Otto

Paylaşmak Güzeldir Sende Paylaşır Mısın?

Otto, Rudolf (d. 25 Eylül 1869, Peine,
Prusya – ö. 6 Mart 1937, Marburg, Almanya),
Alman ilahiyatçı, düşünür ve din
tarihçisi. En önemli yapıtı olan D as Heilige’
de (1917; Kutsal Olan) insanın kutsal olanla
ilgili deneyimlerini ele almıştır.
Rudolf Otto
Foto-Jannasch, Marburg/L.
Bir imalatçının oğluydu. Liseyi Hildesheim’da
tamamladıktan sonra Erlangen, ardından
da Göttingen üniversitelerinde ilahiyat
ve felsefe öğrenimi gördü. 1897’de
öğretim üyesi olduğu Göttingen’de ilahiyat,
dinler tarihi ve felsefe tarihi dersleri verdi,
1904’te de sistematik ilahiyat profesörlüğüne
atandı. 1914’te Breslau (Wroclaw) Üniversitesinde
ilahiyat profesörü, 1917’de
Marburg Üniversitesinde sistematik ilahiyat
profesörü oldu. 1926-27 arasında rektörlüğünü
yaptığı Marburg Üniversitesinden
1929’da emekliye ayrıldı.
Otto akademik çalışmalarının yanı sıra
siyasal etkinliklere de katılarak 1913-18
arasında Prusya Parlamentosu’na girdi.
1918’de üyesi olduğu Kurucu Meclis’te ilerici
ve liberal bir çizgi izledi. Weimar Cumhuriyeti
döneminde de siyasal sorunlarla
ilgilenmeyi sürdürdü. Ayrıca hem Hıristiyan
cemaati içindeki bölünmelere, hem de
Hıristiyanlıkla öbür dinler arasındaki ilişkilere
duyduğu ilgiden dolayı ekumenik etkinliklere
geniş biçimde katıldı.
Otto’yu insanın kutsal olanla ilgili deneyimlerini
araştırmaya yönelten, dinsel dünya
yorumunun ana niteliğini ortaya çıkarmak
düşüncesi oldu. Bu konudaki görüşlerini
Die Anschauung vom heiligen Geiste bei
Luther (1898; Luther’de Kutsal Ruh Kavramı)
adlı ilk kitabında ele aldı. Görüşlerini
daha da geliştirdiği Naturalistische und religiöse
Weltansicht (1904; Doğal ve Dinsel
Dünya Görüşü) adlı kitabında dünyanın
bilimsel ve dinsel açıdan yorumlanmasını
karşılaştırarak bu yaklaşımların arasındaki
çelişkilerin uzlaştırılıp uzlaştırılamayacağı
ya da uzlaştırılmalarmm gerekli olup olmadığını
ele aldı. Din adamının bilime düşmanlığıyla
bilim adamının dini küçümsemesine
aynı ölçüde karşı çıkan Otto, her iki
yaklaşımın da insanlara yaşadıkları dünya
ile ilgili olarak neleri açıklamaya çalıştıkları
açısından değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Ama asıl amacı dinsel dünya yorumunun
bilimlerce ortaya konan bilgilerin
ötesinde, insana farklı bir kavrayış boyutu
sağladığını göstermekti. Kantische-Fries’sche
Religionsphilosophie (1909; Kantçı
ve Fries’çi Din Felsefesi) adlı yapıtında
Alman filozofları Immanuel Kant ve Jacob
Friedrich Fries’in din üzerine düşüncelerini
ele alarak dinsel araştırmaya özgü ussallığı
belirlemeye çalıştı.
1911-12 arasında Kuzey Afrika’dan başlayarak
Mısır, Filistin, Hindistan, Çin, Japonya
ve ABD’yi kapsayan uzun bir yolculuğa
çıktı. Bu gezisi sırasında edindiği deneyimlerin
ışığında çalışmalarını daha geniş bir
bağlamda ele almaya ve dünyanın çeşitli
dinlerinde ortaya konan yaklaşım biçimlerini
araştırmaya başladı.
Dinsel tepkinin kendine özgü niteliğiyle
ilgili araştırmalarında ünlü Alman düşünürü
ve ilahiyatçısı Friedrich Schleiermacher’ın
Über die Religion. Reden an die Gebilden
unter ihren Verächtern (1799; Din Üzerine.
Dini Aşağılayan Aydınlarla Konuşmalar)
adlı kitabından önemli ölçüde etkilendi.
Özellikle Schleiermacher’in, dinin etik ve
ussal algılama biçimlerinden farklı, benzersiz
bir duygu ya da kavrayış olarak algılanmasına
büyük önem vererek kutsallık duygusunu
yeniden keşfettiğini öne sürdü.
Ama sonradan Schleiermacher’in yaklaşımını
eleştirerek bu yaklaşımın insandaki
“doğal” bağımlılık duygularını belirtmenin
ötesinde bir yenilik getirmediğini savundu.
Dinsel kategori konusundaki araştırmalarınısürdüren Otto, William James’in The
Varieties o f Religious Experience’ta (1902;
Dinsel Deneyimin Türleri) ortaya koyduğu
keskin gözlemlerden etkilendiyse de James’in
deneysel yönteminin bu tür fenomenleri
açıklamak için uygun olmadığını
belirtti. J. F. Fries’in bugün Ahnung olarak
bilinen Ahndung (“önceden sezme” ya da
“sezgi”) kavramı ona dinsel fenomenleri
duyarlı ve uygun biçimde ele almanın
yolunu gösterdi. Otto “hakikat duygularına”
dayanan bu yaklaşımı Dos Heirlige adlı
yapıtında sistemleştirmeye çalıştı. Dinsel
boyutun usdışı yönünü ayrıntılı biçimde ele
alarak dinsel deneyimin bu öğesine Latince
numen’den (“tanrı”, “ruh” ya da “kutsal”)
türettiği numinous adını verdi. Bu görüşleri
Protestan ayinlerine canlılık kazandıran yeni
ayin biçimlerinin ortaya çıkmasına yol
açtı.
Otto bütün dinleri kutsal olanın deneyimini
edinmenin araçları olarak değerlendirdi.
Bu yüzden başka dinsel geleneklere bağlı
insanlarla sık sık birlikte olmaya çalıştı.
Ama değişik dinlerin farklı özelliklerine
duyduğu saygıdan dolayı dinin evrenselleştirilmesine
karşı çıkarak çeşitli dinlerin temsilcileri
arasında canlı bir görüş alışverişinin
sürdürülmesini savundu. Bu amaçla Marburg’da
dinsel simge, ayin ve malzemelerle
ilgili uluslararası bir Dinsel Koleksiyon
kurdu. Otto’nun öbür önemli yapıtları arasında
West-Östliche Mystik (1926; Doğu ve
Batı Mistisizmi), Die Gnadenreligion Indiens
und das Christentum (1930; Hindistan’ın
Kayra Dini ve Hıristiyanlık) ve Reich Gottes
und Menschensohn (1934; Tanrinm Krallığı
ve İnsanoğlu) sayılabilir


Paylaşmak Güzeldir Sende Paylaşır Mısın?

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.