ÖZÜR veya ÖZR i.

ÖZÜR veya ÖZR i. (ar. cnır’dan osmanlıca tijr). Edilen bir kusurun elde olmadan yapıldığını ileri sürme; bu kusurun hoş görülme sebebi: Söylediğin her söz, saydığın her haklı özür, her hakti savunma, yalnız açmazlıktan gelen aptallığını, bilgisizliğinin sıfır altı küçüklüğünü meydana koymaktan başka hiç bir işe yaramıyor (Kemal Tahir). Çalışmamak için her şeye bir özür icat ediyorsunuz (H. R. Gürpınar). [Eşanl. MAZERET.] || Eksiklik, ku-
sur, elverişsizlik: Hakikaten güzel kadın dedim, fakat bu güzelliğiyle ne gibi bir seciye kusuru, ruhi bir özrü var ki gazinolara, barlara açıkçası fuhşa düşmüş (R.
H. Karay).
— ÇEŞ. DEY. özür dilemek, bir eksikliğini bir engelini ileri sürerek bir işi yapmak istememek: özür dilerim gelemeyeceğim. Affedilmeyi istemek: Sopradan ben de pişman oldum. Sizden özür dilemeğe geldim (M.Ş. Esendal). Durmadan özür diliyor, ağzından tEmredersiniz efendimden başka bir şey çıkmıyordu (A.H. Tanpmar). || özrü kabahatinden büyük, yaptığı bir kusur için özür dilerken daha büyük bir kusur işleyen kimseler için söylenir.
— Esk. özr-hah, özür dileyen, affedilmeyi isteyen. || özr-ptzir, affedilir. (M)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)