Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

Otuz Yıl Savaşları

Otuz Yıl Savaşları, çeşitli Avrupa ülkeleri
arasında, toprak anlaşmazlıkları, din ve
hanedan kavgaları gibi nedenlerle çıkan bir
dizi savaş (1618-48). Avrupa’nın hemen her
yerinde büyük yıkıma yol açmış ve savaşın
sonunda imzalanan Vestfalya Banşı’yla
(1648) Avrupa haritası büyük değişikliğe
uğramıştır.
Savaşlara yol açan anlaşmazlıklar daha
eski olmakla birlikte, Bohemyalı ve AvusturyalI
Protestan soylulann, uyruklanna Katolikliği
zorla benimsetmeye çalışan Bohemya
kralı II. Ferdinand’a (sonradan Kutsal
Roma-Germen imparatoru) karşı
1618’de başlattıkları ayaklanma Otuz Yıl
Savaşlan’mn başlangıcı olarak kabul edilir.
Ferdinand beş yıl süren bir mücadelenin
sonunda Protestan soylulara boyun eğdirmeyi
başardı. 1625’te, kısa bir süre önce
İsveç’e bırakmak zorunda kaldığı Baltık
bölgelerinin yerine Almanya’da yeni topraklar
kazanmayı uman Danimarka kralı
IV. Christian da savaşa katıldı. Ama Katolik
Birliği karşısında yenilgiye uğradı ve
1629’da imzalanan Lübeck Barışı’yla Danimarka
Avrupa’da önemli bir güç olma
özelliğini yitirdi. Christian’la birlikte Almanya’ya
karşı savaşa girmiş olan İsveç
kralı II. Gustaf Adolf ise Almanya’nın
büyük bölümünü işgal etti ve Protestan
Alman prensleriyle ittifak kurmayı başardı.
Yeni topraklar kazanma tutkusu savaşın
daha geniş bir alana yayılmasına yol açtı.
1634’te Rusya ve Polonya arasında imzalanan
Polyanov Antlaşması Polonya’nın Rus
tahtı üzerindeki hak iddialarına son verdiği
gibi, o sırada Almanya’yla savaşmakta olan
geleneksel düşmanı İsveç’e saldırmasına
olanak sağladı. Katolikler, Protestanlar ve
Kalvenciler arasında sürdürülen bu egemenlik
mücadelesine siyasal tutkular da
eklenince, Orta Avrupa’da içinden çıkılmaz
bir ittifaklar zinciri oluştu. Bu ittifaklardan
biri Katolik Habsburglann yönetimindeki
Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu’na
karşı mücadele eden İsveç ve Felemenk
Cumhuriyeti ile öteki Protestan kentler ve
prenslikler arasında kurulmuştu. Fransa’ya
karşı mücadele eden Habsburglar ile İspanya
arasında da benzer bir ittifak bulunuyordu.
Savaşın bir başka özelliği de, çarpışan
ordulardan çoğunun paralı askerlerden
oluşmasıydı. Bu durum orduların geçtikleri
köy ve kasabaları yağmalamalanna yol
açıyordu. Bununla birlikte savaştan en fazla
zarar gören Alman kasabalan ve prenslikleri
oldu.
Eylül 1634’te Almanya’nın güneybatısındaki
Nördlingen’de yapılan ve Kutsal Roma-
Germen ve İspanyol güçlerinin İsveç’e karşı
kesin zaferiyle sonuçlanan çarpışma Fransa’yı
da savaşa katılmak zorunda bıraktı.
Taraflar daha fazla kan dökülmesine son
vermek üzere Almanya’nın Vestfalya ilinde
buluştuklannda Avrupa’daki güç dengesi
tamamen değişmiş durumdaydı. İspanya
hem Felemenk’i, hem de Batı Avrupa’daki
üstünlüğünü yitirmiş, Fransa ise Avrupa’da ki en önemli güç durumuna gelmişti. İsveç
Baltık Denizi üzerinde denetim kurmuş,
Felemenk Cumhuriyeti bütün ülkeler tarafından
bağımsız bir cumhuriyet olarak tanınmaya
başlamıştı. Öte yandan Kutsal
Roma-Germen İmparatorluğu’na bağlı bütün
devletler tam bağımsızlıklarını kazanmış
ve ruhani lideri papa, dünyevi lideri ise
imparator olan Katolik bir Avrupa imparatorluğu
kurma düşüncesinden artık vazgeçilmişti.
Savaşın sonunda imzalanan Vestfalya
Banşı’yla bağımsız devletlerden oluşan modem
Avrupa’nın temelleri atılmış oldu.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.