Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

Osmanlı Basınından

Çanakkale’de Rüsdiye Mektebi İmtihanları Yapıldı

Kaleci Sultaniye’de (Çanakkale) bulunan rüşdiye mektebinde ilim öğrenmekte olan öğrencilerin bu seneki imtihan zamanları geldiğinden, âdet üzere ulema ve şeyhlerle askerî görevliler, memurlar ve eşraftan oluşan umumi bir meclis toplanmıştır. Hocaları Hâzım Efendi hazır olduğu halde sorulan suallere verdikleri kâfi derecedeki cevaplar, öğrencilerin kabiliyet ve liyakatlerini ispat etmiştir. Padişahımızın sayesinde imtihanların yapılarak talebenin hünerlerini isbat etmesi ve bu vesileyle padişah hazretlerinin ömür ve şevketlerinin artması için herkes tarafından dua edilerek Cenaba Hakk’m dergâhına arz olunması hususları, Çanakkale’den mazbata ile bildirilmiştir. Bu durum, medeniyet binasının temeli olan umumi terbiye kitabının intişarı sebeplerinden olduğundan övülmeye değer maddelerdendir.

(Ruzname-i Ceridemi Havadis, numara: 519, 9 Cemaziyelahir 1279 [ 1 Aralık 1862

 

Halep’e Ceviz Büyüklüğünde Dolu Yağdı

Halep

Fırat refikimizde okunduğuna göre Ramazana Şerifin yirmi beşinci günü şiddetli yağmurla birlikte Halep’in kuzeybatı tarafındaki bahçe ve tarlalara küçük ceviz hacminde hayli dolu da yağmıştır. İşbu yağmur ve doludan Halep bahçeleriyle Cebeldi Sem‘an kazasının bazı köylerindeki ekili tarlalarda cüzî bir hasar meydana gelmişse de hamdolsun nüfus ve binaca hiçbir telefat vuku bulmamıştır.

(Mizan, numara: 101, 23 Şevval 1306 [21 Haziran 1889])

 Hamilton’un Raporu

General Hamilton

Berlin, 20 Ağustos – Londra’dan: General Hamilton gönderdiği raporda aşağıdaki malumatı veriyor: “Gelibolu Yarımadasındaki en son harekât, Avustralya ve Yeni Zelanda askerlerinin bulunduğu noktanın güney ve batısındaki düşman mevziine karşı yapılan taarruzdan ve Suvla Koyu’na yeniden asker ihracından ibaret kalmıştır. Aldığımız malumata nazaran Türkler, müttefiklere şiddetle hücum için külliyetli miktarda imdat kuvveti almışlardır. Düşmanın takriben 24 saat devam eden hücumuna güçlükle mukavemet edebildik. Muharebe gayet şiddetli olmuştur. Zayiatımız gayet külliyetlidir. Suvla Koyu’na asker ihracı işi muvaffakiyetle neticelendi. Fakat düşmanın pek çok ihtiyat kuvveti getirterek ileri hareketimizi durdurması hasebiyle askerlerimiz, hissedilir derecede ilerlemeye muvaffak olamadılar.”

(İkdam, numara: 6650, 11 Şevval 1333 [22 Ağustos 1915])

 

Vesile-Î Ticaret Bakkaliye Mağazası

Mağaza numarası: 103 Telefon numarası: 107

Hatapkapı’da Eski Jandarma Karakol Mahallinde Toptan Perakende Nefislik Kolaylık Ucuzluk Kardeşlerimle bakkallarımızın nazardı dikkatine Hususi olarak üretilmiş olan en âlâ kuyruk yağları toptan ve perakende rekabet kabul etmeyecek bir derecede ucuz olarak ve envaiçe^it m^arnalar toptan yüz beş paraya, perakende yüz on paraya.

Her nevi erzakın en âlâları gayet ucuz ve nefis bir şekilde toptan ve perakende olarak satılın

(Peyam, numara: 192, 8 Receb 1332 [2 Haziran 1914])

Kanuni Sultan Süleyman Yayına Hazırlayan: Orhan Yavuz Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 608 Sayfa

İstanbul’un fethinden sonraki döndüncü padişah olduğu gibi divan sahibi padişahlar içinde de dördüncü sırada yer alan Kanuni Sultan Süleyman Han, askeri ve idari dehasının yanında sanat yönü ile dikkatleri üstüne çeker. O, Muhibbî mahlasıyla şiirler yazmıştır. Şiir; Muhibbî’nin sığındığı, dinlendiği, konuştuğu emniyetli bir yer gibidir. Onun için Muhibbî Türk edebiyatında en çok şiir yazan beş altı şairden biri olarak görülür. Eserde, Muhibbî’nin kendi el yazısıyla yine kendi şiirleri arasından seçme yaparak toplamış olduğu 287 şiir yer almaktadır. Kanunî’ye ait olduğu bilinen nüshanın tıpkıbasımı da çalışmanın sonuna eklenerek yayımlanmıştır. Doç. Dr. Orhan Yavuz tarafından incelemesi yapılan eserin yayma hazırlanmasında Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi, Hazine Kitaplığı, 1132 numarada kayıtlı yazma nüsha esas alınmıştır ekonomi, hukuk gibi birçok sanası için uuu،m kaynak metinlerdir.

Yayma hazırlanan Göynük Şer‘iyye Sicili, Sultan İkinci Bayezid devrine aittir ve H. 908-912 / M. 1503-1507 tarihlerini ihtiva etmektedir. Tarihin karanlıklarına gömülüp kalmışken tesadüfen bulunarak Çamlıca Araştırma Kütüphanesine kazandırılan defter, bu kütüphanenin Yazma Eserler kısmında nr. 99’da kayıtlıdır. Taşra sicilleri arasında Bursa’nın 24, Kayseri’nin 2 adet sicilinden sonra en erken tarihli sicil defteri olan Göynük Şer‘iyye Sicili’nin, bugün Osmanlı Arşivi’nde bulunan ve 18. asır ortalarından başlayan Göynük’e ait diğer şer‘iyye sicillerinden takriben 250 yıl daha erken tarihli olması, kıymet ve ehemmiyetini artırmaktadır.

Göynük tarihine önemli katkılar yapacak mahiyette toplam 140 adet hükmün yer aldığı defterde, suret ve meal olarak 10’a yakın ferman, ihtisab kanunnamesi, piyade siyasetnamesi, beylerbeyi beratı gibi muhtelif kayıtlar yanında Akşemseddin hazretlerinin oğlu meşhur mutasavvıf şair Hamdi Çelebi ile ilgili de bir hüküm bulunmaktadır.

Ayasofya

Ayasofya

Açıldığı günden beri Ayasofya, önce Kostantiniyye’nin sonra İstanburun simgesi abide bir eser olagelmiştir، Fethin nişanesi olarak camiye çevrildikten sonra Ayasofya’ya zamanla ilaveler yapıldı, bina elden geçirildi. En geniş tamiratı ise Sultan Abdülmecid devrinde gördü.

Bu tamirata Mimar G. Fossati memur edilmişti. Aynı zamanda iyi bir ressam olan Fossati, bu çalışmalar sırasında Ayasofya ve çevresinin resimlerini de çizmişti. Bunları kitap olarak 1852’de Sultan Abdülmecidin de desteğiyle bastırdı.

Bu nüshalardan bugün Osmanlı Arşivi Kütüphanesinde bulunan nüsha, Çamlıca Basım Yayın tarafından 162 yıl sonra yeniden basıldı. Bu kitapçık, yapılan yeni neşirden sizleri haberdar ediyor.

Ayasofya Albümü

Çamlıca Basını Yayın Yayın ve Tic. A.Ş. Adına Sahibi: Ahmet Temiz,

Yazı İşleri Müdürü: Kemal Erkan, Genel Yayın Yönetmeni: Ömer Faruk Yılmaz, Yayın Editörü: Ahmet Apaydın, Editör: Veysel Sekmen,

Tasarım: Sedat Yazıhtaş, Hazırlayanlar: Osman Doğan-Soner Demirsoy Haziran

Fetih ve Ayasofya

İlk olarak 15 Haziran 360 tarihinde inşa edilmiş olan Ayasofya, Fatih Sultan Mehmed Han’ın İstanbul’u fethine kadar Hıristiyan dünyasının en önemli kiliselerinden biri idi. Fetihten sonra da bir İslâm geleneği olarak camiye çevirildi. İslam ordusu ilk Cuma namazını Akşemseddin Hazretleri’nin imametinde burada kıldı.

Bu tarihten itibaren de şehrin ulu camii oldu. Bakımsız haldeki binanın ilk tamiri bu devirde gerçekleştirildi. Fadişah ileriki yıllarda yapılacak bakım masraflarını karşılaması için önemli miktarda mülk vakfetti. Vakfiye kaydına g^e Fatih, caminin yanına bir de medrese inşa ettirdi.

Mimar Sinan ve Ayasofya

Sonraki tarihlerde tahta çıkan Osmanlı padişahları da Ayasofya’yı tamir ettirmekten geri durmadılar. Sultan ikinci Bayezid Han bir minare yaptırdı. Sultan ikinci Selim camiye bir minare daha ilave ettirdiği gibi Mimar Sinan’ı Ayasofya’nın tamiri ile vazifelendirdi. Başmimar duvarları sağlamlaştırmak için payandalar yaptı ve çevresini düzenledi. Günümüzdeki pek çok sanat tarihçisi mimarın ortak görüşüne göre Ayasofya’mn günümüze ulaşmasındaki asıl çalışma Mimar Sinan tarafından yapıldı. Ayasofya’nın etrafındaki türbelerin yapımına da bu devirde başlandı. Sultan İkinci Selim için yapılan türbeyi Üçüncü Murad ve Üçüncü Mehmed türbeleri izledi. 1717 ve 1733 tamirlerinden sonra 1739 tarihinde şadırvan, sıbyan mektebi, imaret, kütüphane yapıldı.

Abdülmecid Han ve Ayasofya

Abdülmecid Han

Abdülmecid Han devrine gelindiğinde cami büyük bir tamire ihtiyaç duyar hale gelmişti. Sultan bu iş için, Rus elçilik binasını tamir etmek üzere İstanbul’da bulunan Mimar Gaspare Fossati’yi vazifelendirdi. İki yıl süren bu tamirat esnasında yaklaşık sekiz yüz işçi çalıştı.

Bina neredeyse tamamen elden geçirildi. Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin yazdığı Lafzatullah, Peygamberimiz, Dört Halife ile Haşan ve Hüseyin Efendilerimizin isim levhaları asıldı. Camiye hünkâr mahfili, muvakkithane ilave edildiği gibi Fatih devrinde yapılan medrese de baştan sona yenilendi.

Fossati bu tamirat esnasında ortaya çıkan mozaiklerin çizimlerini yayınlamak istemiş ancak gerçekleştirememişti. Bunun üzerine Ayasofya’nın içini ve dışını gösteren 25 adet çizim hazırlamıştır. Çizimleri 1852’de Londra’da albüm olarak bastırdı. Bu albüm; el işçiliği ile boyanmış, mukavva üzerinde, kutulu, büyük boy 80 adet; ciltli olarak tasarlanmış orta boy 100 adet ve sulu boya ile hazırlanmış küçük boy şeklinde 200 adet olmak üzere üç farklı türde 380 adet basıldı.

Sultan, Amerika’ya Albüm Hediye Ediyor

Mimar Fossati’nin 25 Mart 1853 tarihinde Hariciye Nazırı Rıfat Paşa’ya yazdığı mektubundan anlaşıldığına göre bu albümlerin öncelikle bir tanesi padişahın zatına, diğeri devlete hediye edildi. Padişah Abdülmecid Han da bu çalışmayı takdir amacıyla Fossati’yi bir pırlanta yüzükle mükâfatlandırdı. Yine aynı mektuptan anlaşıldığına göre, saraya albümlerin el ile boyanmış ve mukavva üzerine yapıştırılmış olanlarından 10, büyük boy kâğıt üzerine basılmışlarından 10 olmak üzere 20 adet albüm verilmiştir. Ancak bu albümlerin 15 tanesi satın alındı ve Amerikan elçiliğinin talebi üzerine bir tanesi Washington’da bulunan Meclisli Maarif Kütüphanesi’ne hediye edildi. Satın alınan diğer albümler ise Ragıp Paşa Kütüphanesi’ne konuldu.

30 Aralık 1892 tarihinde Sultan İkinci Abdülhamid’in emri ile bu kütüphanede bulunan Ayasofya albümlerinden Yıldız Sarayı, Erkandı Harbiye, Bahriye Dairesi, Hendesehane^i Mülkiye ve diğer kütüphanelere birer adet olmak üzere dağıtıldı.

 

 

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.