Osman Dede

Paylaşmak Güzeldir Sende Paylaşır Mısın?

Osman Dede (n a y î ), k u t b -i n a y î o sm a n
d e d e olarak da bilinir (d. y. 1652, İstanbul –
ö. 1730, İstanbul), Osmanlı besteci. Bilinen
en eski ney virtüözlerindendir.
Genç yaşta Galata (Kulekapısı) Mevlevihanesi
şeyhi Gavsi Ahmed Dede Efendi’ye
bağlandı. Dönemin ünlü hattatlarından Nefeszade
İsmail Efendi’den sülüs ve nesih,
Gavsi Ahmed Dede’den talik yazı meşk
etti. Arapça ve Farsça öğrendi. Hem ilahiyat
ve tasavvufla, hem de edebiyat ve
müzikle ilgilendi. 1680’de Galata Mevlevihanesi’nin
neyzenbaşılığma getirildi. Gavsi
Ahmed Dede’nin ölümünden sonra dergâhın
şeyhi oldu (1698). Daha sonra Mevlevihanede
Mesnevi dersleri verdi.
Kendinden önce düzenlenmiş ebced notasından^)
büyük ölçüde yararlanarak yeni
bir müzik yazısı hazırladı. Eskisinden daha
gelişkin olan bu sistemle pek çok yapıtı
yazıya geçirdi. Ama bu son derece önemli
derleme günümüze ulaşmamıştır. Hz. Muhammed’e
ilişkin Ravzatul-İcaz adlı kitabı
da onun günümüze ulaşmayan yapıtlarındandır.
Osman Dede ayrıca Rabt-ı Tâbirât-ı
Musiki adlı manzum bir müzik sözlüğü
hazırladı. “Nayi” ve “Osman” mahlaslarıyla
şiirler yazdı.
Osman Dede’nin müzik alanındaki en
önemli yapıtı olan Miraciye, yarısı unutulmuş
olmakla birlikte, yalnızca dinsel müziğin
değil tüm klasik Türk müziği repertuarının
en uzun ve sanat değeri en yüksek
örneklerinden biridir. Öbür besteleri çargâh,
hicaz, rast ve uşşak makamlarında dört
Mevlevi ayini, bayati, çargâh, muhayyersümbüle,
rast, segâh ve uşşak makamlarında
altı Mevlevi peşrevi, arazbar, büzürg,
hüseyni, neva ve rast makamlarında beş
dindışı peşrev, buselikaşiran, büzürg ve
muhayyersümbüle makamlarında üç sazsonuç alamadı. Bir süre sonra ikinci bir
çarpışma sonunda Angelokome yakınındaki
Kulaca Hisar’ı aldı (1285). Bir ittifak kuran
bölgedeki tekfurlara karşı İkizce (Eğrice)
Savaşı’m kazandı (1286). Bu savaşta kardeşi
Savcı Bey öldü. Osmanlı kaynaklarına göre,
1288’de ele geçirdiği Sultanönü’de (Karacahisar)
ilk kez bir kiliseyi camiye çevirtti, ilk
hutbesini okuttu, ilk kadı ve subaşıyı atadı.
1292’de Göynük ve Mudurnu yörelerine
düzenlediği akında yüklü ganimetle döndü.
Sürekli akınlardan tedirgin olan Bizans
tekfurları, kendisini bir tekfurun düğününe
davet ederek öldürmeye karar verdiler.
Sonradan Müslümanlığı kabul ederek Osmanlı
hizmetine giren Harmankaya (bugün
Mihalgazi, Bilecik) tekfuru Köse Mihal’ın
bu suikast hazırlığını bildirmesi üzerine,
hemen harekete geçerek Bilecik ve Yarhisar’ı
ele geçirdi (1298). Bu savaşta Yarhisar
tekfurunun tutsak edilen kızı Holophira’yı
(sonradan Nilüfer Hatun) oğlu Orhan’la
evlendirdi. Aynı yıl Turgut Alp komutasındaki
kuvvetlerle İnegöl’ü de aldı.
Anadolu Selçuklu hükümdarı III. Keykubad’ın
Anadolu’da İlhanlIlara karşı girişilen
ayaklanma nedeniyle kaçması üzerine
1299’da bağımsızlığını ilan eden Osman
Bey, 1301’de Yenişehir’i alarak Nikaia (İznik)
ve Bursa’nm fethinin yolunu açtı.
Osmanlı Devleti’nin giderek yayılan fetihlerini
bir tehlike olarak gören Bursa tekfurunun
çevresinde topladığı Atranos (bugün
Orhaneli), Madenos (bugün Balat), Kete ve
Kestel tekfurlarını yenerek Kestel, Kete ve
Ulubat kalelerini ele geçirdi (1306). 1307’de
bir süre Nikaia’yı kuşattı ve Yalova’ya akın
düzenledi. 1313’te Akhisar, Geyve, Lüblüce
(Leblebici), Lefke (Osmaneli), Hisarcık,
Yanıkçahisar (Yanık Şarkıyye) gibi kaleleri
alarak Marmara Denizine dayanmış olan
Osmanlı sınırını Karadeniz’e doğru genişletmeye
başladı. 1314’te, daha sonra aralıklarla
sürdürülen Bursa kuşatmasını başlattı.
1317’de oğlu Orhan ve öbür komutanları
Sakarya Vadisi ile Marmara Denizi arasındaki
kalelerin fethiyle görevlendirdi. Yaşlılığı
ve hastalığı nedeniyle 1320’de Orhan’ı
kendisine vekil atadı. Orhan’ın Bursa’yı
almasından kısa bir süre sonra öldü. Cenazesi
sonradan Bursa’ya götürülerek Gümüşlü
Kümbet’e gömüldü.
Anadolu Selçuklularından beylik alameti
olarak “tabi ü alem” (davul ve bayrak) alan,
adil ve eşitlikçi yönetimiyle yöresindeki
beylerin de güvenini kazanan Osman Bey,
komşu Türk beylikleriyle çatışmaktan sürekli
kaçınmasıyla da tanınır. Döneminde
beyliğinin gelirleri, denetimini ve güvenliğini
sağladığı panayır ve pazarlardan aldığı
bac-ı bazar (pazar vergisi) ile hayvan besleyenlerden
ağnam resmi adı altında alman
vergi ve savaşlarda ele geçirilen ganimetin
beşte biriydi. İlk Osmanlı parasını Orhan
Bey’in bastırdığı kabul edilirse de son
zamanlarda Osman Bey döneminde basılmış
bir akçe parçası da bulunmuştur.


Paylaşmak Güzeldir Sende Paylaşır Mısın?

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.