Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

OSMANLI

OSMANLI

OSMANLI

OSMANLI

OSMANLI i. (Osman’dan osmanlı). 1299 Yılında kurulan Türk imparatorluğunun uyruğundan olan kimse: İşte onun halkına «Osmanlı» dediler. Osmanlı’nm terbiye ve ilerleme ile meydana getirdiği lisan, Oğuz Türkçesinden, yani Türkmen lehçesinden ayrılıp artık «osmanlı dili» oldu (Ahmet Vefik Paşa). Vakıa Osmanhlar, Asya-yı vüstadan geldikleri zaman beraber getirmiş oldukları lisanı muhafaza etmiş olsalar
da… (Ahmed Midhat), Kavgada şehadetle bütün kâm alırız biz l OsmanlIlarız, can veririz nam alırız biz (Namık Kemal). || Mec. Sözünü geçiren otoriter kimse. [| Osmanlı lirası, osmanlı altını.
— 1da. Esk. Osmanlı tezkiresi, Osmanlı devletinde nüfus hüviyet cüzdanı. (Çizgili, düz bir kâğıt belge niteliğinde olan bir tezkireydi. 1863-1864 Nüfus sayımından sonra her yurttaşa birer tane verildiğini vakanüvis Lütfi Efendi yazar.)
— Metrol, Esk. Osmanlı kademi, bir arşının (yaklş. 68 sm) yansına eşit ve aşağı yukarı 15 inç olan osmanlı ölçü birimi.
— Oyun. Osmanlı küşadı, tavlanın bir çeşidi.
— Osmanlıtor çoğl. i. Osmanlı devleti veya imparatorluğu. (M)
Osmanlı, çeşitli tarihlerde, çeşitli yerlerde günlük, haftada iki defa veya on beş günlük olarak yayımlanan altı gazetenin ortak adı: İstanbul’da yayımlanan (29 temmuz 1880-19 temmuz 1885), Abdullah Cevdet’in sorumlu müdürlüğünü yaptığı günlük gazete. — İstanbul’da yayımlanan (29 temmuz 1877- 2 ocak 1887) günlük gazete.
— «İstikbali Vatan ve Millet» cemiyetinin organı olarak Pire’de yayımlanan (1903) on beş günlük gazete. — İttihat ve Terakki cemiyetinin sırasıyle İsviçre, Mısır ve İngiltere’de çıkarttığı (1897-1902) on beş günlük gazete. — Ahmed Fazlı’nın İstanbul’da yayımladığı (1912-1916) günlük gazete. — Ahmed Necib’in Konya’da yayımladığı (1912-1916), sorumlu müdürlüğünü Mahmud Nedim’in yaptığı, haftada iki kere çıkan gazete. (M)
Osmanlı bankası, ingiliz-fransız ortak grubu tarafından Türkiye’de kurulan yabancı sermayeli banka. 1863’te Bank-ı Os-munî-i Şâhâne adiyle kuruldu. Türkiye dışındaki adı Oitoman Bank*tır. Türkiye’nin en eski bankasıdır. Sermayesi 10 000 000 İngiliz lirasıdır. Başlangıçta bir ticaret bankası olarak kurulan Osmanlı bankası, sonradan banknot çıkarmak yetkisini kazanan bir devlet bankası oldu. Türkiye’de 1930’a kadar Merkez bankasının görev ve işlemlerini yaptı. Kuruluşunda, Osmanlı devletiyle 30 yıl süreli bir sözleşme imzaladı. Bu sözleşme, gerek OsmanlI devleti, gerek Türkiye cumhuriyeti dönemlerinde, değişen şartlara uygun olarak yenilendi. Bankanın merkezi İstanbul’dadır. Paris veya Londra’da toplanan bir yönetim kurulu vardır. Türkiye’de ticaret bankacılığının bütün faaliyetlerini yürüten ve dünyanın her tarafında ilerigelen bankalar arasında muhabirleri bulunan Osmanlı bankası, sanayi ve ticaret sektörlerine kredi verir. Bankanın 1971 sonunda, Türkiye’de 93 şubesi 1 400’den fazla personeli vardı. (Bk.
»A i. (ar. osmanlı’dan Osman-lı-ca). Batı Türkçesinin bir dönemine verilen ad: Devrim olmuştur, olmuş. OsmanlIca ölmüştür, ölmüş (F.R. Atay). || Zf. Esk. OsmanlIlara mahsus tarz ve usulde veya bunların lisanında: Osmanlıca yaşamak. || Sıf. Esk. Osmanlılara has.
— ANSİKL. Dil, bil. Batı Türkçesinin (Türkiye Türkçesi) Osmanlı devleti süresince konuşulan bölümüne Osmanlıca denir. Os-manii Türklerinin konuştuğu Osmanlıca. Oğuz Türkçesinin batı koludur. Bu türk lehçesine daha çok «Türkî», «Türkçe», «Lisan-ı Türkî» dendi. Son zamanlarda «Lisan-ı Osmanî» adı verilen bu dile osmanlı aydınlan «Osmanî» de derlerdi. Osmanlıca terimi, Osmanlı imparatorluğu zamanında Arapça, Farsça ve Türkçe kaıışımı yazı dili anlamına da kullanılır. Osmanlıca kendi gelişimi içinde üç döneme ayrılır: 1 Eski Os-manlıca. Selçuklu devri Türkçesini de içine alan ve XV. yy.m sonuna kadar süren dönem. Bu dönem için daha çok «Eski Anadolu Türkçesi» deyimi kullanılır; 2. Klasik Osmanlıca. XVI. yy.m başından XIX. yy.’-ın ortasına kadarki dönem; 3. Yeni Osman-hca. XIX. yy.m ortasından XX. yy.m başına kadar gelen dönem.
1. Eski Osmanlıca döneminin bellibaşîı ürünleri XIII. yy.da Ahmed Fakih, Sultan Veled, Şeyyad Hamza ve Dehhanî ile Yunus Emre’nin Selçuklu Türkçesi özelliklerini de gösteren eserleriyle, XIV. yüzyılda Aşık Paşa (Garibname), Kadı Burhaneddin
(Divan), Mes’ud bin Ahmed (Süheyl ü Nev-behar Tercümesi; Ferhengname-i Sa’dİ Tercümesi), Kul Mes’ud (KeliJe ve Dimne Tercümesi), Ahmedı (Divan, Cemşid ü Hur-şîd), Şeyhoğlu (Hurşid ü Ferah şad), Gül-şehrî (Mantık-ut-Tayr Tercümesi) ve XV. yy.da Süleyman Çelebi (Mevlid), Ahmed Dâi (Divan, Çengname), Mercimek Ahmed (Kabusname Tercümesi), Şeyhî (Divan, Harname, Hüsrev ve Şirin), Âşık Paşazade (Tevarih-i Âl-i Osman), Bursalı Ahmed Paşa (Divan), Sinan Paşa (Tazar-runame), Necati (Divan) gibi edebiyatçıların eserleridir; 2. Klasik Osmanlıca, divan edebiyatımn dilidir. Baki, Fuzuli, Nef’i, Nailî, Şeyhülislâm Yahya, Nabi, Nedim, Şeyh Galib, Evliya Çelebi, Naima gibi şair, yazar ve tarihçiler bu dille eser verdi; 3. Yeni Osmanlıca, Tanzi-mattan sonra ortaya çıkan türk yenileşme edebiyatının dilidir. Şinasi, Namık Kemal ve Ziya Paşa ile başlar. XIX. yy.m sonundaki Servetifünün edebî cereyanı bu dile daha ağdalı bir nitelik kazandırır. Bu dille eser verenler arasında Tevfik Fikret, Cenab Şahabeddin ve Halit Ziya başta gelir. Yeni^ Osmanlıca 1912’ye, «Yeni lisan» ve «Millî edebiyat» akımına kadar sürer ve yerini Yeni Türkçeye bırakır. Osman-lıcanın, adı geçen dönemlere ayrılması, içinde bulunan arapça, farsça unsurlar yü-zündendir. tik döneminde daha çok türkçe kelimelerin yer aldığı Osmanlıca, ikinci ve üçüncü döneminde üçüzlü bir dil yapısına büründü, öyle ki, Osm anlı yazı dili yalnız arapça, farsça kelimeler almakla kalmadı, yabancı dilbilgisi kurallarını da benimsedi. Zamanla, dilde geçen türkçe kelime ve kavramların oranı azaldı. Eski Osmanlıca döneminin özellikle başlangıcında arapça ve farsça kelimelerin sayısı azdı. XV. yy,-dan sonra ise, arapça ve farsça kelime ve tamlamalarm sayısı arttı. Bunda Türk-çenin yapısına uymayan aruz vezninin büyük etkisi vardır. Klasik Osmanlıca döneminde yazı dilinde, Türkçe artık sadeliğini ve duruluğunu kaybeder. Bu dönemde yazı dili konuşma dilinden uzaklaşır, anlaşılması güç bir zUmre dili niteliğini alır. Konuşma dili ve sade Türkçe ancak halk şairlerinin ve halk hikâyelerinin eserlerinde yaşar. Arap ve fars dilcilerinin etkisi altında gelişen Osmanlıcanın yanında duru bir dil niteliği taşıyan Halk TUrkçesİ yer alır. Böylece aynı toplumda iki ayrı dil görülür. Tanzimattan sonra «Yeni Osmanlıca» döneminde ise, yazı diline Arapça ve Farsçadan yeni kelime ve kurallar girmiş, Batı’dan alman bazı kavram, deyim ve terimler arapça, farsça tamlama ve bileşimlerle anlatılmıştır.
Osmanlıca metinlerin yazıldığı yazı, arap yazısıdır. Yalnız arap alfabesinde bulunmayan p, ç ve j harfleri fars yazısından alınmıştır. (Bk. arapça.) Osmanlıcada pek çok arapça kelime vardır. Bunların çoğu isim ve sıfatlardır. İsim, sıfat ve yine isim durumunda olan mastarların yalnız aslî olanları değil, bütün çeşit ve kuralları Türkçeye girmiştir. Osmanlıcada kullanılan arapça isimler ve isim niteliğindeki kelimeler on iki türlüdür: tsim. Çeşitli vezinlerde aslî harfleri ÜçlU, dörtlü, beşli olan isimler kullanılır: kamer, şecer, kalem (fa’el) [Arapçada bu kelimeler üç harflidir]; şems, lahm (fa’l) gibi. Mastarlar. Osmanlıcada Arapçanın bütün mastarları kullanıldı. Bunlar semaî (işitilerek öğrenilen, biı kurala bağlı olmayan), mücerred sülâsı mastarlar, mimli mastarlar ve mezidüntih (kıyasî, kaideye bağlı) denen mastarlardır. Sülâsî (üçlü, aslî harfleri üç olan) mastarların kırka yakın vezni vardır. Bunların çoğu Osmanlıcada yer aldı: darb (fa‘l); hırs (fi’l); sulh (fu’l); taleb (fa’el); rağbet (fa’let); hilkat (fi’let); sükût (fu’ûl); suhûnet (fu’Ûlet); nizâm (fi’-âl); humar (fu’âl); cehâlet (fe’âlet); ziyâ-ret (fi’âlet); nisyân (fi’lân); şükran (fu’-lân); cereyân (fe’elân); hareket (fa’elet) gibi. Mimli mastarlar, başlarına mim harfi getirilerek yapılan ve üçlü mastarlarla eşanlamlı olan kelimelerdir; bunlar dört vezindedir: maksat, mebhas (mef-al); mevlid, mevkib (mef’il); mefharet, merhamet (mefalet); mağfiret, mârifet (mefilet) gibi. Mezidünfih (kıyası) mastarlar üç harften kurulu kelimelere, belirli kurallara göre zaid harfler getirilerek ya-
pılır. Bunlar Arapçada 12 baptır. Osmanlı-cada 9 babı (vezni) kullanıldı: ikrâm (İf-âl); tezyîd (tef’îl); münâsebet (müfâ’alet); inkisâr (infi’âl); iftihâr (ifti’âl); iğbirâr (if’İlâl); tekebbür (tefe’ül); tevâzün (tefâ’-ül); istihsâl (istifâl) gibi. İsm-i fâil ve ism-i mef’Ûl. Jsm-i fâil etken (mâlûm -aktif), İsm-i mef’ul edilgen (meçhul – pasif) fiillerden -an -en ekleriyle yapılan partisiplere karşılıktır. İsm-i fâil, bir işi yapan, ism-i mef’Ûl ise yapılan, işe konu olan, üzerinde iş yapılandır. Kökü üçlü olan semaî mastarlarm ism-i fâili fâ’il, ism-i mef’ülü mef’Ûl vezninde olur: tâlib (isteyen), matlûb (istenilen) gibi. Kıyas! mastarların ism-i fâili ile ism-i mef’ûlleri belirli vezinlerle yapılır; aralarında yalnız ses farkı vardır. Ünlü, «/» ise kelime İsm-i fâil, <ta, i» ise kelime ism-i mef ûl-dür: if’âl’den müf’it, mü fal: müsbit (ispat eden); müsbet (ispat edilen); tef’il’den müfe’il, müfe’al: mürettib (dizen, sıralayan), müretteb (dizilen, sıralanan); mufa’-ale’den mufa’İl ve mufa’al; infial’den mün-fail (ism-i nıef’ulü yoktur); münkesir (kırılan); ifti’al’den mü ft e1 il, müfte’al: mük-tesib (kazanan), mükteseb (kazanılmış); tefe’ül’den mü tef e’il, mütefe’al: mütemen-ni (dileyen, isteyen), mütemenna (istenen); tefa’Ul’den mütefa’il, mütefa’al: mütearif (tearüfeden, tanışan), mütearef (herkesin tanıdığı, ünlü); ifilâl’den müf’al (ism-i mefulU yoktur): muğber; istifal’den müs-tef’il, müstef’al: müstahzır, müstahzar. Sı-fat-ı müşebbehe. İsm-i fâillere benzediği ı-çin bu adla anılır. Bunlar fiilden türemiş sıfatlardır; değişmeyen bir nitelik ve durumu bildirir. Türkçedeki nitelendirme sıfatları ve fiilden -kan, -ken, -kin ekleriyle yapılan sıfatlar bunlara karşılıktır. Efal, faîl vezinlerin dedir: a’rec, ebkem, a’ma, ahmer, cemil, kabih gibi, Mübâlaga-i fâil. Çokluk anlamı taşıyan ism-i fiillerdir. İki vezni (fa’al; faûl) çok kullanılır: seyyar (çok dolaşan), sabûr (çok sabreden) gibi. Fa’îl (rahim), fi’îl (sıddîk), mif’îl (miskin) gibi vezinleri de vardır. İsm-i tafdil. Vasıf anlamının bir kimse veya nesnede nispî veya mutlak fazlahğmı gösteren ve «ism-i tafdil» denen sıfatlardır: karşılastırıcı (em-paratif) ve üstünleyici (süperlatif) bir anlamı gösterir. Tek vezinleri (efal) vardır: echel (en cahil), enfes (en nefis) gibi. İsm-i mekân. Yer gösteren kelimelerdir, üç vezinde (mef’al, mefalet, mefil) kullanılır: ma’bed (tapınak), mahkeme (hüküm verilen yer), menzil (konak), tsm-i zaman. Zaman bildiren kelimelerdir, iki vezni vardır (mefil, mefal); az kullanılır: mevsim (bir şeyin başladığı zaman), tsm-i âlet. Âlet ve vasıta ismi olan kelimeler; daha çok mifal ve mif’âl vezinleri kullanılır: mic-mer (tütsü, koku), miftâh (anahtar) gibi. Mifale vezninde de âlet isimleri vardır: mirveha (yelpaze) gibi, tsm-i tasgir. Küçültme ismidir, iki vezni (fu’ayl, fu’ay’il) kullanılır; ubeyd (kulcağız), haveyn (hayvancık), uveylim (küçük âlem) gibi. İsm-i mensûb. Mensupluk, altlık bildirir. Kelimenin sonuna ye harfi (Türkçe î) getirilerek yapılır. Pek çok kullanılır: fennî (fenne mensup), mısrı (mısırlı), millî (millete ait) gibi. Mec’ûl mastar. Fiilden türemiş sıfatların ve bazı isimlerin sonuna -iy-yet eki getirilerek yapılır. Bunlara mec’ûl (yapma, sun’î, ca’lî) mastar denir. Türkçe de -lık, -Uk ekiyle yapılan isimlere karşılıktır. Bu tür mastarlar Arapçada yoktur, yalnız Osmanlıcada vardır: samimiy-yet, medeniyyet gibi. Arapça çoğullar. Arapça kelimelerin, arapça kurallara göre yapılan çoğul şekilleri Osmanlıcada pek çok kullanılır. Arapçada çoğulun kıyasî (kurallı) ve mükesser (kırık) olmak üzere iki türü vardır. Ayrıca bir de tesniye (ikili çoğul) vardır. Kurallı çoğul müzekker (eril) kelimelere -in, -un, müennes (dişil) kelimelere -at ekleri getirilerek yapıbr: memur-in (memurlar); müminun (inananlar); muallimat (muallimeler); derecat (dereceler) gibi. Mükesser (kırık) çoğulların birçok vezni vardır: eşcâr (ağaçlar-efâl), erâzil (en re-ziller-efâil), ekalîm (iklimler, ülkeler-efâ-îl), ketebe (kâtipler-feale), hurûf (harfler-fuûl), eşkiyâ (şakîler-efilâ), usşâk (âşık-lar-fu’âl), bilâd (beldeler-fiâl), şühedâ (şe-hitler-fuelâ), şeriât (şartlar-feâil), hâva-dis (hadiseler-fevâil), mekâtib (mektepler-mefâil), mekâtib (mektuplar-mefâîl) gibi. Edatlar. Bağlama edatı olarak fakat,
lâkin, ammâ, ve, hattâ, velev, illâ, elbet (elbette), hâşâ kullanılır. Harfi çerlerin de birçoğu (bi, ilâ, an, alâ, fî, be, U, min) Os-manlıcaya girdi: bi’l-vasıta (vasıta ile), ile’l
-ebed (ebede kadar, sonsuz), an-aslin (aslından), ale’l-âde (âdet üzere, olağan), fi’l-asl (aslında), U-maslahatin (iş için, işten dolayı), min-elkadîm (eskiden beri), be-zâ-lik (bunun gibi, böylece) gibi.
Osmanlıcada farsça kelimeler de çok kullanıldı. Bunların çoğu isim ve sıfatlardır. İsim ve sıfatların yalnız basit olanları değil, birleşik olanları da kullanılmıştır. İsim ve sıfat tamlamaları farsça kurallara göre yapılır. Osmanlıcada farsça mastarlar kullanılmadı. Yer isimleri. Yer isimleri sonlarına -gâh, -istan, -zar, -kede, -zar gibi ekler a-lir: ikamet-gâh, ibadet‘gâh; gül-istan, Türk -istan; lâle-zar, harâbe-zar; mey-kede, büt-kede; seng-sar, kûh-sar. Âlet ismi, -dan ekiyle yapılır: nemek-dan (tuzluk), buhurdan gibi. Meslek İsimleri, -ban, -ger ekleriyle yapılır: bâğ-ban (bahçıvan), âhen-ger (demirci) gibi. Küçültme. -çe ekiyle yapıhr: bağçe, bâziçe (oyuncak), zevrakçe (küçük kayık) gibi. Mastar anlamıyle isim. -î ekiyle yapdır: mest-î (sarhoşluk), perişan-î (perişanlık) gibi. Nisbet sıfatları, -mend, -nak, -ver, -yar, -gin ile yapılır: derd-mend (dertli), elem-nak (elemli), hüner-ver (hünerli), baht-yar (bahtlı), gam-gin (gamlı) gibi. Renk sıfatları, -gün, -fâm, -î ekleriyle yapılır: güt-gûn (gül renkli), lâl-fâm (lâl renkli), ı»f/-f (nil renginde [mavi]) gibi. Benzetme sıfatlan -vâr, -âsâ, -veş ekleriyle yapılır: perî-râr (peri gibi), meh-âsâ (ay gibi), mihr-veş (güneş gibi). Yapıcılık sıfatlan. -kâr, -ger ekleriyle yapılır: hile-kâr, si-tem-ger gibi. Lâyıktık sıfatlan -vâr -âne ekleriyle yapılır: şâh-vâr (şaha yaraşır biçimde, şahane), dost-âne (dostçasına) gibi, bineklerle (bâ- [ile], bi- [-siz], na- [-sız], ber-[üzere], der- [içinde], hem- [-daş,-deş]) yapılan sıfatlar: bâ-haber (haberli), bi-günah, (günahsız), na-pak (temiz olmayan), ber-de-vam (sürekli olan), der-hal (o durumda), hem-cins (aynı cinsten olan) gibi. Fiilden türeyen isim ve sıfatlardan fiil isimleri, -e, -iş, -âr, partisipler -ende, -ân ve -e ekleriyle yapılır: bûs-e (öpme), rev-iş (gidiş), güft-âr (söz); hân-ende (okuyan, okuyucu), giry-ân (ağlayan), âzurd-e (incinmiş) gibi. Bu ekler, yalnız farsça değil arap-çadan alman kavramlara da eklenir. Birleşik isim ve sıfatlar. Birleşik isimler iki kelime arasına bağlama edatı (atıf edatı
u, û) getirilerek veya tekrarlamalarla yapılır: güftügû (dedikodu), piçütâb (kıvrım, sıkıntı, ızdırap), nazüniyâz; gün-a-gûn (renk renk, çeşit çeşit), ser-a-ser (baştan başa), sû-be-sû (taraf taraf gibi).
İsim tamamlamalarında izafet kesresini kaldırarak veya ters çevirerek yapılanlar da vardır: ser-muharrir (ser-i muhatrir’-den), mehtâb (tâb-ı meh’ten) gibi. Birleşik sıfatlar da isim ve sıfat tamamlamalarından bu yolla yapılır: sahib-kemal (sahib-i kemal’den), dilşâd (dil-i şâd’dan), şirin-ze-bân (zebân-ı şirin’den), pûlâd-beden (be-den-i pûlâd’dan). Birleşik sıfatlar İsimlerden sonra partisipler ve fiillerin emir kipleriyle de yapılır: eşk-tîzân (göz yaşı döken), felâket-zede (felâkete uğramış), dilber (gönlü götüren, güzel) gibi.
Farsça bağlama ve ünleme edatlarından u, ü, hem, ne, yâ, ger, meğer, şâyed, veli, tikin, Uk, çün, zîra, bîna, -ber, -in, kûş, gûya, ey, eyâ, âferin, zehS, âh, vay, diriğ, bes, pes, her, hiç, heman, henüz, hergiz sık sık kullanılır.
OsmanlI yazı dilinde türkçeden çok farsça kurallara göre yapılan isim ve sıfat tamlamaları kullanılır. Arapça tamlamalar azdır. Sıfat tamlamalarında da Türkçede Önce sıfat sonra isim, Farsça ve Arapçada önce isim sonra sıfat gelir. Osmanlıcada farsça ve arapça izafetin her çeşidi (lâmiye, be-yaniye, teşbihiye) bol bol kullanıldı: Câm -ı Cem (Cem’in kadehi), âvâz-ı bülbül (bülbül sesi), tîr-i müjgân (kirpikler oku). Arapça tamlamalarda ikinci kelimenin başında el- harfi tarifi bulunur: Sultan-el-şu-ara (Sultân-üş-şüarâ) [«şairlerin sultanı»], düvel-ül-muazzamin (büyük devletler) gibi. Eski Osmanlıcada Türkçe bakımından daha sonraki denemelerden farklı bir durum vardır. Fonetik yönünde en önemli değişiklik, birçok eklerde düz i, ı vokali yeıine yuvarlak u, ü vokali kullanılır: ad-un, el-
ün, sen-ün, yaş-un, sen-süz, onun-dur, kıl-dum, vir-dün, kel-düği, peşiman-uz, görse-vüz, bilür-üz, ağîa-yu, btl-dür-mek geç-ür-mek gibi. Eski Osmanlıcada şimdiki zaman eki -yor yoktur. Gelecek zaman -ısar, -tser ekiyle yapılır: doğ-tsar (doğacak)» gel-iser (gelecek) gibi. Gereklilik kipi için özel ek yoktur, şart kipine «gerek» kelimesi eklenir: kalt-sar gerek (kalmalı), virsen gerek (vermelisin) gibi. Zarf fiil eklerinden -ıcak, icek (genişlemiş şekilleri -ı-cağtn, -iceğin, -uçağız, -iceğiz) ve -uban, -üben kullanılır: aç-ıcak (aç-ınca), gel-icek (gel-ince); vir-iceğin (verince), kul-ıcağız (kılınca); tut-uban (tutarak), gel-üben (gelerek) gibi. (-^Bibliyo.) [M] Osmanh Demokrat fırkası, Ftrka-i tbad denir, türk siyasî partisi. Dr. İbrahim Temo, Dr. Abdullah Cevdet, İbrahim Naci, Fuad Şükrü (Dilbİlen), Dr. Rıza Abut, Pertev Tevfik, Yenişehirli Salih ve arkadaşları tarafından İstanbul’da kuruldu (6 şubat 1909). Parti programında vergi indirimi, sosyal hakların ve çeşitli hürriyetlerin sağlanması, topraksız köylüye toprak dağıtılması, eğitim reformu yapılması v.b. ilkeler yer alıyordu. Partinin politikası Türkiye, Feryat, Hukuk-ı İbad, Ahali gazeteleri tarafından desteklendi. İktidardaki İttihat ve Terakki tarafından ihtilâlcilikle suçlanan parti, başka baskılar da yapıldığı için çalışamaz hale gelerek Hürriyet ve İtilâf fırkasına katıldı (5 aralık 1911). [M] OSMANLI devleti, 1299’da Anadolu’da kurulan türk devleti. XIII. yy .m sonunda birdenbire ortaya çıkan ve kendilerine Anadolu’da tımar olarak verilen küçük bir arazide yaşamağa başlayan OsmanlIların nereden geldikleri ve göç sebeplerinin ne olduğu kesinlikle belli değildir. Asıllarının Kayı boyu olduğu bilinir. OsmanlIların atası Kaya Alpoğlu Süleyman Şah hakkında, kaynaklarda kesin olmayan ve çoğu efsaneleşmiş bilgiler vardır. Ertuğrul Beyden önceki atalanyle, daha önce yaşadıkları yer ve göç yolları da tam belli değildir. Bununla birlikte, bugün için, ancak şu bilgiler verilebilir: OsmanlIların ataları önce, Horasan’da Merv yakınındaki Mahan’da yaşadılar; Anadolu’nun fethinde (XL yy.), Tuğrul Bey ve Alpaslan’ın maiyetinde bulunarak Ahlat bölgesine yerleştiler; sonra Anadolu’ya yerleşmek üzere girişilen savaşlara katıldılar. Muş, Malazgirt, Sürmari (Sürmeliçukur) bölgelerinde kışlak ve yaylak yaptılar; Ahlat emirlerine bağlanarak, onların maiyetinde Gürcülere, Erzurum ve Erzincan emirleriyle birlikte Trabzon’a karşı girişilen seferlere katıldılar. XHL yy.ın başlarında Ahlat’ın Eyyubîlerin eline geçmesi ve Moğolların Önünden çekilen Celâleddin Harizmşah’ın bölgeyi istilâsı üzerine (14 mayıs 1230), bunlardan Kaya Alpoğlu Süleyman Şah, Kayı topluluğuyle birlikte güneye indi ve kendisi gibi Kayı boyundan olan Mardin Artukoğulları ile işbirliği yaptı. Ailenin en büyük atası olarak kabul edilen Süleyman Şah, kışlamak üzere Kuzey Suriye’de bulunan Caber’e giderken Fırat’ta boğuldu. (Bugün Türkiye’den 100 km uzakta olmasına rağmen 20 ekim 1921 antlaşması uyarınca türk askeri tarafından korunan türbesi, Türk* mezarı a-dıyle bilinir.) Süleyman Şahın ölümüyle Kayı boyunun başına üç oğlu geçti. Bunlardan Ertuğrul* Bey, Kayı boyu ile Orta Anadolu’ya göç etti, önce Karacadağ’da yerleşti; sonra da Selçuklular tarafından Sultanönü’nün (Eskişehir) Sivrihisar uçbe-yi Cacaoğlu Emir Nureddin Cebrail’in maiyetine girdi; burada tımar sahibi olarak uçtaki Söğüt kalesine muhafız tayin edildi. Bizans ucundaki öteki tUrkmen beyleri gibi, rum şehir ve kasabalarına karşı gazalara başladı, Osman Beyin babası olan Ertuğrul Beyin ilk zamanları hakkında bilgiler çok azdır. XIII. yy. bizans yazarları gibi, XIV. yy. arap gezginleri ve memlûk-lu yazarlar da ondan bahsetmezler. Ertuğrul adından ilk defa söz eden, osmanlı yazarı ve şairi Ahmedî’dir (öl. 1412). Ah-medî, Ertuğrul Beyin, uçtaki selçuklu e-mîrlerinden biri olduğunu ve Rumlar ile savaşmak üzere Sultanönü’ne (Eskişehir) gelen Alİeddin* Keykubad Fin maiyetine Gündüz Alp ve Gök Alp gibi Oğuz beyleriyle birlikte girdiğini söyler. Aynı yazar, Ertuğrul’un Söğüt kalesini bu gazalardan
birinde aldığını belirtir. Bu husus, Yazıcı-zade Ali, Şükrullah ve bazı başka osmanh yazarları tarafından da tekrarlanır. XV. yy, Osmanlı yazarlarında Ertuğrul’un fetihleri hakkında hiç bir kayda rastlanmaz.
Âşık0 Paşazade, Ertuğrul Beyin, eski yurdunda bulunduğu sırada oğlu Saru Batuyu (veya Yatı) sultan Alâeddin Keykubad I’e göndererek, ondan yerleşmek üzere yurt istediğini; sultanın da ona Söğüt, Domaniç dağı ve Ermenibeli’ni verdiğini yazar; önce Ankara’ya, sonra da bu yeni yurduna yerleşen Ertuğrul Beyin Söğüt’te öldüğünü belirtir. Ertuğrul Bey 1288’de öldü ve Sö-ğüt’e gömüldü. Osmanh hanedanı, adını, Ertuğrul Beyin en küçük oğlu Osman* Beyden aldı. Bununla birlikte, Osman adının Ataman’dan geldiği ve İslâm medeniyetinin etkisiyle bu şekle girdiği de bilinmektedir. Ertuğrul Beyin ve Osman Beyin, sonradan müslüman oldukları batı yazarları tarafından ileri sürülmüştür. Kaynaklarda, Osman’ın (bazen de Ertuğrul’un) Kur’an-i Kerim’i ilk defa görerek saygı gösterdiği hakkında kayıtlar vardır. Söylentilere göre, konuk olduğu bir dervişin evinde geceyi geçiren Osman, uyumadan önce rafa konan biı kitabın ne olduğunu sormuş; Kur’an-ı Kerim cevabını alınca da, içinde ne olduğunu merak etmiş ve «Hz. Muhammed aracılığıyle dünyaya gönderilen Tanrı sözü» olduğunu öğrenmişti. Sonra kitabı alarak, ayakta, bütün gece okuyan Osmana, sabaha karşı yorgun düşerek uyuduğu sırada görünen bir melek «Madem ki sen benim kelâmı kadimimi bu kadar hürmet ve tazimle okudun; o halde senin evlâdın da nesilden nesile daima aziz ve mükerrem olacaktır» dedi. Bazı batılı yazarlar Osman’ın gördüğü bu rüyayı ve sonradan kızıyle evlendiği fakih Şeyh Ede-bali* (Üdebali) ile görüşmelerini, İslâm dinini kabul ettiğine delil olarak ileri sürerler. Anadolu’nun kuzeybatı bölgesinde BizanslIlara karşı kurulan uçlarda müslüman alplerin (uç gazilerinin) başı olduğu kabul edilen Osman Bey, babasının ölümünden sonra İslâmlığa hizmet eden bir önder olarak ortaya çıktı. P. Wittek, Osmanlı devletinin kuruluşunu müslüman uç gazilerinin eseri olarak kabul eder. Ertuğrul’un ölümüyle birlikte Kayı topluluğu kendi bölgesi dışına hızla yayıldı. Osman Beyin ilk zamanları hakkında da çok az bilgi vardır. Fakat onun, kardeşleri arasında gösterdiği cesaret ve aldığı tedbirlerle sivrildiği, Ertuğrul’un isteğiyle ve henüz hayattayken amcası Dündar Bey sağ olduğu halde ailenin başına getirildiği bilinir. Kaynaklar, onun, aile yurdu sayılan Karacadağ bölgesine sık sık gittiğini, Eskişehir’e yakın İtburnu denilen köyde, Ertuğrul Bey zamanından beri oturan fakih Şeyh Edebali ile sıkı ilişkiler kurduğunu belirtir. Bazı yazarlara göre, Osman Bey, Şeyh Edebali’-nin kızı Mal Hatunu babasından istedi; fakat Harman Kaya (bugün Gazimihal ilçesinde Harman köyü) hâkimi Köse Mihal ile işbirliği yapan Eskişehir hâkimiyle çarpışmak zorunda kaldı. Yapılan savaşta Köse Mihal esir edilerek Osman Bey ile birleşmeğe zorlandı. Genellikle, osmanlı yazarları, Mal Hatun’un Osman Bey ile evlenmesini, görülen bir rüyaya bağlarlar. Bazı yazarlara göre de Ertuğrul Beyin, bazılarına göre de Osman’ın gördüğü bu rüya, çeşitli biçimlerde yorumlanmıştır. Osman Bey, Şeyh Edebali’nin evinde misafir kaldığı bir gece, rüyasında Şeyh Edebali’-nin gövdesinden bir ağaç çıkarak çevresine dal budak saldığını, bağlar ve dereler içinde genişleyerek İstanbul çevresine kadar yayıldığını gördü. Rüyayı yorumlayan Şeyh Edebali de kızı Mal Hatun’u Osman Beye verdi ye «Kızım Mal Hatun sana helâl olsun; sizden, kemal sahibi bir evlât doğa-Bu rüyanın devlet kuran birçok türk bü-cak ve bütün cihana hükmedecek» dedi, yüğüne izafe edildiği de bilinir. Delhi türk sultanlığının tanınmış yazarlarından Cürca-nî (öl. 1262) biraz değişik olarak, aynı rüyayı Mahmud Gaznevî’nin babası Sebük Tigin’in gördüğünü belirtir. Reşidüddini Tabib, Oğuzların âdet ve geleneklerinden bahsettiği bölümde, onlann efsanevî hükümdarlarından Tuğrul ve iki oğlunun rüyada böyle bir ağaç gördüğünü yazar.
Osman Bey, babasının ölümünden s^nra
Kayı boyunun başında bulunan amcası Dündar Bey ve bir nevi imtiyazlı sınıf olan gazi teşkilâtı içinde bulunan Akça Koca, Abdurrahman Gazi, Konuı Alp, Turgut Alp ve Aykut Alp’in destekleriyle boy beyliğine geçti. Bu sırada anadolu Selçukluları sultanı Gıyaseddin Mesud II, bütün uçbeyleri gibi Osman Beye de berat gönderdi. Söğüt’ü ona tımar olarak verdi. Osman Bey, bu berat üzerine Ayna gölü (İnegöl) yeniden ele geçirdi ve tekfur Nikola’yı (Nikolaos) öldürdü. Elde ettiği ganimetlerden bir kısmını selçuklu sultanına gönderdi. Buna karşılık 1289’da selçuklu sultanı, Osman Beye, Koca Balaban Çavuş aracı-lığıyie bir berat ve bağımsızlık alâmeti sayılan tuğ, alem (bayrak), kılıçla gümüş takımlı at (gaşiye) gönderdi ve Söğüt ile Eskişehir’i kapsayan sancağa tayin etti. Bu beratı törenle okutan Osman Bey, cevabını Turgut Alp ile gönderdi. Berat ile meşru bir beylik haline gelen Osmanlılar, düzenledikleri seferler sonunda ele geçen ganimetten beşte birini (humsı sultanî) Konya’ya göndermeğe başladılar, Böylece yayılmağa başlayan Kayı boyu, yeni katılmalarla daha da genişledi. Moğolların Anadolu’yu yakıp yıkması ve koydukları ağır vergiler yüzünden yerlerini yurtlarını terk eden bir kısım şehirli ve köylü halkla bazı kılıç erleri Osman Beyin hâkim olduğu bölgeye sığındılar. Moğollara bağlanmak istemeyen türkmen boy ve ulusları da, beyleriyle birlikte, uç bölgesine doğru harekete geçtiler. Osman Bey, bu yeni gelenlerin de etkisiyle 1299’da bağımsızlığını ilân etti. Bir törenle, türkmen boy ve ulus beyleriyle Selçuklu devleti bölgesinden gelenler, Oğuz Han töresine göre. Osman Beye bağlılık ve sadakat yemini ettiler, herkes birer birer Osman Beyin önünde diz çökerek onun verdiği kımızı içti. Böylece, Osman Bey, fiilen ve hukuken devlet başkanı oldu (1299). [M] Osmanlı Donanma Cemiyeti Heyeti Temsiliyesi, türk tiyatro topluluğu. Balkan savaşından sonra (1912) Donanma cemiyetine gelir sağlamak amacıyle kuruldu. Mınakyan. tiyatronun genel yöneticisiydi. Kadrosunda şu sanatçılar vardı: Nureddin Şefkati, Fikret Şâdi. Rifat, Hulusi, Saaded-din, Muhsin (Ertuğrul), Emin Ali (Aka Gündüz), Kenan, Hakkı, Çobanyan, Dül-geryan. Dolayan, Köçekyan, Aznif, Kınar, Eliza Binemeciyan, Zabel, Bercuhi, Agav-ni, Necip. Topluluk, tbnürrefik Ahmed Nuri’nin Tecdidi Nikâh, Hüseyin Kâzım’ın Midilli’de Bir Facia adlı oyunlarını oynadı; 1917’de çalışmalarına son verdi. Bu tiyatro heyeti, Dârülbedayinin çekirdeği sayılır. (M)
Osmanlı Dram kumpanyası, türk tiyatro topluluğu (1884-1908). Mınakyan* tarafından kuruldu. Gedikpaşa’daki binasında oyunlar verdi. Topluluk, genellikle metne dayanan oyunlar oynadı. Bu bakımdan öteki tuluat kumpanyalarına oranla çağdaş bir tiyatro anlayışı vardı. Topluluğun kadrosunda başlıca şu oyuncular yer aldı: Ahmed Fehim, Aleksanyan, Ahmed Necip, Binemeciyan Efendi, Binemeciyan Hanım, Çobanyan, Dülgeryan, Hekimyan, Siranuş, Virjin Karakaş, Aşot Madat, Fasulyacıyan, Kel Haşan, Viktor. Osmanh Dram kumpanyasında sahneye konan yüze yakın eserden başlıcalan: Akif Bey, Alemdar Mustafa Paşa, Amerika Vahşîleri, Ahde Vefa, Biçare Zevce, Bahriye Piyadesi, İhtiyar Onbaşı, Kırmızı Pantolon, Fedakâr Validenin Fedakâr Çocuğu, Masum Jak, Monte Kristo, Tencere yuvarlandı Kapağını Buldu, Yabancı, Yavuz Sultan Selim, Zor Nikâhı. (M)
OSMANLI hanedanı, osmanlı padişahlarının mensup olduğu sülâle. Osman I ile başlayan hanedanın resmî görev alan son mensubu halife Abdülmecid’dir. Osmanlı padişahları Selim I’den itibaren «halife» unvanını da taşıdılar. Mehmed VI, otuz altıncı ve sonuncu osmanlı padişahıdır. Saltanatın kaldırılmasından (1923), halifeliğin kaldırılmasına (1924) kadar yalnız halife unvanını taşıyan Abdülmecid, osmanlı hanedanına mensup 29. halifedir.
Osmanlı hanedanında padişahlık Osman II’-ye kadar sadece babadan oğula geçti, Osman IFnin kardeşi Mustafa I’in tahta geçmesinden itibaren hanedanın en yaşlı ve
OSMANLI
222
Koya Alp
I
(a. Haime Ana) Süleyman Şah
(öl. 1231)
OSMANLI HANEDANI
Dündar (1212-?)
Ertuğrul Gazi (1198-1281)
Gündoğdu
Sungur Tekin
Gündüz Alp
J__
Aktimur (doğ. 1301)
Efendi Hatun
Alâeddin Ali Bey (doğ. 1331) 1 ” Çoban
Hızır Bey
1 Mehmed
İbrahim 1 Pasa Hatun
Şeyhî Ayşe Hatun
Taci Hatun
Sarubatu Savcı (doğ. 1288)
Bayhoca (doğ. 1285)
erşet (en olgun) erkek mensubunun padişah olması esası uygulandı. Bazı osmanlı padişahları bir süre saltanattan uzaklaştıktan sonra yeniden padişah olmak suretiyle ikişer defa hükümdarlık ettiler: Murad II, Mehmed II, Mustafa I. Hanedanda en uzun süre hükümdarlık yapan Kanunî Sultan Süleyman (46 yıl), en kısa padişahlık yapan Murad V’tir (90 gün). Fetret devrinde (1402-1413) Bayezid I’in üç oğlu (Mehmed, İsa, Süleyman [sonradan yerine Musa geçti]) ayrı ayrı bölgelerde aynı zamanda hüküm sürdüler, öldürülen osmanlı padişahları, Süleyman ve Musa Çelebiler, Osman II ve Selim IU’tür. Mehmed IV, Bayezid II, Osman II, İbrahim, Ahmed III, Selim III, Mustafa IV, Abdülaziz .ve Abdülhamid II’-nin hükümdarlığı tahttan indirilmeleriyle sona erdi; Mehmed VI yurt dışına kaçtı. Osman I, Orhan, Murad I, Murad IV Gazi unvanına, Murad I ve Mehmed II Hünkâr unvanına, Murad I ayrıca Hüdavendigâr
T
Fatma
Osman I
(a. Mal Hatun) Orhan
(1288-1360)
Orhan
Murad I (Hüdavendigâr)
Halil
(1347-1360)
İbrahim
(1310-1360)
Kasım
(doğ. 1347)
(a. Nilüfer Hatun) Sultan
Murad I Hüdavendigâr (1324-1347) (1326-1389)
¿azi Süleyman Paya (1316-1359)
1
Meliki Nâsır îfendîzâde lultan (doğ. 1365) (doğ. 1397) (doğ. 1395)
I
Gündüz
(a. Gülçiçek Hatun) Bayezid I
(1360-1403)
Yıldırım Bayezid I
ı I
Savcı Yakub
(doğ. 1385) (doğ. 1389) I
Davut
Nefise, Alâeddin ile evlendi
unvanına sahipti. Osman I’den Murad II*-ye kadar gelen padişahlar Bey unvanıyle anıldı. Mehmed Il’den sonra Sultan unvanı kullanıldı. Halife Mütevekkil I Alallah tarafından Bayezid I*e resmen Sultan unvanı verildi. Osmanlı padişahlarının lakapları şunlardır: Orhan Gazi: Şücaeddin; Çelebi Mehmed: Kirişçi, Gıyaseddin; Murad II: Gıyaseddin; Mehmed II: Fatih, Ebül-feth; Bayezid II: Ziyaeddin; Selim I: Yavuz, Muzafferiiddin; Süleyman I: Kanunî; Mehmed IV: Ebülfeth; Mahmud II: Adlî. (M)
Osmanlı Hilâli Ahmer Cemiyeti madalyası, Osmanlı Hilâli Ahmer cemiyetine maddî ve manevî hizmetlerde bulunan türk veya yabancı, erkek veya kadınlara verilen madalya. Mehmed V’in 15 ekim 1912 tarihli iradei seniyesiyle çıkarıldı. Altın, gümüş ve tunçtan, 2,5 sm çapındadır. Madalyanın ortası beyaz, kenarları kırmızı hilâli ahmer işareti taşır; alttan başlamak üzere, yanlara doğru bir zeytin dalı vardır, üst tarafında altınla «Muaveneti insaniyetkârâne» yazılıdır. Madalya, cemiyetin teklifi ve padişahın iradesiyle verilir, beratında veriliş sebebi açıklanırdı. Göğsün sol tarafına asılırdı. Sahibinin ölümünde takma hakkı olmamak üzere mirasçılara geçerdi. (M)
Osmanlı Hürriyetperveran fırkası, türk siyasî partisi. Ali Fethi (Okyar) ve Hüseyin Kadri tarafından İstanbul’da kuruldu (1918). Programında, anayasanın, millî hâkimiyet ve parlamenterizm ilkelerine uygun bir biçime sokulması öngörülüyordu. Ayrıca, çeşitli hak ve hürriyetlerin güven altına alınması da isteniyordu. Üyelerinin çoğu Millî kurtuluş hareketine katıldığından, parti herhangi bir faaliyet gösteremedi. (M)
Osmanlı hanedanının soyağacı çizelgesinde «a.*, padişahların annelerini göstermektedir. Çizelgede hanedandan gelen erkeklerin evlenmeleri gösterilmemiştir. Hanedanın kız çocuklarının evlenmeleri, ancak çocukları olmuşsa gösterilmiştir. Adı bilinmeyen çocuklar, <x> işaretiyle gösterilmiştir. Çizelgeye bunlardan yalnız çocuk sahibi olanlar alınmıştır.
Hacı Alâeddin Ali (doğ. 1424)
Mehmed II
(doğ. 1423)
Oğuz
Ertuğrul Hasân Isa [1] Isa [2] Kasım Yusuf Korkud (a. Despina) İlusa [1] İlusa [2] Jiustafa Düzmece omer Süleyman Fatma Hundi, Fasa Melek
(4376-1393) (öl. 1404) (1390-1417) Mehmed I Çelebi (öl. 1402) (öl. 1413) (1380-1422) (öl. 1411) Semseddin
(1389-1421)
Orhan
(öl. 1453 >
i-1-r
Ahmed Kasım Mahmud
Mehmed ÿah (öl. 1421)
Orhan
(öl. 1429)
i
Mehmed I (Çelebi)
Süleyman
(1423-1437)
Hundi
(1422-1455)
<rhan
(öl. 1453)
Jfehmed (a. Emine) Mustafa Küçük Yusuf lrlafsa incu, Selçuk [1] liace V fcelçuk [2] (1402-1429) (öl. 1406) (1413-1429) (1402-1415) Murad II (1411-1423) (1414-1429) Mehmed II Emîr
(1404-1451) ile evlendi
T
¿ace V
Murad II
İT
İbrahim
(öl. 1461)
Alâeddin Karaman Kasım Mehmed Nûre Sûfl
(öl. 1466) (öl. 1483) (öl. 1463)
Süleyman
^hmed Pir
Ahmed Büyük [1] (1420-1437)
Ahmed Küçük [2] (1450-1451)
Alâeddin Ali (1430-1443)
Fatih Sultan Mehmed II
Haşan (öl. 1444)
T ”
(a. Hüma) Mehmed II Fatih (1432-1481)
Orhan
(öl. 1451)
Kemaleddin İsmail ile evlendi
-> devamı sayfa 639’da
Yahya
Foto. MEYDAN
OSMANLI
Mwtofa II
_J_
223
Cem
(1459-1485)
Mustafa
(1450-1474)
-L-.-V-
Nureddin
Ayge
)ğuz
1480-1482)
Murad
(ël. 1522)
Bülbül
“1
Nergisşah
(dİ. 1522)
“I
X
Gevher Han.
Uğurlu Mehmed Paşa ile evlendi
Ahmed Göde (51. 1488)
(a. Gülbahar) Boy «lid II
(1448-1512)
Bayezíd II
Abdullah
1457-1485)
Ahmed
(1465-1513)
Alemşah
(1466-1512)
Osman gah
(1492-1512)
Korkud
(1470-1513)
Ferahgad
Şahinşalı
(1460-1511)
Mehmed
(1475-1507)
1-1-
Osman Süleyman
Mahmud
(1476-1507)
Âlem gah
Alâeddin
(öl. 1512)
Mahmud Mehmed Mustafa (1506-1512)
Emir (öl. 1512)
Musa
(1491-1512)
—] r
Orhan Ayge, Hancerli
(51. 1512) Mehmed Bey Fatma
ile evlendi (öl. 1533
I
Kasım
1
Mustafa
fümd
I
i laldı, Ahmed Paga ile evlendi
Şehzade
Selçuk (51. 1512), Ferhad Bey le evlendi
Sofu, # X,
Mehmed Hızır Ağa Mehmed Mirza ile evlendi ile evlendi
I-
Hüsrov Gazi (1480-1541)
Mahmud
(51. 1541)
Nesligah
Mehmed Bey
(51. 1521)
n-
X.
Nasuh ile evlendi
Hüsrev
(51. 1543)
I
Mahmud (51. 1602)
Mustafa Paga (51. 1565)
Şemsî Ahmed Paga (51. 1580)
ahya ile evlendi
T~f
Ayge
(51. 1512)
Mihrümah
1 T
Gevhermülûk Sultan Hatice.
(51. 1550), Ahmed Göde
Dukakinzade Mehmed Bey iJe evlendi ile evlendi
Zeyneddin
Ahmed
(öl. 1557)
i-r
Ahmed Koca B¿li Paga Mehmed Paga
“I
Nesligah (öl. 1579). İskender Bey ile evlendi
(öl. 1526)
Dervig Bey (Öl. 1550)
(öl. 1551)
Mehmed Aslan Paga (öl. 1566)
Mehmed Bey
klustafa Bey
I-
Hundi (51. 1511),
Ahmed Hersokoğlu ile evlendi
T
Aynigah
Yavuz Sultan Setim I
(a. Ayge) Selim I
(1470-1520)
Kamergah
\
Mahdumzade (OL 1511)
bdullah Mahmud Murad
il. 1514) (öl. 1514) (öl. 1514)
(a. Hafsa) Süleyman I
(1494-1566)
l’veys Pusa Kıtma Hatice İelcuk Hafsa. Şahhuban X, f \
(#1.154«) (81. 1553) (1498-1588). (1487-1524) ikinci defa (51. 153«) Mehmed İle evlendi Saadet ile evlendi Kwa Sinan Paso Maktul İbrahim Paga Bognak Mustafa Paga I Ue evlendi ile evlendi ile evlendi I I ı _I | Osmangah Ahmed _|_
Osman Pasa | I
Mehmedsah (dot. 1525)
Osman Paga (öl. 1568)
Mehmed Paga (öl. 1605)
Emine
bdullah
522-1526)
Bayezid
(1526-1562)
Cihangir Eğri Mahmud (1531-1553) (1512-1522)
tfehmed (Murad)
*1— Şah
Hacı Paga (öl. 1627)
Haşan Bey (öl. 1603)
İbrahim (öl. 1601)
ı
Mehmed (1521-1543) Hümâgah, Ferhad Paga ile evlendi _l___
1-
X,
Müezzinzade Ali Paga ile evlendi
Mustafa Ağa
(1568-1593)
Osman (öl. 1630)
Süleyman
Fatma (öl. 1588)
Mİullah 1. 1561)
Mehmed
(51. 1561)
Murad (öl. 1560)
anunî Sultan Süleyman I
Ayge Hatice
_T (
Hanzade Mihrümah _(doğ. 1550)
Mihrümah (1522 – 1578). Büstem Paga ile evlendi
I |
Osman Bey Hümâgah,
(öl. 1576) 1° Semiz Ahmed Paga ve 2° Feridun Ahmed Bey ile evlendi
(a. Hürrem) Selim II Sárt (1524-1574)
1 –1-[—
Hakanî Mehmed Bey Mustafa Paga Osman Bey
(51. 1593) (51.1593) (51.1591)
1 bdurrah ma fiile evlendi
I
Mehmed
(1602-1646)
-X.
(ÖL 1597)
n Saliha (öl. 1576),
Yusuf Sinan Paga jle evlendi
Mahmud (öl. 1643)
>dullah L 1574)
Cihangir (öl. 1574)
Mehmed Mustafa Osman (öl. 1572) (01. 1574) (51. 1574)
Süleyman (öl. 1574)
thmed Bey . 1666)
¡44-1715)
hir İsmail Bey . 1751)
Esmahan
(1545-1585).
1° Sokullu Mehmed Paga ve 2° Kalaylıkoz Ali Paga ile evlendi _J_
Mahmud
(1585-1585)
Haşan Paga (öl. 1602)
İbrahim Paga (1565-1622)
Murad III ^
Şah
Gevherhan Sultan (doğ. 1544)
Fatma (öl. 1580).
Kanijeli Siyavu9 Paga ile evlendi
(a. Nurbânû)
M«ırod III
(1546-1595)
I
■> devamı sayfa 6M’ta
Mustafa Paga
Sinan Bey (1575-1599)
o. MEYDAN
OSMANLI
224
Murad III
I
Abdullah
(1585-1595)
Ahmed
Alâeddin Davud (81. 1595)
Abdurrahman
(61. 1595)
All ‘
(öl. 1595)
Alemsah (51. 1595)
Cihangir [1] (1585-1585)
Bayezid (1586-1595)
Hasan
(51. 1595)
Ishak
(51. 1595)
Cihangir [2] Hüseyin (1587-1595) (öl. 1595)
Mahmud
(1582-1595)
Korkud (51. 1595)
Mehmed III iL.*
Mustafa
(1585-1595)
Murad
(51. 1595)
Ömer (51. 1595)
Osman (51. 1595)
Süleyman (1585 – 1585)
Selim
(1567-1595)
Yusuf (51. 1595)
Ÿakub Ayşe (51. 1595) (51. 1604)
Mahmud
(1582-1603)
(a. Safiye) Mehmed III
(1566-1603) _l_r
Mihrümah Hatice
Selim
(1585-1597)
Süleyman (51. 1603)
(a. Handan) Mustafa I
(1592-1639)
Sevgilim
Fatma,
Kara Halil Paşa İle evlendi
Mahmud Bey (51. 1598)
Ahmed I
(a. Handan) Ahmed I
(1590-1617)
‘a hr iye
Mustafa I
Bayezid
(1612-1635)
Hüseyin (1613-1617) Haşan (51. 1612)
Mehmed (1605-1621) 1 Casım
(1613-1638)
(a. Mahfiruze) Osman II Genç (1604-1622)
1 (a. Kösem Mahpeyker) Murad IV
(1609-1640)
Selim
(1611-1635)
Itike 1;
Emir
(1621-1622)
Mustafa Zeynep
Osman II (Genç)
İbrahim
(a. Kösem Mahpeyker) İbrahim
(1615 – 1648)
Ahmed
(1627-1640)
Mehmed
(1633-1640)
Alâeddin
(1635-1640)
1 i Ayge Esmahan
Süleyman
(1631-1640)
Süleyman
(1611-1635)
Murad IV
yge. Kösem
1° Nasuh Pasa. (1606-1612)
2° Karakuş Mehmed.
3° Hafız Ahmed Pasa,
4° Murteza Pasa,
5° Ahmed Pasa Holepli ve 6° Ahmed Pasa Voynvk ile evlendi
Mustafa Bey
(öl. 1628) I I-
Fatma
(doğ. 1605)
T
Zeynep Hanzade Gevherhan,
(51. 1650) Recep Pasa Topal ile evlendi
I
Safiye (51. 1630)
Gevher (doğ. 1630) : ■’atma
T
[anzade Kaya Esmahan Rukiye [1] Rukiye [2] (1633-1652). (öl. 1716),
:iafise Melek Ahmed Paşa Melek İbrahim Paça
ile evlendi ile evlendi
İfife
(doğ. 1645) (doğ. 1652)
i
Safiye,
Sarı Hüseyin Paşa ile evlendi
_L
Ayşe
(51. 1717)
1 ‘-L
Mehmed Remzi Rukiye Fatma (W* 1719) <»• 1896 > (öl. 1727)
Bayezid Cihangir Murad Orhan
(1646-1647) (1646-1648) (1643-1644) (1648-1650)
Osman Selim (doğ. 1644) (1644-1699)
Beyhan ijevl
Atike Ayse Fatma Beyhan Gevherhan Kaya
(doğ. 1646) (doğ. 1642) (1645-1700) (1642-1694)
Kaya iti
mmügülsüm
(a. Hatice Turhan Sultan) Mehmed IV 4wt
(1642-1693)
(a. Saliha Dilâşub) Suleyman II
(1642-1691)
Süleyman II
(a. Hatice Muazzez) Ahmed II
(1643-1695)
I I-i-
İbrahim Selim Asiye
(1692-1714) (1692-1693) (öl. 1694)
Atike
(doğ. 1694)
Süleyman Bayezid Süleyman
(doğ. 1681) (1678-1679) (doğ. 1681)
(a. Rabia Gülnûş) Ahmed III
(1673-1736)
Mustafa II
(a. Rabia Gülnûş) Mustafa II
(1664-1703)
1
Fatma (öl. 1700),
1° Çerkez İbrahim Paşa ve 2° Yusuf Paşa Topal ile evlendi
_L
Hatice (öl. 1743),
1° Musa Pasa Sartkçt ve 2° Haşan Pasa Moralt ile evlendi
I
1-
Küçük,
Merzifonlu Kara Mustafa Pasa ile evlendi
İlaktulzade Ali Paşa
ûmmügülsüm (öl. 1720),
Küçük Osman Paşa ile evlendi
Rukiye (öl. 1720)
Safiye (öl. 1710)
Abdullah Âli Nasıf Haşan
(öl. 1699) (öl. 1699) (öl. 1691) (öl. 1684)
Ahmed II
Fatma (öl. 1701)
Hatice (öl. 1699)
Ahmed [1] Ahmed [2] Ö asan Hüseyin
(1899-1899)(1T03-17 03)(1699 – 1733)(1698 – 1700)
Mehmed Murad [1] Murad [2] (1698-1703) (1702-1703)(1703-1703)
Selim Ayse Emine Esma Fatma Rukiye [1] (1699-1701) (1696-1752) (1696-1739) (öl. 1699) (öl. 1698)
Zeynep ûmmügülsüm (öl. 1705) (1700-1701)
Ahmed III
ümmetullah (1700 – 1727). Sirke Osman Pasa ile evlendi
Safiye
(1696-1778), Maktulzade Ali Pa«8 ile evlendi
Rukiye [2] (öl. 1703)
Mahmud I
Hibetullah (1725-1766), Hacı Ali Pasa’ ile evlendi
Fatma
(1750-1801)
ümmetullah (öl. 1744)
Zahide
(1724-1790)
1
Bayezid
“> devamı sayfa 641’de
Osman III
Foto. MEYDAN
OSMANLI
Abdullah îbdüïmëcïd Ibdülmelik (1719-1719) (1709-1710) (1709-1711)
Ahmed III
—1_
225
i r-1-r
Ali Bayezid Hasan Ibrahim
(1706-1706) (1718-1771) (1720-1721)
Mahmud llehmed [1] Mehmed [2] ¿lehmed [3] Mehmed [41 iurad [1] ¡Üuroú [2] (81. 1756) (1697-1703) (1705-1706) (1712-1713) (1717-1756) <1707-1707) (1703-1708
(s. Mlhrljah)
Mustafa III
(1717-1774)
_L
T- ^—T. r- L
U. Mlhrlsah) foehmed Beyhan Esma Katma Hatice [İJ Hatice [2) Hlbetullah MihrUmah Mlhrlsalı gah Salim III (1766-1767) jl766-1824) (doğ. 1766)(1768-1822), (1759-1762) (1760-1764) (1762-1769) (1761-
(1761-1808) Seyit Ahmed Paya 1803)
ile evlendi
_L
I
Alîeddin Pasa
(öl. 1812)
“1
Osman Paya
(51. 1809)
tike Esma [2] Esma [1] Emine [2] ¿mine [1] -¿yge
(1712-1737) (»1. 1788) (81. 1732) (öl. 1720) (1715-1775).
1° Ratib Ahmed Paşa,
2° İstanbullu Mehmed Pasa ve 3° Cihangir Mehmed Pasa ile evlendi
Süleyman ¿eyfeddin itelim [2] Selim [1] Ñumañ İsa (1710-1732)(1728-1732) (1715-1716) (1706-1708) (1723-1764)<1706-1706}
Rukiye [2] (öl. 1780),
Lalazade Nuri Mehmed Bey ile evlendi
n
Rukiye [1] _L
Ahmed Rıfad Bey (öl. 1803)
i
Süleyman Bey (öl. 1787)
Selim III
Fatma
(1704-1733),
1° Ali Paşa Kömürcü ve 2° Nevşehirli İbrahim Paşa ile evlendi
Ferdane Hatice [1] Hatice [2] (öl. 1718) (1707-1708) (doğ. 1710)
ehmed Paşa
A ehmed Bey
Abdülhamid I
Fatma, Mustafa Bey ile evlendi
Mehmed Bey
Hibctullah
Naile Nazife Rabia [1] Rabia [2] Reyhane Rukiyefl] (1725-1726) (1725-1764)(1719-1722) (1727-1728) (W- 1720) (1707-1707)
]latice [3] (1719-1738),
1° Hafız Ahmed Pasa,
2° Ali Paja ve 3° Halil Ağa ile evlendi
Süleyman İzzi Efendi (öl. 175$)
ümmügülsüm (1708-1732), Nevşehirli Ali Fasa ile evlendi
1-1–
Sabi ha Rukiye [2] (1726-1726′) (1712-1714)
Hafız Mehmed Rey (öl. 1763)
Mustafa Bey (öl. 1780)
(^mmühabibe Ümmüselma [1] Ümmüselma [2] Zeyneb [2] ¿cyneb [1] Zeyneb Asıma Zübeyde Üİİ
(öl. 1730) (öl. 1719)
(1732-1732) (1710-1710) (1708-1708)
(1728-1756)
Abdullah Âbdürrahim Abdiilaziz Ihmed Âleınşah (1775-1775) (1777-1777)(1779-1779) (1776-1778» (1781-1786)
Mehmed Murad (1776-1781) (1783-1785)
(a. Nakşidil) Mahmud II
(1785-1839)
yse
Aynişah Süleyman Selim
aliha
(1715-1778),
1° San Mustafa Pa«a.
2 0 Sarhoş Ali Pasa,
3° Ragıb Mehmed Paşa ve 4° Turşu Mehmed Pasa ile evlendi
J_
Ümmetullah [1] Ommetullah [2j (doğ. 1719) (1723-1724)
(1777-1777) (1780-1780) (1779-1786) (doğ. ,1779)
Nusret Mehmed (a. Ayşe)
Ahmed
(öl. 1773)
Ayse
(öl. 1754)
(1782-1785)
Mustafa IV
(1779-1808)
Dürrlşehvar
(1774-1826).
Ahmed Nazif Efendi ile evlendi
ı-
Atiyetullah (öl. 1848),
Mahmud Bey ile evlendi
~ı-
Emine (öl. 1813),
İsmail Zühtü Rey ile evlendi
I
Yakub
(öl. 1841}
n–J
Fatma Hatice
(doğ. 1730) .
t i ı ı ı r~ ı
Emine Esma [1] Esma [2] Fatma Hatice Hibetullah Melikşah
(1788-1791) (doğ. 1778) (1782-1848) (1782-1785) (doğ. 1784) (1789-1841) (1781-1781)
(öl. 1805)
Ahmed Muhtar Molla Efendi (1807-1882)
Mustafa IV
Mahmud II
Kabza £2] (İ78G – 1786) Rabia [1] (17^0 – 17S0)
Zekiye (öl. 1787) Salilıa (1786-1787)
_Abdüloziz
(1830-1876)
1 Abdülhamid [1] 1 Abdullah 1 Ahmed [1] Ahmed [3] 1 Ahmed [5] 1 ■ Kemaleddin “T …………… Mehmed [1] “1………… Murad
(1813-1825) (ÖL 1820) (1814-1815) (1819-1810) (1823-1823) (1814-1814) (1812 – 1813)
Abdülhamid [2] (a. Bezmiâlem) Ahmed [2] Ahmed [4] (1827-1829) Abdülmecid I (1819 – 1819) (1822-1823) -(1823-1861)
Bayezld Mahmud
(1812-1812) (1822-1829
• – Jt-
Mehmed [2] Niz^jetldin ) (1822-1822) (lMKfl83S
Süleyman
(1818-1819)
MünireMihrünıah Hayriye [2] Hayriye [1] ¿amide [2] Hamide [1] llatic* Katma [2] Fatma [1] Esma Emine iyge Âtiye
(1824-(1812- (1833-1833>(1831-1831)(1813-1819>(1817-1817)(1825-i 1811- (1809- (1813-1816)(1809-1810) (1824-1850),
1825) 1838) 1842) 1825) 1809) Ahmed Fethi Paşa
ile evlendi
beride,
Mahmud Pasa İle evlendi
Zeyneb (öl. 1816)
¿aliha ¿ah
(1811-1843),
Gürcü Mehmed HaJil ile evlendi
Abdülhamid Bey Asaf Mahmud Celâleddin Paşa (1835-1836)_(1853 – 1903)
Mahmud Celâleddin Paşa (öl. 1884)
Adile
(1826-1835), Mehu:od Al! Pasa ile evlendi
–,
•> devamı sayfa 642’de
Mehmed Saip Bey (öl. 1871)
r—-,
Seniye Hayriye Mahmud Edhem Paş3
(doğ. 1847) (öl. 1869), (Öl. 188G)
1° Ahmed Bifat Be* vo 2° _işkodraI:?.adc Ali Rıza Bey ile evlendi
—–—^-Celâleddin Paşa
(doğ. 18C8)
Foto. MEYDAN
B.L.A. IX — 41
OSMANLI
226
(a. Pertevniyal) Abdülaxix
<1830-1876)
(a. Hayranıdil) Abdülmecid II Halife (1868-1944)
Mahmud Celâleddin Mehmed Selim Mehmed Seyfeddin Emine [1] Emine [2] Yusuf İzzeddin Esma Fatma M (İn ire Nazıma Saliha
(1862-1888′ (1866-1867 ) (doğ. 1894) (1866-1867)(1873-1920X1857-1918) (1870-1897)(1874-1874 ) (1877-1877)(doğ. 1866) (doğ. 1862
Ömer Faruk (doğ. 1898)
1
DUrrisehvar (doğ. 1913)
Ahmed Tevhid Mahmud Şevket Fatma Gevheri (doğ. 1904) (doğ. 1903) (doğ. 1904)
Mehmed Nizameddiıı (doğ. 1908)
T I
Hatice Şükriye Mihrişah
(doğ. 1916)
Nesligah (doğ. 1921)
(a. Bezmiâlem) Abdülmecid I
(1823-1861)
_J_,_
Ahmed
(1845 – 1845)
Ahmed Kemaleddin Bahaoddin Mehmed Abdüssamed Mehmed Âbid Mehmed Burhaneddiıı Mehmed Fuad (1847-1905) (öl. 1852) (öl. 1854) (1848-1848) (1849-1876) (1848-1848)
M Un ire (doğ. 1877)
İbrahim Tevfik (doğ. 1874)
Mehmed Nizameddiıı (1850-1853)
(a. Şevkefzâ) Mehmed Murad V
(1840-1904)
Mehmed Rüşdü (1852-1852)
(a. Gülcemal)’ Mehmed V Reşad
(1844-1918)
T
T
I-1 I ı
Mehmed Selâhaddiıı Seyfeddin Süleyman Bey Aliye Fatma Fehime Hatice
(1861-1915) (doğ. 1872) (doğ. 1866) (doğ. 1879) (doğ. 1879) (doğ. 1875) (doğ. 1870)
H I I
Osman Fuad Pasa Behiye Rukiye | |
(doğ. 1895) (doğ. 1881) (doğ. 1885)
Mahmud Necmeddin Mehmed Ziyneddin Ömer Hilmi llefia (1878-1913) (doğ. 1873) (doğ. 1888) (doğ. 1887)
Abc*ülmecid
T
I 7 I I I
ehice Behiye Süleyman Osman Seyfeddin Nureddin Mehmed Ziyaeddin Mehmed Vamık
(1841-1847) (1818-1876) . (1861-1909) (dİ. 1855) (1851-1855) (1846-1849) (1850-1850)
(a. Gülüştü)
Mehmed VI Vahideddin
(1861-1926)
Abdülhalim (doğ. 1894)
Damat Şerafeddin Emine Naciye (doğ. 1904) (doğ. 1898)
Ertuğrul Mehmed Fatma Ulviye Fenire Rukiye Sabih
(doğ. 1912) (doğ. 1892) (doğ. 1888) (doğ. 1894)
iemlle Fa1
Cemile Fatma Fehime [1] Fehime [2] Hatice Mediha Mevhibe Mukbile Münire
(1843-1915) (1840-1884) (1855-1856) (1861-1861) (1842-1842) (doğ. 1856) (1840-1841) (1850-1853) (1844-1862)
Abdülaziz
Naile Naime Neire Kefia
(1857-1882) (1840-1843) (1841-1844) (1842-1879)
T I I I I
Rukiye Sabiha Semiha Seniha Şahime
(1848-1849) (doğ. 1877) (doğ. 1851) (1855-1856)
(a. Tirimüjgân) Abdülhamid II
(1842-1918)
Abdülhamid II
Mehmed V Resad
Murad V
Mehmed VI Vcrfıideddin
Abdürrahim (doğ. 1894)
Abdülkadir (doğ. 18 78)
Ahmed Nureddin (doğ. 1901)
Ahmed Nuri Mehmed Abld (1878-1903) (doğ. 1905)
Mehmed Bedreddin (doğ. 1901)
Mehmed Burhaneddin (doğ. 1885)
Mehmed Selim (doğ. 1870)
Mihrümah Selçuk (doğ. 1920)
Samiye
(1908-1909)
Refia
(doğ. 1891)
Naime Naile
(doğ. 1876), (doğ. 1884)
Mehmed Kemalleddin Paşa ile evlendi
Ayşe
(1886-1960)
Şadiye (doğ, 1886)
Ulviye Zekiye
(1864-1870) (doğ. 1871)
Foto. MEY D Ah

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.