ÖZLEŞMEK dönşl. f. (öz’den öz-le-f-mek).

ÖZLEŞMEK dönşl. f. (öz’den öz-le-f-mek). Yeni, öz haline veya özlü hale gelmek. (M) ÖZLEŞTİRMECİ sıf. ve I. {özleştirmek > Özle,tirme’den özleştirme-ci). özleştirmecilikten yana olan (kimse). [M] ÖZLEŞTİRMECİLİK i. (özleştirmecı’den özle,tirmeci-lik). Yeni, özleşmeyi sağlamak işi.
— Leng. Bir dili yabancı unsurlardan temizleyerek arı, katışıksız bir duruma getirme ve kendi imkânlarıyle zenginleştirmeyi amaç edinen alum. Bk. aritMAcILIK. (M) ÖZLEŞTİRMEK geçi. f. (Özleşmek*ten özle,-tir-mek). Yeni, öz haline veya özlü bir hale getirmek.
f özleştirme i. Yeni, özleştirmek eylemi: özleştirme akımı. (M)
ÖZLEYİN rf. (öz’den Öz-leyin). Yeni. Esasında, aslında. Esk. Haddizatında. (M) ÖZLEYİŞ i. (özlemek’Un özle-y-i,)■ özlemek eylemi, göreceği gelme, arzulama: Hiç dönmemek ölüm gecesinden bu sahile / Bilmez bir özleyiştir, ölümden beter bile (Yahya Kemal). Sezişlerimiz ve özleyişlerimizle gerçekler, yahut hayatın sert şartlar t arasında uçurumlar vardı (Ş. S. Aydemir). (M] ÖZLÜ sıf. (üz’den öz-tü). özü, içi, benliği (…) olan: Gönül serden geçer, yardan geçemez / Bağlanmış ikrara kavi özlüyüm (Dertli). |1 özü olan, içten, gerçek; Şeyh Galip Hazret! Mevlânâ’yı çok derin ve özlü bir anlayışla sevmiştir (N. Araz). [| ¡Toprak için] Yapışkan. Verimli. |] [Çıban için] Sertleşmiş cerahat birikintisi olan. || ¡Kaya için] Oyulmağa elverişli. || özlü buğday, çok un veren buğday.
— DEY. özlü söz, az kelimeyle çok şey anlatan söz. (M)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)