PACUV1US (Marcus)

PACUV1US (Marcus), latin şairi (Brindisi M.Ö. 220-Taranto ! 32’yc doğr.), şair Enni-us’un yeğeni. Resim ve şiirle uğraştı. Uzun yıllar Roma’da tanınmış edebiyatçılar arasında yaşadı. Trajedilerinin hemen hepsinde Yunanlıların hayatını konu (palllatae) alır ve Euripides’i taklit ejer. Bunlardan biri (Paulus) konusunu Romalılardan (praetex-ta) alır. Eserlerinden kalan parçalara (400 mısra kadar) bakılırsa, latin trajedisine çoğu zaman belâgatli bir deyişin yanı sıra, boş sözlerle yetinen bir ifade getirmiş olduğu görülür. (L)
PAÇA i, (fars. pâ, ayak’tan pâ-çe, kllçük ayak). Pantolon, külot v.b. giyeceklerde bacakların çıktığı aşağı kısım: Bacağında namaz kılmaktan dizleri dışarı fırlayıp paçaları baldırına çıkmış, ince ak çizgili bir kara pantalon vardı (Kemal Tahir). || Koyun, keçi ve sığır gibi hayvanların kesilmiş ayağı.
■— ÇEŞ. DET. Paçaları sıvamak, bir işe girişmek: Sandılar ki ihtiyar bahçıvan paçaları sıvayacak, yeğenine Rabia’yt almak için paşanın ayaklarına kapanacak (H.E. Adıvar). )| […] Paçalarından akmak, kir, pislik v.b.nin çokluğunu belirtmek için kullanılır. |j Paçası düşük, giyinişine dikkat etmeyen, pasaklı. || Paçasından tutup atmak, hakaret ederek kovmak. ¡1 Paçasını çekecek (veya toplayacak) hali olmamak, beceriksiz, güçsüz olmak. !| Paçayı kaptırmak, yakalanmak, ele geçmek. Dilediği gibi hareket edememek. || Paçayı kurtarmak, bir tehlikeden zor kurtulmak. || Yaka paça, Bk. YAKA.
— Folk. Paça günü, yeni evlilerin, gerdeğe girdikten bir hafta sonraki cuma günü verdikleri yemek. (Bu yemeğe gelin ve damadın ancak yakın akrabaları ve tanıdık-larıyle komşuları katılırdı. Yemekte paça yenildiği için bu deyim kullanılır.)
— Mutf. Koyun, keçi ve sığırın ayaklarından yapılan yemek. || Paça dondurması, paça ile yapılan bir çeşit yemek. (Koyun veya keçi paçası, temizlendikten sonra, uzun kemikleri ortasından kırılır. Bol su ile, yumuşayıncaya kadar hafif ateşte pişirilir. Kemiklerinden ayrılan et ve suyuna yeterince sarımsaklı sirke katılır. Çukur kaplara dökülerek dondurulur.) |] Paça yahnisi, soğanlı ve nohutlu paça yemeği. Nohut haşlanır. İnce doğranmış soğan ve domates ayn bir kapta hafifçe kavrulur. Nohutla birlikte haşlanmış paçaya katılır vc tekrar pişirilir.)
— Okçuluk. Esk. Ok yaylarının yapımında kullanılan, hayvanların sinirlerinden kesilmiş parçalar. (İnek sinirleri tımarlı ve ince yarış yaylarında; öküz sinirleriyse tirkeş, çerkez ve tatar yaylarında kullanılırdı. Sinirler, biraz kuruyunca bir uçtan bir uca beşe bölünür, her iki baştan, yay uzun-luğunca kesilirdi. Kesilen bu parçalara paça denirdi.)
r y®*’1 Breşte güreşçilerin giydik-
erı kısbetın elle tutulabilen yeri. (Pehlivanlar kısbet giydikten sonra paçalarındaki uçkurluklarda bulunan ince urganları iyice sıkıp bağlarlar, böylece paça yukarı doğru sıyrılmaz ve güreş sırasında elle tutulabi-lır. I Paça kasnak, yağlı güreşte bir oyunun adı. (Güreşçilerden biri bir eliyle rakibinin paçasından, öteki eliyle [apış arasından geçirerek] kısbetin belinden kavrar ve çevirmeğe kalkarsa bu oyuna paça kasnak denilir.) ¡j Paça kazık, yağlı güreşte bir oyunun adı. (Bu oyunda güreşçi rakibinin paçasından kapar, kısbetin paça derisini avuçlayarak öteki eliyle rakibinin bacağına
dfker )UCUdUna 5arıllr ve ralci’,‘ni baŞ aşağı
— Terz, Paça astarı, terzilerin, ayakkabının pantolon paçasına sUrterek kumaşı aşındırmasını önlemek için paçanın arka tarafının ıç yanına diktikleri kumaş ya da deri şerit.
Zool. Atlarda bukağılığın arka üst tarafında bulunan kıl demeti. (ML)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)