ÖZBEKİSTAN

ÖZBEKİSTAN Sovyet SMyalist cumhu-riyetl, rusça Uzbekskaya S.S.R., S.S.C.B. -de federal cumhuriyet, Orta Asya da, Tıen-Şan dağlarının eteğinde (geniş ölçüde l\ıran çö; küntüsüne taşar); 449 600 km2; 19 906 000 nüf. f!990). ‘ — .P”
rakları dört bölgeyi İçine alır: zengin Peruana iç havzası çevresindeki dağlık kesim, Çirçik ve Angren vadileri arasında, Sirider-ya vâdisindeki sulama çalışmalarıyte genişletilen Taşkent vahası; Pamir kitlesinin batı sıralarmdaki vahalar (Zerevşan, Semerkand ve Buhara) ile Kaşka Derya (Karşı) ve Sur-han Derya’nın (Termez) vahaları, Amuder-ya vâdisinin kuzeyindeki geniş yarıçöller aPolo. N. KrJlıtıC IMBYDASı
lanı. Özbekistan ayrıca Aral denizinin güneyinde, türkmen ve moğol halkın (Özbek toprakları içinde muhtar bircumhuriyet; kuran Karakalpaklar) oturduğu bölgeyi içine alır.
Sulanan bölgelerin ekonomisi pamuk üretimine dayanır. Eskiden tahıl, meyve ağaçları, bağ ve sebze yetiştirilen vahalar, bugün büyük Ölçüde genişletilmiştir. Aynı zamanda, taşıma araçlarının çoğalması, sulanan topraklarda, besin tarımından daha çok gelir sağlayan tarımlara geçilmesine imkân verdi. Pamuk tarlaları 10 000 km3’den çok yer kaplar özellikle köyler ve şehirlerin çevresinde meyve (Özellikle elma), üzüm, sebze (kavun, karpuz, kabak, domates) yetiştirilir. Tuzlu veya tuzu giderilmekte olan topraklarda pirinç üretilir.
kavminin adı hakkında çeşıtlı gorüşter lerı sürüldü. Meselâ Ebülgazi Bahadır Hana (1W3 -1664) göre Özbek adı, 1313-1340 yıllan arasında hüküm süren Altınordu hanı Özbek-in kendi halkına verdiği bir addır, önceleri Çağatay ulusundan ayırmak için cu-ci ulusunun doğu koluna verilen Özbek adı bölge türklerine İslâmlığı benimseten özbek Handan sonra, özellikle EbUl Hayr a (1412-1468) bağlı kalan boylaıın adı oldu. İslâmlıktan önce özbeklenn d<:>çındebu-lunduğu Deştikıpçak takı bcylaıa (Cucı uluSu) Toğmak adı veriliyordu^Timur imparatorluğunun, Timur un (1336-1405) ölü münden sonra parçalanmağa başladığı sı rada, çeşitli Özbek toplulukları, Aral denizinin ve Seyhun ırmağının kuzeyinde dağınık olarak yaşıyorlardı.
ÖZBEKLER
365
Yarıçöllerde eski göçebe çoban ekonomisinin yerini, nüfus çoğunluğunun oturduğu merkezler çevresinde açılan kuyular sayesinde sulama ile tarım (bahçeler ve otlaklar) aldı Nadasa bırakılan pamuk tarlalarında yemlik bitki (yonca ve mısır) yetiştirilmesi, kurak dönemlerde sürülerin beslenmesini kolaylaştırır. Koyun yetiştiriciliği yün ve astragan üretimine yönelmiştir. Özbekistan -da birkaç maden yatağı vardır; Angren havzasında kömür, Almalık bölgesinde bakır. Başlıca sanayi kolları Özbekistan tarımının donatımına ayrılmıştır: tarım makineler yapımı (özellikle Taşkent’te pamuk üretimi için), sulanan bölgelerin düzenlenmesi için ekskavatör ve tesviye makinesi fabrikaları, dokuma tezgâhları, kamyon montaiı Tarım ürünlerini işleyen sanayi kollan ikinci derecede önemlidir: Taşkent pamuğunu *îjeyen iplik ve dokuma fabrikaları, ipek işçiliği, şeker fabrikalan ve şeker tasfiyehaneleri (özellikle Yangi-Yul’da), meyve ve sebze konserveciliği. Birkaç hafif sanayi kolunun bölgesel önemi vardır: konfeksiyon, ayakka bı yapımı, basımevleri v.b. (L)
ÖZBEKKAN (Suphi Ziya), türk bestecisi i İstanbul 1887-ay.yy. 1966). Besteci^ vezir Zıya Paşanın oğludur^ »PrtaÖ^r€ taiib^Hu bul, Roma ve İsviçre de yaptı. Htsmbul Hu kuk fakültesini bitirdi. Musiki alamnda ça-lısmalara başlayınca Tamburi Cemil, Rau* Yekta Nevres gibi ünlü musiki ustalarından ders gördü. Hariciye nezaretinde görev aldı Azerbaycan’a gitti. Daha sonra banka müdürlüklerinde, idare meclisi üyeliklerinde ve radyo yöneticiliğinde buhındu Eserlerı. 47 şarkı, 2 türkü, koşma ve k^ekçe, birer İlâhî ve gülbang, 2 ağır ve yürük ■
Kendisi nota bilmediği için eserleri başkaları tarafından notaya alındı. (M)
ÖZBEKLER, bugün büyük çoğunluğu Özbekistan* Sovyet Sosyalist cumhuriyetinde Yasayan türk boyu. Nüfusları bugün İt 000 000’a yaklaşır, özbekler, çeşitli boylara ay-nlmışlardır. Ruslar, bir ara özbeklere ior/, Kurama, Tacik gibi adlar verdiler. Özbek
özbeklerin ilk hükümdan Ebül Hayr, Sibirya’da, bugünkü Tobolsk’un batısındaki Tura’da han ilân edildi (1428); kısa sürede Ural ırmağının doğusuyle Sırıderya -nın kuzeyindeki Cuci ulusundan olan boylan hâkimiyeti altına aldı. Harizm’ı ele geçirerek (1430-1431) ürgenc’ı yağma etti Sonra Siriderya ırmağı kenarındaki bazı kaleleri (Sığnak, Arkuk, Suzak, Ak-kurgan, özkent) ele geçirdi. Sığnak ı kendine merkez yaptı. Ebül Hayrın kurduğu devletin sınırları Tobolsk dolaylarından Siriderya’ya kadar uzanıyordu. Kal-muklann, 1546-1457 yıllarına doğru Türkistan bölgesine yaptıkları akınlardan birinde yenilgiye uğrayan Ebül Hayr, Sığ-nak’a kaçtı. Sonra, Karay ve Canıbek adlı başbuğlar, çağatay (moğol) hanı Esen-boğa’ya başvurarak kendilerine yurt vermesini istediler; Esenboğa da, onları Moğolistan’ın sınır bölgelerine yerleştirdi. E-bül Hayr’a bağlı boylanış büyük bir kısmı Karay ve Canıbek ile birleşti (1465-1466). Özbek hanlığından koparak bağımsızlığını seçen bu göçebe boylara daha sonra Kazak veya Kırgız Kazaklan adı verildi. Kırgız Kazaklarını yeniden kendi hâkimiyetine almağa çalışan EbUl Hayr savaşta oldüıüldü (1468). Bundan kısa bir süre sonra da ozbek boylan çağatay (moğol) hanı Yunus Hana yenilerek dağıldılar (1471 e doğru). Yunus Hanın Ebül Hayr’ın oğlu Şah Bu-dak’ı da öldürmesinden sonra, dağınık özbek boylan Şah Bııdak’ın oğlu Muham-med Şeybak’ın (Şeytani, Şibanî de detıır) önderliğinde güneye inmeğe başladılar; Seybak, Çağatay hanı Mahmud Hanın hizmetine giıdi. Mahmud Han, Şeybak’a Türkistan’ı yurtluk olarak verdi (1487 ve 1493). Muhammed Şeybak Han, Maveraünnehıı -deki Timuroğullarının iç karışıklıklarından yararlanmasını bildi; 1500’de Buhara’yı aldı; Timur hanedanına son vererek Mavera-ünnehiı tahtını ele geçirdi. Timur soyundan gelen Hüseyin Baykara’nın hüküm sürdüğü Harizm’i, Hüseyin Sıffî’nın yönettiği Hive’yi aldı (1506). Çağatay hanı Yunus
KAıım ÖZAIP
Münif F»him »ARMAN
Fatih’te sabll (md.ıi 145. sayfada)
ÖZ6EKLER
Brt-Pdk-Dilrt (Açlık bozkırı)
i3vwro(d«nîya ARAL DENİZİ
L–XJ Bataklık .frir-j Tuzfo çöl * ‘J—■ Demiryolu
Tasbvgel
KAJCAKALK\Kİ4All
S T U R T V^tylK
ÖZEKK ClffljgTURfYE”
Y 1 A s 1 ¡¿$rl
Kungrad Î*|.^r
Karataı
yJ |</ohfo Köpür / fQ mbay /
¡•ser” /
Noukous
‘ürifefstan
< Surıiom,} f
* jdkönlon, >’o%o.T^
J j ‘ ^ Tajauı
A – Karakurı, ^
tur_kmenistan
• % (İSIU
■T* o ISO km
Çimken*
i|iiHkk,ıJ,ı •TfşikkaİH iıruıi *. BTurkııi*
T ASKEN-
langhı-]/>ijt
SeyhunoC Q GülistanK MavasrtA
■gam t a
r’farjîejan
laı?^
M argoları
Termez
vf devletinin ortadan
kalktığı sanıldı. 1504’te Kabil’de küçük bir hanlık kuran Babur, Safevîlerin yardımıy-
ÖZBEK ISTAN
Tdfkent operası
nübaAtt’i ■- ¥ ■ . ‘ v
wKR , %’.. ■
Foto. LAR0U88B; ¿’HciK-ioperfia ftrtiaNnİeu
san’ı ek geçirdi- AbdülmUmln, babası Abdullah’a karşı isyan edince, bundan yararlanan Kırgızlar, Taşkent yöresini yağma eltiler. Abdullah 1598’de Semerkand -da öldü; otlu AbdülmUmln de altı ay sonra kendisine bağlı olanlar tarafından öl-dUrlllUnce özbekler Ülkesinde hâkimiyet ŞcybanîEeıe akraba olan Catıoğullarına (veya Astırhan hanları) geçti. Canoglu hanlar da ülkeyi merkez Buhara dan yönetmeğe çalıştılar.
Orta asya türk boylarıyle Rusya arasuıda ilişkiler XVt. yy .dan sonra başladı. XVI ı. ve XVIII. yüzyıllarda Tobolsk bölgesine kadar ilerleyen Ruslar, bütün Otta AsyalIlara, Buharaltlar (rusça Buharın) adını veriyorlardı. Buhara hanlığı en parlak dönemini 1645-1680 yılları arasında hüküm süren Abdûlazlz zamanında yaşadı. Sonraki hanların güçsüz oluşu yanında, hanlık a-taltk adı verilen vezirin yönetimindeydi. Nadir Şah (1698 – 1747) Buhara’yı ele geçirdi (1740); fakat onun ölümünden sonra Buhara yeniden hürriyete kavuştu; bu sırada hâkimiyet de Canoğullan sülâlesinden Mangıt sülalesine geçti. M an git sülâlesın-den gelen Nasrullah (1827-1860), hanlıjın sınırlarını genişletti; Merv, Belh, Zeref-şan, Amuderya vâdisı ve Hokand harlıŞı ile bütün Maveratlıınehir ı kendine bağladı. Nasruliah’tan sonra gelen Mu/affcrüddın devrinde (1860-1885), Ruslar Türkistan ıç-letine doğru iltrlemefte başladılar. Muzaf-feıüddin, Ruslarla yaptığı birçok savaşı kaybetti; 1868’de Zirebulak’ta Ruslara yenilince ülkesini bırakmak istedi. Fakat Ruslar Buhara hanlığını yan bağımsız bir hanlık halinde sürdürmeğe karar verdiler. Muzafferüddin ve ondan sonra gelenler zamanında Buhara hanlığının imtiyazlarını, Ruslar geri aldılar. XX. yy.ın ilk yarısında rus işgali altında olan Türkistan da bağımsızlık yolunda birtakım hareketler başladı. 1917 Rus ihtilâli sırasında «Genç Bu-haralılar cemiyeti» rus boyunduruğundan kurtulma çareleri aradı. Huşlar 1920 de Buhara’yı *igal edince buradaki Mangıt sülâlesi de ortadan kalktı; yerme cumhuriyet idaresi kuruldu. Buhara Halk Cumhuriyeti 1924’te ortadan kaldırıldı; toprakları da sonradan kurulan Özbekistan, Türkmenistan ve Tacikistan Sovyet Sosyalist cumhuriyetleri arasında paylaşıldı.
• Edebiyat. XX. yy. başlatma kadar Özbek edebiyatı, çağatay edebiyatı olarak niteleniyordu. Bugün çağatay edebiyatının XVIII. yy.dan sonraki dönemi, Özbek edebiyatı adiyle anılmaktadır.
Halk edebiyatı. Özbek halk edebiyatında saz sairleri tarafından destan, türkü ve halk efsanelerinin yanında İslâm edebiyatının başlıca konuları da işlendi. Ayrıca toplumsal tenkit şiirleri yer aldı. Bu alanda Kurban Ata lsmailov (1866-1944) ve Pol-kan’ın eserleri tanındı. Halk ozanları arasında da Nazaroğlu (1872-1953), Ergaş CU-man-BUlbüloğlıı (1868-1937) önemlidir. Kahramanlık destanlarının en önemlisi Kö-roğlu destanının bil parçası olan Alpamiş’-tir. Aşk destanları geniş ölçüde fars-islâm edebiyatı konularına dayanır; Yusuf ile Ahmed; Alibek ile Velibek. Halk şiirlerinin büyük bir çoğunluğu arap ve fars edebiyatı temalarının (Ferhad ile Şirin, Tabir ile Zühre, Prens Şanavbar’m Serüvenleri, Seyf -ül-Malik v.b.) Doğu Türkçesine uyarlanmış biçimleridir. Halk edebiyatı türleri arasında, Özbek romanında bölgesel özellikleri belirtmek amacıyle çok sık kullanılan atasözleri, deyimler ve halk türkülerini de belirtmek gerekir. Fıkralar komşu ülkelerden hemen hemen hiç bir değişikliğe uğramadan aktarılmıştır: Kel, Aldar Köse ve Efendi (Nasreddin Hoca).
Yeni Özbek edebiyatının doğuşu. XIX. yy. ortalarında ülkenin gelişmesini amaç edinen liberal ve ilerici bir düşünce ortamı yaratıldı. Rus ve İslâm unsurları kaynaştı. Böyle bir ortamda doğan yeni özbek edebiyatında ağırlık noktası daha çok sosyal ve milli meseleler üstünde toplanıyordu.
Ancak XIX. yy.da birçok şair hâlâ Çağatay edebiyatının biçim ve kalıplarını kullanıyordu. Bu şairlerden Muhammed Emin Mirza Hoca (mahlası Mukimî) [1851-1903], sovyet edebiyat tarihçileri tarafından klasikler arasında kabul edildi. Firkat mah-
1 asiyle tanınan Şakitcan Halmuharomed (1858-1909) Avıupa’daki bilimsel gelişmelere karşı Türkistan’da duyulan geniş ilgiden etkilendi. Bilim üstüne adlı şiirinde bu gelişmelerden ve bu konudaki duşun çelerinden söz etti. 1900-1917 Arasında gelişen edebiyat, yeni düşüncelerin yayılması dışında eğitim görevini de yerme getirmeğe çalıştı- Mahmud Hoca Behbudı, Münevver Kari, Abdullah Avlanl, Hamza H. Niyazi gibi yazarlarla Kerim Bek Kamı (1865-1923), Kazak la^uhammed Miskin (1880-1937) ve Ayvaz Olaroğlu (1884-1919) gibi şairler eserleriyle eğitimin gelişmesine katkıda bulundular. Niyazi nln 1916 da yayınladığı Kini Gül,
(Pembe Gül) adlı üç ciltlik şiir kitabı milli türkLileı olarak kabul edildi. Hatıra ve gezi türünde bazı eserler veren özbek nesri, fazla gelişemedi. Buna karşılık tiyatronun yeni düşüncelerin yayılmasındaki onemı
kavranarak Azerbaycan’dan gelen etkilerle
Moliiıe’den uyarlamalar (Mirza Feth Alı Ahundzade) yapıldı. Gogol ve Ostrovskiy m oyunları sahneye kondu.
Geçir döneminde (1917-1926) milli edebiyat. Sovyetler birliğine bağlı bir özbek cumhuriyetinin kurulmasıyle (1924) fıkır ve sanat hayatında değişiklikler meydana geldi. Edebiyat, siyasî amaçlat» yöneldi. 1919-da Çağatay birliği adı verilen bu edebiyat çevresinde toplanan millî edebiyatçılar, dil meseleleriyle uğraşmağa, imlâ ve edebiyatı geliştirmeğe çalıştılar. Bu bırilğin ileri gelen üyelerinden Abdürrauf Fıtrat, arı bir caiatay edebiyatının yaratılması gerektiğini ileri sürdü. Abdürrauf Fitral, milliyetçi fikirlerini yaymak için tiyatrodan yararlandı. Oiuz Han, Timur’un Türbesi. Ebul Feyz Han ve özellikle Türkistan’da elyazması olarak yayılan Hint İhtilalcileri adlı oyunlarında Türkistanlıların Ruslara karşı olan mücadelelerini dile getirdi. Çolpan udiyle tanınan Abdülhamld Süleyman (doğ. 1897) ise Ferace (1924) adlı şiirinde ve Tarktn Ay (Ay Hanım) [1926] adlı oyunda Fıtrat -tan daha açık bir biçimde toplumsal meselelere değindi. 1926’da yayımladığı Tan Sırları adlı şiir derlemesinde milli kurtuluş umutlarından söz etti. Çolpan gibi Elbek de şiirlerinde milliyetçi duygularım dile getirdi. Çağatay birliğine bağlı öteki yazeılaı arasında Batu adiyle tanınan Mahmud Ha-diyev (doğ. 1903), Miman Zuzruk Gulam Zaferi de sayılır. Bu edebiyat döneminde, hikâyecilik, gazetelerde yayımlanan kısa hikâyelerden öteye gidemedi
«bek hükümdarı Ubeydullah vtyo oğlu Abdfilaıiı Han Topkapı Sarayı müzesi Ist.
Özbekistan’da sovyet rejiminin tamamen yerleşmesiyle (1927), toplumcu edebiyat gelişmeğe başladı. (M)
özbeklertekkesi meseldi (veya Buhara-tekkesi mescidi), istanbulda, Şehıtmeh-metpaşa yokuşunda, Sokullucamlı sokağında mescit. İstanbul defterdarı İsmail Bey tarafından yaptırıldı (1692). Bir süre sonra harap olan cami 1887’de onarıldı ve bazı değişikliklere uğradı. Kâgir olan mescitte, alt katlar bânkâh olarak kullanılırdı. Minaresi kapı üzerindedir ve tuğladandır. (M)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)