Osmanlı Basınından Yeni Serasker Paşanın Askere Tembihatı

Osmanlı Basınından Yeni Serasker Paşanın Askere Tembihatı

Velinimetimiz padişahımız efendimiz hazretlerinin askerleri hakkında sonsuz olan teveccühlerine ve bunca lütuf ve ihsanlarına teşekkür olarak uğurlarında can fedası yolunu tutarak iftihar edeceğimiz gibi bütün askerî kanun, nizam, usul ve âdâba dikkat ve riayetle de hepimiz şükran vecibesini yerine getirmeye borçluyuz. Askerî sınıfın ayırıcı vasfı olan nizam ve intizamın açık alametlerinden olup askerlik şanına yakışan âdâb ve tazim usullerinin her yerde hakkıyla gözetilmesi ve askerî görünüşün dikkatsizlikten daima korunması askerce pek lüzumlu olan hususlardandır. Bu sebeple subay ve neferlerin gerek memur oldukları hizmet esnasında ve gerek çarşıda gezerken askerî âdâbı asla unutmamaları, üstlerinde bulunan büyük-küçük subaylara ve sair hürmet gösterilmesi gereken zatlara tesadüf ettiklerinde tazim merasimini yerine getirmeye dikkat etmeleri, askerliğe yakışmayacak şekilde yani göğüsleri açık, başına yemeni sararak ve yağmurlu havalarda şemsiye tutarak gezmemeleri ve şan ve haysiyetlerine yakışmayan ve insanlar arasında ayıplanan mahallere gitmemeleri icap etmektedir. Ayrıca sokaklarda sigara içmek, nizamından fazla saç bırakmak, subaysa kılıcını refakatinde bulunan nöbetçi çavuş ve onbaşılara veyahut uşaklarına vererek arkaları sıra taşıtmak ve refakatlerinde bulunacak nöbetçi çavuş ve neferleri nizamının haricinde olarak evinin işlerinde ve şahsî konularda istihdam etmek gibi haller vukua getirilmemesi askerlikte ziyade dikkat olunacak şeylerdir. Bütün bunlara dikkat ve itina kılınmasını ve Ramazan-ı Şerifte gece ve gündüz sokaklarda âdaba son derece uygun olarak gezilip namaz vakti yakında bulunan camiye gidilerek namazların edasına dikkat olunmasını hatırlatırım. Hâsılı askerlik hizmeti, şerefi ne kadar büyükse vazifesi de o kadar büyük olup bunun en büyüğü de askere yakışan yiğitliği göstermekle beraber güzel bir ahlak ve edebe sahip olmak hususu olduğundan bunu herkesin nazarında göstermeye fazlasıyla çalışılmasını büyük subaylardan erlere kadar bütün arkadaşlarıma tembih ederim. Padişahımızın askerlerimiz hakkındaki sonsuz teveccüh ve muhabbetlerini bir kat daha artırmak için iftiharla çalışacağım. (Tasvir-i Efkâr, numara; 69, 5 Ramazan 1279 [24 Şubat 1863])

1

1 2

Cenâb-ı Hak Nelere Kâdir!1867

Travnik sancağına bağlı Yayçe kasabasının Sokya mahallesi sakinlerinden Zâimovik Mustafa’nın bir buçuk yaşındaki küçük kızı Hatice, Naîııı Efendizade Mehmed Bey’in bahçesinde diğer çocuklarla birlikte oynarken, bahçenin harap olan duvarı küçük kızın üzerine yıkılarak zavallı, taş ve toprak yığınının altında kalmıştır. Bu acı haberi babası duyar duymaz derhal oraya varmış ve birtakım adamlar bulup birlikte taş ve toprak yığınlarını kaldırmaya başlamışlardır. Küçük kızı oradan çıkardıklarında Allah’ın kudret ve muhafazasıyla korunup hiçbir azasına zarar gelmediği ve hatta bir yerinde bile yara ve bere olmayıp son derece sıhhat ve afiyette bulunduğu, Travnik sancağı mutasarrıflığının mektubundan anlaşılmıştır.

Siibhâne men tehayyera fi sun‘ihi’l-ukûl

Sübhâne men bi-kudretihî yu‘cizü’l-fuhûl

Kar ve Şiddetli Kış 1894

Manastır’dan gelen mektupta vilayetin her tarafına beş günden beri devamlı olarak kar yağdığı, soğuğun müthiş bir dereceye vardığı ve eğer kar iki gün daha devam edecek olursa diğer şehirlerle haberleşmenin kesileceği bildirilerek yakacakların çokluğu ve ucuzluğundan dolayı  memnuniyet beyan ediliyor.

1

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)