Osmanlı-Rus Savaşı

Paylaşmak Güzeldir Sende Paylaşır Mısın?

Osmanlı-Rus Savaşı (1877-78), 93 h a r b î
olarak da bilinir, Osmanlı Devleti’nin Rus
Çarlığı karşısında ağır bir yenilgiye uğradığı
savaş. Bu yenilgi Osmanlı Devleti’nin dağılma
sürecini hızlandırmıştır.
Tersane Konferansı’nda (1876) alman kararların
Osmanlı Devleti’nce reddedilmesinden
sonra Rusya, Paris Antlaşması’nın
(1856) Karadeniz’de tersane ve savaş gemileri
bulundurulmayacağına ilişkin hükümlerini
tanımadığını bildirdi. Ardından da Ortodoks
uyruklarına söz konusu antlaşmadaki
hükümleri uygulaması için Osmanlı Devleti’ne
baskıda bulunmaya başladı. Bu sırada
İngiltere, Rusya’nın OsmanlIlara savaş
ilan etmesini önlemek amacıyla Londra
Konferansının toplanmasına ön ayak oldu.
Ama OsmanlIlar konferansta hazırlanan
protokolü içişlerine müdahale sayarak reddettiler.
Ülkedeki Panslavist akımların etkisiyle
protokolün reddini bir savaş nedeni
sayacağını önceden bildirmiş olan Rusya
24 Nisan 1877’de Eflâk ve Boğdan’a girerek
Osmanlılara savaş açtı. Osmanlılar, Kafkasya
ve Tuna olmak üzere iki cephede,
kendilerinden üstün durumdaki Rus ordusuna
karşı savunma savaşı verdi.
Kafkasya cephesinde Ahmed Muhtar Paşa
komutasındaki Osmanlı ordusu, Ruslara
karşı uzun süre direndi. Nisan-Mayıs
1877’de Doğubeyazıt ve Ardahan Ruslarca
Osmanlı-Rus Savaşı’nda Ahmed Muhtar Paşa
komutasındaki ordunun Ruslarla çarpışmasını
betimleyen bir resim, Askeri Müze, İstanbul
Ara Güler Arşivi
işgal edildi. Ama Halyaz ve Zivin’de Rus
orduları yenilgiye uğratıldı. Gedikler (25
Ağustos) ve Yahniler (4 Ekim) çarpışmaları
OsmanlIların zaferiyle sonuçlandı. Rusların
15 Ekim’deki Alacadağ Çarpışması’nda kazandığı
zaferle Kafkas cephesindeki OsmanlI
kuvvetleri çözülmeye başladı. Kasım
1877’de Kars’ı ele geçiren Rus orduları
Erzurum’a yöneldi. Ahmed Muhtar Paşa,
Kars-Erzurum arasında kurduğu savunma
hattında kış koşullarını iyi değerlendirerek
üstün bir savunma savaşı verdiyse de Erzurum
düştü.
Tuna cephesinde ise Çırpanlı Abdülkerim
Nadir Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri,
Rusçuk, Silistre, Şumnu ve Varna
arasında bulunan Doğu Tuna Ordusu, Vidin’de
üslenen Batı Tuna Ordusu ve ikisinin
arasında yer alan Balkan Ordusu olmak
üzere üç ordudan oluşuyordu. Tuna Cephesi
savaşları Rusların 21 Haziran 1877’de
saldırıya geçmesiyle başladı. Tırnova ve
Niğbolu’yu alan Rus orduları Şıpka Geçidine
indi. Aralık 1877’de Plevne’nin düşmesinden
(bak. Plevne Savunması) sonra Suplar
da Osmanlılara karşı yoğun saldırıya
geçtiler. Hızla ilerleyen Rus orduları Kızanlık,
Samaku, Yenizağra, Çırpan, Tırnova ve
Filibe’yi aldıktan sonra Meriç’i geçti. 20
Ocak 1878’de Edirne düştü. Ruslar Silivri’yi
de alarak Ayastefanos’a (bugün Yeşilköy)
kadar ilerlediler. Savaş Osmanlılarm isteği
üzerine imzalanan Ayastefanos Antlaşması’yla(*)
son buldu.
Savaş, Osmanlı Devleti’nin dağılma sürecini
başlatan ilk önemli olaylardan biri sayılır. II.
Abdülhamid’in, yenilgiden sorumlu tuttuğu
Heyet-i Mebusan’ı süresiz tatil ederek Kanun-
ı Esasi’yi askıya alması, ayrıca savaş
sonrasında Balkanlar’la Kafkasya’dan Anadolu’ya
gelen 1 milyonu aşkın göçmenin yol
açtığı toplumsal ve ekonomik bunalım öbür
önemli sonuçlardır. Başlangıçtaki başarılara
karşın ordunun donatım eksikliği ve teknik
yetersizlikleri, özellikle Tuna cephesindeki
komutanlar arasında görülen geçimsizlik ile
II. Abdülhamid’in doğrudan ve yanlış müdahaleleri
yenilginin başlıca nedenleri olarak
gösterilir.


Paylaşmak Güzeldir Sende Paylaşır Mısın?

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.