Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

Oxenstierna

Oxenstierna (af Södermore) (Kontu),
Axel, o x e n s t j e r n a olarak da yazılır (d. 16
Haziran 1583, Fânö, Uppsala yakınları – ö.
28 Ağustos 1654, Stockholm, İsveç), 1612-
54 arasında başdanışmanlık yapmış İsveçli
devlet adamı. Yönetimde gerçekleştirdiği
reformlar ve Otuz Yıl Savaşlarındaki
Axel Oxenstierna, David Beck’in bir
yağlıboya çalışmasından ayrıntı;
Ulusal Müze, Stockholm
Nationalmuseum, Stockholm
(1618-48) diplomatik ve askeri başarısıyla
tanınır.
II. Gustaf Adolf dönemi. İsveç tarihinde
önemli rol oynayan soylu bir aileden geliyordu.
Rostock ve başka Alman üniversitelerinde
öğrenim gördükten sonra kraliyet
hazine dairesinde göreve başladı; daha sonra
da devlet konseyi üyeliğine getirildi. IX.
Karl’ın 1611’de ölmesinden sonra tahta
çıkan II. Gustaf Adolf un, son dönemde
sarayda görülen suiistimallerin yinelenmeyeceği
konusunda halka güvence vermesini
sağladı. Gustaf’ın ilk işlerinden biri Oxenstierna’yı
başdanışmanı yapmak oldu (Ocak
1612).
Oxenstierna, 1617’de kaleme aldığı Parlamento
Yasası’yla (Riksdagsordning) bu kurumun
yapısını istikrara kavuşturdu.
1619’da kentlerin gelişimini düzenleyen bir
yönetmelik hazırladı; 1623’te yerel yönetimler
konusunda bir reformu yürürlüğe koydu
ve 1626’da yüksek mahkemenin çalışmasını
düzenleyen bir yönetmelik çıkardı. Stockholm’de
soyluluğu üç sınıfa ayıran ve her
birinin üyelerini belirleyen soylular meclisinin
inşası ve Üst Meclis Yasası’nın (Riddarhusordning)
(1626) çıkarılmasında belirleyici
rol oynadı. Diplomat olarak Danimarka
ile Knared Barışı (1613), Polonya ile Ogra
Ateşkes Antlaşması (1622) ve Danimarka
ile Sjöaryd’de yürütülen görüşmeler (1624)
gibi bir dizi önemli olayda görevlendirildi.
Gustaf 1626’da Polonya’yla savaşan birliklerini
Prusya’ya kaydırarak Oxenstierna’yi da Prusya genel valiliğine atadı. 1629’da Polonya
ile imzaladığı Altmark Ateşkes Antlaşmasıyla
İsveç’e büyük yarar sağlayan
Oxenstierna, Kasım 1631’de kral tarafından
Almanya’da görevlendirildi.
Almanya ile savaş. Gustaf’ın Kasım
1632’de ölmesi üzerine, Almanya’da İsveç
çıkarlarının savunulması ona kaldı. Kralın
yetkilerinin büyük bölümünü elinde toplayan
Oxenstierna, elektörlerle eşitlik temelinde
görüşmeler yaptı. Bu sırada Mainz
elektörü ilan edilmesi gündeme geldi. Heilbronn
Birliği’nde (1633) Gustaf’m planladığı
türden bir Protestan birliği kurarak
yönetimine geçti, ama Kuzey Alman prenslerini
bu birliğe katılmaya ikna edemedi.
Nördlingen’de uğranan yenilgi (1634), müttefiklerinin
İsveç’e sadık kalacağına ilişkin
umutları yok etti; birçoğu 1635’te Prag’da
barış imzaladılar. Polonya ile ateşkesin
yenilenmesi İsveç’in 1627’den beri Prusya
limanlarından alçlığı vergilerden vazgeçmesiyle
gerçekleşti. Oxenstierna, büyük boyutlara
varan mali ve askeri sorunlar yüzünden
ücretlerini alamayarak ayaklanan askerlere
bir süre için tutsak düştü. 1638’de, Kutsal
Roma-Germen imparatoru III. Ferdinand’
m uzlaşmaz tutumu üzerine uygun koşullarda
barış sağlanana değin savaşa devam
etmek gerektiğini savundu. Siyasal rakipleri,
onu savaşı kişisel çıkarları için uzatmakla
suçladılarsa da, İsveç’in 1648’de Vestfalya
Barışı ile sağladığı çıkarlar Oxenstierna’nm
inatçılığını haklı çıkardı. Bu arada, 1643’te
Danimarka’ya ani bir saldın başlatan Oxenstierna,
Brömsebro’da (1645), İsveç’in
1613’te Knâred’de yaşadığı utancın izlerini
silen bir barış antlaşması imzalamayı
başardı.
Krisîina dönemi. Oxenstierna, Kristina
reşit olana değin İsveç’i yöneten beş naipten
biriydi. 1634’te Riksdag’da (Devlet Konseyi)
kabul edilen regeringsform (hükümet
biçimi) kararnamesini de kaleme aldı. Naipler
hükümetine ancak 1636’da İsveç’e döndükten
sonra katılabildiyse de, bu tarihi
izleyen sekiz yıl boyunca ülkenin gerçek
yöneticisi oldu. 1644’te reşit olan kraliçeyle
ilişkileri Gustaf’la olduğu gibi dostça değildi.
Kristina tarafından, hükümdarın yetkilerini
sınırlamaya çalışan biri, hatta cumhuriyet
kurmak isteyen soyluların önderi olarak,
başkaları tarafından da köylülerin haklarına
el koyan ayrıcalıklı soyluların savunucusu
olarak görülüyordu. Bu yüzden çeşitli
saray entrikalarıyla uğraşmak zorunda kaldı.
Kristina’yla da kilise ve dış politika,
tahta kimin çıkacağı ve Kristina’nın tahttan
çekilme önerisi konularında anlaşmazlığa
düştü. İlişkileri 1650’den sonra düzeldi;
Oxenstierna, 1654’te öldüğünde eski güçlü
konumuna yeniden ulaşmıştı.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.