Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

paleocoğrafya,

paleocoğrafya, Yer yüzeyinin belirli bir
bölgesinin, jeolojik geçmişin belirli bir zamanındaki
coğrafyasının belirlenmesini konu
edinen bilim dalı. Paleocoğrafya, günümüzdeki
coğrafi ve jeolojik olguların geçmişe
yönelik yorumlanmasına dayanır; bu
yorumlarla ulaşılan sonuçlardan hareketle,
o yörenin incelenen jeolojik geçmişteki
coğrafi özelliklerinin haritası hazırlanır. Paleocoğrafya
haritaları, yalnızca incelenen
geçmişteki kara ve deniz dağılımını gösterecek
kadar basit olabilir. Ama fosil, bitki ve
hayvan topluluklarının yerleşimini ve dağılımını;
tortullaşma ortamlarını (örn. deltalar,
resifler, çöller, derin deniz havzaları); yükselme
ve aşınma ya da alçalma ve çökelme
bölgelerini; başlıca mevsim kuşaklarını gösteren
karmaşık ve ayrıntılı haritalar da
vardır. Uzak jeolojik geçmişe ilişkin yorumlar,
yerkabuğunda günümüzde gerçekleşmekte
olan jeolojik süreçler hakkmdaki
bilgilere dayandırılır. Paleocoğafyada yer
bilimlerinin hemen her dalından yararlanılır.
Stratigrafi (katmanbilim) ve sedimentólo
j i (tortulbilim), paleontoloji ve paleoekoloji,
yapısal jeoloji ve jeofizik, petroloji ve
jeokimya dalları özellikle önemlidir.
Paleocoğrafya haritaları genellikle belirli
bir zaman dilimini kapsar ve bu zaman
aralığındaki ortalama jeolojik durumu gösterir.
Ama bu zaman aralıklarının, bölgedeki
jeolojik değişimlerin hızı dikkate alınarak,
görece kısa olması hedeflenir.
Jeolojik zaman aralıklarının belirlenmesine
yönelik olarak başlıca üç yöntem vardır.
Bunlardan birincisi, kayaçların radyoaktifliğinin
ölçülmesidir. Radyoaktif izotopların
birbirlerine oranının ölçülmesine dayalı olarak
gerçekleştirilen bu kayaç tarihlendirme
tekniği her zaman belirli bir hata payı içerir
ve bu nedenle bu yöntemle elde edilen
zaman bilgisi kesin bir tarih biçiminde değil,
belirli yıl aralıkları biçiminde olur. Kay açların
tarihlendirilmesinde uygulanan ikinci
teknik, fosil kalıntıları arasındaki benzerliklerin
bağıntılandırılmasına dayanır. Organizmaların
evrimlerinin belirli aşamalarında
farklılaşmış olması, dünyanın farklı bölgelerindeki
kayaçların eşzamanlı olup olmadıklarının
belirlenmesine olanak sağlar. Ama
evrimsel değişim çok uzun dönemlere yayıldığından,
bu yöntemle birkaç milyon yıldan
daha kısa zaman aralıklarında gerçekleşen
olayları birbirinden ayırt edebilmek olanaklı
değildir. Kesin tarih belirlemeye yönelik
olarak geliştirilen oldukça yeni bir yöntem
paleomagnetik tersinmelerin incelenmesine
dayanır. Geçmişte, belirli zamanlarda Yer’1
in magnetik alanı doğrultu değiştirmiş ve
her tersinme çok ani biçimde gerçekleşmiştir.
Derin deniz tortullarında ve yüzey lav
akıntılarında bulunan ince taneli demir
oksit örneklerinin kutupsallığından ve dizilişlerinden,
son 4 milyon yıl içindeki tersinmeler
dizisi açığa çıkartılmıştır. Yer’in jeolojik
tarihinin kesin biçimde belirlenmesi
açısından, bu magnetik tersinmeler paleocoğrafyacılara
büyük olanaklar sunmaktadır.
En basit paleocoğrafya çalışması, eski kara
parçalarının ve denizlerin haritasının çıkartılmasıdır.
Bunun için gerekli veriler, içerdikleri
fosil florasına ya da faunasına bakarak,
o dönemde çökelen deniz ve kara
kökenli tortul kayaçların dağılımının saptanmasından
elde edilir. Ama fosil organizmalar,
bunları içeren kayaçların denizde
mi, yoksa karada mı çökeldiğinin ötesinde
de bilgi sağlar. Denizler ve karalar farklı
canlı türlerinin yaşamasına izin veren çok
farklı ortamlar içerir (örn. yaylalar ya da
platolar, çöller, ormanlar, ırmaklar, vadiler,
gelgit düzlükleri, kıyılar, lagünler, resifler,
deltalar ya da açık denizler); bunların
her birinde, bu ortamın ekolojisine uyum
sağlamış belirli bitki ve hayvan toplulukları
yaşar. Fosil organizmaların ekolojik gereksinmelerine
ilişkin bilgilere dayanarak bunların
yaşadıkları ortam daha ayrıntılı tanımlanabilir.
Paleocoğrafya çalışmalarında, iklim koşullarının
belirlenmesinde özellikle kara bitkisi
fosillerinden yararlanılır. Eğer bu fosillerde
bitkinin iç hücre yapısı korunmuş durumdaysa,
bitkinin yaşadığı ortamdaki iklim
koşulları (kurak ya da yağışlı) ve mevsimsel
sıcaklık ya da yağış değişimleri belirlenebilir.
Bugün yaşayan türlerin atası olan bitki
fosillerini içeren görece genç kayaçların
çökelme ortamı da, halen canlı olan biçimlerin
çevre gereksinmelerine bakılarak
saptanır.
Bitkilerden fosilleşerek günümüze kalanlar
yalnızca yaprak, kök ya da tohum
parçaları ya da kırıntıları değildir. Aslında
paleoklimatoloji çalışmaları büyük ölçüde
spor ya da çiçektozu (bitkilerin, dış koşullara
son derece dayanıklı bir kılıfla kaplı
mikroskopik üreme hücreleri) fosillerinin
incelenmesine dayalı olarak sürdürülür.
Başlangıçta çevreye çok bol miktarlarda
dağıldıklarından ve çok uzun süre dış etkilere
dayanabildiklerinden, pek çok yüzey
kayacında, hatta daha büyük bitki kalıntıları
içermesi olanaksız olan bazı deniz kayaçlarında
çiçektozlarına ve sporlara rastlamak
olanaklıdır.
Kayaçlarda deniz bitkisi fosillerine, özellikle
kalkerli alglere de rastlanır. Bunlar,
içinde yer aldıkları kayacın denizde çökelmiş
olduğunu göstermekle kalmaz; fotosentez
için Güneş ışığı gerekli olduğundan, bu
tür bitkilerin bulunduğu kayaçların görece
sığ deniz ortamlarında çökelmiş olduğu da
ortaya çıkar (Güneş ışınımı deniz suyuna
birkaç yüz metreden fazla sızamaz).
Balık, amfibyum, sürüngen, kuş ya da
memeli gibi omurgalı fosillerinin hepsi paleocoğrafyada
önemli bilgi kaynaklarıdır. Bitkiler
gibi omurgalıların da yaşadıkları çevreye
özgün uyum tarzları vardır; bu nedenle
bu fosillerin kayaçlardaki dağılımına bakarak
bu kayaçların çökeldikleri ortam tanımlanabilir.
Kabuklu deniz omurgasızları,
özellikle kalkerli ve silisli mikroskopik tekhücreliler,
süngerler, mercanlar, yumuşakçalar,
derisidikenliler ve eklembacaklılar
fosilleri deniz ortamının belirlenmesi açısından
önemli bilgi kaynaklarıdır.
Paleocoğrafya çalışmaları yalnızca fosil
kalıntılarına dayandırılmaz. Fosil içersin ya
da içermesin, her türden kayaçtan veri elde
etmek olanaklıdır. Korkayaçlar, tortul kayaçlar
ve başkalaşım kayaçları, Yer yüzeyinde
ya da kabuk katmanında oluşan farklı
jeolojik süreçlerin ürünüdür. Bu kayaçların
kimyasal bileşimi, yapısal dokusu ve iç
yapılanmaları çökelme ortamlarına ilişkin
bilgi sağlar

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.