Pabst

Paylaşmak Güzeldir Sende Paylaşır Mısın?

Pabst, G(eorg) W(ilhelm) (d. 27 Ağustos
1885, Raudnitz, Bohemya, Avusturya-Macaristan
İmparatorluğu – ö. 29 Mayıs 1967,
Viyana, Avusturya), 1920’lerin sanatsal açıdan
en başarılı filmleri arasında yer alan
yapıtlarıyla ünlü Alman sinema yönetmeni.
Filmleri insan kişiliğini derinden kavrayışını,
özellikle kadınlar olmak üzere canlı,
özgün karakterler yaratmadaki ustalığını,
toplumsal ve siyasal konulara ve aynı zamanda
toplum sorunlarının birey üzerindeki
etkilerine olan ilgisini yansıtır. Bu yapıtlar,
sahneleri akıcı biçimde bağlayan ve her
plana anlam kazandıran sağlam kurgularıyla
da dikkat çekicidir.
Pabst Viyana’da öğrenim gördü. Yirmi
yaşındayken Zürich’te tiyatro oyunculuğuna
başladı. Salzburg, Berlin ve New York
kentlerinde sahneye çıktıktan sonra sinemaya
geçti. İlk filmi Der Schatz (1923; Define),
bir defineyi bulmaya çabalayan kişilerin
alevlenen tutkuları üzerineydi. Yönetmen
olarak ilk başarısını, enflasyonun hüküm
sürdüğü savaş sonrası Viyana’sındaki
yaşamı gerçekçi biçimde çizdiği Die freudlose
Gasse (1925; Neşesiz Sokak) filmiyle elde
etti. İkinci başarılı filmi, bir bilinç bozukluğu
olayını ayrıntılı biçimde incelerken dışavurumcu
temalara dönen, gerçekçi psikanaliz
çalışması Geheimnisse einer Seele’ydi
(1926; Bir Ruhun Gizleri). Die Liebe der
Jeanne Ney (1927; Jeanne Ney’in Aşkı),
savaş sonrasında geçen ve gerçekçilik boyutunu
güçlendirmek için Pabst’ın arada belgesel
filmler de kullandığı bir aşk öyküsüydü.
Film, görüntü çalışmasıyla ve sahneleri
arasındaki geçişlerin yumuşaklığıyla büyük
övgü topladı. Pabst bu üç filmle uluslararası
düzeyde adını duyurmuştu.
Pabst 1920’lerin sonlarıyla 1930’larda çektiği
filmlerde toplumsal koşullar ile birey
arasındaki karşılıklı ilişkiler üzerinde daha
güçlü bir biçimde durdu. Bu filmlerin en
önemlileri Abwege (1928; Buhran), Die
Büchse der Pandora (1929; Pandora’nm
Kutusu) ve Das Tagebuch einer Verlorenen’
dir (1929; Düşmüş Bir Kadının Günlüğü).
Bunlardan son ikisi, Pabst için kadın
cinselliğinin simgesi olan Louise Brooks’un
güçlü oyunculuğuyla dikkati çekiyordu.
Pabst 1930’ların başlarında solcu bir bakış
açısından bir dizi film çekti. Bunlar arasında,
I. Dünya Savaşı’nın siper çatışmalarının
gerçekçi bir anlatımı olan Westfront 1918
(1930; Batı Cephesi, 1918), Die Dreigroschenoper
(1931; Üç Kuruşluk Opera), Fransız
ve Alman işçilerinin bir dayanışma
örneği vererek bir maden kazasında giriştikleri
ortak kurtarma çalışmalarını ele alan
Kameradschaft (1931; Yoldaşlık) sayılabilir.
Filmleri 1930’ların ortalarında eski yapıtlarının
niteliğini tutturamadı. Pabst Paris’e
giderek çeşitli melodramlarla başarısız bir
Don Quixote (1933) uyarlaması gerçekleştirdi.
II. Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle
Almanya’ya döndü. Gönülsüzce Komödianten
(1941; Komedyenler) ve Paracelsus
(1943) gibi filmler çekti. Savaş sonrası
dönemde gerçekleştirdiği en önemli film,
Hitler rejiminin son günlerini anlatan Der
letzte Akt (1955; Hitler’in Sonu) oldu.


Paylaşmak Güzeldir Sende Paylaşır Mısın?

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.