Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

otoriter yönetim

otoriter yönetim, siyasal iktidar yetkilerinin
tek elde (parti, şef, yürütme vb)
toplandığı, yönetenlerin yönetilenler tarafından
denetlenmesine ve değiştirilmesine
hukuki ya da fiili engellerin konduğu siyasal
rejim.
Otoriter yönetim kavramı daha çok 20.
yüzyıla özgü bir kategori olarak, çoğulcu ve
liberal rejimlerin karşıtını anlatmak için
kullanılır. Otoriter yönetimler, demokrasi
karşıtlığının en uç örneğini oluşturan totalitarizm
ve totaliter rejimlerden daha az katı
ve daha az diktacı yönleriyle ayrılırlar.
Totaliter (özellikle faşist) rejimlerde devlet,
ayrıntılarıyla işlenmiş belli bir ideoloji adına
bireysel ve toplumsal alanın bütününe el
koyar ve bunları güdümlemeye çalışır. Otoriter
yönetimde ise bu türden bir ideolojik
bütünlüğe ve el koymaya rastlanmaz.
Otoriter rejimler en başta serbest ve
yarışmalı bir siyasal yaşamın yokluğuyla
ayırt edilir. Parti sistemi ve seçimler yarışmalı
değil, tek seçenekli bir temele oturur.
Aynca yöneticiler yönetenlerce denetlenmez,
bunlara hukuken ve fiilen hesap
vermez. Kamu özgürlükleri ve siyasal haklar
bazen anayasalarda öngörülmüş oldukları
halde güvence altında değildir, günlük
yaşamda pratik bir değer ifade etmez. Bu
sistemlerde siyasal ve hukuki güçler bir tek
merkezde toplanmıştır. Bu odak noktası
resmî ya da ayrıcalıklı bir tek parti ya da
birleşik parti (bazı Afrika ülkeleri), şef ya
da çevresindeki dar bir grup olabilir. Değişmeyen
özellik yürütmenin üstünlüğü ve ön
plana çıkmasıdır.
20. yüzyılın otoriter yönetimleri değişik
biçimler göstermiştir. Bunların bir bölümü
klasik faşizmlerden (Alman Nasyonal Sosyalizmi,
Italyan Faşizmi) etkilenmişlerdir.
Franco İspanyası, Salazar Portekizi, Albaylar
Cuntası dönemindeki Yunanistan, Pinochet
yönetimindeki Şili bunların başlıca
örnekleridir. Daha çok totaliter yönetim
kavramı altında ele alman Stalinizm dönemi
sonrasındaki sosyalist rejimler de (SSCB ve
halk demokrasileri) yakın döneme değin
otoriter rejim karakteri göstermiştir.
Otoriter yönetimlerin asıl yaygın biçimlerine
Üçüncü Dünya ülkelerinde rastlanmaktadır.
Pek çok Üçüncü Dünya ülkesi
bağımsızlığını elde ettikten ya da sömürge
statüsünden kurtulduktan sonra otoriter
rejimlere sahne olmuştur. Asya ve Afrika
ülkelerinin çoğunda hızlı kalkınma ve ulusal
birlik tezleri bu rejimlerin başlıca itici gücü
olarak ortaya çıkar. Bunun gibi modernleşme
hedeflerinin rehberlik ettiği otoriter rejimler de vardır. Günümüz Üçüncü Dünya
ülkelerinde otoriter yönetimlerin daha
çok görülen biçimi özellikle Latin Amerika’daki
bürokratik-askeri otoriter rejimlerdir.
Ama 1980’lerin ikinci yarısına doğru bu
otoriter yönetimler de genel bir çözülme
sürecine girerek yerlerini çoğulcu özgürlükçü
rejimlere bırakmaktadır. Azgelişmiş ülkelerde
otoriter yönetim biçimlerinin geleneksel
ve tarihsel modelleri olarak da
İran’da İslam Devrimi öncesindeki şahlık
rejimi ile Fas monarşisi ve Ortadoğu’nun
ekonomileri petrole dayalı bazı ülkelerinin
krallık ve emirlikleri örnek verilebilir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.