ötanazi

Paylaşmak Güzeldir Sende Paylaşır Mısın?

ötanazi (Yunanca euthanasia: “kolay
ölüm”), iyileşme olasılığı olmayan hastalar
ya da yaşamını kendi başına sürdüremeyecek
ölçüde sakat olan bireylerin yaşamını
acı vermeyen bir yöntem kullanarak sona
erdirme. Hukuk sistemlerinin çoğunda bu
uygulamaya ilişkin özel bir hüküm yer
almadığından, ötanazi hastanın kendisi tarafından
gerçekleştirilirse intihar, başkası
tarafından gerçekleştirilirse adam öldürme
sayılmaktadır. Bununla birlikte, hastanın
aşın derecede acı çekmesi durumunda hekimin
yaşamı uzatmama kararı alması, yaşamın
kısalmasına neden olacağını bilerek
ağrıyı dindirecek ilaçları vermesi meşru
sayılır. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu
bazı ülkelerde ötanazi kasten adam
öldürme suçuyla eş tutulur ve buna göre
cezalandırılır. 20. yüzyılın ikinci yarısında
pek çok Avrupa ülkesi (örn. AFC, Hollanda,
Norveç, Danimarka, İsveç) ceza yasalanna
ötanazi davalarında daha hoşgörülü
olunması ve hafifletici nedenlerin dikkate
alınmasına ilişkin özel hükümler koymuştur.
ABD’de bazı eyaletlerde ötanazi uygulaması
kabul edilmiştir; örneğin New York
eyaletinde hastanın ötanazi isteği mahkemece
saptanan bir kurul tarafından incelendikten
sonra kabul edilebilir.
Ötanazinin ahlak açısından savunulabilir
olduğu görüşü Sokrates, Platon ve Stoacılardan
kaynaklanır. Geleneksel Hıristiyan
inanışında ötanazi, On Emir’in akıncısındaki
adam öldürme yasağı kapsamına girdiği
gerekçesiyle reddedilir. 1935’te C. Killick
Millard’ın İngiltere’de Gönüllü Ötanaziyi
Yasallaştırma Derneği’ni (sonradan Ötanazi
Derneği) kurmasıyla bu alandaki örgütlü
hareket başladı. Derneğin tüzüğü 1936’da,
aynı konuda verilen bir önerge de 1950’de
Lordlar Kamarası’nda reddedildi. Amerikan
Ötanazi Derneği 1938’de ABD’de
kuruldu.
Modern tıp uygulamalarının teknoloji yardımıyla
insan yaşamını uzatabilmesi sonucu,
aşırı fiziksel ya da ruhsal acı durumlarında,
özellikle hasta kendisine ilişkin bir karar
veremeyecek durumdaysa, ailesinin ve hekimin
onun yerine karar vermesi tartışılmaya
başladı. Yaşamı uzatacak hiçbir girişimde
bulunmamak ya da hastanın sağ kalmasına
yardımcı olan mekanizmaları durdurmak
gibi eylemler hekimlere suç yüklenmesine
yol açmıştır. Öte yandan, komadaki ya da
yaşama olanağı bulunmayan hastaların aileleri,
hastanın yaşamını sürdürmesini sağlayan
olağanüstü çaba ve girişimlerin kesilmesi
amacıyla hukuk davası açabilmektedir.


Paylaşmak Güzeldir Sende Paylaşır Mısın?

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.