’yi Avrupa
mutlakıyetçiliğinin kilit taşı haline getirmekle
suçladı. 1830 yılı boyunca Tory hükümetini
Whig yanlısı bir bakış açısından sorgulaması
ve Paris’te X. Charles’m mutlakıyetçi
yönetimine karşı başlatılan ayaklanmayı
coşkuyla karşılaması, 1830’da Wellington’in
istifası üzerine kurulan ve Whig’ler ile
Canning yanlılarından oluşan Grey başkanlığındaki
hükümette dışişleri bakanı olmasını
sağladı.
İngiltere’nin müttefiklerinin değil, yalnızca
çıkarlarının kalıcı olduğunu ve İngiltere’deki
“sorumlu hükümet” sisteminin bütün
Avrupa ülkelerince örnek alınması gerektiğini
savunan Palmerston, dışişleri bakanlığı
sırasında bu görüşleri doğrultusunda bir
politika izledi. 1830’da Belçika Hollanda’
dan bağımsızlığını ilan ettiğinde Fransa’nın
olaya müdahale ederek üstünlük sağlamasını
engellemek için Belçika’nın bağımsızlığının
tanınması gerektiğini ileri sürdü ve
Londra Konferansı’nda (Ocak 1831) bunu
sağladı.
Palmerston, İngiltere’nin çıkarları açısından
en tehlikeli güç olarak Rusya ve
Fransa’yı görüyor ve bu iki gücün İngiltere’
ye karşı bir araya gelmelerini engellemek
gerektiğini düşünüyordu. 1833’te Münchengrâtz’da
yapılan bir toplantının sonucunda
Avusturya, Rusya ve Prusya arasında üçlü
bir koalisyon oluşturulunca Palmerston İngiltere’yi,
Fransa, İspanya ve Portekiz’in de
katılımıyla 1834’te oluşturulan Dörtlü İttifak’a
soktu. Ama, Fransa’nın Portekiz üzerinde
denetim kurma çabaları, Mısır valisi
Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın 1839’da
Fransa’nın desteğiyle Osmanlı Devleti’ne
karşı ayaklanmasıyla başlayan bunalımdan
çok daha önce İngiltere ile Fransa arasındaki
ilişkilerin bozulmasına yol açtı. Fransa ya
da Rusya’nın Akdeniz’de üstünlük sağlamasını
İngiltere’nin çıkarları açısından tehlikeli
gören Palmerston, 1840’ta Avusturya,
Rusya ve Prusya ile Londra Antlaşması’
nı(*) imzaladı. İngiltere’nin Uzakdoğu’ya
ve Hindistan’a uzanan yolları da denetimi
altına alması gerektiğini düşünen Palmerston,
1839’da Çin’e savaş açtı. I. Afyon
Savaşı (1839-42) olarak bilinen bu savaş
Nanjing Antlaşması’yla sonuçlandı.
1841’de görevden ayrılan Palmerston,
1846’da John Russell’ın kurduğu hükümette
yeniden dışişleri bakanı oldu. İlk bakanlığı
sırasında olduğu gibi bu dönemde de Avrupa’da
Viyana Kongresi’yle (1814-15) kurulmuş
olan güçler dengesinin korunması için
çaba gösterdi. Avrupa’yı saran 1848 Devrimleri
karşısında da gene bu dengeyi
korumaya yönelik bir politika izledi.
Palmerston Fransa’da Louis-Napoleon’un
hükümet darbesini desteklediğini açıklayınca
Aralık 1851’de Russell tarafından görevden
alındı. Bu olaydan iki ay sonra Russell’ hükümeti düştü. Tory’lerin önderi Lord
Derby başkanlığındaki hükümete katılmayı
reddeden Palmerston, Aberdeen’in Aralık
1852’de kurduğu, Whig’ler ve Peel’cilerden
oluşan koalisyon hükümetinde içişleri bakanlığına
getirildi. 1854’te İngiltere’yi Fransa
ve Osmanlı Devleti’nin safında Rusya’ya
karşı Kırım Savaşı’na (Ekim 1853 – Şubat
1856) sokan Aberdeen savaştaki hatalardan
sorumlu tutulunca görevden çekildi ve yerine
Palmerston getirildi.
Orduyu savaş için yeniden örgütleme çabaları
ülke içinde ve Kırım’da yapılan kötü
atamalar nedeniyle sonuçsuz kalan Palmerston
Fransa’nın baskılan karşısında 1856’da
Rusya ile barış yaptı. Kırım Savaşı’nın
hemen ardından Çin’e karşı yeni bir savaşa
girişmesi ise, Tory’lerin, Peel’cilerin ve
Cobden yanlılarının kendisine karşı birleşerek
1857’de Avam Kamarası’na Çin politikasını
yeren bir önerge vermelerine neden
oldu. Bu önergeye karşın, Nisan 1857’de
parlak bir seçim zaferi kazanan Palmerston,
Şubat 1858’de Parlamento’da yenilgiye uğrayınca
istifa etti. Kısa süren bir Tory
yönetiminin ardından 1859 seçimlerini kazanarak
yeniden iktidara geldi. İkinci başbakanlık
döneminde, önemli bakanlıklara ünlü
devlet adamları Russell ve Gladstone’u
getirerek güçlü bir yönetim kurdu. Ama
dünya koşullarının değişmesi ve gitgide
güçlenen Bismarck Almanyası karşısında
Ingiltere’nin dünya sahnesindeki etkili konumunu
yitirmesi Palmerston’un dış politikayla
ilgili sorunlarda eski belirleyiciliğini
yitirmesine neden oldu. Bununla birlikte
ülke içindeki saygınlığını korudu ve ölümünden
kısa bir süre önce yapılan seçimlere
“İşi Pam’e bırakın” sloganıyla katılan Liberaller
büyük bir zafer kazandı.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)